14/07/2026
Ben Dursun Aksoy 1944 yılında Isparta’nın İslamköy beldesinde dünyaya geldim. Benden önce doğan yedi kardeşimin hiçbirisi maalesef hayatta kalamamış. Annem ve babam, Ömer Lütfü Efendi, benim yaşamam için adımı "Dursun" koymuşlar. Dualar tuttu, ben durdum, büyüdüm ve vatanıma hizmet edecek yaşa geldim.
Anadolu'da eğitimin zorlu ama kıymetli olduğu dönemlerdi. Babam inançlarına sadık, dinine bağlı kalmamı çok isterdi. Ben de ona, "Babacığım sen beni okut, ben değerlerime hep sadık kalacağım" diyerek söz verdim ve eğitimimi azimle tamamladım.
Dışişleri Bakanlığı'na girmeden önce Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde Muhabere Astsubay olarak görev yaptım. 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekâtı'na katılarak cephede yer aldım ve memleketime bir Kıbrıs Gazisi olarak gururla döndüm.
1976 yılında Dışişleri Bakanlığı bünyesinde sivil görevime başladım. Ülkemi yurt dışında temsil etmek benim için en büyük şerefti. 1979 yılında, o dönem Avrupa'nın kalbi sayılan Brüksel Büyükelçiliği'ne İdari Ataşe olarak atandım.
Brüksel'de eşim ve üç çocuğumla; Özlem (15), Çiğdem (13) ve henüz 4 yaşındaki minik oğlum Ümit ile birlikte yaşıyordum. Diplomatlar için o yıllar çok zorluydu. ASALA terör örgütü dünyanın dört bir yanında meslektaşlarımı, can dostlarımı kahpe pusularda şehit ediyordu. Biz her sabah evden çıkarken ölümle burun buruna olduğumuzu bilerek, ama Türk bayrağını dalgalandırmanın vakarıyla işimize gidiyorduk.
Brüksel'deki dört yıllık görev süremin sonuna gelmiştim. Ankara'ya, merkeze dönmeme sadece üç hafta kalmıştı. Eşyalarımızı topluyor, memleket hasretinin bitişini kutlamaya hazırlanıyorduk.
Saat sabah 10:10 sularıydı. İşe gitmek üzere evimden çıktım ve arabama bindim. Tam o sırada arkamdan yaklaşan bir ASALA teröristi, acımasızca tetiğe bastı. Başından ve göğsümden aldığım kurşun yaralarıyla, Brüksel'in ortasında, çocuklarımın bir kaç metre uzağında ruhumu teslim ettim. Adım "Dursun"du ama kaderimdeki o kurşun beni hayatta tutmaya yetmedi, 39 yaşında şehadet şerbetini içtim.
Şimdi naaşım doğduğum topraklarda, Isparta İslamköy Mezarlığı'nda ebedi istirahatgahında bulunuyor. Arkamda bıraktığım ailem, devletim ve Belçika'daki Türk toplumu beni hiçbir 14 Temmuz'da unutmadı.