09/06/2026
Kızım beni hastane yatağında, kazadan kalma yaralarım hâlâ kanarken düğün hazırlığı yaptığı otel odasından aradı. “Yarın gelme baba. Evini ve arabanı sattık. Elveda.” Bağırmam gerekiyordu. Onun yerine güldüm. “Bir şeyi unuttun Selin.” Sesi soğuk bir tona büründü. “Neyi?” Telefonumdaki sahte belgelere bakıp gülümsedim, çünkü sattığı ev hiçbir zaman sadece bana ait olmamıştı...
Hastanenin ışıkları altında, kaburgalarım sıkıca sarılmış, sol kolum askıda ve saç diplerimde kurumuş kan lekeleriyle yatarken kızım aradı. Sesi, sanki bir tatil müjdesi veriyormuş gibi parlak, hatta neşeli geliyordu.
“Baba, yarın evleniyorum ama sakın gelme. Ayrıca arabanı ve evini de sattık. Hadi eyvallah.”
Üç saniye boyunca sadece yanımdaki monitörün yavaş bip sesini duydum.
Sonra, “Peki Selin,” dedim. “Ama bir şeyi eksik bıraktın.”
Duraksadı. “Ne demek istiyorsun?”
Güldüm.
Önce alçak sesle. Göğsümden sızarak çıkan, kapı eşiğindeki hemşirenin bana bakmasına sebep olan yorgun, kırık bir gülüştü bu. Çünkü sattığı ev, aslında satabileceği bir mülk değildi.
Araba da öyle.
Selin her zaman benim zayıf olduğumu düşünmüştü. Annesi öldükten sonra onu tek başıma büyüttüm; geceleri çalıştım, yarı uykulu halde kahvaltılar hazırladım, okul masraflarını karşıladım, kredi kartı borçlarını iki kez sıfırladım. Eski ceketimi küçümsemesini ya da küçük muhasebe ofisime “iç karartıcı” demesini görmezden geldim.
Sonra Volkan çıktı ortaya.
Yakışıklı, bakımlı ve açgözlü. Dişlerini göstererek gülümseyen ama gözleriyle cüzdanınızı kollayan o adamlardan biri. Altı ay içinde Selin, para istemediği sürece uğramaz oldu. Sekizinci ayda bana “baskıcı” demeye başladı. Onuncu ayda ise, “eğer sağlığın kötüleşirse işleri yönetmeme yardım etmen için” diyerek bana “bazı rutin belgeler” imzalatmak istedi.
Hiçbir şey imzalamamıştım.
Ancak o akşam, bir kamyon kırmızı ışıkta geçip benim sedan arabamı kağıt gibi katladıktan sonra hastanede uyandım ve kızımın evimi satışa çıkarmak, arabamı devretmek ve emeklilik hesabım sandığı parayı boşaltmak için sahte belgeler kullandığını öğrendim.
Selin şimdi daha sert bir sesle sordu: “Neyi eksik bırakmışım?”
“Her şeyin üzerinde aslında kimin isminin yazdığını kontrol etmeliydin.”
Sessizlik.
Sonra Volkan’ın sesi duyuldu: “İhtiyar, dram yapma. Satış bitti. Alıcılar pazartesi günü taşınıyor. Selin, sana bakıcılık yapmaktan daha iyi bir hayatı hak ediyor.”
Gözlerimi kapattım.
Acı vücudumda ateş gibi geziyordu ama zihnim buz gibi olmuştu.
“Volkan,” dedim sakince, “yanlış sakat ihtiyarı hedef aldın.”
Güldü. “Bir daha görüşmemek üzere.”
Telefon kapandı.
Hemşire yaklaştı. “Kemal Bey, iyi misiniz?”
Elimdeki seruma, sonra telefona baktım.
“Evet,” dedim. “Avukatımı bağlayın.”
DEVAM1 Y0RUMDA ⬇⬇