AN YAPIM FİLM SANAT

AN YAPIM FİLM SANAT Sayfamız An Yapım'ın resmi Facebook sayfasıdır. Sayfada projelerimiz, misyon ve vizyonumuza uygun paylaşımlar yapılacaktır.

AN YAPIMDAN İŞ İLANI!Sanat benim için bir yaşam felsefesidir diyorsanız, sadece para kazanmak için değil sevdiğim işten ...
14/03/2019

AN YAPIMDAN İŞ İLANI!

Sanat benim için bir yaşam felsefesidir diyorsanız, sadece para kazanmak için değil sevdiğim işten para kazanmak için çalışacağım diyorsanız, yorulmaya hazırsanız, iş ahlakınıza güveniyorsanız... bu sizin için artı puan demektir.

Set çalışanları
Işıkçı
Sesçi
Yapım asistanı ve
Çeşitli branşlarda görevlendirilmek üzere iş arkadaşları arıyoruz.

Özel mesaj yolu ile ya da 05061933876 numaralı iletişim telefonumuzdan bizimle iletişime geçerek randevu alınız lütfen.

Sanatımız gözümüzün gerçekle kamaşmasıdır. Geri geri kaçan ucube maskelere vuran ışıktır.Gerçek başka bir şey değil. Fra...
14/03/2019

Sanatımız gözümüzün gerçekle kamaşmasıdır. Geri geri kaçan ucube maskelere vuran ışıktır.Gerçek başka bir şey değil.

Franz Kafka..

GÜZEL İNSANLARIMIZ..!

Kalbimiz,ruhumuz,tüm benliğimiz ile mutlu,huzurlu,sanat dolu bir gün olması dileği ile...!

GÜNAYDIN...!

Canan

Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan, biçim ve kılıkta başarıdan çok; ışıkla, bilg...
10/03/2019

Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan, biçim ve kılıkta başarıdan çok; ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle donanmaktır.

Mustafa Kemal ATATÜRK

Kadın insandır, biz erkekler ise insanoğlu...

Neşet ERTAŞ

Yeryüzündeki tüm kadınların, 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜNÜ KUTLARIZ.

Kadına saygı duymayan toplumlar yıkılmaya mahkumdur.

Mutlu Pazarlar...!

05/03/2019

GÜNAYDIN...!
Tüm dostlarımıza güzel,huzurlu,şanslı,sanat dolu başarılı bir gün olması dileği ile...!

Sayfamız An Yapım'ın resmi Facebook sayfasıdır. Sayfada projelerimiz, misyon ve vizyonumuza uygun paylaşımlar yapılacaktır.

Günaydın dostlar. Bugün size güzel bir hafta geçirmeniz için çeşitli tavsiyelerimiz var.1 : Pazartesi sendromu fikrini k...
04/03/2019

Günaydın dostlar. Bugün size güzel bir hafta geçirmeniz için çeşitli tavsiyelerimiz var.

1 : Pazartesi sendromu fikrini kafanızdan atarak başlayın haftaya.

2 : Çalışmanın, üretmenin, birşeyler meydana getirmenin mutluluk verici birşey olduğunu fark edin.

3 : Bir hafta boyunca hergün bir insana iyilik yapın.

4 : Hergün sokak hayvanları için az da olsa mama bırakın köşe başlarına.

5 : Bol bol gülün, çokça okuyun hergün bir tane nostaljik Yeşilçam filmi izleyin.

6 : Ve tabii ki her zaman olduğu gibi, bize günaydın diyin. 🤗🤗🤗

AN YAPIMDAN ÖNEMLİ DUYURU!Sevgili dostlar; yarısı Türkiye'de, yarısı Fransa'da çekilecek uzun metraj sinema filmimizin c...
04/03/2019

AN YAPIMDAN ÖNEMLİ DUYURU!

Sevgili dostlar; yarısı Türkiye'de, yarısı Fransa'da çekilecek uzun metraj sinema filmimizin cast kadrosu için öngörüşme ve deneme çekimleri Çarşamba gününden itibaren yapılacaktır. Görüşmelere katılmak isteyen dostlarımızın randevu almaları gerekmektedir.

Lütfen görüşmeye gelirken sanat geçmişinizi ve sizi ayrıntılı olarak anlatan bir CV, bir vesikalık fotoğraf ve bir boy fotoğrafınızı yanınızda bulundurmayı ihmal etmeyin.

Bir diğer önemli husus da, bizim için sadece oyunculuk tecrübe ve yeteneğinizin değil, aynı zamanda iş ahlakı, sanatınıza ve setlerde iş arkadaşlarınıza duyacağınız saygının da önemli olacağıdır.

Odition'a katılımlarınız ücretsizdir!!!

Öngörüşme ve deneme çekimlerimize katılım için tek şartımız, düzenlediğimiz kitap kampanyası için en az beş kitap getirmenizdir.

Filmimizde yer alacak karakterler gereği, denemeye gelecek arkadaşlarda arayacağımız fiziki özellikler;

1 : 23 - 28 yaş arası - Kadın - Esmer - 1.65 boylarında
2 : 30 - 35 yaş arası - Erkek - Esmer - 1.80 boylarında
3 : 40 - 50 yaşlar arası - Kadın - Esmer - Kumral - 1.65 boylarında ( 3 kişi )
4 : 40 - 50 yaşlar arası - Erkek - Esmer - 1. 75 boylarında. ( 2 kişi )
5 : Çeşitli roller için 25 - 40 yaş arası kadın ve erkekler.

Biliyorum, herkes gider benden bir şekilde. Ben de giderim herkesten. Arkama bile bakmam çoğu zaman. Arkada bıraktıkları...
02/03/2019

Biliyorum, herkes gider benden bir şekilde. Ben de giderim herkesten. Arkama bile bakmam çoğu zaman. Arkada bıraktıklarımın beni acıya boğacaklarını bilirim. O yüzden benden gidenler de dönüp arkalarına bakmazlar. Bilirler ki, ben de onları acıya boğarım yokluğumla.

Bu yüzden yüz yıllık, yıkılmak üzere bir ev gibi hissederim kendimi. Bakmadan duramazsınız bana ama baktıkça da içiniz acır. Ne zaman yıkılacağımı merak edersiniz. Bana bakıp hayaller kurarsınız. Kim bilir ne hayatlar yaşanmıştır içimde. Acılar, sevinçler, mutluluklar, buruk aşklar, ölümler, doğumlar. Hepsi benim içimde olmuştur ve siz bunu sadece hayal edebilirsiniz. Bütün yaşanmışlıklarımla dururum karşınızda. Belki biraz yıkık, belki boyalarım dökülmüş, belki ağır hasarlı... ama karşınızdayım işte. Yarın yine önümden geçerken beni göreceğinizi bilirsiniz ya da bildiğinizi düşünmek istersiniz. Her önümden geçişinizde yeni bir yönümü keşfedersiniz. Belki daha önce fark etmediğiniz bir penceremi, belki bodruma açılan, menteşeleri paslanmış, ahşapları yıkılmak üzere olan kapımı fark edersiniz.

Hepiniz beni onarmayı, yeniden yaşanabilir hale getirmeyi hayal edersiniz. Beyninizde ve kalbinizde yeniden şekil verirsiniz bana. Ama yine hepiniz bir kaç dakika sonra sıyrılırsınız bu hayallerinizden. İçimi hiç görmemişsinizdir bile. Odalarım, koridorlarım, salonlarım... onlar benim sırlarımdır. Siz bunları hiç göremeyeceksiniz. Sadece dış cephemdeki döküntüleri görebileceksiniz. İçimin yıkıntılarını, tozlu zeminlerini, küften ve rutubetten çatlamış duvarlarımı, ruhumun solmak üzere olan renklerini sadece ben biliyor olacağım. Çünkü, beni var edenler çoktan öldüler. Duvarlarım boyanmayalı on yıllar, çatlaklarım onarılmayalı bir ömür oldu. Çoktandır bahçemde oyun oynayan çocukların cıvıltısı yok. İçimden neşeli bağırışlar, hüzünler, kavgalar, acılar yükselmiyor artık. Sadece büyük ve loş bir sessizliğe mahkum oldum. Beni var edenlerin içimde beslediği çiçekler yıllar önce soldular, kurudular ve sessizce geçip gittiler içimden. Duvarımdaki resimler soldu, anılar birer hüzün dalgası halinde gezinip dolaşıyorlar içimde.

Duvarların dili olsa da konuşsa derler. Aslında dili vardır duvarların, eşyaların, evlerin ve konuşurlar. Sadece siz duyamazsınız onların sözlerini. Ne yanınlar anlatırlar size, ne hayatları fısıldarlar kulağınıza ama duymazsınız. Anılarım çocuklarımdır benim. Hiç ölmeyecek çocuklarım. Ben var olmaya devam ettikçe duvarlarımda gezinen yavrularım olarak kalacaklar. Hiç biriniz duymayacaksınız anılarımın seslerini. Sadece bana duyuracaklar seslerini ben var oldukça. Ben yıkılınca anılarım da benimle birlikte hiçliğe adım atacaklar. Hiçliğe adım atanların yok olduklarını sanmayın sakın. Onlar yaşamaya devam ederler, hiçlik denen bilinmezliğin içinde dolanır dururlar.

Hepinizden uzundur ömrüm. Hepinizden çok yıpranmış olsam da, hepinizden çok yaşarım ben. Sizler, evet sizler benim önümden geçip giden kaçıncı nesil olduğunuzu bilseniz şaşırırsınız. Her neslinize ayrı bir yüzümü gösterdim ben. Yaşlandıkça, yıprandıkça yüzüm de değişti. O yüzden hepiniz beni ayrı tanırsınız. Kiminiz için bahçesi aşılmaz duvarlarla kaplı, güçlü ve kendini beğenmiş bir konak, kiminiz için de fiske atsanız yıkılacak bir harabeyim ben. Ama hepiniz beni istersiniz. Bir şekilde istersiniz. Beni eski şatafatlı halime döndürmek istersiniz. Yanmış, yıkılmış parçalarımı yenilemek, yepyeni bir ev haline getirmek istersiniz beni. Oysa o zaman ben, ben olmam. Bambaşka bir ev olur çıkarım. Mutlu olamazsınız benim içimde. Ben bu yıpranmışlığımla, bu yıkılmışlığımla benim.

Farelerim; hani batan gemiyi ilk önce terk ettikleri söylenen farelerim. Onlar beni hiç terk etmediler. Kimler geldi, kimler geçti ama onlar hep benimleler. Hala koşuşurlar içimde. Bahçem onlarla doludur. Size iğrenç gelir farelerim ve belki de sırf bu yüzden girmeye korkarsınız içime. Ama onlar benim sadık dostlarımdır. Yalnızlığımı paylaşırlar. Küçücük ayakları ile, içimde duymaya hasret kaldığım ayak izlerinin hasretini dindirmeye çalışırlar. Kimi zaman duvarlarımı kemirdikleri, ahşaplarımı tırmaladıkları olur. Ama hanginiz sevdiklerinize zarar vermiyorsunuz ki? Ne kadar zarar da verseler, onlar benim bir parçamdır. Onlarsız ben yalnızım. Onlar benim içimde nefes yegane canlılarımdır.

Gece çeker sonra sonra şehre. Hepiniz evlerinize çekilirsiniz. Hepiniz evlerinden sarı, beyaz ışıklar yansır sokağa. Sokağa yansıyan ışıklarınızın arkasından bakarsınız bana. Gece karanlığında ürkütücü gelirim size. Korku hikayeleri uydurursunuz benimle ilgili. Gündüz korkmadan geçerken benim önümden, geceleyin korku ile bakarsınız bana. Rüyalarınıza girerim kabus olarak kimi zaman. Ama bilmezsiniz ki, ben de korkarım içimdeki karanlıktan. Çünkü, her an bir yerlerden geçmişin bir hayaleti çıkar. Dolanır durur içimde. Dokunsam dokunamam, kaçsam kaçamam. Öyle izlerim dolanmalarını. Ve gece usul usul yerleşir içime. Sessiz, karanlık, korkutucu bir yer haline gelirim. Hem sizi hem de kendimi korkuturum.

En çok da Güneş’in doğuşunu severim. Hepiniz uykudayken viran bahçemden seyrederim güneşin doğuşunu. Işık olur ruhuma. Bahçemde bitmiş ayrık otları canlanır, ruhum sükuna erer. Bir günün daha doğuşunu görebildim derim kendime… Bir günün daha doğuşunu görebildim. O zaman hayat daha bir güzel görünür gözüme. Bahçemdeki, benden bile daha yaşlı olan çınar ağacına bir selam çakarım. Dalındaki kuşlar da bana ötüşerek selam verirler. Çınar ağacı rüzgarda hafifçe dallarını eğerek bana selam verir.

En sevdiğim yerim, bahçemde yıllardır susuz duran ama yağmurlar yüzünden yosun tutmuş küçük süs havuzumdur. Öyle mahsun, öyle eski ve öyle hüzünlü durur ki, acı bir masalın içinden çıkıp da gelmiş gibi durur öyle bahçenin ortasında. Hemen yanındaki yaşlı çınar ağacının dallarından süzülen ışıkta bakılmaya doyulmaz olur. İşte o zaman küçük ve bakımsız, harap bahçem büyülü bir bahçe olur çıkar. Gerçekten görmeyi bilenler için müthiş sırların gizlendiği büyülü bir bahçe. Kimi zaman bir serçe konar havuzumun kenarına. Hep aynı ümitle ağzını havuzda suyun olması gereken yere götürür. Ama her seferinde aynı hayal kırıklığı. Serçeler’in hiç vazgeçmediklerini biliyor muydunuz? Her seferinde hayal kırıklığı yaşayacakları halde, her seferinde denerler. Önce umutlu seslerini duyarım, sonra bahçemin içinde kanat çırpıp, zarif bir şekilde havuza konuşlarını… Umutla gagalarını havuzun içine uzatırlar ve başlarını kaldırdıklarında hep aynı hayal kırıklığı ve hüzün dolu bakışları yakalarım gözlerinde. Ama bilirim, yine gelecek… hep gelir çünkü. Başka türlüsü mümkün değildir. Serçelerin ruhlarında terk etmek yoktur.

Üşürüm kimi zaman. Yıkılmış, parçalanmış yerlerimden, kırık camlarımdan soğuk girer içime. İçimde acımasız bir fırtına gibi dolaşır rüzgar. Her zerremde hissederim soğuğu. Çünkü soba yanmaz artık içimde. Geçmişte kalmıştır kış günlerinde sobanın verdiği tarifi imkansız sıcaklık. Üşüdükçe sessiz sessiz titrerim. Hiç biriniz görmezsiniz titremelerimi.

Kırık dökük eşyalar ile doludur içim. Her biri başlı başına bir anı olan eşyalarla. Tuşlarının çoğu dökülmüş, kalanları ise çürümüş, ayakları eskimiş bir piyano durur bir köşemde. Hemen karşısında eski bir pikap. İğnesi kim bilir ne zaman kaybolmuş ve sonsuza dek susmuş. Yerde bir halı. Yırtık pırtık saçakları sadece farelere oyuncak olma görevini gören çaresiz bir halı. Her yerim kırık cam parçaları ile dolu. Kırık camların, evlerin de canını acıtabildiklerini bilir miydiniz? Kırık camlar, kimsesiz evlerin ruhlarına batar. Ve tedavi edecek kimse de yoktur o yaraları. Kendi kendilerine kapanır o yaralar ve kapanan her yaranın bir izi kalır evlerin ruhunda. Her yara izi bir anı, her anı bir hüzün ekler içimdeki kasaya.

Sanmayın ki ben hep böyleydim. Öyle zamanlar yaşadım ki… Öylesine neşeli, öylesine canlı, öylesine mutlu ve kimi zaman öylesine acı. Doğum sevinçleri gördüm, misafir ağırlama telaşlarına şahit oldum. Beni bir bebek gibi koruyup kollayan insanlarım oldu. Duvarlarım, odalarım pırıl pırıl yaşadım on yıllarca. Evin babasının tatlı sert kızmalarını, evin kızının çocuksu şımarıklıklarını gülümseyerek izledim. Evin kadını misafir ağırlayacakken ben de onunla beraber telaşlandım. Açlıklarını gördüm o insanların, ekmeksiz kalışlarında acılarını yüreğimde hissettim. Benimle konuştuklarını, beni sevdiklerini hissettim. Benim içim hep böyle boş değildi. Ne zaman ki, içimde yaşayan son insanlar da öldü, o zaman ben de yalnızlığın içerisine hapsoldum. Tam da o güne rastlar içimdeki çiçeklerin solmaya başlaması.

İmza : BEN

KARİYER PLANLAMA SİSTEMİ NEDİR? Kariyer Planlama Sistemi, bir oyuncu adayının kariyerini yetenekleri ve bu konuda göster...
02/03/2019

KARİYER PLANLAMA SİSTEMİ NEDİR?

Kariyer Planlama Sistemi, bir oyuncu adayının kariyerini yetenekleri ve bu konuda gösterdiği çaba doğrultusunda en ileri seviyeye getirmek için kurulmuş bir sistemdir. Genelde Menajerlik sistemi ile karıştırılmakla birlikte, Menajerlik sisteminden çok daha ileri yöntemleri ve hedefleri olan bir sistemdir.

Bu sistemde oyuncunun sanatsal eksiklikleri giderilirken, diğer yandan sanat camiası içinde lobisinin yapılması, toplum nezdinde PR çalışmalarında bulunulması, sanatçının sosyal medya platformlarındaki davranışlarına varıncaya kadar kariyer hedefleri doğrultusunda kullanılmak üzere çalışmalar yapılır.

Bu sistem çok ciddi emek ve zaman gerektirdiğinden maalesef çok fazla oyuncu adayı ile çalışılamaz. Dolayısı ile en fazla 7 – 8 oyuncu adayı ile çalışma şansımız bulunmaktadır. Bu sebeple çalışacağımız oyuncu adaylarının yetenek, tecrübe, karakter ve çalışma azimlerinden emin olmamız gerekecektir.

Çalışma yöntemleri çok profesyonel ve kapsamlı olduğu için tüm ayrıntıları burada verebilmemiz mümkün değil maalesef. Konu ile ilgili görüşmek ve ayrıntılı bilgi edinmek için lütfen 0506 – 193 – 38 – 76 numaralı iletişim telefonumuzdan bizimle irtibata geçerek randevu alınız.

Address

Osmaniye Mahallesi Gencer Sokak No : 3/B Bakırköy
Istanbul
34140

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when AN YAPIM FİLM SANAT posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Establishment

Send a message to AN YAPIM FİLM SANAT:

Share

Category