08/10/2026
Veri yalnızca sayılardan ve algoritmalardan ibaret soğuk bir yığın değildir; doğru işlendiğinde insanlığın kolektif hafızasına dönüşebilir.
Yeni medya sanatının dönüştürücü figürlerinden Refik Anadol, yapay zekâyı ve veri setlerini yalnızca teknik bir araç olarak kullanmadı; onları akışkan heykellere ve mekânsal anlatılara dönüştürdü.
MoMA’nın iki asırlık görsel arşivini makine zihninde yeniden kurgulayan Unsupervised’dan iklim krizinin kırılganlığını görünür kılan Glacier Dreams ve Coral serilerine kadar uzanan çalışmalarda Anadol’un amacı yalnızca dijital görüntüler üretmek değildi.
Bellek, doğa, makine bilinci ve mimari gibi kavramları yeni bir görsel dile tercüme eden bu yerleştirmeler, insanın dijital çağda çevreyle ve kendi geçmişiyle kurduğu bağı kökten şekillendirir.
Fiziksel dünya ile yapay zekânın kesiştiği bu eşikte veri, yalnızca analiz edilen bir bilgi değil; yaşayan ve düşünen bir görsel belleğe dönüşür.