24/03/2026
27 Mart’a giderken…
27 Mart Dünya Tiyatro Günü.
Tiyatro bir ülkenin değil, insanlığın hafızasıdır.
Tiyatro, yalnızca sahnede olup biten bir sanat değildir.
Tiyatro, insanın kendine bakma cesaretidir.
Bir ışığın altında söylenen söz, bazen bir toplumun sustuğu yerde başlar.
Bir oyuncunun nefesi, bazen bir halkın hafızasını taşır.
Bu yüzden tiyatro; yalnızca eğlence değil, varoluşun, itirazın, yüzleşmenin ve umudun en canlı biçimlerinden biridir.
Bugün, dünyanın neresinde olursa olsun sahneye çıkan, perde arkasında bekleyen, prova alan, yazan, yöneten, düşünen, ışık kuran, dekor taşıyan ve seyirci koltuğunda sessizce tanıklık eden herkesi aynı büyük cümlenin içinde görüyoruz.
Çünkü tiyatro, bir kişiye değil; bir topluma aittir.
Bir ülkeye değil; insanlığın ortak hafızasına aittir.
Dünya değişiyor.
Diller değişiyor.
Biçimler, anlatılar, sahneler ve seyir alışkanlıkları değişiyor.
Ama insanın kendini anlatma ihtiyacı değişmiyor.
İşte tiyatro tam da burada varlığını sürdürüyor:
İnsanın insana canlı canlı dokunduğu o eşsiz yerde.
Tiyatro yalnızca alkışlanan an değildir.
Bekleyiştir.
Yoksunlukta üretmektir.
İmkânsızlık içinde hayal kurmaktır.
Bir sandalye, bir masa, bir karanlık ve tek bir cümleyle koca bir evren kurabilmektir.
Bu yönüyle tiyatro, insan ruhunun en dirençli sanatlarından biridir.
Bugün bir kez daha söylüyoruz:
Sanat, hayatın kenarında duran bir süs değil; hayatın merkezindeki ihtiyaçtır.
Tiyatro ise bu ihtiyacın en çıplak, en doğrudan, en insani seslerinden biridir.
27 Mart’ta yalnızca bir günü kutlamıyoruz.
İnsanın anlatma hakkını, dinlenme ihtiyacını, hatırlama gücünü ve birlikte hissetme imkânını savunuyoruz.
Çünkü perde her açıldığında yalnızca bir oyun başlamaz; yeniden düşünme, yeniden görme ve yeniden insan olma ihtimali doğar.
Ve diliyoruz ki bu dünyanın çocukları sahne sesini, savaş sesinden daha çok duysun.
Silahların sustuğu, insanlığın birbirini yeniden dinlediği bir dünya mümkün olsun.
Barış, yalnızca ülkeler için değil; insan ruhu için de kalıcı olsun.
Perde açık kalsın.
Söz derinleşsin.
Sessizlik anlam kazansın.
Ve dünya, sahnede yeniden birbirini duysun.
•
•
•