17/02/2026
DNA Dance Topluluğu 10. yılında en yeni sahne prodüksiyonu 'İZLER' ile 12 Nisan 2026 Pazar günü saat 18.30'da seyircisiyle buluşuyor.
Yer: Süleyman Seba Kültür ve Sanat Merkezi(Fulya Sanat)
Proje/ Konsept/ Koreografı: Ayda Z. Nebioğlu, Nurhan Nevioğlu
İZLER Projesi Hakkında:
DNA Dans Topluluğu’nun 7. sahne çalışması olan İZLER projesi kayıp bir zaman diliminin peşinde bir anlam ve varoluş sorgulamasını seyircisiyle paylaşıyor. İz kavramının peşine düşen koreograf ve dansçılar seyirciyi bir hafıza çalışmasının peşinde sürüklüyor.
“Hafızamız canlı bir varlık gibi hareket ediyor bedenimiz boyunca. Bize geçmişimizle ilgili şeyler fısıldıyor; olmamış bir an'ı geçmişimize yerleştiriyor. Eksik ve unutulmuş anıları yeniden yapılandırıyor ve bunu sadece ve sadece bugün olduğumuz kişiyi ayakta tutmak için yapıyor. Yoksa insan geçmişi olmadan nasıl yaşar ki? Geçmişteki an'larımız ve iz'lerimiz olmadan biz neyiz ki? Ve başka türlü nasıl ayakta kalırız?”
İz kavramını hem yazının kendisini, hem de yazının silindiği zaman kalan iz olarak düşünebiliriz. Bir anlamda bütün yazılar anlam aramaksızın birer iz'dir. Silindiklerinde de varlıklarını iz olarak sürdürmeye devam edeceklerdir. Silme eylemi de bu bağlamıyla iz ile doğrudan ilişkilidir.
İz ister yazı, ister eski bir yara, ister ruhumuzun derinliklerinde olan bir anı olsun, kazınıp atılamayan, silinemeyendir. Zamanın durduğu, mekânın çözüldüğü bir zaman dilimidir iz.
İz'ler bizi dönüştürür, bizi çevreler ve bizi adeta bugüne fırlatır. Bugünkü bizi oluşturan geçmişimizin üzerimize boca ettiği an'lardır, iz'lerdir… Bizi biz yapan şey geçmişteki kararlarımız, pişmanlıklarımız ve kendimiz olma çabamızdır. Biz ondan arta kalan iz'leriz. Geçmişin hayaletleriyiz adeta.
Bedenimizdeki görünür izler, yaralar ve marazlar buzdağının sadece görünen kısmıdır. Esas fırtına derinlerde, zihnimize kazınmış iz'lerde kopuyor. Bizi büküyor, eğiyor ve yeniden şekillendiriyor.
İz'ler donmuş bir zamanı temsil ederler. Ama tam da bu nedenledir ki bugünkü ben'i şekillendirirler.
Modern bireyin her şeyi kontrol altına alma dürtüsünün altında yatan kırılganlık da geçmişin iz'leriyle açıklanabilir bir bakıma.