Dünya tarihine bakıldığında bütün büyük medeniyetlerin, hakikat algıları, hayatı, dünyayı kavrama biçimleri doğrultusunda insanlığa bir bakış açısı teklif ettiği görülecektir. Bu bakış açısı, sanattan, siyasete, mimariden, ticarete, eğitimden, hukuka her alanda kendisini gösterir. Roma Medeniyetini Çin'den Hint'i Grek'ten, İslam Medeniyetini Batı Medeniyetinden olumlu ve olumsuz yönleriyle ayıran
işte tam olarak bu bakış açısıdır. Öyleyse bir medeniyeti hakkıyla anlamak için onun bakış açısını kavrayabilmeliyiz. Sahih bir idrakin yoluysa medeniyetlerin kendisini, dünyayı algılayış biçimlerini mükemmelen ortaya koyduğu sanatlarını anlamaktan geçer. Kendi medeniyetimize yabancılaştığımız uzun bir yüz yıldan sonra bugün İslam Medeniyeti'nin dünyaya ne teklif ettiğini önce anlamak sonra anlatmak için yapmamız gereken ilk iş kendimizi yani kendi sanatlarımızı tanımak ve onu yeniden üretmenin yolunu bulmaktır.