27/03/2026
Tüm tiyatroya emek verenlerin, bu uğurda mücadele edenlerin, var olmaya çalışanların bu değerli günü kutlu olsun.
Bir günü kutlamak nasıl olur? Nasıl olmalı? Her mesleğin, her emeğin bir günü var… ama o günler gerçekten neyi kutlar? Görüneni mi, yoksa çoğu zaman görünmeyeni mi?
Bugün sahneler doluyor, evet… ama çoğu zaman oyun için mi, yoksa sahnedeki ismi görmek için mi doluyor, bunu da sormak gerekiyor. Büyük prodüksiyonlar, popüler isimler elbette olmalı, seyirciyle buluşmalı. Ama sadece isme giden bir alışkanlık, görünmeyen birçok emeği geride bırakıyor.
Çünkü sahnenin ışığı dışarıdan göründüğü kadar parlak değil. Bağımsız tiyatro yapanlar için mesele sadece maddi zorluklar da değil; çoğu zaman sahne bulmak, sürdürülebilir olmak, ayakta kalmak bile başlı başına bir mücadele. Ve bu mücadele çoğu zaman bireysel veriliyor. Oysa tiyatro dediğimiz şeyin bir çatı altında, daha güçlü bir yapı içinde var olması gerekir.
Tiyatro bir şirket gibi değerlendirilecek bir alan asla değil. Hele bir sahne üretmek… bilen biliyor… başlı başına bir mesele.
Ama buna rağmen, sahneler çoğu zaman ticari dengelere göre şekilleniyor.
Ve destek meselesi… Açık konuşmak gerekirse, yok.
Birçok yerde, birçok topluluk için kapılar tam anlamıyla açık değil. Açıkmış gibi… ama değil. Bunu yaşayan, bilen çok.
Bugün bizim günümüz. Madem bugün bir şey söylemek gerekiyor… o zaman sadece iyiyi değil, eksik olanı da söylemek gerekiyor. Çünkü iyi olan zaten görünür, bilinir. Asıl mesele, eksik olanı birlikte fark edebilmek.
Yine de bütün bunlara rağmen… tiyatro vazgeçilmeyen bir şey. Çünkü bu iş sadece bir meslek değil; gerçekten bir tutku.
Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun. 🎭