25/03/2020
Herkesin Bir Parmağı Var, 2017
2017 yılında katıldığım etkinliğinde, üç gün boyunca atölyemi ziyarete gelen seksene yakın ziyaretçinin imzası niteliğindeki parmak kalıplarını alıp, bu işi oluşturmuştum. Biraz hoş sohbetle keyifli vakit geçirmenin yanında, ziyaretçiyi bu interaktif alana çekip; ülkenin ve dünyanın sorunlarından bahsederken, sohbetin sonunda herkesin bir parmağı var konusunda hemfikir olabilmiştik.
Hangimiz üzerimize düşeni yerine getirdiğimiz konusunda büyük bir özgüvenle sesimizi yükseltebiliyorduk? Hangimiz işlerini layıkıyla yapmıştı? Hangimiz layıkıyla sevmişti karşısındakini? Hangimiz önündeki engellerin kalkması umuduyla, içten pazarlıklı cümlelerin ardına sığınmadı? Hangimiz kandırdığımızı ve kandırıldığımızı bile bile, çocukların gözlerinin içine gülümsemedik? Hangimiz bu susamış dünyayı, istediğimiz ısıdaki duşlarımız altında göz yaşlarımızla birlikte akan suyla yad etmedik? Hangimiz dalgaların, rüzgarın, toprağın getirdiklerine bakıp, kulak kesilip, soluklanıp, düşündük? Hangimiz… Bu böyle uzar giderdi.
Bu arada etkinliği de bir şeylerde kendisinin de parmağı olduğunun farkında biri olan Deniz Beşer'in elini taşın altına koyma çabası. Sanatçının ait olduğu fiziksel mekanının en başta ürettiği yer olması gerçeği ve dayatılan fiziksel mekan algısından kaçışın, çok güzel bir sağlayıcısı açık stüdyo etkinlikleri.
Korona günlerinde fiziksel mekan algısı üzerine tekrar düşünmeli, bu zamana kadar düşünmemiş olanlar. Bir ziyaretçinin sanat yapıtı görmesi için alışagelmiş fiziksel mekanlara(galeri, müze, fuar alanları vb) gerek olmaması 21. Yüzyılın gerçekliklerindendi. Umuyorum gözler olması gereken perspektife ulaşmıştır, sokağa çıkarken takmak zorunda kaldığımız maskelerimizin ardında. @ Kadıköy