14/12/2017
Mehmet Gözen'in Hüseyin Ferhad için Mesajı
Düzenlediğimiz "İzmir'i Seçen Şairler" Etkinliği kapsamında şairlerimiz Hüseyin Ferhad ve M.Mahzun Doğan için gelen video mesajları yayınlamıştık. Mehmet Gözen sesindeki rahatsızlık dolayısıyla mesajını yazılı olarak iletmişti ve bu mesaj etkinlik kapsamında Murat Kurt tarafından okunmuştu.
Videoda bu mesajı dinleyeceksiniz. Ortam sesinin uygun olmamasından ötürü metni takip edebilmeniz açısından aynı mesajı aşağıda yazılı olarak da yayınlıyoruz.
Çünkü; bir kelimesi bile kaçırılmamalı...
Mehmet Gözen'e ve Hüseyin Ferhad'a saygıyla...
Özçekim!Akşamından Öztapınım!Şafak Ufkuna Yürürken; abim ve ‘çöl arkadaşım’ Hüseyin. Ustam ve kalp yurdum, Ferhad’a arz ile ricat!
Şairin ve şiirin yadırganmayacak pek çok tanımı yapılabilir. Yapılmıştır da. Bu, şairin çok pencereli hayat konağının hangi penceresinden hayata baktığına ve ne gördüğüne ve buna bağlı olarak tarihsel ve sosyal sezgilerin çağrısına, şekillenişine ve yeniden tasarlanış ve onarımına bağlı olarak değişen bir bakıştır. Zira gözleri olan herkes bakar! Aslolan görmektir, görebilmektir.
Cismen tespit kanaatim, fikren sabitim; Hüseyin Ferhad, hayat konağının “Galileo penceresinden” dünyaya bakan, bakabilendir; en üst, en geniş penceresinden…
Onun içindir ki o, ıslak imzalı şiirin soy kütük mazrufunu mahsus ivedi bir zarfla geleneksel çağlardan modern çağlara, tehditler kuşatmasındaki insana zarif bir teklif, acil bir çağrı olarak ulaştıran bir Noyan, aşırı yüceltici söylemi sözle yeksan, bir “peygamber” değil, ama höyükten höyüğe ateş taşıyan; yüzü bakır gözü çakır Hüseyn’i görünür, Ferhad’ı görünmez, yürürken taşta iz bırakır bir “peyam-ger”, kimin kime vadettiğibilinmeyen adil sultan ülkesine acil bir çağrıya koşullu bir ulaktır!...
Tin evreninde mahfuz kök kültür damarlarını; teşhis, teşhir ve teşrihle; hatırlar, tasarlar, aslına sadık ve mahsus efektlerle yeniden onararak ten evrenine şiir diye taşır.
Hüseyin Ferhad; “ Huseyn etkili” bir şerh, bir itiraz bir cerh…
Duyduğum ve bildiğim kadarıyla Hüseyn’in, Ferhad’a bir rudiusla iltihak belgesinde diyalektik muris, tarihin bu söz ve soy varisinden; Cins ve suijenerist bir şair notunu düşürerek, şiirin boy beyliğiyle ödüllendirildiğidir.
Bana kalırsa, şiirin iki temel parametresinden biri; şiirin yatay, sosyolojik okunuşuyla, “etik”, diğeri, dikey, sanatsal okunuşuyla; “estetik” bileşeninde belirip biçimlenendir de ki kasıt yalnızca Hüseyin Ferhad’ın bugünkü şiirini de nitelemekle kalmaz ama aynı zamanda onun şiirini kuşaklar arası şiir geleneğinin bir altın halkası olarak da şiir tarihinin arş katına yükseltir.
Kaygım o dur ki, eğer bir gün şair intihar etmez, intihara zorlanmaz veya şiir göçmen kuşlar gibi bizi terk eder ve bir daha dönmezse, şair antropologlar, etnograflar; Hüseyin Ferhad’ın şiirini, şiirin dikkat levhasında okur ve okuturlar. Çünkü denilebilir ki, şiirimizde bir “tornoda” bir “buzkıran” etkisi yaratan şiirimizinbaskın ökü Hüseyin Ferhad da bir “antrepolog”, Bir “etnograftır ki”
Yoldaşlık ettiğim onunla, uzun gece yürüyüşlerimizin birinde;
“Dalgın yürürken Ağrı’da Murad havzasında
ayağıma takılır tarihin tahta bacağı
kar çiçekleriyle örtülü bu dağ yamacında
içimi burkar yere düşürülmüş bir halk sancağı”
Yine bir gece, onunla “Hikmet burcuna” yürürken
Şaman kocası tarihsel yargısını söyleyip gittikten sonra;
Dilimin pirinden hatır ve hatırasını onarırken dinlemiştim.
“Asıldık ak köynekli seher yelinde bir sabah
Abdal gönlüm, Sultan’ım dilimin piri
ölüyü diri gördük külüng seslerinde ham demiri
evel ebed insan adına la illaha illalaah!”
Ateşinzaafını, demirin narını ve örsün niranınıbilirim. Bana, çekicin ritmini öğretir misin, usta!...
Hüseyin Ferhad’a itiraf la arz beyanımdır!...