Duru Düşünseli

Duru Düşünseli İçimdeki çocuk Durucuk ile yaptığım Duruca Sohbetlerle kendimi, yaşamı anlamlandırırım.

Geveze saka kuşu, sosyolog cadıcık, gönüllü fahri, alaylı, çakmamacık psikologcuk olduğum rivayet edilir.

‼️🙏‼️🙏AKUT ÇAĞRI🙏Ahbaplar merhaba, Ahbap olarak geçmiş deprem tecrübelerimizden de yola çıkarak afet olduğu anda kurduğu...
06/02/2023

‼️🙏‼️

🙏AKUT ÇAĞRI🙏
Ahbaplar merhaba,

Ahbap olarak geçmiş deprem tecrübelerimizden de yola çıkarak afet olduğu anda kurduğumuz Kordinasyon gruplarıyla doğru bilgi akışını ve sağlıklı iletişime sağlamaya çalışıyoruz .

Bununla beraber sosyal medyadan gelecek olan talepleri ve bilgiyi de kaçırmamak adına birkaç ihtiyacımıza hizmet edecek formlar oluşturduk.

Bölgede enkaz altında kalan ve kaldığını bildiren kişilerin lokasyon ve bilgilerini bu forma işleyebilirsiniz;

https://forms.gle/xJjygH4HZ12fSYhH9

Afet bölgesinde enkaz dışındaki tüm insani ihtiyaçları bu forma işleyebilirsiniz ;

https://forms.gle/ZHevCTVpXWjgWJDq7

Önümüzdeki günlerde depolarda, sahada yapılacak çok fazla iş olacak daha da destek vermek için veya online kornasyon ekiplerine destek olmak için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz;

https://forms.gle/DicVvFe3UDjgJbk39

Hayırsever olmak isteyen kurum ve kişileri aşağıdaki forma yönlendirebilirsiniz;

https://forms.gle/sbVfmCtKU5UbQ5jP8

Kurumsal Destek vermek isteyen kurumları aşağıdaki forma yönlendirebilirsiniz;

https://forms.gle/iGmZGAqguwCFuAEA6

Tüm bu formları şehir yönetimlerinde ve gruplarınızda paylaşabilirsiniz. Bilgileri gruplara atmak yerine bu forumlara işlerseniz çok daha sağlıklı bir koordinasyon üretmemize aracı olmuş olursunuz. Ayağınıza taş değmesin.

Afet Koordinasyon Ekibi

Mutluluğum kendimde, sizde değil.Yalnızca gelgeç olduğunuz için değil, Olmadığım gibi olmamı istediğiniz için de.Mutlu o...
25/12/2022

Mutluluğum kendimde, sizde değil.
Yalnızca gelgeç olduğunuz için değil,
Olmadığım gibi olmamı istediğiniz için de.
Mutlu olamam değişirsem,
Salt sizin bencilliğinizi doyurmak için.
Hoşnut da olamam eleştirdiğinizde beni,
Sizin gibi düşünmediğim ya da görmediğim için.
Uyumsuz diyorsunuz bana.
Oysa inançlarınıza her karşı çıkışımda,
Siz de benimkilere karşı çıkıyorsunuz.
Aklınızı biçimlendirmeye çalışmıyorum,
Biliyorum kendinizi bulma savaşı veriyorsunuz.
Bana akıl vermenizi de kabul edemem,
Çünkü kendimi bulma çabasındayım ben de.
Saydam olduğumu söylüyorsunuz,
Ve kolayca unutulacağımı.
Öyleyse, kim olduğunuzu kanıtlamak için,
Yaşamımı kullanmaya kalkmanız niye?

LEO BUSCAGLIA

🙏🌞🌻🥰🫂💝🌈🕊️Oyunbaz İşler 💝Elvan Yenihayat Kurşun💝😊Dramaya Bir, Ki, Bir, Ki😊Gel Vatandaş Elvan ile Yaratıcı Dramaya Gel:Ken...
24/10/2022

🙏🌞🌻🥰🫂💝🌈🕊️

Oyunbaz İşler

💝Elvan Yenihayat Kurşun💝

😊Dramaya Bir, Ki, Bir, Ki😊
Gel Vatandaş Elvan ile Yaratıcı Dramaya Gel:

Kendini mi tanımak istiyorsun?
Sevdiklerini mi anlamak istiyorsun?
Yoksa bakkal Muhiddin neden sana kızgın kızgın bakıyor onu anlamak, kendini anlatmak için; ona nasıl yaklaşmalısın onu mu merak ediyorsun?
Zihnin mi karışık?
Hayat mı yordu seni?
Kalbin, aklın içinde patinaj mı yapıyor?
İçindeki çocuk ne zaman gülüyor ne zaman ağlıyor; ona cevap mı arıyorsun?

Elvan ile Yaratıcı Drama deneyimindeki doğallıkta, anı anında duygusunda belki bu vb sorularının belki bambaşka sorularının cevaplarını yaşayacaksın. Bence hayatta cevaplar değil daha önemli olan sorulardır. Bırak tüm sorularını o kapının dışına. Sadece aç kalbini; (ne kadar kendini önce kendine, sonra ortama açmaya ihtiyacın varsa), bil ki bulacaksın kendini güvenli, şefkatli, saygılı bir ortamda. Çünkü yok birbirimizden farkımız biz bizi anlarız. Hepimiz aynı temel amaçla bir aradayız. Zaman zaman kendimizle, zaman zaman hayatla Bir ARA DA kaldığımızın farkındayız. Bizler (bir araya gelmek, aralıkları görebilmek, yaşayabilmek amacıyla)yaratıcı dramayla; kendimize, hayata yaklaşmak adına (önce kendimize doğru) adım atanlarız. Elvan ile yaratıcı drama da hayattan biraz uzaklaşırken aslında hayatın ta kendisini yaşarsın. Ben Elvan ile Yaratıcı Drama ile (yine yeni, yeniden yenilenmek adına) ortamı, kendimi yaşamayı hevesle, merakla heyecanla bekliyorum.

Bende varım diyen kaleye mum diksin. Kalemiz Elvan Yenihayat Kurşun a ait DM herkes bilsin.

Ya beni dinleyen sen ilgine ve sabrına teşekkür ediyorum.
Ancak hala okuyor musun?
Bence bırak beni yaşa kendini.
Sanırım (hala okumaya devam ettiğine göre)
Elvan la Yaratıcı Drama
benim gibi seni de cezbetti.

Kır zincirlerini!
En İyi Zaman Şimdi
Şimdi Yaratıcı Drama vakti.
DideDURU Berkan

Can Dostum ve Yaşam Mimarlarımdan olan sevgili Fatoş Görce  nin Yuvaya Yolculuk Dergisi i nde yayınladığı tam da şu an k...
19/10/2022

Can Dostum ve Yaşam Mimarlarımdan olan sevgili Fatoş Görce
nin Yuvaya Yolculuk Dergisi i nde yayınladığı tam da şu an ki ruh halimi yansıtan Zümrüt ü Anka yazısı yine duygularıma tercüman ruhuma ışık oldu. İyi ki varsın Fatoşum🫂🥰

Zümrüt ü Anka

Ben bugün özgür olmayı seçtim, Tüm zamanlarda ve boyutlarda değil şimdi özgür olmayı seçtim. Görünmeyen bağlarla beni an be an kendine bağlayarak bana engel olmaya çalışan her modeli şimdi fark ettim. Şık ve sevimli görünen, baktıkça merak uyandıran ve deneyim diye karşıma çıkan her bir modelin görünmezlik ilacı içmiş yel değirmenleri olduğunu anladım.

Rüzgâr estikçe kendi etrafında dönen yel değirmenlerinin her bir kanadında döndükçe dönen aslında benmişim, fark ettim. Kolay gelmiş meğerse beni kandırmaya çalışm
ak, oysaki her rüzgâr estiğinde duyduğum ses, içimdeki sessiz çığlık iken ben değirmencinin sesine odaklanmışım. Ve anladım ki, değirmenci de benim, değirmen de, sessiz çığlığın kendisi de.

Ben bugün özgür olmayı seçtim. Bedenlenmiş ruh olarak yeryüzüne ayak bastığımdaki ilk seslenişim yalnızlığa dairdi. Oysaki kalbimden kalbe giden yolda sevgi bağı ile bağlı iken nasıl yalnız olunur. Yolun başlangıcında dahi elimizi tutan senken biz unutuverdik, içine dalıverdiğimiz yaşam sahnesinde odağımızdan uzaklaşarak. Şimdi fark ettim, odaktan uzaklaşmak ne mümkün, Sevgi bağları ile bağlıyız her bir anımıza, fark etsek de edemesek de tek bağdır bizi yolumuza yönlendiren. Anladım ki, odağın kendisi de benim, odaktan uzaklaştıran da, sevgi bağı da benim, sevginin kendisi de

Ben bugün özgür olmayı seçtim. Sevgi havuzunda yüzerken, havuza eklenen tüm eklentilere kızdım belki, kırıldım, yüzerken koluma takılanları anladım belki, belki de yardım isteklerini duymadım, duymazdan geldim…. Aynı dili konuşamadığımızı fark ettim. Cevapsız kaldı her adım, her kulaçta fark ettim. Biraz derinden yüzdüm, eklentiler yüzeyde kaldı, biraz yukarıdan ilerledim eklentiler dibe indi…. Ne çare aynı havuzda köşe kapmaca…. Fark ettim ki, kaçmak ya da uzaklaşmak değildi atılması gereken adım. Ne çok zorlandım kabule geçmek ve onların varlığını da kabul ederek titreşimlerinden sıyrılmak için… Şimdi fark ettim. Var olanı varlığımı kabul ederek ilerlemeyi seçtim. Ne güzel ki, anladığımı hisseden sevgili öğretenlerimle yollarda, anladım ki aslında, yüzerek ilerleyen ben, engeller yaratan da, eklenti oluşturan da içimdeki korkularmış. Biliyorum ki, korku ve sevgi el ele olmaz, bıraktım elini korku gitti ve sevgi özgür kaldı….

Ben bugün özgür olmayı seçtim. Yer ile gök arasında köprü olan fiziksel bedenimde, sıkışmış tüm düşünceleri serbest bıraktım, duygulara kanat taktım. Kaf dağını aşıp masal diyarında Zümrüt’ü Anka ile buluştum. İçim yandı, kor oldu, kül oldu, Uçtu uçtu Nirvana ya kondu. Şimdi anladım yanmadan uçamazmışım. Bu yol, bendeki ruhun özgürlük yolu.

Anladım ki, İçinde dört mevsimi yaşarken özgür olabilmek, Kar yağarken çiçek açabilmek, dökülen yapraklarla tomurcuk verebilmek, yağan yağmurla rahmet, hatırlayabilmek, özgür olmak için sorumluluk alabilmektir.

Anladım ki, içimizde var olan her kavga bize aittir, bizi üzen, zarar veren, düşündüğümüz her ruh, bizden yansıyan ve bize ait korkulardır. Bir kez görüp fark ettiğimizde karşımızdakine vereceğimiz her sevgi damlası ise sadece bizedir.

Anladım ki, yürek zorlansa da sevgi bağışlamaya bir damla ile başlamak okyanusa kapı açar.

Anladım ki, ben bir damla da olsam aslında yüreğim bir okyanus, kendim ise Nirvana da bir nokta.

Olabilmek niyetimle, sevgimi bağışlıyorum benden, bütüne, yansılarıma. Bu andan başlayarak tüm zamanlara ve boyutlara doğru akan bir ışıkla.

Fatoş Görce

https://youtu.be/phuMPb1N300
11/06/2022

https://youtu.be/phuMPb1N300

Şarkının her kelimesi Arya'yı anlatıyor, Game of Thrones'u izleyen anlar zaten. Cidden her kelimesi... Bu videoyu iki güne yakın bir sürede bitirdim. Biraz u...

Canımın İçinde Cansın İyi ki Varsın Az önce bebeğimi kaybettim! Kayıp gitti ellerimden “Gitme” diyemedim. Ona yetemedim....
08/05/2022

Canımın İçinde Cansın İyi ki Varsın

Az önce bebeğimi kaybettim!
Kayıp gitti ellerimden “Gitme” diyemedim.
Ona yetemedim. Ona huzur ruhuna mutluluk veremedim. Gözümden damlayan yaşlar içimdeki acıyı anlatmaya yetmiyor ne dersen de giden geri gelmiyor. Bir kez daha denedim ve başarılı olamadım. Ben kendi yavruma sahip çıkamadım. Doğum sancılarına bile geçemeden içimde yeni yeni filizlenirken kayıp gitti ellerimden. Bir darbe yetti onu benden söküp almaya.
Kanım çekildi damarlarımda ağardı saçlarım, baktım aynaya bir anda yaşlanmışım. Beynim zonkluyor yüzüme bedenime felç indi sanki. Yok olmak, yerin dibine girmek istiyorum. Toprak bile istemiyor beni: “Sen ki tutamadın o canı içinde, senin içinde, yer yok benim içimde!" diye haykırıyor bana. Gözlerimi, ellerimi, beynimi, bedenimi, hiçbir şeyi istemiyorum şimdi. Yok, hiçbir şey gözümde yok! Su olup buharlaşmak ateş olup küle dönmek istiyorum. Madem ki sen yoksun! Artık bende yaşamıyorum!

-Anne doğmadığım için kızgınsın bana ve kırgınsın belki de dünyaya. Acın çok taze tabi, şu anda sesimi duyman çok zor belki.
Senin bana karnındayken yaptığın gibi sadece sesimle değil yüreğimle sesleneceğim sana:
“ Sözlerin anlatamadığını en güzel o anlatır.” derdin ya hep bana. Gözünden bir damla yaş aktığında açıklardın hemen: “Canım yavrum göz yaşlarımı hissedip üzülme. Duygularımı ifade ettikçe özgür kılıyorum kendimi sen hiç beni merak etme. “ Hem konuşurdun hem ellerinle karnını, (bu sayede kah karnımı, başımı kah ayaklarımı) okşardın. Sihirli dokunuşlarınla hem kendini hem beni yatıştırırdın. Gıdıklanırdım birden içimdeki endişen de böyle sönerdi bazen. Esas beni yatıştıran kalbinden gelen, zihninden geçen, damarlarında gezinen düşüncelerdi. Zaten onlar her an aklımda, kalbimde, hücrelerimin her zerresindeydi.
Hep söylediğin;” Canımın içinde cansın, iyi ki varsın! “lafın beni sarıp sarmalardı. Her duyduğumda rahatlardı kalp atışlarım. Sessiz sakin uykuya dalardım.

Benim seni sarıp sarmalayacağım kollarım olmasa da seslenmeye devam edeceğim hep sana. Tıpkı bana söylediğin gibi: "Canımın içinde cansın, iyi ki varsın!" Bu zamana kadar sen büyüttün beni içinde, şimdi sıra bende duyarsan sesimi tutarsan sana uzattığım elimi bil ki hiç ayrılmamış olacağız! Hem bir olmanın hem de tek olmanın keyfini yaşayacağız.
Bu sefer yer değiştireceğiz. Seni büyütme sırası bende. Lütfen ”O nasıl iş öyle!” deme önce bir dinle. Hayır hayır sadece dinlemen yetmez sözlerimi aynı beni içinde hisseder gibi hissetmelisin kalbinde ve beyninde sana söylemek istediklerimi. Evet artık içinde değilim. Beni onca sevmene reğmen bu dünyada yer almak istemedim. Sana beni büyütme fırsatını veremedim. Şuçlama kendini bu benim kararım tercihim. Artık sadece ben senin içinde değilim; sen benim içimdesin. Seninle, bir artı birin iki ettiğini öğrendim. Şimdi benim içimde de: Sen birsin ve ben artı birim! Tamam belki artık rahminde değilim. Ancak biliyorum ki; değişmedi zihnindeki ve kalbindeki yerim. Her gözlerini kapattığında bir yudum suyu dudaklarına aldığında gökyüzüne baktığında bazen bir gül goncasında bazen yaklaşan bir bulutta olacağım ve senin bana hep yaptığın gibi sana en içten sevgilerimi yollayacağım.

Duru Didem Berkan
🌈DideDURU 🕊️

Bazen karanlık çöker göz gözü görmez. Yıldızlar söner insanın ruhu buz keser. Güneş batar yine de her duruma rağmen her gün yeniden doğar. Güneş elini uzatır bize sabırla ona eşlik etmeyi başaracağımız anı bekler.

Duru Didem Berkan

🌈DideDURU🕊️

Denizler için yazılabilecek en güzel yazı. Dikkatli okuyun..Özeleştiri diye buna derim !Deniz gezmiş / ekşi sözlük'ten b...
07/05/2022

Denizler için yazılabilecek en güzel yazı. Dikkatli okuyun..

Özeleştiri diye buna derim !

Deniz gezmiş / ekşi sözlük'ten bir yazar...

çok fazla tanımam etmem, derin bir bilgim de yok hakkında. valla bak, ironi falan ayaklarına yatmıyorum yani, öküz gibi yaşayıp giden bir adamım ben; "iş, meyhane, tuvalet, ev" şeklinde. beş birayı içir bana o gece şahsi devrimimi yaparım, o kadar ama. çok da bilmem ülkenin yakın tarihini, asla cehaletimle de övünüyorum sanılmasın. ha, okuduk gençken hakkında bir şeyler ama derinlikli düşünemem ben, facebook devrimcisiyim işte...

yarın che ölsün, onun da arkasından yazarım güzel bir şeyler. "marksizmi, leninizmi benimsemeyeydi iyiydi", ya da "bugün yaşasa reklamcı olurdu" gibi derin bir yorum yapamam mesela deniz gezmiş hakkında. yapsam ellerim kurur, kurudu da. herkes okuyor ama bazıları çözebiliyor demek sadece, ilginç. e, kur'an ı da 1,5 milyar insan okuyor ama bir tek bizim ömer çelakıl'da var şifreler, bunun gibi bir şey bu.

Ben ideolojiye falan aldırmam pek, ama cesaretten çok etkilenirim..
kendisinde olmayan şeyler çeker insanı, bu böyle. cesaret ne biliyor musunuz? insanın, kendi canına zarar verecek bin kişinin karşısına çıkması değil bence. cesaret; yoldan geçen adamın canına zarar verebilecek bin kişinin karşısına çıkabilmekte...

köşeye sıkışınca hepimiz kaplanız, ama o köşeye sıkışan biz olmadıça sikimizde olmuyor, biliyoruz.

belki on yıl önce, bir kış gecesi, ayaz ve rüzgar izmir'in anasını sikerken, ben sarhoş kafayla, konak'tan karşıyaka'ya geçerken vapurla, bir kadın atladı denize, ölmek için. vapur durdu, insanlar dışarı doluştu, herkes simsiyah denizi ve boğulmak üzere olan kadını izliyor. orda yüz küsür insanın arasında sadece bir tane genç sakince kazağını, ayakkabısını çıkarıp daldı suya, bakkala ekmek almaya gider gibi, tuttu ve çıkardı kadını vapura. deniz gezmiş olmak böyle bir şey işte bence.. vapurda onu seyreden yüz küsür kişiden biri olmaksa tanıdık bir ruh hali zaten.......

adam son mektubunda babasına "oğlun ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir" diyor.

düşünüyorum da yarın asılacak olsam babama en fazla "oğlun hayat karşısında bile aciz ve çaresiz kaldı" yazabilirim sanırım. bırak adam gibi ölmeyi, yaşamaya dahi cesaretimiz yok lan bizim.

Alıntı

📣🔔‼️🙏😢❗🙏❗👶🏻🙏‼️🔔📣SMA Hastası 💝👶🏻Havin Bebeğin🙏😢VALİLİK ONAYLI KAMPANYASI BİTİYOR😢🙏😢 ❗SON 16 GÜN ❗😢Bu bayram sadece bizler...
02/05/2022

📣🔔‼️🙏😢❗🙏❗👶🏻🙏‼️🔔📣

SMA Hastası 💝👶🏻Havin Bebeğin

🙏😢VALİLİK ONAYLI KAMPANYASI BİTİYOR😢🙏

😢 ❗SON 16 GÜN ❗😢

Bu bayram sadece bizlerin değil
🍭Havin'in ve tüm SMA hastası🍭bebeklerin bayramı olsun. Onların ve sevenlerinin hayatı bayram şenliğine dönsün🙏

SMA hastası🍭çocuklar kapınızı çaldı.
Bayram 🍬şekerlerini bayram 🎁harçlıklarını bekliyor. Azınca kararınca 💷💰gücünüz neyse onların acılarının dinmesine maddi ve paylaşımlarınızla destek olur musunuz 🙏

🙏En İyi Zaman Şimdi🙏

HAVİN BEBEK İÇİN
VALİLİK İZİNLİ HESAPLARIMIZ
🇹🇷 Yapı Kredi Bankası
TR60 0006 7010 0000 0077 1722 18
Alıcı: Mehmet Şirin Aydar
Açıklama: Havin Ömür

🇨🇵
FR7610278062200002044460349
Alıcı: Angel Havin
BIC : CMCIFR2A

Dayanışma Yaşatır

🙏En İyi Zaman Şimdi🙏

Cana değer veren her bir cana saygı, sevgi ve minnetle; sağlıklı, huzurlu, mutlu nice bayramlara

SABOTAJ ve 1 MAYIS'IN DOĞUŞU - EROL MÜTERCİMLER*Endüstri Devrimi olarak adlandırılan, buharın enerji kaynağı olarak sapt...
01/05/2022

SABOTAJ ve 1 MAYIS'IN DOĞUŞU - EROL MÜTERCİMLER*

Endüstri Devrimi olarak adlandırılan, buharın enerji kaynağı olarak saptanması ve ardından gemicilik sektörü ile tekstil sektörüne uygulanmasıyla başlayan makineleşme süreci insanlık tarihinin en önemli sıçrama adımlarından birisini oluşturmuştur. Fakat çalışma koşulları da o denli berbat haldedir ki, işçiler sonunda ayaklarına giydikleri ve SABO olarak adlandırılan tahta takunyalarla makineleri kırmaya başlamışlardır. Buradan da sabotaj kavramı türemiştir. Makine kırıcılarıyla başa çıkmak için idam cezaları getirilmiştir. Cezalandırma, işçilerin yaşam ve çalışma koşullarını iyileştirmemiştir. Ücretleri düşüktür, sağlık sigortası yoktur, günde 14-15 saat çalıştırılmaktadırlar, yaşadıkları evler berbattır. Bu koşulların düzeltilmesi için işçi örgütlenmeleri keşfedilmiştir.

Yıl 1886, yer ABD'nin Chicago kenti. İşçiler sekiz saatlik çalışma süresinin yasalaşması ve yaygınlaşması amacıyla 1 Mayıs 1886 tarihinde bir miting düzenlerler.

Fakat toplantı öncesi işçi önderleri ile, sermayenin borazanlığını yapan Chicago Tribüne gibi gazeteler arasında gerginlik gittikçe tırmanır. Bu gazete aynen şöyle yazacaktır: "Kenti yakıp yıkacaklar öyle mi? Bunun önünü almak için gerekirse Chicago'nun her sokak lambası direği bir işçinin cesediyle süslenecektir."

Kentte gerginlik gittikçe tırmandı. İşte bu hava içinde 1 Mayıs günü geldi. Seksen bin işçi karıları ve çocuklarıyla beraber yolları doldurup düzenli bir şekilde yürüyüşe geçti. Toplantı alanında işçi önderleri Albert Parsons ve Aigust Spies yaptıkları konuşmalarda "sekiz saatlik iş günü"nün insanca bir iş olduğunu söylediler. Miting sakin geçiyordu. Hava bozdu, şiddetli yağmur başladı ve toplantı da zorunlu olarak sona erdirildi.

Toplantı bitmişti, kalabalık dağılıyordu. Bu sırada Ulusal Muhafızlar dağılan kalabalığa ateş açtı, topluluk birbirine girdi, altı kişi öldü. Göstericiler silahlı değildi, kızgınlık ve çaresizlik içinde dağıldılar.

Olayın ayrıntısı kısaca şuydu. Yağmur nedeniyle biten toplantı ardından bir grup bir birahaneye gitmek için yola koyuldu. Önleri polis tarafından kesildi. Kısa bir tartışma oldu, bir el bombası sesi duyuldu. Ardından polis kıyasıya ateş açmaya başladı. Komplo kurulmuştu.
Bomba, Pinkerton Özel Dedektiflik Bürosu'nun ajanlarından biri tarafından atılmıştı. Pinkertonları kiralayanlar Chicago işverenleriydi.
Ertesi günü gazeteler ortalığı birbirine kattı. Onlara göre bombayı kimin attığının bir önemi yoktu. Birileri hemen asılmalıydı.

Öyle de oldu. Sendikacılar ve işçiler ABD'nin hemen her yöresinde tutuklandılar, yüz bine yakın işçi hapse tıkıldı. Yargılamalar bir buçuk yıl sürdü. Komployu kuranlar hiç ceza almazken, işçi önderleri idam edildi.

Erol Mütercimler, Aynadaki Tarih, Alfa Yayınları, 6. Basım, Haziran 2016, İstanbul.

* 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı, işçi ve emekçiler tarafından dünya çapında kutlanan, birlik, dayanışma ve haksızlıklarla mücadele günü. Dünya üzerindeki pek çok ülkede, resmî tatil olarak kabul edilmektedir. Türkiye'de ilk kez 1923'te resmî olarak kutlanmıştır. 2008 Nisan'ında, "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kutlanması kabul edilmiştir. 22 Nisan 2009 tarihinde TBMM'de kabul edilen 5892 sayılı yasanın, 27 Nisan 2009'da Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi ile, 1 Mayıs resmi tatil ilan edilmiştir.



Kültür ve Merak grubu

Address

Istanbul
34363

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Duru Düşünseli posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share