Hayatın dolayımsız dönüştürücü gücü olan sanat, yaşadığımız yüzyılın en etkin müdahale/mücadele aracıdır. Tiyatronun, edebiyatın, müziğin, plastik sanatların, fotoğrafın ve sinemanın gericileşme karşısında yegane güç olarak, kolektif bir örgütlenmenin başat konusu olması başlı başına bir gerekliliktir. Günün nitelikli sanat üreticileri, kolektif mücadeleden bağımsız kalamayacakları gibi nitelik
li üretimin alımlayıcıyla buluşmasında da yalnız bırakılmamalıdırlar. Alımlayıcının kolektif bir irade içerisinde ve sanatın gücü sayesinde, farkındalığının artması ve mücadeleci kimliğinin oluşması küçümsenmeyecek kadar değerlidir. Haziran sonrası ülkemizde dilin, renklerin ve ritmin mücadele estetiğinde bir eşiği geçtiğini ve bu estetiğin paylaşım temelinde bir güç haline gelmesinin temel görev olması gerektiği aşikardır.Tüm sanat alanlarında düzenlenecek etkinliklerin başat amacı karanlığa karşı mücadelede yeni bir yol açmaktır. Yeniden,kararlı ve daha güçlü olarak bu yaratım sürecini oluşturmak temel kaygıdır. Bu kaygılar ışığında ve sorumluluk bilinciyle;
Ticarileşmenin ve softalığın aydınlanma kalelerine sızdığı,
Niceliğe niteliğin mahkum edilmeye çalışıldığı,
Sansürün arttığı, heykellerin yıkıldığı ve sahnelerin bir bir kapatıldığı,
Aydınlanmanın ve ilericiliğin kazanımlarının saldırı altında olduğu bir dönemde,
Eşitlik ve özgürlük mücadelesinin başat yoldaşının sanat olduğunu bilerek;
Sahnemiz, kalemimiz,fırçamız ve sazımızla geliyoruz.