Batılılaşma Dönemi Türk resminde Sanayi-i Nefise kuruluncaya kadarki süre içerisinde asker kökenli ressamlar Türk resminin primitifleri olarak değerlendirilmektedir. 1840’lı yıllarda fotoğrafın Türkiye’ye girmesiyle 19. Türk tuval resminin ilkleri ve öncüleri olan ve Primitif olarak anılan bu sanatçılar, çoğunlukla saray fotoğrafçılarının çektikleri fotoğraflardan yararlanarak resim yapmaktaydılar.
1882 yılında Osman Hamdi Bey’in kurmuş olduğu Sanayi-i Nefise Mektebi ise, güzel sanatlar alanında Türkiye’nin son bir asırlık veriminin can damarı olmuştur. Güzel Sanatlar Akademisi, yıllık salonları, sergileri, yerli ve yabancı sanatçıları ve atölyeleri ile giderek hareketlenen bir sanat ortamına ev sahipliği yapmıştır.
1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanıyla başlayan yenilikçi hareketlerin sanat alanına da yansıması sonucu, Mehmet Ruhi Arel, Sami Yetik, Hikmet Onat, İbrahim Çallı gibi üyelerinin olduğu Osmanlı Ressamlar Cemiyeti kurulmuştur. Galatasaray sergilerini gerçekleştiren ve 18 sayı çıkarttıkları Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Mecmuası ile bu cemiyet Türk sanat tarihi içinde önemli bir yere sahiptir. Tarihsel süreç içerisinde kurulan derneklerinden ikincisi olan Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği ile Ali Avni Çelebi, Cevat Dereli, Şeref Akdik, Mahmut Cuda, Refik Epikman gibi sanatçıların yeni sanat biçimlerini ülkeye getirme çabası yolunda devrimci bir çaba içinde oldukları düşünülmektedir.
1933’te Nurullah Berk, Abidin Dino, Zeki Faik İzer, Elif Naci, Cemal Tollu ve heykeltraş Zühtü Müridoğlu tarafından kurulan D Grubu ise, ülkedeki plastik sanatları geliştirecek, canlandıracak çözümler aramışlardır.
1940’lı yıllardan sonra kurulan Yeniler, Onlar, Yeni Dal, Siyah Kalem gibi gruplar Türk resim sanatı tarihi içindeki önemli hareketler arasındadır. 1940’lı yılların sonu ile 1950’li yıllarda sanatçıların soyut anlayışa yönelik çalışmaları, Batı’da savaş sonrası soyut sanatın yaygınlaştığı dönemle paralel bir yol izlemektedir.
1950’li yıllarla birlikte Türk resmindeki bireyselleşme çizgisi, klasik-figüratif anlayıştan non-figüratife değin değişen bir çeşitliliğin ortaya çıkmasıyla sonuçlanır. Bundan sonra, sanatçı grupları ve bu grupların temsil ettiği bir sanat anlayışı yerine, çeşitli bireysel çıkışlar önem kazanmıştır.
İbrahim Çallı’dan Adnan Çoker’e, klasik-izlenimci gelenekten soyuta uzanan ve çağdaş Türk resmini temsil eden bir yelpazede, Türk Resim Sanatı’nın yüzyılı aşan serüveni, Tunca Sanat Galerisi’nin işbirliği ile Sanat Akmerkez etkinliklerinin 11. yılı kapsamında geniş ve ferah mekanında izleyicisiyle buluşuyor.