06/05/2016
Mithat Bereket'ten yeni yazı...
DAVUTOĞLU’NDAN VEDA VE AB
(Mithat Bereket'ten bir 'Davutoğlu' derlemesi... )
"Son 25 yıldır en köklü dönüşümlerin geçtiği bir süreçteyiz. Bir Akademisyen, Danışman, Dışişleri Bakanı ve Başbakan olarak aziz milletimizin hizmetinde olmak benim için en büyük gurur vesilesi olmuştur" sözleriyle başladı Davutoğlu, ve öylece devam etti:
"Kimseye sitem, öfke, kırgınlık taşımıyorum. Hakkımı helal ediyorum"...
Herkes farkındaydı…
Başbakan,artık gidiciydi...
Resmen veda ediyordu…
Tabii, anlayana !
Gerisi öylece geldi: AKP olağanüstü kongresi, 22 Mayıs'ta toplanacaktı ve bir Genel Başkan değişimi olması daha doğruydu, yani, kendisi kongrede aday olmayı düşünmüyordu…
Sonra devam etti….
Duygular yoğundu:
"Benim için yoldan önce önemli olan yol arkadaşıdır. Yol arkadaşlarımın benimle olmadıklarını anladığım anda bunu bana söylemelerini isterim. Hedef önemliyse, refik önemliyse hepimizin bir muhasebe yapması gerekiyordu. İstişareler neticesinde AK Parti’nin birliği için refik değişmesindense Genel Başkan değişmesinin gerektiği bende hasıl oldu. Kurucu liderimiz Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan kutsal emaneti devraldım. Canla başla çalıştığımı düşünüyorum. Geldiğimiz bu noktada birlikte bir muhasebe yapmak ve gelecekle ilgili beklentilerimizi paylaşmak kanaatindeyim" …
“… Hedefimiz, parti birliğini ve beraberliğini muhafaza etmek, ülkeyi suhuletle seçime götürmek, terörün üstesinden gelip güvenlik planlamasını hayata geçirmek ve dördüncü hedefimizse yatırımların eksiksiz sürdürülmesiydi…”
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, herkesin merakla beklediği konuşmasını yapıyor ve kendince “güle güle” diyordu.
Gelin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu arasında son dönemde yaşananlara bir bakalım:
Cumhurbaşkanının Başbakanı ilkbaharda toplanacak bir kongreyle değiştireceği yönündeki haberler, Davutoğlu cephesinde alarma neden olmuştu, "Erdoğan yanlısı bir gazeteci" olarak tanımlanan Nasuhi Göngör, "AK Parti artık Davutoğlu ile yoluna devam edemez" diyerek ilk işareti vermişti, AKP Merkez Karar Yürütme Kurulu (MKYK) partinin il ve ilçe başkanlarını atama yetkisini de Başbakandan almıştı…
Sonra…
Sonra, Davutoğlu geçen haftaki konuşmasında mesajlarını vermeye devam etti:
"Cumhurbaşkanımızla son nefesime kadar vefa ilişkisini sürdüreceğim… Cumhurbaşkanının ailesi benim de ailemdir. Aday olmayacağım ama AK Parti neferi olarak mücadelemi sürdüreceğim… Baştaki en büyük sorunumuz, AK Parti'nin birliğinin muhafazasıydı. 7 Haziran'dan önce Paralel yapı, Suriye'de olanlar, birçok kaos senaryoları vardı. Benim dönemimde hiçbir yatırımda aksilik olmamıştır. (Belli ki burada asıl mesaj kendisini bu yüzden şikayet edenlere gidiyordu.- benim notum) 7 Haziran akşamı partimizde hüzün vardı, 'Acaba ne olacak kaygısı' vardı. 7 Haziran'dan sonra kaos bekleyenler karşılarında çelikleşmiş bir irade buldular. 1 Kasım'daki sonuca katkıda bulunan herkese teşekkür ediyorum…
Vee asıl mesaj; asıl ipucu şu cümlede saklıydı:
“4 yılık dönemin kısa sürmesi 'bir zaruret' ti….”
Ne olmuştu?.. Bu “zaruret” neydi? Bütün bu gidişat konusunda en doğru; en güvenilir haberler yine yabancı basındaydı. Örneğin, Financial Times'a göre, Davutoğlu ile gücünü daha da pekiştirmek isteyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında anlaşmazlık artarken Başbakan’ın, Avrupa Birliği (AB) ile anlaşma girişimi de bunda etkili olmuştu.
Financial Times, bu konuyla ilgili diğer haberlerinde Başbakan Davutoğlu'nun Mart ayında AB'ye, Yunanistan'a geçen tüm göçmenleri almayı teklif etmesinin Almanya Başbakanı Angela Merkel'i şaşırttığını, Avrupa'nın göç krizinde de gidişatı değiştirdiğini belirtiyor.
Haberler şöyle devam ediyor:
"Bu, sürpriz bir siyasi manevraydı. Çünkü Sayın Davutoğlu bu konuda, Türkiye'deki en güçlü kişiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a danışmamıştı."
Financial Times'a göre, Türkiye’yle 6 ay boyunca yürütülen görüşmelerde Erdoğan'ın sürecin parçası olmadığı dönemlerden geçilmişti…Yani, Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmaya mesafeli yaklaşıyordu. Davutoğlu ve ekibinin ise Avrupa'nın Haziran sonuna dek vize muafiyeti sözünü yerine getirmemesi halinde, Başbakanın görevinin tehlikede olacağından kaygı duydukları aktarılıyor.
Başbakan Davutoğlu'nun bu yöndeki kaygılarını 10 gün önce Türkiye'yi ziyaret eden Merkel'e ve AB yetkililerine de ilettiği de yazıyor haberlerde.
Yani, yabancı gazetelere göre, "Davutoğlu bir risk almıştı ve bu da onu korunmasız bırakmıştı."