10/08/2026
“Mimarlıktan sanata miras.” Bir Zeyrek evi hikayesi. Zeyrek’te, bugün hâlâ ayakta duran 1908 yapımı, geleneksel Bağdadi tekniğiyle inşa edilmiş eski bir İstanbul evinde başladı benim hikâyem. Bu ev, babam henüz bir bebekken ailemizin büyüklerinden ona kaldı. Çocukluğu bu evde geçti. Daha sonra kendi çocuklarını, yani bizi, yine bu evde büyüttü.
Babam mimardı. Bu nedenle bu eve yalnızca bir yapı olarak bakmadı. Onun için ev, geçmişten geleceğe taşınması gereken bir İstanbul hafızasıydı. Yıllar boyunca gözü gibi baktı, korudu, onardı ve yaşattı.
Ben de çocukluğumu bu evin içinde geçirdim.
O yıllarda Zeyrek, bugünkü gibi değildi. Mahalle kültürünün, komşuluğun, sokakta oynayan çocukların hâlâ yaşadığı eski bir İstanbul mahallesiydi. Kapılar birbirine, çocuklar birbirlerine açıktı. Birbirimize seslenirken, “Neredesiniz?” — “Küçük Ev’deyiz.” derdik.
Belki de bugün atölyemin adının Küçük Ev Seramik Atölyesi olmasının kökü tam olarak burada. Evin hemen yanındaki iki katlı ahşap yapı da ailenin yaşamının bir parçasıydı. Eskiden memleketten İstanbul’a gelen akrabalarımız, misafirlerimiz burada kalırdı. Büyük ev de küçük ev de yalnızca birer yapı değil, insanların gelip geçtiği, hayatların birbirine değdiği mekânlardı.Babam bizi bu evde büyütürken bize yalnızca bir ev bırakmadı. Dürüst olmayı, ahlaklı ve erdemli yaşamayı, iyi bir insan olmayı; eğitimimizi tamamlayıp meslek sahibi olmayı, ailemize ve memleketimize faydalı bireyler olmayı öğretti.
Ve belki de en önemlisi, bize bir şeye sahip olmanın, ona sahip çıkmak anlamına geldiğini gösterdi. u evde büyüdüğüm için, bu evin hafızasını bana bıraktığı için, bize verdiği bütün değerler için babamız Yük. Müh. Mimar Sadri Kahramana binlerce teşekkür ederim. Canım Annemin de bu evin hikâyesindeki sessiz ama vazgeçilmez yerini unutmadan…Bazı evler insanı büyütür.
Bazı evler aileyi taşır.
Bazı evler de zamanın içinden geçerek insanın kendisine dönüşür. Evimiz, burası benim çocukluğum.
Burası babamın emeği. Ve bugün burası benim sanatımın evii.“Babam bu evi koruyarak geçmişi geleceğe taşıdı; ben de onun bıraktığı mirası seramikle geleceğe taşıyorum.” www.sadribeyinevi.com