Tiyatro Tiyana

  💕🤲🏻
30/03/2025

💕🤲🏻





🌺"Padişah, baş vezire sormuş:- ‘Eğitim mi önemli, karakter mi..?’Vezir hemen cevap vermiş:- ‘Karakter önemlidir sultanım...
12/08/2024

🌺"Padişah, baş vezire sormuş:
- ‘Eğitim mi önemli, karakter mi..?’
Vezir hemen cevap vermiş:
- ‘Karakter önemlidir sultanım..!’
✍️... Padişah, memleketin her yanına tellallar göndermiş:
🤔... - ‘Duyduk duymadık demeyin… En iyi hayvan eğiticisine 100 kese altın ödül verilecek..!’
Yapılan elemelerden sonra bir kişi, ‘ülkenin en iyi hayvan eğiticisi’ olarak padişah’ın huzuruna çıkmış. Padişah sormuş:
- ‘Bir kedi’ye tepsiyle servis yapmayı ne kadar zamanda öğretirsin.?’
👉- ‘Altı ayda öğretirim padişahım..!’
Aradan altı ay geçmiş. Eğitici huzura alınmış.
Padişah sormuş:
- ‘Öğrettin mi..?’
- ‘Öğrettim padişahım..!’
Saray erkanı toplanmış. Hünerli kedi elinde tepsiyle servis yapmaya başlamış. Tam baş vezirin önüne geldiği zaman padişah sormuş:
- ‘Ey vezir..! Söyle bakalım, eğitim mi önemlidir, karakter mi..?’
Vezir, padişahın sorusuna cevap vermeden önce, kaftanının altında hazır tuttuğu bir fare’yi yere bırakmış. Kedi, fareyi görünce tepsiyi attığı gibi farenin peşinden koşmaya başlamış. Altı aylık eğitim de boşa gitmiş.Vezir, padişahın sorusuna cevap vermiş:
- ‘Karakter önemlidir padişahım.
Önünde bir fare gördüğünde her şeyi unutan bu kedi gibi, eline bir fırsat geçtiğinde çıkarının peşinde koşan, dinini bile satan, eğitimli fakat karakteri bozuk insanlardan da Rabbim herkesi korusun..!’
Atalarımız ne güzel söylemiş
asil azmaz bal kokmaz kokarsa yağ kokar
aslı ayrandır... 🌺

BİR HAİN NASIL YETİŞTİRİLİR ? Attila İLHAN🔴İstihbarat dünyasında "kuş yumurtası üretmek" diye bir deyim vardır. Diyelim ...
22/07/2024

BİR HAİN NASIL YETİŞTİRİLİR ? Attila İLHAN
🔴İstihbarat dünyasında "kuş yumurtası üretmek" diye bir deyim vardır. Diyelim ki X ülkesinde bundan 20 sene sonra yapmak istediğiniz uzun vadeli bir operasyon var. Bu operasyon için size çeşitli provakatörler lazım ve en güvenilir provakatör kendi yetiştirdiğinizdir. Bu iş için yetenekli ama geleceği parlak olmayan zayıf karakterli bir "yumurta" bulunur.
🔴Mesela bu genç üniversitede devşirilir ve aşama aşama önce öğretim görevlisi daha sonrada medya parlatmaları ve şirket sponsorluklarıyla ülkede sözü dinlenen bir Profesör haline getirilir. Gerekirse tüm araştırma ve kitapları da eline hazır olarak verilir.
🔴Ülkedeki insanlar bu kişinin yazdığını sandıkları muhteşem eserleri okur ve ona olan saygıları artar. Böylece yumurta kuluçka aşamasını bitirmiş ve çatlayıp güzel bir kuş olma zamanı gelmiştir.
Belirlenen zamanda bu profesör medya yoluyla müthiş radikal açıklamalar yapmaya başlar ve tüm ülkeyi karıştırır.
Aynı anda kendisi gibi yetiştirilen diğer yumurtalarda farklı faaliyetlere girişirler. Neyse konu uzun benim yerim dar ama ilgilenenler için Doğu Bloğunun çöküş dönemine bakmalarını salık veririm.
* * *
🔴Bu alakasız konudan sonra gelelim Orhan beye.
Ferit Orhan Pamuk Beyin (kimsenin bilmesini istemediği göbek adı Ferit'tir) aslında ülkesine bu kadar muhalif olmasına bir sebep yoktur. Hani fakir ve hayatını zorluklar içinde geçirmiş, içerde yatmış birisi olsa belki anlayacağım ama Orhan Pamuk sülalece aristokrat tabakasına mensuptur ve bugün eleştirdiği devletin çok ekmeğini yemiştir.
🔴Mesela dedesi Cumhuriyetin ilk mühendislerindendir ve özellikle Atatürk,İnönü dönemlerinde yapılan demiryolu hamlesinde büyük ihaleler alıp kısa zamanda zengin olmuştur. Oğulları bu koca servetin büyük kısmını sefahatle tüketseler de Orhan Pamuğun zengin bir hayat sürmesine yetecek kadar servet kalmıştır...
🔴Peki Orhan Pamuk'ta oluşan bu sistem düşmanlığı nereden kaynaklanıyor ve acaba "yapay" bir düşmanlık mı sorularına cevap arayalım.
🔴Orhan Pamuğun hayatının ilk evrelerine baktığımız zaman koca bir başarısızlık olduğunu görüyoruz. 30 yaşına kadar iki okul değiştirmiş ve sırf askerliğini kısa dönem yapmak için Gazetecilik okumuş bir insan. İlk başlarda ressam olmak isterken sonra yazarlığa sarıyor. Yıllarca evinin odasına kapanarak ödüller alan ama kimsenin para vermek istemediği romanlar yazıyor. Tam artık buraya kadarmış aşamasına geldiği anda sihirli bir değnek değmiş gibi Orhan Pamuğun kitapları satmaya ve yurtdışında tanınmaya başlıyor.
Peki bu sihirli değnek acaba nerede değmiş olabilir. Benim kanaatimce bu değneğin izini Amerika'da sürmek lazımdır.
🔴Amerika'ya gitmeden önce Orhan Pamuk üzerinde derin etkileri olduğu anlaşılan birisinden bahsetmek lazım. Bu kişi Orhan Pamuğun erkek kardeşi Şevket Pamuk.
🔴Şevket Pamuk Orhan Pamuğun ilk dönemlerinin aksine oldukça başarılı bir insan. Amerika'da Yale, Berkeley gibi sağlam üniversitelerde ekonomi okuduktan sonra Türkiye'de bir çok üniversitede ders veren Şevket Pamuk, Osmanlı ekonomisi üzerinde tanınmış bir uzman. Kendisi pek çok yabancı üniversitede Osmanlı ve Türkiye ekonomisi üzerine dersler vermiş.
🔴Bu üniversitelerden en ilginci İsrail'de bulunan Negev Ben Gurion üniversitesi. İsmini İsrail'in ilk başbakanı, İsrail'in kurucularından ve hatta anarşik faaliyetleri yüzünden Osmanlı tarafından Filistin'den kovulacak kadar fanatik siyonist olan David Ben Gurion'dan almıştır.
Üniversitenin derslerini MOSSAD'ın da ilgiyle takip edip raporlar hazırlattığı bir "Ortadoğu Çalışmaları" bölümü bulunmakta. İşte sayın Şevket Pamuk böylesine kaliteli bir bölümde (!!!) ders verebilecek kadar yetenekli bir ekonomi uzmanımız.
🔴Ben Gurion üniversitesinin başında 14 sene Dünya Bankası'nda çalışmış ve daha sonra bu başarılarından ötürü Rotary ve Lions klüplerinin 2000 yılının adamı olarak seçtikleri Prof.Avishay Braverman bulunmakta. Böylesine başarılı bir ekonomistin yönettiği üniversitede ekonomi dersi vermenin önemini anlamışsınızdır. İşte Orhan Pamuğun kardeşi Şevket Pamuk bu kadar değerli bir hocamız.
Evet biz Orhan Pamuğun Amerika yolculuğuna dönelim gene.
🔴1985-1988 arasında tam üç sene Amerika'da kaldı Orhan Pamuk. Bu dönemde Amerika'da harıl harıl kitap yazmanın dışında çok önemli bir kursu da başarıyla bitirdi.Bu kurs Iowa üniversitesi bünyesinde verilen International Writing Program (IWP) isimli çok ilginç bir kurs.
Kursun amacı dünyanın değişik bölgelerinden gelen ve kendilerinde potansiyel görülen yazarların Amerikan hayatını tanımaları ve kitaplarını yazabilecek güzel bir ortama kavuşmaları.
🔴Bu "iyiliksever"programın bünyesinde her sene 20 kadar yazar ağırlanıyor.
İşte Orhan Pamuğun bu kurstan sonra hayatı değişti. Yani onun deyimiyle "Bir kursa gitti hayatı değişti". Bu arada kurstan 2004 senesinde mezun olan bir başka Türkün ismi de MAHİR AKTAŞ, aklınızda bulunsun çünkü geleceği parlak.
🔴İnsan düşünmeden edemiyor bu üniversite bu kadar insanı çağırıp onları aylarca yedirip içirecek ve ağırlayacak parayı nereden buluyor diye.
Cevabı basit.
🔴Bu yazar eğitim kursu programının baş sponsoru Amerikan Dışişleri Bakanlığı.
Orhan Pamuğun şansı Amerika'da bundan sonra oldukça açılıyor.
Baktığımız zaman Orhan Pamuğun Amerika'da basılan kitaplarının tamamına yakını aynı yayınevinden çıkmış. Bu yayınevi Random House.
🔴Yayınevinin sahipleriyse dünyaca ünlü Alman Bertelsmann yayıncılık. Bertelsman'ın kurucusu ve şu anda emekli hayatı süren dünyanın en zenginlerinden Reinhard Mohnda sihirli değnek örneklerinden. Bay Mohn İkinci Dünya Savaşı'nda general Rommelin Afrikakorps birliğinde asteğmen olarak savaşıyor. Burada Amerikalılara esir düşerek Kansas'da bir esir kampına tıkılıyor. O zamana kadar kitaplara ilgi duymayan Mohn biranda kitap sever oluveriyor. Savaştan sonra komünizm tehdidi altındaki ülkesine dönen Mohn aniden bir yayınevi açarak ilahi kitapları ve dini kitaplar basmaya başlıyor. İşte Bertelsmanın kuruluşu böylesine mütevazi.
🔴1991 senesinde emekli olduğu zaman Bertelsmann dünyanın en büyük yayıncılarından ve kendisi de karun kadar zengin. Bu Amerikalılar asteğmen Mohn'a esir kampında ne yedirdilerse adam başarının sırrını buluveriyor bir anda. Bertelsman'ın bir diğer ilginç özelliği Doğan Holding'le 2001 senesinde Müzik piyasasına yönelik bir ortaklığa gitmeleri. Bu ortaklığın tüm görüşmeleri bizzat Aydın Doğanın kızı Hanzade tarafından yapıldı. Buna göre şu an Türkiye'de yayınlanan pek çok yabancı müzik albümü hep bu ortaklığın sayesinde Türkiye'ye ulaşıyor.
İşte bu büyük grup Orhan Pamuğu çok sevmiş olacak ki tüm kitaplarını satsa da satmasa da ısrarla onlar basıyorlar.
🔴Orhan Pamuğun en büyük başarılarından biri de dünyaca ünlü IMPAC Dublin ödülünü almış olması. Bu ödül öylesine basit bir plaket değil tabii ki. Çünkü ödül jürisi "Benim adım Kırmızı" kitabını öylesine beğenmiş ki birde hediyesi olarak 115 bin dolar vermişler.
🔴Peki bir Türk yazarına kendisiyle aynı mesleği yapan çoğu meslektaşının hayatları boyunca bir arada göremeyeceği meblağı veren kurumun arkasındaki güç kim.
Bu şirket ödüle ismini veren IMPAC şirketi.
🔴IMPAC tüm dünyada yaygın yönetim danışmanlığı hizmetleri veren bir Amerikan şirketi. Yönetim danışmanlığı adı altında güzel istihbarat hizmetleri verdiği de bilinir. Şirketin başındaki Dr James Irwin İrlanda'yı ve kitapları çok sevdiği için böylesine güzel bir ödül ortaya çıkarmış ve her sene başarılı bir yazara bu ödül veriliyor.
🔴Edebiyat sever dostumuz bay Irwin çok da aktif birisi. Kendisi Amerika'nın önde gelen Cumhuriyetçilerinden ve Amerikan ordusuyla arası harika. O kadar harika ki Amerikan Askeri akademisi West Point'den üstün hizmet ödülü almış.
🔴Orhan Pamuğa verilen ödülün sponsoru bay James Irwin "International Democratic Union" derneğinin de baş üyesi ve muhasebecisi. Bu dernek dünya çapındaki merkez sağ partileri bir araya getirmek için kurulmuş.
🔴Kurucuları arasında Ronald Reagan, Margaret Thatcher, Baba George Bush, Helmut Kohl ve Jack Chirac gibi önemli isimler de bulunmakta.
Derneğin Türkiye'den de iki üyesi var. Bunlar Anavatan Partisi ve Doğru Yol Partisi. Derneğin şu anki başkanı Avustralya'nın Amerikan yanlısı başbakanı John Howard.
🔴James Irwin bunun dışında Washinton'da bulunan "Center for Democracy" derneğinin de üyesi. Tüm dünyaya Amerikan demokrasisi getirme amacındaki bu derneğin en ilginç siması artık hepimizin tanıdığı Henry Kissinger. Kissinger dendi mi o demokrasinin nasıl geleceğini hepiniz tahmin edersiniz herhalde.
Orhan Pamuğun otuz yaşlarına kadar odasından çıkmayan biri olarak çok büyük aşamalar kaydettiği büyük bir gerçek. Şu anda kazandığı ünün ve paranın keyfini çıkarmakla meşgul. Taksim meydanına yakın ve muhteşem boğaz manzaralı teras katında yeni eserleriyle uğraşıyor. Duvarlarında Japon edebiyatına kadar tasnif edilmiş yüzlerce kitap bulunan lüks dairesini sadece çalışma amaçlı kullanıyor ve bazen de yakın dostlarıyla yemek yiyor.
Bu eve sık sık gelen yakın dostlardan biride Yahudi asıllı Amerikan gazetecisi Jeri Liber di. Bu şahsiyeti hafızası güçlü olanlar hatırlayacaklardır. Kurucusu olduğu insan hakları izleme komitesini temsilen Türkiye'deki insan hakları ihlallerini konu alan bir rapor yazmıştı. Sonra bu rapor kitap haline de dönüştürüldü. Bu raporda Türk ordusunun Kürtlere katliam yaptığını iddia edilmiş ve Türk ordusuna açıkça "serseriler" diye hitapta bulunulmuştu. Bu kitabın çevirisini yapan Ertuğrul Kürkçü ve Ayşe Nur Zarakoğlu hakkında dava açılınca Jeri Liber onlara destek vermek için hemen Türkiye'ye gelerek mahkemelere katılmıştı.
🔴Herhalde Orhan Pamuğun fikirlerinin oluşmasında Jeri Liber'le özel teras katında yaptığı yemekli sohbetlerin büyük etkisi olmuştur....''
Attilâ İLHAN

17/03/2024

Bütün sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı kutlu olsun.
14/03/2024

Bütün sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı kutlu olsun.

03/12/2023



Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü sevgi, saygı ve minnetle anıyoruz.
10/11/2023

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü sevgi, saygı ve minnetle anıyoruz.

oğuzatay der  ..."Bazılarımız, şiirlere şarkılara, filmlere ve kitaplara tutunuyor.Sanırım artık tutunamıyor insan.İnsan...
04/10/2023

oğuzatay der ...

"Bazılarımız, şiirlere şarkılara, filmlere ve kitaplara tutunuyor.
Sanırım artık tutunamıyor insan.
İnsana..."

Kimse kimseyi ne avutmak ne de kimse insanla avunmak istiyor.Bireyin bu kadar önemli (!) olduğu bir o kadar da sahsiyetsizleştirildigi başka dönem olmuş mudur? Muhtemelen olmuştur.

En yakın zaman dilimi Ortacağa bakıyoruz kölelerin bedenleri köle fakat zihinleri hep bir direniş halinde.
Bugün kürelleşmenin getirileriyle (!) tüm zihinler, gönüller işgal altında. Hem de gönüllü olarak isteniyor. İşgal edilmeyenleri ayıplıyor, kınıyoruz. İşgale uğramamişlar henüz yeterince köleleşemedim diye ağlıyor.

Algı, manipülasyon, reklam, çeşitli psikolojik ve sosyolojik yöntemlerle insan insan olmaktan her gün uzaklaşıyor, uzaklaştırılıyor. Çark o kadar hızlı ki biraz ara verip soluklanayım desen biri gelip seni iknaya çalışıyor. Bulaşıcı bir virüs gibi. Dokunduğumuzu kendimize benzetmek istiyoruz.
Almadın mı?
Gitmedin mi?
Yemedin mi?
Giymedin mi?
Denemedin mi?

Tarih boyunca insanoğlunun maddeye tapınma arzu ve tutkusu bitmedi, bitmeyecek görünüyor.

Sevgili Oğuz Atay, bu çağda en şerefli varlık insanı kaybettik, kendimizi gölgeleriyle avutuyoruz. O gölgeler ki yaratıcının ruhlarına üflediği eserler.
Hepsi "Bir" olanı anlatıyor, hatırlatıyor. Biz de yeni çağın meczuplarıyız. Kendisine gidemediklerimizi, kendimize getiriyoruz...
Alıntı

16/08/2023

Marmara Depremi'nin üzerinden seneler geçse de, depremde yitirdiklerimiz hâlen yüreklerimizde...
Deprem gerçeğinin farkındalığı ve sağlam binaların yapılması bilinciyle Marmara Depremi'nde yaşamlarını yitiren tüm yurttaşlarımızı bir kez daha rahmetle anıyor, bir daha böylesi büyük kayıplı felaketleri yaşamamayı temenni ediyoruz.

Kİ Fuat Başarılı Fuat Başarılı Fuat Başarılı - Fetih

        Yeni restoran açan birisinin acı ve gerçek itirafları :"Yeni restoranın açılması müşterilerden çok toptancıların...
17/07/2023



Yeni restoran açan birisinin acı ve gerçek itirafları :

"Yeni restoranın açılması müşterilerden çok toptancıların ilgisini çekmişti. İlk gelen sezonluk su stoğumu bana satmaya çalışan bayi oldu. Toptan alırsam, büyük su 3 liraya, küçük su 50 kuruşa geliyordu…

Onun ardından toptan gıdacı, meşrubatçı ve biracılar da geldi tabii.

Buraya kadar her şey normaldi…

Ancak arkası kapalı, üzerinde hiç yazı bulunmayan kamyonet geldiğinde ilk şokumu yaşadım.

Adam kaşar peyniri satıyordu. Kilosu 50 liradan… Ben, “Nasıl böyle ucuz satıyorsun?” deyince de adam açık açık söylemekten çekinmedi, “Abi bu dandik kaşar ama kimse ayırt edemez. Bak al bi parça…”

Nutkum tutulmuştu.

“Zararlı değil abi, patates püresine yağ ve kaşar aroması koyuyorlar…” demez mi?

O şokla adamı nasıl gönderdiğimi hatırlamıyorum.
Ertesi gün daha beterdi…

Kıymacı, köfteciydi gelen… Kilosu 60 liradan kıyma satıyordu…

Sinirlerime güç bela hakim olup kıyma denilen seyin muhtevasını sordum… Et aroması, tavuk deri ve
kemikleri, soya vs gibi “Zararsız” maddelerden üretiliyormuş.

Adam öğünerek, “Her şey dahil otellerden alan var abi” dediği an defettim dükkandan

Adamı kovdum kovmasına da, bu iş fena halde aklıma takıldı.

Kardeşim bu memlekette sahte olmayan bir şey yok mu?

Ben bu tip restoranlarda yemek yedim mi acaba? Yediysem kaç kere? Bu işin ucu nereye kadar gidiyor?

Oturdum bilgisayarın başına, başladım araştırmaya…

Aman tanrım! Neler neler varmış bu memlekette?

Yahu neredeyse gerçek bir şey yok piyasada. Her şeyin aroması var.

Üstelik bunlar internette online olarak satılmakta.

Aromalar saymakla bitmiyor.

Acı Biber Aroması, Acıbadem Aroması, Ahududu Aroması, Alabalık Aroması, Ananas Aroması, Anason Aroması, Antep Fıstığı Aroması, Ayran Aroması, Bal Aroması, Bergamot Aroması, Böğürtlen Aroması, Çam Sakızı Aroması, Çedar Peyniri Aroması, Ceviz Aroması, Çikolata Aroması, Çilek Aroması, Et Aroması, Fındık Aroması, Fıstık Aroması, Keçi Peyniri Aroması, Keçi Sütü Aroması,
Kekik Aroması, Kimyon Aroması, Koyun Peyniri Aroması, Koyun Sütü Aroması, Parmesan Peyniri Aroması, Tereyağı Aroması, Yoğurt Aroması, Zeytin
Aroması, Zeytinyağı Aroması, Ekmek Aroması…

Yahu, ekmeğin bile aroması var. Çakma ekmeği nasıl yapıyorsunuz kardeşim? Neden yapıyorsunuz?

Araştırdım, ekmekte durum bildiğiniz gibi değil…

Unun beyazlatıcısından tutun da maya besleyicisine (Yahu maya besleyici satıyor adamlar. Ninem ekşi mayadan, nohuttan yapardı ekmeği) hacim arttırıcısına kadar neler neler var. Adam gibi ekmek bile yedirmeyecekler bize.

Kahvelere köpük yapıcı satıyorlar yahu…

Köfte kızartılırken hacminin küçülmemesini sağlayan kimyasallar var.

Bilumum E-bilmemkaç maddelerini gördüm. Yeminle bin civarında ‘E’li madde var…

Bir o kadar da ‘E’siz katkı maddesi piyasada…

Bütün bunları yaşayıp öğrendikten sonra tımarhanelik olmadığım için çok şanslı olduğumu düşünüyorum.

İşte bu yüzden pılıyı pırtıyı toplayıp dükkânı kapattım ve bu işe bir daha girmemeye, hatta turistik yerlerde iyi tanımıyorsam, restoranlarda yemek yememeye karar verdim."(alıntıdır)

11/07/2023

#Сребреница

08/07/2023

Address

Konaklı

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Tiyatro Tiyana posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share