Kendi varlığının anlamını ve amacını ispatlamak için ilkin neye gereksinim duyar? Oyun, tarih boyunca, hayatın her alanında kültürün temel öğesi olarak varlığını sürdürmüştür. Dünya sahnesinin mucize kulisi ana rahmi, antre ve ışıklarla başlayan, son nefes reveransı, selam ve perdeyle biten gizemli bir serüvendir insanın gerçeği ve yaşamı. Işık ve perde arasında geçen ömür, bir oyundan ibret değilse, nedir?
İnsan ancak kendini insanda tanır. Bunun içindir ki kendini ifade etme, varlığının bilincine ve anlamını kavrama konusunda sanatın birçok dalını kendine araç edinmiştir. Aynı dünya sahnesinde birbirine muhtaç olan insan; doğum, yaşam ve ölüm üçgeni arasında sahnede aldığı hiç bir rolde, dil, din, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin birlikte yaşamanın yollarını aramaktan vaz geçmemelidir. Mecaz Tiyatro Topluluğu, alanında yıllarının eğitimine, bilgi ve deneyimine sahip bir grup profesyonelden oluşmaktadır. Geleceğe küçük de olsa katkı sağlamak için çıkılan yolculukta, kalıcı ve örnek olmak, insani değerleri ahlaki ve vicdani ölçüde savunmak, bundan ödün vermeden, sözü sahnede eylemle buluşturmayı ilke edinmek, topluluğun ortak sözleşmesidir.
İlk tragedyadan günümüze sahnede kendi hür fikri, anlayışı, ilkeli ve onurlu duruşuyla bedene hareket, sese anlam, karakterlere ruh katanlara selam olsun. Şimdi, Neden Tiyatro? Diye, saracak olursanız, size, 1962 yılında İlk Dünya Tiyatrolar Günü Bildirisini kaleme alan Jean Cocteau'un son sözleri ile yanıt vermek isteriz:
Şunu da söyleyeyim: Makine uygarlığı, tiyatroyu öldürmüş diyorlar. İnanmıyorum buna ben. Milletlerarası Tiyatro Enstitüsü’nün kendi adına konuşma ödevini bana vermiş olmasından faydalanarak, eskiden krallar hakkında kullanılan bir sözü (biraz değiştirerek) şöylece tekrarlayacağım:
“Tiyatro öldüyse, YAŞASIN TİYATRO!”