07/05/2022
Bu ağaç bir bilgedir. O öğretmendir. Bizden çok yaşamış, çağlar görmüş, tüm kainatın bilgisine vakıf olmuştur. Çünkü onun başkaca hiç bir uğraşı yoktur. O öleceğini bilmez. Ölüm korkusu olmayan bütün korkulardan da münezzehtir. Yeryüzünde bir sonunun olduğunu bilen tek tür biziz. Bu korku bizi hayatta tutar. Yani bütün eylemlerimizin nedeni ölmemek arzusudur. Ebedi kork*muz bize türlü yan korkuları da beraberinde getirir. Utanç, başarısızlık ya da kaybetme endişesi, kıskançlık, açlık korkusu ve daha pek çok insani korku bizi bilgiden uzaklaştırdı ve sadece varlığını biraz daha uzatabilmek için durmaksızın çabalayan et yığınlarına dönüştürdü. Oysa ağaç baktı, gördü ve bildi. Rüzgara, yağmura ve güneşe "Neden?" diye sormayı hiç düşünmedi. Neden olduğu yerde olduğunu sorgulamadı. Sadece öğrendi ve öğretti. Meyvesini çalan kuşlara, bedenini kemiren görünür görünmez hiç bir varlığa gücenmedi. Bedenine çizikler atan insanoğluna nefretle bakmadı. Kabuğu kendi kendine ve ağır ağır iyileşirken o hala baktı, gördü ve öğrendi. Çünkü o ölümü bilmiyor.
Ondan öğreneceğimiz çok şey var. Üstelik o bu öğreti için bir ücret de talep ediyor değildir. İmtihan etmez, bilemediğinizde sizi cezalandırmaz, karşısında saygıyla eğilmenizi ve onu onurlandırmanızı da beklemez. Yapmamız gereken tek şey ona gitmek olduğu halde, biz marketteki fiyatlardan, patronumuzdan, birbirimizden, bize hiçbir zaman adil davranacağını vaadetmeyen hayattan şikayet ediyoruz. Ve günün sonunda hiçbir şey kazanamadan, küçük hayatlarımızda hiçbir fark oluşturamadan uykuya dalıyoruz. Gündelik telaşlarımızın içinde kendi kendimizi öğüten biziz. Fakat bu suçu hiç düşünmeden kadere isnat ediyoruz. Kendimiz düşünmediğimiz gibi, düşünen insanları deli diye yaftalıyor, onları bizden olabildiğince uzak tutabilecek deliklere tıkıyoruz? Ya deli bizsek? Ya hiçbir şey aslında göründüğü gibi değilse? Ya ölümü çok yanlış tanımışsak? Dünyada her şey ölür ama yaşamaya devam eder. Ölmek yaşamamak olamaz. Yeryüzündeki hiçbir şey yok olacak kadar değersiz değildir. Ya ölmek, bir uçakla, karlı bir yarım küreden, mevsimi yaz olan diğer yarım küreye geçmek kadar basit bir şeyse?