VOLDA ART HOUSE

VOLDA ART HOUSE Sanatın evi • Where art lives
🎨 Art dealing • Auctions • Exhibitions • Advisory

İlyas Ergin İnan‘İkona’ 1994Ahşap üzeri karışık teknik - 40x70 cm. 1943 tarihinde Malatya’da doğmuştur. İlkokulu ve lise...
04/06/2026

İlyas Ergin İnan
‘İkona’ 1994
Ahşap üzeri karışık teknik - 40x70 cm.

1943 tarihinde Malatya’da doğmuştur. İlkokulu ve liseyi memleketinde tamamlamış, daha sonra İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Resim bölümüne girmiş ve 1968 yılında mezun olmuştur. Aynı dönemde, bölümünün asistanlık sınavına girmiş ve sınavı kazanarak Helmut Hungerberg’in asistanlığını yapmaya başlamıştır.

1969 yılında Salzburg Yaz Akademisi’ne katılarak, Prof. Emilio Vedova ile birlikte çalışmalar yapmıştır. 1971 yılında Almanya’ya akademik değişim bursu kazanarak giderek, 1972-73 seneleri arasında Fransa ve İtalya’da çalışmalar yürütmüştür. 1975 yılında İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulunda öğretim üyesi olmuş ve 7 yıl sonra Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde görevine devam etmiştir.

1985 yılında profesör unvanını almaya hak kazanmış, ardından akademik kariyerini Yeditepe Üniversitesinde sürdürmüştür. 2010 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü resim dalında kazanmıştır.

İlyas Ergin İnan, ayrıca çeşitli uluslararası sergilere katılmış ve ödüller almıştır. Bu ödüller arasında 1993 Uluslararası Osaka Resim Trienali (Üçüncülük), 1988 Uluslararası 2. Asya-Avrupa Bien. (Birincilik), 1984 Sedat Simavi Vakfı Plastik Sanatlar Ödülü, 1982 Uluslararası Minyatür Baskı Bien. Ödülü ve 1982 Uluslararası Norveç Baskı Bien. Onur Ödülü gibi ödüller yer almaktadır.

Şevket Dağ‘II. Bayezid Türbesi’ 1907Tuval üzeri yağlıboya - 38x29 cm. Türk resim sanatının en nevi şahsına münhasır isim...
31/05/2026

Şevket Dağ
‘II. Bayezid Türbesi’ 1907
Tuval üzeri yağlıboya - 38x29 cm.

Türk resim sanatının en nevi şahsına münhasır isimlerinden biri olan Şevket Dağ (1875 - 1944), Sanayi-i Nefise Mektebi’nin ilk mezunlarındandır. Osman Hamdi Bey ve Salvatore Valeri gibi ustalardan aldığı eğitimle kendi üslubunu şekillendiren sanatçı, Türk resminde mekânın ruhunu en iyi yansıtan ressam olarak kabul edilir. Döneminin diğer ressamları manzara ve figür üzerine yoğunlaşırken, Şevket Dağ iç mekân tasvirlerine yönelmiş ve bu tercihiyle Türk sanat tarihinde kendine tamamen ayrıcalıklı bir yer edinmiştir.

Kendisi, Türk resim sanatında “camilerin ve türbelerin ressamı” olarak hafızalara kazınmıştır. Ayasofya, Sultanahmet ve Yeni Cami gibi İstanbul’un anıtsal yapılarının iç mekânlarını tuvaline aktarırken, mimari detayların ötesine geçerek o mekânların mistik ve manevi atmosferini derinlemesine hissettirmeyi başarmıştır. Eserlerinde pencerelerden süzülen ışık huzmeleri, devasa şamdanlar, rahleler, halı motifleri ve görkemli avizeler, onun detaycılığa ve aslına sadık kalmaya verdiği önemi açıkça gözler önüne serer. Sanatçı, mimari unsurları mekanik birer yapı olarak değil, adeta yaşayan ve nefes alan birer karakter gibi ele almıştır.

Şevket Dağ’ın fırçası, geleneksel Osmanlı-Türk kültürünün ihtişamını ve içsel huzurunu modern bir resim diliyle harmanlar. Sanatçının ışık-gölge kullanımındaki ustalığı, loş cami içlerinde kutsal bir derinlik yaratırken, kullandığı sıcak renk paleti izleyiciyi o atmosferin içine davet eder. Kültürel mirasımızın en nadide yapılarını ve objelerini belgeleyen bu yaklaşım, onun eserlerini sadece sanatsal açıdan değil, aynı zamanda tarihi ve kültürel birer hafıza nesnesi olarak da son derece kıymetli kılmaktadır.

Ömer UluçAhşap panel üzeri karışık teknik - 170x105 cm. Ömer Uluç, çağdaş Türk resminin en özgün, dinamik ve yenilikçi f...
30/05/2026

Ömer Uluç
Ahşap panel üzeri karışık teknik - 170x105 cm.

Ömer Uluç, çağdaş Türk resminin en özgün, dinamik ve yenilikçi figürlerinden biridir. Sanat yaşamı boyunca geleneksel figüratif ve soyut sanat kalıplarının dışına çıkan sanatçı, kendine has oluşturduğu lirik ve akışkan diliyle tanınır. Resimlerinde Doğu mistisizmi, hat sanatı ve minyatür geleneğinin ritmini modern Batı sanatı disiplinleriyle kusursuz bir şekilde harmanlamış; uluslararası sanat arenasında da Türk resmini başarıyla temsil etmiştir.

Uluç’un görsel evreninin merkezinde hareket, enerji ve bitmek bilmeyen bir dönüşüm yer alır. Onun tuvallerinde karşımıza çıkan spiral formlar, iç içe geçen organik kıvrımlar ve adeta canlanan akışkan şeritler, statik bir görüntüden ziyade zamanın ve mekânın akışını simgeler. Sanatçı, fırçasını özgür bırakan jestüel tarzıyla lekeleri ve çizgileri birer enerji odağına dönüştürür; izleyiciyi sürekli devinen, canlı ve yaşayan bir kompozisyonun içine davet eder.

Klasik boya kullanımının sınırlarını her zaman zorlayan Ömer Uluç; akrilik, polyester ve endüstriyel malzemeleri cesurca bir araya getirerek resmine güçlü bir doku ve derinlik kazandırmıştır. Tuvallere sığmayan bu katmanlı yapı, onun sanat hayatının ilerleyen dönemlerinde heykel ve üç boyutlu nesnelere yönelmesinin de önünü açmıştır. Biçimin sürekli olarak yeniden var olduğu bu arayış, her bir yapıtını Türk sanat tarihinde zamansız ve sarsılmaz birer başyapıt haline getirmektedir.

Mehmet UygunTuval üzeri yağlıboya - 70x150 cm. Mehmet Uygun, Türk çağdaş sanatında kendine has mitolojik ve masalsı bir ...
29/05/2026

Mehmet Uygun
Tuval üzeri yağlıboya - 70x150 cm.

Mehmet Uygun, Türk çağdaş sanatında kendine has mitolojik ve masalsı bir evren kuran, hayal gücünün sınırlarını zorlayan en özgün figüratif ressamlardan biridir. Onun tuvalleri; insan, hayvan ve bitki formlarının organik bir biçimde iç içe geçtiği, zaman ve mekân algısının büküldüğü büyüleyici rüya sahneleridir. Minyatür geleneğinin nakış gibi işlenen titiz işçiliğini modern bir sürrealizmle harmanlayan sanatçı, her bir eserinde izleyiciyi bilinçaltının derinliklerine doğru sembolik bir yolculuğa çıkarır.

Sanatçının görsel dilinde sıkça karşımıza çıkan balıklar, kuşlar, fantastik yaratıklar ve insan yüzleri, salt birer figür olmanın ötesinde alegorik birer anlatıcıdır. Kompozisyonlarında ustalıkla kullandığı “çerçeve içinde çerçeve” kurgusu ve geometrik katmanlar, izleyiciye tek bir tuvalde birden fazla hikaye sunar. Bu pencereler ardına gizlenen gizemli figürler ve esere yayılan dinamik ritim, insan doğasının hem neşeli hem de karanlık ve tekinsiz yönlerini bir arada barındıran zengin bir ironi taşır.

Tuval üzerine yağlıboya ve gravür tekniklerindeki üstün yetkinliğiyle tanınan Mehmet Uygun, renklerin canlılığı ve detayların kusursuz dengesiyle çağdaş Türk sanatında ekol yaratmış bir isimdir. Her detayı incelikle düşünülmüş bu zamansız kompozisyonlar, izleyene bir tablodan çok, katman katman açılan modern bir destan hissi verir.

Namık İsmail‘Venedik’Tuval üzeri yağlıboya - 49x69 cm. Türk resim sanatının erken cumhuriyet dönemindeki en önemli figür...
28/05/2026

Namık İsmail
‘Venedik’
Tuval üzeri yağlıboya - 49x69 cm.

Türk resim sanatının erken cumhuriyet dönemindeki en önemli figürlerinden biri olan Namık İsmail, batı tekniklerini yerel temalarla harmanlayan çok yönlü sanat anlayışıyla öne çıkmaktadır. Sanat eğitimini Paris ve Münih gibi Avrupa’nın önemli sanat merkezlerinde tamamlayan ressam, izlenimcilik (empresyonizm) akımından derinden etkilenmiştir. Paris’in ışık oyunlarını ve serbest fırça vuruşlarını Türk resmine taşıyarak, dönemin estetik dönüşümüne yön veren güçlü bir üslup geliştirmiştir.
Namık İsmail’in paleti; İstanbul manzalarından portrelere, nü çalışmalardan toplumsal ve tarihi kompozisyonlara uzanan geniş bir konu yelpazesine sahiptir. Eserlerinde ışığı, rengi ve atmosferi büyük bir ustalıkla işleyen sanatçı, özellikle figüratif anlatımlarında insan psikolojisini ön plana çıkaran detaylara yer vermiştir. İstanbul’un kıyılarını, gündelik yaşam kesitlerini ve dönemin entelektüel çehresini yansıtan tabloları, hem estetik birer başyapıt hem de dönemin ruhunu belgeleyen tarihi kaynaklar niteliğindedir.
Yaratıcı kimliğinin yanı sıra Sanayi-i Nefise Mektebi’nde (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) müdürlük de dahil olmak üzere eğitmenlik ve idari görevler üstlenen Namık İsmail, yeni nesil Türk ressamlarının yetişmesinde de kritik bir rol oynamıştır. Batı sanatı literatürünün Türkiye’deki gelişimine makaleleriyle katkı sağlayan sanatçı, hem fırçasıyla hem de akademik vizyonuyla çağdaş Türk resminin temellerini atan unutulmaz ustalar arasında yer almaktadır.

Fausto Zonaro‘Tulumbacı’Kağıt üzeri pastel - 73x51 cm. İtalyan ressam Fausto Zonaro, 19. yüzyılın sonlarında adım attığı...
28/05/2026

Fausto Zonaro
‘Tulumbacı’
Kağıt üzeri pastel - 73x51 cm.

İtalyan ressam Fausto Zonaro, 19. yüzyılın sonlarında adım attığı ve uzun yıllar yaşadığı İstanbul’u, oryantalist bir bakış açısıyla ancak dönemin ruhunu en canlı şekilde yansıtan benzersiz eserlerle ölümsüzleştirmiştir. Kentin günlük yaşamını, mimari dokusunu ve insan manzaralarını üstün bir gözlem yeteneğiyle tuvaline aktaran sanatçı, kısa sürede Osmanlı entelektüel çevrelerinin ve saray erkanının dikkatini çekmeyi başarmıştır.
Sanatçının asıl ünü, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönem padişahlarından II. Abdülhamid’e sunduğu ve büyük beğeni toplayan “Ertuğrul Süvari Alayı’nın Köprüden Geçişi” adlı anıtsal tablosuyla pekişmiştir. Bu eserin ardından “Ressam-ı Hazret-i Şehriyari” (Mecidiye Nişanı ile birlikte Saray Ressamlığı) unvanına layık görülen Zonaro, saray himayesinde geçirdiği dönem boyunca devletin askeri zaferlerini, törenlerini ve saray yaşamını belgeleyen tarihi nitelikte birçok başyapıta imza atmıştır.
Zonaro’nun empresyonist etkiler taşıyan güçlü tekniği, ışık ve gölgeyi kullanmadaki ustalığı, İstanbul’un o dönemki kozmopolit yapısını ve tarihi atmosferini günümüze taşıyan en önemli görsel kaynaklar arasında yer almaktadır. Sanatçının özgün üslubuyla hayat verdiği bu eserler, hem Türk resim sanatının batılılaşma sürecindeki estetik dönüşüme katkı sağlamış hem de İstanbul’un dünya sanat tarihindeki eşsiz yerini evrensel bir dille tescillemiştir.

G. Fabius Brest‘İstanbul, Eyüp Sultan’Tuval üzeri yağlıboya - 59x49 cm. Germain Fabius Brest (1823–1900), 19. yüzyılın e...
26/05/2026

G. Fabius Brest
‘İstanbul, Eyüp Sultan’
Tuval üzeri yağlıboya - 59x49 cm.

Germain Fabius Brest (1823–1900), 19. yüzyılın en önemli Oryantalist ressamlarından biridir. Fransa’da doğup sanat eğitimi alan Brest, dönemin birçok sanatçısı gibi Doğu dünyasının gizemine ve ışığına büyük bir ilgi duymuştur. Bu merak onu 1855-1859 yılları arasında İstanbul’a sürüklemiş, burada geçirdiği dört yıl boyunca şehrin günlük yaşamını, mimarisini ve atmosferini büyük bir hayranlıkla gözlemlemiştir.

İstanbul’da kaldığı dönemde sanatçı; başta Boğaziçi kıyıları, Üsküdar, tarihi sokaklar, cami avluları ve hareketli çarşılar olmak üzere şehri adım adım tuvaline aktarmıştır. Eserlerinde sadece mekanları değil; dönemin kıyafetlerini, esnaflarını ve insan portrelerini de büyük bir sadakatle işlemiştir. Bu yönüyle resimleri, Osmanlı İstanbul’unun geçmişteki canlı sosyal hayatını günümüze taşıyan çok kıymetli birer tarihi belge niteliğindedir.

Brest’i diğer Oryantalistlerden ayıran en belirgin özellik, ışığı ve renkleri kullanmadaki ustalığıdır. Özellikle gün batımı ve gün doğumu saatlerinde İstanbul semalarını kaplayan sıcak, altın sarısı ve kızıl tonları dramatik bir atmosferle yansıtır. Detaylara gösterdiği özen ve mekanın ruhunu hissettiren bu samimi üslup, onun tablolarını dünya genelindeki sanat koleksiyoncuları ve müzeler için bugün bile vazgeçilmez kılmaktadır.

Erol Akyavaş‘Piramid Manzaraları’ 1994 New YorkTuval üzeri yağlıboya - 38x42 cm. Türk modern ve çağdaş sanatının en özgü...
18/05/2026

Erol Akyavaş
‘Piramid Manzaraları’ 1994 New York
Tuval üzeri yağlıboya - 38x42 cm.

Türk modern ve çağdaş sanatının en özgün figürlerinden biri olup, Doğu-Batı sentezini kendi felsefi derinliğiyle harmanlamış bir ustadır. Mimarlık eğitimiyle şekillenen mekân algısını, tasavvuf felsefesi ve İslam estetiğiyle birleştiren sanatçı, resimlerinde geleneksel motifleri ve kaligrafik ögeleri çağdaş bir soyutlama diliyle yeniden yorumlamıştır. Eserlerinde zamansız bir atmosfer yaratarak, inanç ve varoluş kavramlarını görsel birer meditasyona dönüştürmeyi başarmıştır.

Sanatçının mimari geçmişi, tuvallerindeki derinlik, simetri ve perspektif anlayışında kendini açıkça gösterir. Özellikle minyatür geleneğinden ilham alan yukarıdan bakış açısı, labirentimsi yapılar, kaleler ve geometrik düzenlemeler, izleyiciyi hem fiziksel hem de manevi bir yolculuğa davet eder. Akyavaş, gelenekseli taklit etmek yerine onun özünü ve mistisizmini modern sanatın biçimsel diliyle kavrayarak uluslararası platformda da kabul görmüş benzersiz bir estetik inşa etmiştir.

Kronolojik olarak geniş bir döneme yayılan üretiminde, “Padişahların İhtişamı”, “Kerbela” ve “Hallac-ı Mansur” gibi serileriyle Türk resim tarihinde silinmez izler bırakmıştır. Tuval üzerine titizlikle işlediği dokular, kaligrafi ve semboller, yalnızca sanatsal birer öge değil; aynı zamanda insanın evrendeki yerini sorgulayan entelektüek bir birikimin dışavurumudur. Erol Akyavaş, doğduğu toprakların kültürel mirasını modernizmin zirvesine taşıyan vizyoner kimliğiyle, çağdaş sanat dünyasında öncü konumunu korumaktadır.

Diyarbakır’lı Tahsin Bey‘Mehtapta Yelkenli Gemi’ 1923Tuval üzeri yağlıboya - 50x70,5 cm. Türk resim sanatının erken döne...
16/05/2026

Diyarbakır’lı Tahsin Bey
‘Mehtapta Yelkenli Gemi’ 1923
Tuval üzeri yağlıboya - 50x70,5 cm.

Türk resim sanatının erken dönem modernleşme sürecinde özgün fırçası ve deniz temalı kompozisyonlarıyla seçkin bir konum edinen Diyarbakır’lı Tahsin Bey (1874-1937), askeri kökenli ressamlar kuşağının en önemli temsilcilerinden biridir. Eğitim hayatı boyunca Osman Nuri Paşa ve Hoca Ali Rıza gibi ekol isimlerin teşvikleriyle sanat anlayışını şekillendiren sanatçı, Sanayi-i Nefise Mektebi’nde aldığı derslerle de teknik yetkinliğini pekiştirmiştir. Sanat tarihimizde denizin dalgalı ruhunu, limanları ve gemileri tuvale aktarmadaki ustalığıyla tanınan Tahsin Bey, Türk deniz ressamlığının öncü figürleri arasında yer almaktadır.

Sanatçının paletinde deniz, sadece bir peyzaj unsuru olmanın ötesine geçerek; ışık, gölge ve hareketin asil bir uyumla buluştuğu ana tema haline gelmiştir. Birinci Dünya Savaşı döneminde Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Resimhanesi’nde görev alan ve bizzat Çanakkale Cephesi’ne gönderilen Tahsin Bey, tarihi anları belgeleme misyonu da üstlenmiştir. “Bouvet’nin Çanakkale’de Batışı” ve “Türk Filosu Seyir Halinde” gibi görkemli askeri ve denizcilik temalı yağlıboya çalışmaları, estetik değerlerinin yanı sıra ulusal belleğe ışık tutan birer tarihi belge niteliği taşımaktadır.

Diyarbakır’lı Tahsin Bey, özellikle 1930 sonrasındaki olgunluk döneminde, serbest fırça darbeleri ve lekeci (takist) yaklaşıma yaklaşan güçlü renk vuruşlarıyla döneminin ötesinde bir üslup sergilemiştir. Hem suluboya hem de yağlıboya tekniklerinde gösterdiği bu yüksek profesyonellik, eserlerinin günümüzde de seçkin müze koleksiyonlarında ve prestijli özel seçkilerde korunmasını sağlamaktadır.

Address

Harbiye Mah. Maçka Caddesi Ralli Apt. No: 37/6
Istanbul
34367

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00
Saturday 09:00 - 18:00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when VOLDA ART HOUSE posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Category