26/07/2026
Nurgül Yurtseven Bir avuç gül için saatlerce buz değiştirdim...
Çünkü gül suyu sadece kaynatılarak değil, usulüyle damıtılarak hazırlanırsa gerçek kokusunu ve zarafetini daha güzel verir.
Isparta'dan gelen gülleri tek tek ayıkladım. Birkaç saat temiz bir bezin üzerinde beklediler içindeki börtü-böcek karınca vs.çıksın diye ...
Ardından yapraklarını nazikçe yıkadım, fazla suyunu süzdürdüm ve kuruttum.
Tencerenin ortasına ısıya dayanıklı cam bir kap yerleştirdim. Bu kap, damıtma sırasında oluşan gül buharının tekrar damlayıp birikeceği yerdi.
Kabın tencerenin dibine doğrudan temas etmesini istemedim. Bunun için altına bir süt taşı yerleştirdim. Böylece kap daha dengeli durdu ve tencerenin sıcak tabanıyla direkt temas etmedi.
Cam kabın etrafına gül yapraklarını koydum.
Kokuyu ve aromayı zenginleştirmek için bir miktar kuru gül ve bir tutam safran ekledim. Üzerlerine geçecek kadar içme suyu ilave ettim.
Daha sonra kapağı ters çevirdim.
Eğer kullandığınız kapağın buhar çıkış deliği varsa, bu kısmı da hamurla veya kürdanla kapatmanız gerekir. Amaç içeride oluşan buharın dışarı kaçmasını önlemektir.
Tencerenin kenarlarını da hamurla kapattım. Çünkü bu yöntemde en kıymetli şey içeride dolaşan gül buharıdır.
Kapağın üzerine buz koydum ve eridikçe yeniledim.
Buz sayesinde içeride yükselen sıcak buhar hızla soğuyup yeniden su damlalarına dönüşüyor. Ters çevrilmiş kapak da bu damlaları doğrudan ortadaki cam kaba yönlendiriyor.
Saatler sonra cam kabın içinde biriken sıvı, gülün damıtılmış öz suyuydu.
Bu yöntemle elde edilen su, doğrudan kaynatılmış gül suyundan farklıdır. Çünkü burada amaç gülün suda haşlanması değil, buharının yoğunlaştırılarak yeniden damıtılmasıdır.
Hazırladığım bu gül suyunu temiz cam şişelere alıp, serin yerde muhafaza ediyorum.
Her sabah yüzüme sıktığımda sadece bir cilt bakımı yapmış olmuyorum...
Biraz sabrı...
Biraz emeği...
Biraz da çocukluğumun Isparta kokusunu hatırlıyorum.
Kaydetmeyi unutmayın. Gül mevsimi kısa sürer.