Pangea Dergi

Pangea Dergi -Arkeoloji, Sanat Tarihi ve Kültür

-Süreli Aylık Yayın

Diving 👌
03/08/2021

Diving 👌

(Klazomenai Antik Kenti)Kent karantina adasının karşısındaki Limantepe’den batıdaki Ayyıldız ve Cankurtaran tepeleri ete...
22/02/2021

(Klazomenai Antik Kenti)

Kent karantina adasının karşısındaki Limantepe’den batıdaki Ayyıldız ve Cankurtaran tepeleri eteklerine kadar yayılmaktadır. Yerleşimin klasik devre ait nekropolü (mezarlık) Ayyıldız tepe ile Cankurtaran tepenin oluşturduğu zincirin batısında ve Klazomenai, Hypkremnos, Erythrai antik yolunun geçtiği bölgede yer almaktadır. Klazomenai antik kentinin prehistorik dönemi ile birlikte klasik dönemlerini de yansıtan Liman tepe Urla ilçesinde İskele mahallesinde, İzmir-Çeşmealtı yolu tarafından ikiye bölünmüştür. Limantepe ilk olarak 1950 yılında Ekrem Akurgal tarafından tespit edilerek tanıtılmış, 1979’da Güven Bakır tarafından sondaj kazılarına başlanmıştır. 1980 yılından itibaren de Hayat Erkanal tarafından kazılara devam edilmiştir. Bugüne kadar yapılan kazı çalışmalarında en üstte Arkaik ve Klasik çağlar, daha sonra Geç Tunç Çağı olarak tanımlanan İ.Ö. 2. binin 2. Yarısına yerleştirilen tabaka yer almaktadır. İ.Ö. 3. bine tarihlenen Erken Tunç Çağı tabakasında, batı Anadolu sahil bölgesinde ilk şehircilik olayını ekonomik ve manevi açıdan Urla’da görmek mümkündür. Limantepe’de M.Ö.4.bine tarihlenen Kalkolitik Çağ izleri tespit edilmiştir. Klasik çağlarla birlikte en az 4000 yıllık bir tarihi yansıtan Limantepe, Ege sahil bölgesinin bilinen en eski ve uzun süreli yerleşimine sahip merkezi konumundadır. Kazılar sonunda, Erken Tunç çağına tarihlenen Ege dünyasında koridorlu ev olarak tanımlanan, siyasi ve ekonomik otoriteyi temsil eden saray yapısının bir bölümü açığa çıkarılmıştır. Yine aynı döneme ait, koruma yüksekliği 6 metreye ulaşan şehir suru ortaya çıkarılmıştır. Orta Tunç Çağı’na tarihlenen yuvarlak tek mekanlı evler (oval ev) , çok sayıda fırın ve ocak yerleri küçük buluntular ile ele geçmiştir. Kentin önemi M.Ö. 6. Yüzyıla tarihlenen bir zeytinyağı işliğinin burada bulunmasıdır. Anadolu’da yabani zeytin bitkisinin ne zaman ıslah edildiği henüz bilinmiyor. Yapılan kazılar sırasında zeytinin içerdiği su ve ayrıştırma işleminde kullanılan ve sıcak suyun karıştığı zeytinyağını ayrıştırmaya yarayan toprak kaplar; zeytini ezmekte kullanılabilecek el havanları, öğütme taşları bulunmuştur. Bunlar büyük ölçekli yağ üretiminden çok, hane içi yağ gereksinmesini karşılayan taşınabilir basit aletlerdi. Ancak Klazomenai’de ortaya çıkarılanlar ise, büyük üretime yöneliktir. Kayaya oyulmuş, farklı işlevlere sahip 15 çukur bulunan bir işlik bulunmaktadır. Klazomenai’de kazısı tamamlanan zeytinyağı işliği dünyada bugün de kullanılan teknolojinin 2600 yıl önce ilk defa bu bölgede geliştirildiğini kanıtlıyor. Klazomenai’nin 1. Evresinde üretim kentin ve yakın çevresinin gereksinimini karşılamaya yönelikti. 2. Evrede, ihracat önem kazanmış görünüyor. Kazılarda bulunan Klazomenai’a özgü kuşak bezemeli amphoralar zeytinyağı ve şarap depolanmasında ve taşınmasında kullanmıştı, bu da MÖ 6.yy’da kentin dış ticaretinin gelişmiş olduğunun kanıtıdır. Klazomenai, diğer İon kentleriyle birlikte, Mısır’da Nil deltasında Naukratis adlı bir ticaret merkezinin kuruluşuna, ayrıca Miletos ile birlikte tüm Karadeniz sahillerine yayılan İon kolonilerinin kuruluşlarına katılmıştı.
(Urla/İzmir)

(Anavarza Antik Kenti)(Anazarbos/ Caesarea ad Anabarsum) Anavarza Antik Kenti, bugünkü Dilekkaya Köyü sınırları içinde y...
01/11/2020

(Anavarza Antik Kenti)

(Anazarbos/ Caesarea ad Anabarsum) Anavarza Antik Kenti, bugünkü Dilekkaya Köyü sınırları içinde yer almaktadır. M.Ö. 1. yy.'da Romalılar, ele geçirdikleri Ceyhan havzasının idaresini Vassal kral olarak atadıkları Tarkondimotos'a bırakmışlardır. Roma döneminde giderek güçlenen ve M.S. 2. yy. sonlarında antik dünyanın dev kenti Tarsus ile Kilikya Birliğinin liderliği için rekabet halinde olan Anavarza, bu tarihten itibaren Anadolu'nun en önemli metropollerinden biri haline gelmiştir. Anavarza, M.S.3. yüzyılda birçok askeri ayrıcalık elde ederek "Metropolis" unvanı ve aynı yüzyılın ortasına kadar da 3 kez "Neokoros"luk unvanını alır. Sonraki dönemlerde Doğu Roma, Arap ve Ermeni hâkimiyetine giren Anavarza, 1375 yılında Memluklar tarafından alınmış ve bu dönemden sonra kentte büyük ölçekli bir yerleşim olmamıştır. Anavarza’da bulunan önemli kalıntılar arasında, 1500 metre uzunluğunda 20 burçlu sur duvarı, sütunlu yol, hamam ve kilise, tiyatro, amfiteatr, stadyum, suyolları, kaya mezarları, M.S. 3. yy.'a ait deniz tanrıçası Thetys mozaiği, Kilikya Bölgesi’ndeki tek örnek olan 3 girişli zafer takı ve ovanın ortasında bir ada gibi yükselen tepe üzerindeki Ortaçağ kalesi yer almaktadır. İmparator Nero döneminde Roma ordusunda görev yapan, yazmış olduğu De Materia Medica isimli beş ciltlik eserin 18. yy.'a kadar bütün modern ülkelerin tıp fakültelerinde temel eserlerden biri olarak okutulan, dünyaca ünlü farmakolog Dioskurides'in Anavarzalı olması da kentin dünya bilim tarihine katkısı açısından dikkate değerdir.
(Kozan/Adana)

(Bodrum Kalesi)Bodrum Kalesi iki liman arasında kayalık bir alan üzerinde kurulmuştur. Antik Çağ'da önce ada olan bu ala...
27/10/2020

(Bodrum Kalesi)
Bodrum Kalesi iki liman arasında kayalık bir alan üzerinde kurulmuştur. Antik Çağ'da önce ada olan bu alan sonraları kente bağlanarak yarımada durumuna gelmiştir. 1406-1523 yılları arasında inşa edilen St. Jean Şövalyeleri'nin kalesi, kare planlı, 180 x 185 metre ölçülerindedir. İç kale içinde değişik ülke adları verilmiş kuleler bulunmaktadır. En yüksek kule deniz seviyesinden 47,50 metre yükseklikte olan Fransız Kulesi'dir. Diğer kuleler İtalyan Kulesi, Alman Kulesi, Yılanlı Kule ve İngiliz Kulesi'dir. Kalenin doğu duvarı dışında kalan bölümleri çift beden duvarları olarak takviye edilmiştir. İç kaleye 7 kapı geçilerek ulaşılır. Kapılar üzerinde armalar bulunmaktadır. Armalar üzerinde haçlar, düz veya yatay bantlar, ejder ve aslan figürleri bulunmaktadır. İç kalede Sapelin alti dahil olmak üzere 14 sarnıç vardır. Kale korugani, çiftli duvarlar arası su hendeği, asma köprü, kontrol kulesi, II. Mahmut tuğrası kalenin göze çarpan yerlerindendir. Bodrum Kalesi, 19'uncu yüzyıl sonunda kalenin hapishane olarak kullanıldığı dönemde bir hamam yapısı ile Osmanlı niteliği kazanmıştır. Kale bugün Sualtı Arkeoloji Müzesi olarak kullanılmaktadır. Müze koleksiyonlarında bulunan eserler Türk hamamı, Amphora sergilemesi, Doğu Roma Gemisi, Cam Salonu, Cam Batığı, Sikke ve Mücevherat Salonu, Karyalı Prenses Salonu, İngiliz Kulesi, İşkence ve Katliam Odaları ve Alman Kulesi'nde sergilenmektedir. Ayrıca, 33.5 dönüm genişliğindeki bir arazi üzerine kurulmuş olan kalede açık mekanlarda da eser sergilenmektedir. Müze 1995 yılında Avrupa'da Yılın Müzesi Yarışması'nda "Özel Övgü" ödülünü almıştır.
(Bodrum/Muğla)

(Halikarnassos)Dönemin en önemli yöneticisi olan Maussollos, olasılıkla kendi ölümsüzlüğünü ve büyüklüğünü sembolize etm...
27/10/2020

(Halikarnassos)
Dönemin en önemli yöneticisi olan Maussollos, olasılıkla kendi ölümsüzlüğünü ve büyüklüğünü sembolize etmesi için böyle önemli bir yapıyı yaptırmaya karar vermiştir.
Yapımına, Maussollos ölmeden hemen önce yani M.Ö. 353 yılından hemen önce başlanmıştır. Zamanın mimari üsluplarına pek benzemeyen, sıra dışı ve yepyeni bir mimari özellikte inşa edilmiştir. Halikarnas Balıkçısı, Mausoleion’un mimarisi ile ilgili olarak: ” Düşün bir kez! Bütün geleneklere bir tekmevurarak yepyeni bir şey yapmak..İnsanı deli eder yahu! Bu meydanokuyuşu düşündükçe, içimde bir trampet ve tambur gürlüyor” diye yazmıştır. Romalı yazar Plinius’un(M.S I.yy) Naturalis Historia adlı eserinde Mausoleion’un yüksekliğini vermiştir ama bu bölüm silik olduğu için okunamamıştır. Dünyanın yedi harikası listesinde Mausoleion’un yüksekliği 80 iyon ayağıdır. Bu da yaklaşık 50 metredir. 20 katlı bir apartman yüksekliği kadaradır. Antik yazarlar yapının mimarının, Priene Athena Tapınağı’nın da mimarı olan Pytheos olduğunu yazmaktadır. Vitrivius, M.Ö IV.yy.da dönemin en önemli heykeltraşlarının bu yapıda çalıştığını söyler. Heykeltıraşlar şunladır: Bryaxis, Timotheos, Leochares ve Skopas’tır. Bryaxis, aslında Karialı’dır ve Mousoleion’un en üstünde bulunan dört atlı arabanın üstünde bulunan Mausolos ve Artemisia heykellerini yapmıştır.
Anıt 1500 yıl ayakta kalmıştır. 8 Ağustos 1304 depremi ile yıkılmıştır. Bugün Mausoleion Dünyanın yedi harikası içinde düzenlenmiş tek ören yeri olarak kültür tarihi içerisinde yerini almıştır. Halikarnassos Antik Kentinin kuzeyinde yer alan ve nekropol yani mezarlık olarak kullanılmış olan Göktepe'nin güney yamacına rastlanmış, M.Ö. 4. yüzyıla tarihlenen görkemli bir yapıdır. Roma İmparatorluk Çağı öncesi tiyatroların tüm özelliklerini taşımaktadır. Tiyatro üç bölümde ele alınabilir.
Oturma Sıraları (Cavea) Bölümü:
At nalı şeklinde oyularak oturma kademeleriyle birlikte kabaca biçimlendirilmiş ana kaya üzerine yerleştirilen mermer bloklarla inşa edilmiştir. Oturma sıraları ortadan yatay olarak geçen (Diazoma) bir yolla enine ikiye ayrılmıştır. Alt bölüm sağlam bir biçimde günümüze kadar gelmiştir. Üst bölüm ise doğa ve insanların yaptığı tahribat nedeniyle harap bir durumdadır. Oturma sıraları ayrıca dikine 11 merdivenle (Kerkides) 12 bölüme ayrılmaktadır. Bu yatay ve dikey geçişler tiyatronun dolup boşalmasında kolaylıklar sağlamak üzere yapılmıştır. Eldeki verilere göre tiyatronun 10.000 civarında kapasiteli olduğu düşünülebilir. Oturma bölümünün yarım daireden büyük planlı olması en eski taş tiyatrolardan birisi olduğunu göstermektedir.
Orkestra Bölümü: Tiyatronun ortasında yer almaktadır ve oturma sıraları bölümüne uygun olarak yarım daireden daha büyük bir biçimde yapılmıştır. Antik Çağlarda oynanan oyunları söylediği şarkılarla ve bir çeşit koreografi ile destekleyen koro orkestrada yer almaktaydı. Ortada, oturma sıralarının hemen önünde yer alan sunak, Anadolu'da ortaya çıkmış bir tanrı olan Dionyssos'a yapılan sunular için konulmuştur. Roma Çağı'nın sonlarına doğru bu tip tiyatrolarda gladyatör dövüşleri ve vahşi hayvan dövüşleri yapılmıştır. Burada da seyircileri dövüşçülerden ayıran korkuluk levha kalıntılarını görmek olasıdır.
Sahne Yapısı: Tiyatronun güney kısmında yer alır. At nalı biçimindeki oturma bölümünün açık kısmını kapatacak biçimde inşa edilmiştir. Dikdörtgen bir yapıdır. İki katlı bir yapı olduğu ve orkestraya bakan kısmında bir sahne önü podyumu bulunduğu izlenebilmektedir. Bu bölümün arka tarafındaki duvar üzerinde oynanacak oyuna göre değişen portatif dekor levhaların asıldığı oyuklar görülebilmektedir. Sahne yapısındaki kapılar oyunda rol alan oyuncuların ve protokolun kullanıldığı kapılardır.Sahne binası ile oturma bölümü arasında yer alan girişler (Parados) izleyicilerin giriş ve çıkışlarına ayrılmıştır.
(Bodrum/Muğla)

Hadrianoupolis Kazısı Bilimsel Danışmanı Ersin Çelikbaş ve Eda Öz Çelikbaş'ın hazırladığı "Resim Terapisi Hadrianoupolis...
26/10/2020

Hadrianoupolis Kazısı Bilimsel Danışmanı Ersin Çelikbaş ve Eda Öz Çelikbaş'ın hazırladığı "Resim Terapisi Hadrianoupolis Renkleri" isimli Çocuklar İçin Arkeoloji Serisinin ilk kitabı çıkmıştır. Değerli hocalarımıza bu güzel katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz. :))

(Kadyanda Antik Kenti)Likçe kitabelerde ismi Kada- wanti olarak okunan Kadyanda'nin ismindeki –ND takısı nedeniyle, kuru...
05/09/2020

(Kadyanda Antik Kenti)

Likçe kitabelerde ismi Kada- wanti olarak okunan Kadyanda'nin ismindeki –ND takısı nedeniyle, kuruluş tarihinin M.Ö.3. binlere indiği söylenebilir. Ancak antik kentten günümüze ulasan yüzeydeki en eski kalıntılar M.Ö. 5. yüzyıldan daha eskiye gitmez. Kadyanda Örenyeri'nde kenti çevreleyen sur duvarlarının bir bölümü, kaya mezarları ve bazı kitabeler en erken dönemlere tarihlenen kalıntılardır. Bunlardan ayrı olarak, Roma Dönemi'nde de onarılarak kullanılmış olan Helle-nistik tiyatro, hamam, koşu pisti, agora, hangi tanrıya ait olduğu bilinmeyen tapınak kalıntısı ve yoğun sivil yapı izleri Kadyanda Örenyeri' nin antik dönemde yerleşim geçirmiş tam bir kent hüviyetini ortaya koymaktadır. Kent dik yamaçlarla arazinin topografyasına göre birçok kez inşa edilmiş, sur duvarları ile çevrelenmiştir. Bu duvarlardan özellikle güneydeki kisim ayakta kalmıştır. Tiyatro alanına istinat oluşturan poligonal sur duvarı Helle-nistik Dönem'e ait olup kaliteli bir isçilik göstermektedir. Kaçak kazı izlerinin yoğun olarak izlendiği nekropol alanı kentin güney bölümünde sur duvarlarının dışında kalmaktadır. Antik kentte sayılarının çokluğu ile dikkat çeken yapı kalıntılarının bir başkası ise sarnıçlardır. Tapınağın doğu kesiminde geniş bir alanın altında inşa edilmiş, birbirine geçmeli dört büyük sarnıç, kentin antik dönemde su sorununun ne kadar etkili oldugu, belki de bu sorun nedeniyle terkedilmiş olabileceğini akla getirmektedir. Kadyanda'da izlenen yapı kalıntılarının büyük çoğunluğu Roma Dönemi'ne aittir. Kent M.S. 7. yüzyıla kadar iskana sahne olmasına karşın geç döneme ait kalıntılar fazla yoğun olarak hissedilmez.
(Muğla/Fethiye/Üzümlü)

(Hadrian Kale Kapısı)Hadrianus Kapısı veya Üçkapılar, Antalya'da kenti çevreleyen sur üzerindeki anıtsal kapılardan biri...
25/08/2020

(Hadrian Kale Kapısı)

Hadrianus Kapısı veya Üçkapılar, Antalya'da kenti çevreleyen sur üzerindeki anıtsal kapılardan biridir. Mermer kapı da denir. 130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus' un Antalya' yı ziyareti sırasında, ona hitaben yapılmıştır.
Üçkapılar, Antalya' daki tarihi yapılar içerisinde en iyi korunmuş olan eserlerden bir tanesidir. Bir Roma eseri olan bu yapı, İ.S.130 yılında Roma İmparatoru Hadrian adına yapılmıştır. Zamanla şehir surları kapının dış kısmını kapatmış ve kapı uzun yıllar kullanılmamıştır. Eserin günümüze değin yıkılmadan gelebilmesinin bir nedeni belki de budur. Sur kalıntılarının yıkılması ile kapı ortaya çıkarılmıştır. Üçkapılar, Pamfilya'nın en güzel kapısı olarak kabul edilmektedir. Üst kısımları kubbe şeklinde üç açıklık vardır. Sütunları hariç tamamen beyaz mermerden yapılmıştır. Kapının orijinali iki katlıdır. Hadrianus Kapısı veya Üçkapılar, Antalya’da kenti çevreleyen sur üzerindeki anıtsal kapılardan biridir. Mermer kapı da denir. Ayrıca surlar içindeki eski Antalya kentinin kapılarından biri de bugün yaygın ismiyle “Üç Kapılar” şeklinde de anılır. Tarihi adıyla 130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus’un Antalya’yı ziyareti sırasında, ona hitaben yapılmıştır. Üç gözlü olan kapının Latince bir kitabesi vardır. Zamanla şehir surları kapının dış kısmını kapatmış ve kapı uzun yıllar kullanılmamıştır. Korint üslubunda süslü mermer sütunlardan, kapının üzerinde yer alan, imparator ve ailesinin heykellerinden günümüze sadece kitabe kalabilmiştir.
Üç gözlü olan kapının Latince bir kitabesi vardır. Korint üslubunda süslü mermer sütunlardan, kapının üzerinde yer alan, imparator ve ailesinin heykellerinden günümüze sadece kitabe kalabilmiştir.
Son olarak bilinen, 1960 lı yıllarda tarihi kapı yeniden ele alınmıştır. 1960 öncesinde görünen öndeki üç kapının kenarındaki kornişlere uzanan piramidal sütunlar yerine mermer korintien sütunlar ve korint başlıklar konulmuştur. Günümüzde Karakaş Cami ve kavşağına açılan Üç Kapılar, Atatürk Caddesi ( Işıklar Caddesi ) ile eski kent olan Kaleiçi' ni birbirine bağlayan bir geçit görevi görmektedir.
Antalya/Kaleiçi)

(Adada Antik Kenti)Antik Kentin ismi ilk olarak Artemidorosda geçmektedir. Strabon, Ptolomaios ve Hierokles’de kentten b...
16/08/2020

(Adada Antik Kenti)

Antik Kentin ismi ilk olarak Artemidorosda geçmektedir. Strabon, Ptolomaios ve Hierokles’de kentten bahseder. Kent 1888 yılında ilk olarak G. Hirschfeld ve aynı zamanda W.M. Ramsay tarafından tespit edilmiştir. Kentin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte şehrin adı ilk kez MÖ 2 yüzyılda Termessosla Adada arasında yapılan bir anlaşma metninde geçmektedir. Kentin MÖ I yüzyılda sikke bastığı da göz önüne alınırsa kentin bu tarihten daha önce kurulduğunu düşünmek yerinde olacaktır. Roma İmparatorluk döneminde özellikle İmparator Traianus, Hadrianus ve Antoninus Pius dönemleri Adada’nın en parlak dönemleridir. Bir kısım Adadalı Büyük İskender’den sonraki Helenistik kralların ordularında hizmet vermek amacıyla anayurtlarından ayrılarak gurbette paralı asker olarak çalışmışlardır. Bunun kanıtları Kıbrıs’ta ve Fenike’de bulunan Adadalı askerlere ait mezar taşlarıdır. Kent Caralis (Beyşehir) Gölü’nün batı kıyısını izleyerek Antiokheia (Yalvaç), Neapolis (Şarkikaraağaç), Timbriada (Aksu), Adada (Karabavlu) üzerinden Pednalissos (Gebiz ?) ve Perge (Aksu) antik kentine uzanan antik yol üzerinde yer almaktadır. Kent bulunduğu noktanın dağlık arazide olması nedeniyle günümüze fazla tahrip olmadan ulaşmıştır. Sadece Pisidia bölgesinin değil Anadolu’nun en sağlam kentlerinden birisidir. Kentte tabanı taş döşeli bir antik yol, Roma İmparatorluk Çağı Traianus Tapınağı, İmparatorlar Tapınağı, İmparatorlar ve Zeus Megistos –Serapis Tapınağı ile Yeniköy yolu altında kalan İmparatorlar ve Aphrodite tapınağı yeralır. Ayrıca forum, bazilika, akropol anıtsal çeşme, yönetici binası , açık hava toplantı yeri tiyatro ve mezar anıtı bulunmaktadır. Kent düzlüğü ile vadi arasındaki bölümde yeralan kayalık alandaki akropol savunma amaçlı yapılmıştır. Akropolün çevresi sur duvarları ve kuleler ile çevrilidir. Akropolisin batı kısmında kentin açık hava toplantı yeri bulunmaktadır. Toplantı yerinin önüne sonradan kentin alışveriş ve idari merkezi olan forum ve bazilika yapılmıştır. Adada forumu 32x45 m.lik bir alanı kaplar. Tabanı düzgün taşlarla kaplı olan forumun ortasında büyük bir sarnıç yeralır. Forumun batısında cadde diğer iki yanında stoalar (sütunlu galeri) bulunur.
Forumun kuzeyinde doğu-batı yönünde bir bazilika vardır. Forumun güneydoğu kısmında anıtsal bir çeşme bulunmaktadır. Adada’nın en büyük kilisesi vadinin batı kısmındadır. Kilise burada eski bir yapının teras ve iç duvarlarından yararlanılarak Bizans döneminde inşa edilmiştir. Kent düzlüğünün batısında tepe yamacına inşa edilen tiyatronun sahne binası ve orkestra kısmı toprak altındadır. Cavea (seyirci oturma yerleri)’nın uçları kısmen görülmektedir. Tiyatronun kapasitesi yaklaşık 3000 kişidir. Şehirde dört adet tapınak yeralır.
(Isparta/Sütçüler)

(Sidyma Antik Kenti)Fethiye’ye 55 km olan Sidyma’nın eski tarihi pek bilinmemekle beraber Roma Devri’nde büyük gelişme g...
14/08/2020

(Sidyma Antik Kenti)

Fethiye’ye 55 km olan Sidyma’nın eski tarihi pek bilinmemekle beraber Roma Devri’nde büyük gelişme gösterdiği bilinmektedir. Bu gelişme Bizans Çağı’nda devam etmiştir. Roma Çağı’ndaki gelişmenin nedeni İmparator Marcus’tur. Marcus (450 – 457), daha imparator olmadan Perslere karşı yapılan savaşta Lykia Bölgesi’nde hastalanır, Sidyma’da bırakılır ve Sidymalı iki kardeşin evine yerleşir. Marcus, iyileştikten sonra kardeşlerden biri ona sorar: “Eğer imparator olsaydın bize nasıl bir iyilik yapardın?” Marcus da “Bu olması imkansız olay olsaydı sizi şehrinizin en önde gelen kişileri yapardım.” diye yanıtlar. Daha sonra II. Theodosius’un ölümü üzerine tahta geçen Marcus sözünde durur ve Sidyma’dan ilgisini eksik etmez; kendisine bakan bu kişileri yüksek makamlara getirir. Köyün kuzeyinde bulunan akropol iki bölüm halindedir. Güneydoğu eteği boyunca 365 m uzunluğunda, yer yer 3 m yükseklikte erken döneme ait bir duvar uzanmakta; Sidyma’nın erken dönemde de var olduğunu kanıtlamaktadır. Bu duvarın doğu ucu polygonal biçimde yapılmış olup burada kapı ve gözetleme kulesi de bulunmaktadır. Buranın biraz ilerisinde 6 oturma sırası belli olan ve daha geç dönemde yapılmış tiyatro gezilebilir. Diğer kalıntılar toprak altında kalmıştır. Sur, sonraki devirlerde de kullanıldığı için yer yer harçlı duvarlar ve kuleleri ile görülmektedir. Akropolde, birkaç küçük kalıntı sarnıçlardan başka eser görülmez. Asıl ören yeri, bu akropolün kuzey eteğindeki vadide bulunmaktadır. Sidyma’nın güneybatı tarafına yakın yerde, 9 m yükseklikte bir yapı bulunmaktadır ki birçok devirde kullanılmış bir mezar yapısıdır. Köyün ortasında, sütunları esas yerinde duran stoanın, bulunan kitabesinde, Cladius zamanında (41 – 54) yapıldığı ve ona armağan edildiği anlaşılmaktadır. Stoanın güneyinde, şimdi düz bir alan halindeki agora, kuzeyinde ise yine Cladius döneminde yapılan ve cella duvarlarının kuzey kısmından birazı ayakta kalmış 9 m uzunlukta bir tapınak yer alır. Bu tapınak imparatorlara ve Artemis’e adanmıştır. Harabenin üzerine yapılan köy evleri nedeniyle bazı kalıntılar zor seçilebilir hale gelmiştir.
(Fethiye/Dodurga)

-Gaius Julius Ceaser'ın modernize edilmiş rekontsrüksiyonu.
07/08/2020

-Gaius Julius Ceaser'ın modernize edilmiş rekontsrüksiyonu.


(Kremna Antik Kenti) Uçurumlarla çevrili olan bu antik kent adını eski Yunan dilinde “uçurum” anlamına gelen kremnadan a...
07/08/2020

(Kremna Antik Kenti)

Uçurumlarla çevrili olan bu antik kent adını eski Yunan dilinde “uçurum” anlamına gelen kremnadan almıştır. Topoğrafik yapısı ele alındığında ise bu büyüleyici antik kentin kuzeyi, güneyi ve doğusu uçurumlarla çevrelendiği görülür. Kremna’nın batı yakası ise surlarla çevrelenmiş ve 1100 metre yükseklikte konumlanan antik kente ulaşılması zor bir kale izlenimi katmıştır. Aksı Vadisi’ne hâkim bir tepede konumlanan Kremna’da vadi arasında toplanan forum, bazilika, exedra, kütüphane, tiyatro, sütunlu cadde ve anıtsal giriş kapısı ayakta kalmış olan yapılardan bazılarıdır. Kremna Antik kentinde 1971-1973 yılları arasında Prof. Dr. Jale İnan tarafından yapılan arkeolojik kazıda 9 adet tanrıça heykeli (Büyük ve Küçük Athena, Leto, Hygia, Nemesis, Giyimli bir kadın, Apollon, Asklepios ve Herakles) bulunarak Burdur Arkeoloji Müzesi’ne konulmuştur. Bölgede yapılan kazılar sonucu elde edilen tüm bulgular Burdur Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir. Antik kentin Kremna Antik Kentinde ilk yaşayan halkın Solymoslular olduğu, MÖ IV. yüzyılda Lidyalıların, MÖ 540 lı yıllarda ise Perslerin bu bölgede yaşadığı bilinmektedir. Büyük İskender’in Kremna Antik Kentini alması ile ise bölge MÖ 330 yıllarında Makedonyalıların hâkimiyeti altına girmiştir. Büyük İskender’in ölümüyle birlikte antik kentin hâkimiyeti MÖ 188’de Bergama krallığına ardındansa MÖ 25 yılında Roma krallığına geçmiştir. Kremna Antik Kenti Türk hâkimiyetine geçene kadar Roma koloni şehri olarak kalmıştır.
(Burdur/Bucak)

Address

Karabük

Telephone

+905453442953

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Pangea Dergi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Establishment

Send a message to Pangea Dergi:

Share