İMALAT-HANE

İMALAT-HANE imalat-hane, Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan bir çağdaş sanat alanıdır.

14/07/2026

Deniz Kırkalı’nın “Sindirim ve Küratöryel Pratikler” başlıklı konuşması Youtube kanalımızda yayında!

Seminer, Deniz Kırkalı’nın pratik bazlı doktora projesi “Arzu Hatları”ndan yola çıkarak küratöryeli bedenin içinden yeniden hayal etmeyi öneriyor. Bağırsaklarımızda insan hücrelerini sayıca aşan milyarlarca bakteri, virüs ve mantar yaşadığından, insan bedeninin tam anlamıyla insan olmadığı düşüncesinden yola çıkarsak, bu bize işbirliği, bilgi üretimi ve birlikte varoluş hakkında ne söyler?

📢☀️📢
11/07/2026

📢☀️📢

Murat Akagündüz’ün kompozisyonları, maddeyle — karbon, kâğıt, zemin — basınç, sürtünme ve yerçekimine direnç gibi fiziks...
10/07/2026

Murat Akagündüz’ün kompozisyonları, maddeyle — karbon, kâğıt, zemin — basınç, sürtünme ve yerçekimine direnç gibi fiziksel kuvvetler arasındaki ilişkiyi görünür kılan bir eylemin izleri olarak okunabilir. Buradaki mimesis, doğadaki biçimlerin figüratif bir temsiline değil; madde ile kuvvetler arasındaki ilişkilerin ve süreçlerin örgütlenmesine dayanır.

Bu resimler, insanın iz bırakmaya yönelik en temel dürtüsünün peşinden gider. Figür geri çekilirken, yaşamın ve tekniğin hareketini mümkün kılan maddi koşullar görünür hâle gelir. Bu yönüyle eserler, mimesisi protez niteliğinde bir eklemlenme olarak düşünmeye davet eder: Kültürü ve tekniği kullanarak kendine ikinci bir doğa kuran doğa. -Aslı Seven

Murat Akagündüz
Iz Serisi, 2026, kağıt üzerine grafit, 200 x 150 cm
Iz Serisi, 2025, kağıt üzerine grafit, 70 x 100 cm

📸: Barış Özçetin

Bronze, 2025, Video, 13 min
Voice-over: Can Küçük, Efe Can Erdal, Mix & Mastering: Pervin GüzeldereCan Küçük’ün dört sah...
03/07/2026

Bronze, 2025, Video, 13 min
Voice-over: Can Küçük, Efe Can Erdal, Mix & Mastering: Pervin Güzeldere
Can Küçük’ün dört sahnelik Bronz videosunda, iki baş karakter, tanımsız ama canlı olduğu sezilen, bir gün evlerinin ortasında beliren ve rahatsızlık yaratan bir varlıktan - “karşılıksız” bir “hediyeden” - kurtulmak için tek tek mal varlıklarından ve anılarından vazgeçerler, ona kötü davranır, bakımsız bırakırlar, nafile. Sevginin kalplerdeki ve bedenlerdeki deliklerle, onların ise yazlık evlerin koridorlarıyla ölçeklendirildiği anlatının sonunda tanımsız ortak düşman tuzlu çubuk krakerlerle alt edilir, nitekim, ardında bıraktığı boşluk, Wagner’in Gelin korosu müziği eşliğinde midedeki gaza, çocuksuz bir parka ve maddesiz bir hayata dönüşür.
Bronz, romantik bir karşılaşma içinde iki karakter bir çift oluşturmaya giriştiğinde üçüncü bir varlık gibi beliren ilişki üzerine: ben, sen, biz, onlar gibi konumların eşiğinde gündelik hayatın en somut detaylarına büyüteçle bakarak, madde, duygulanım ve hayatta kalma stratejileri ile örülmüş sınır müzakereleri, iç ve dış basınç, sevgi ve iktidar oyunları üzerinden, romantik bir beraberliğin kaderi ve bedeli üzerine bir deneme. -Aslı Seven

Seminer I Ayça Yüksel: Yoldaş Bitkiler ve Yamalı Elbirliği4 Temmuz Cumartesi, 13.00 -HANE, Bursa“Ekolojik krizin git gid...
27/06/2026

Seminer I Ayça Yüksel: Yoldaş Bitkiler ve Yamalı Elbirliği
4 Temmuz Cumartesi, 13.00 -HANE, Bursa

“Ekolojik krizin git gide derinleştiği günümüzde insanı doğadan ayrı ve üstün gören modern düşünce ve eyleme biçimlerini sorgulamak başlıca etik-politik sorumluluklardan biri. Bu seminerde, insansonrası dönemecini takip ederek, bitkilerle kurduğumuz ilişkileri yeniden düşünmeyi amaçlıyorum. Donna Haraway’in “yoldaş türler”, Anna Tsing’in “enkaz içindeki yaşam” ve “hayatta kalmak için elbirliği”, Michael Marder’in “bitkisel-düşünce” ve Maria Puig de la Bellacasa’nın “ihtimam” kavramlarından hareketle, bitkileri yalnızca ekonomik değeri olan kaynaklar, tarımsal ürünler veya metalar olarak değil, insanlarla birlikte yaşayan, dünyayı birlikte kuran ve yaşamı mümkün kılan aktörler olarak ele alıyorum. Bu yaklaşım, doğa-kültür ayrımını ve insanmerkezci bakışı aşarak, türler arası karşılıklı bağımlılıkların ve başka türlü akrabalıkların izini sürmeyi ve dahası bunları gerektiğinde yeniden icat edebilmeyi öneriyor.
Doğu Karadeniz’de çay tarımı üzerine yürüttüğüm çoklu-türler etnografisine dayanan doktora tez araştırmama odaklanarak, çay bitkisi, kızılağaç, eğrelti ve mısır gibi bitkilerin hikâyeleri üzerinden “yoldaş bitkileri” ve “yamalı elbirliği” olarak adlandırdığım türler arası elbirliği biçimlerini tartışacağım. Çay tarımının yarattığı ekolojik ve toplumsal tahribata rağmen, farklı bitki türlerinin kenarlarda ve tahribatın içinde birbirlerinin yaşamını destekleyen elbirliği ağlarını kurmaya devam ettiğini göstermeye çalışacağım. Böylece bitkileri metalaştıran yaklaşımların ötesine geçerek, onları yoldaş türler, armağan ve ihtimam ilişkilerinin kurucu unsurları olarak düşünmenin imkânlarını tartışacağım.” -Ayça Yüksel

-

Seminer ücretsiz ve herkese açıktır!
Kayıt için: [email protected]

Seminer I Ayça Yüksel: Yoldaş Bitkiler ve Yamalı Elbirliği4 Temmuz Cumartesi, 13.00 -HANE, Bursa“Ekolojik krizin git gid...
27/06/2026

Seminer I Ayça Yüksel: Yoldaş Bitkiler ve Yamalı Elbirliği
4 Temmuz Cumartesi, 13.00 -HANE, Bursa

“Ekolojik krizin git gide derinleştiği günümüzde insanı doğadan ayrı ve üstün gören modern düşünce ve eyleme biçimlerini sorgulamak başlıca etik-politik sorumluluklardan biri. Bu seminerde, insansonrası dönemecini takip ederek, bitkilerle kurduğumuz ilişkileri yeniden düşünmeyi amaçlıyorum. Donna Haraway’in “yoldaş türler”, Anna Tsing’in “enkaz içindeki yaşam” ve “hayatta kalmak için elbirliği”, Michael Marder’in “bitkisel-düşünce” ve Maria Puig de la Bellacasa’nın “ihtimam” kavramlarından hareketle, bitkileri yalnızca ekonomik değeri olan kaynaklar, tarımsal ürünler veya metalar olarak değil, insanlarla birlikte yaşayan, dünyayı birlikte kuran ve yaşamı mümkün kılan aktörler olarak ele alıyorum. Bu yaklaşım, doğa-kültür ayrımını ve insanmerkezci bakışı aşarak, türler arası karşılıklı bağımlılıkların ve başka türlü akrabalıkların izini sürmeyi ve dahası bunları gerektiğinde yeniden icat edebilmeyi öneriyor.
Doğu Karadeniz’de çay tarımı üzerine yürüttüğüm çoklu-türler etnografisine dayanan doktora tez araştırmama odaklanarak, çay bitkisi, kızılağaç, eğrelti ve mısır gibi bitkilerin hikâyeleri üzerinden “yoldaş bitkileri” ve “yamalı elbirliği” olarak adlandırdığım türler arası elbirliği biçimlerini tartışacağım. Çay tarımının yarattığı ekolojik ve toplumsal tahribata rağmen, farklı bitki türlerinin kenarlarda ve tahribatın içinde birbirlerinin yaşamını destekleyen elbirliği ağlarını kurmaya devam ettiğini göstermeye çalışacağım. Böylece bitkileri metalaştıran yaklaşımların ötesine geçerek, onları yoldaş türler, armağan ve ihtimam ilişkilerinin kurucu unsurları olarak düşünmenin imkânlarını tartışacağım.” -Ayça Yüksel

Mandalina Duvar Şiiri, 2022, Suluboya kağıdı üzerine suluboya ve tükenmez kalemle yapılmış 46 desen, her biri 15x15 cm, ...
23/06/2026

Mandalina Duvar Şiiri, 2022, Suluboya kağıdı üzerine suluboya ve tükenmez kalemle yapılmış 46 desen, her biri 15x15 cm, değişken boyutlar

Babamın Meyve Tabağı, 2022, sırlı porselen, mandalinalar (ø 30cm x 9cm), metal stand (30x30x82,5cm)

Merve Kılıçer’in sergide yer alan iki işi kişisel anılar üzerinden çekirdek aile içindeki ilişkileri ele alır, otorite ve patriyarkal figürlerin aileden toplumsal yapılara uzanan sürekliliğini sorgular. Bu figürlerin gölgesinden çıkarak kendi varlığını kurmak mümkün müdür ?

Sanatçının yazdığı şiir ve mandalina çizimleriyle kaplı duvar, bir çocuk ninnisinin ritmini ve biçimini çağrıştırır ve izleyiciyi mandalinaları havada çevirdiğini hayal etmeye davet eder. Bir hareket şemasıyla bir oyunun kuralları arasında salınan çalışma, mandalinaların iki el arasında havada döndürülmesiyle başlar ve yeni yaşamın metaforu olarak bir yalanın - bir kurmaca veya bir hikâyenin - uydurulmasıyla son bulur: “Çekirdekleri tükürdüm, üstlerini toprakla örttüm, gölgenden kaçtım, kendime ait bir ağaç diktim.”

“Babamın Meyve Tabağı”nda ise mandalina çizimleri, porselen bir tabağın içine yerleştirilmiş dört gerçek mandalinayla canlanır. Lif kabağı parçalarının sıvı porselene batırılmasıyla üretilen tabak, sanatçının çocukluğuna ve her akşam yemeğinden sonra televizyon karşısında paylaşılmak üzere hazırlanan meyve tabağına gönderme yapar.

📸 1,2,8: Barış Özçetin
📸 3,4,5,6,7: Lili Huston-Herterich

Seminer | Özlem Güçlü - Film Hayvanları: Yasa Değişiklikleri Sonrasında Başka Görme, Başka Hikâye, Başka Yer İmkânı27 Ha...
20/06/2026

Seminer | Özlem Güçlü - Film Hayvanları: Yasa Değişiklikleri Sonrasında Başka Görme, Başka Hikâye, Başka Yer İmkânı
27 Haziran Cumartesi, 15.00 -HANE

-
Bu seminer, Hayvanları Koruma Yasasında yapılan güncel değişikliklerin sokakta yaşayan köpekleri şiddete daha da açık hale getirdiği ve anaakım medya temsilini canavarlaştırılan köpek imajlarının büyük oranda belirlediği bugünün Türkiyesinde gerçekleşecek. İçinden geçtiğimiz “bela zamanlarda” (Haraway) sinemanın ortaya koyduğu şiddet belleği kadar kamusal yas ve çoktürlü dünyalar-yapma (worlding) imkânına odaklanıyor olacak. Sinematik hayvanları insan istisnailiğini yeniden üretmenin ötesinde tahayyül eden; canavarlaştırılanın şefkatle gözünün içine bakan, ona yaklaşmayı deneyen; çoktürlü yoldaşlık ilişkisiyle kurulan temsillerin perde/ekran dolayımıyla açtığı insandan-ibaret-olmayan yaşam ufkunun ve ilhamının izinden gidecek. Sosyal ve beşeri bilimlerin içinden geçtiği “insan sonrası dönemecin” düşüncenin imajını derinden dönüştürmesinden hareketle ve film çalışmalarının “hayvan dönemecinde” ürettiği farklı kavram, dikkat ve tartışmalara referansla, başka görme biçimleri, başka hikâyeler ve izleyici pozisyonları üretmeyi deneyen, araştıran, icat eden farklı örnekler kat edilecek. Böylelikle, sinemanın sadece görme biçimleriyle değil, yaşama biçimleriyle de sıkı sıkıya bağlı olduğu (Pick) bir “başka yer” (Haraway) imkânı tartışmaya açılacak.
-

Seminer ücretsiz ve herkese açıktır!
Kayıt için: [email protected]

Seminer | Özlem Güçlü - Sistematik Hayvanlar: Yasa Sonrasında Görme, Başka Manzara İmkânı27 Haziran Cumartesi, 15.00 -HA...
20/06/2026

Seminer | Özlem Güçlü - Sistematik Hayvanlar: Yasa Sonrasında Görme, Başka Manzara İmkânı
27 Haziran Cumartesi, 15.00 -HANE

Bu seminerde, sinemada hayvanların ve insan-hayvan ilişkisinin temsilini, anlatısal ve biçimsel tercihlerle filmsel alanın düzenlenişini, insan ve insani olanın istisnailiğini yeniden üretmenin ötesinde tahayyül etme olanaklarına odaklanılacaktır. Sosyal ve beşeri bilimlerin içinden geçtiği “insan sonrası dönemecin” düşüncenin imajını derinden dönüştürmesinden hareketle ve film çalışmalarının “hayvan dönemecinde” ürettiği farklı kavram, dikkat ve tartışmalara referanslarla, film hayvanlarıyla karşılaşmalarımızı kuşatan alışıla geldik insan merkezli normatif temsil rejimini sekteye uğratan ya da sorunsallaştıran, daha adil başka görme biçimleri ve izleyici pozisyonları üretmeyi deneyen, araştıran, icat eden farklı örnekler üzerinde durulacak, bu örneklerin açığa çıkardığı imkanlar tartışılacaktır. Böylelikle, tüm şedit sonuçlarıyla kendini hayvanların “hakikati” olarak ortaya koyan insan merkezli “hakim kurmacayı” (Rancière) hem yeniden üretmede hem ters yüz etmede filmlerin potansiyeline, sinemanın sadece görme biçimleriyle değil yaşama biçimleriyle de sıkı sıkıya bağlı olduğuna (Pick) dikkat çekilecektir.

Camille Pradon’un Akdeniz’deki sünger avcılığı pratiklerine ilişkin uzun soluklu araştırmasından beslenen sergideki eser...
16/06/2026

Camille Pradon’un Akdeniz’deki sünger avcılığı pratiklerine ilişkin uzun soluklu araştırmasından beslenen sergideki eserler, Tunus, Rodos ve Marmara Denizi arasında uzanan farklı kıyıları birbirine bağlar. Birinci katta merkezi bir konumda yer alan “Emery (Aşındırma)”, üç malzemeyi bir araya getirir: doğal bir sünger, endüstriyel bir aşındırıcı taş ve Marmara Denizi suyu. Sergi süresince süngerin düzenli olarak ıslatılmasıyla etkinleşen eser, bağlama özgü bir yaşam kazanır. Göç, emek ve çıkarım tarihlerini birbirine bağlayan Pradon’un işleri, sünger dalıcılığı topluluklarını dönüştüren endüstriyel değişimlere ve sünger türlerinin giderek yok oluşuna dikkat çeker.

Dünyayla kurduğumuz ilişki dil ve teknik aracılığıyla şekillenir. Yaşamı ve anlamı yeniden üretirken, insan olmayan ve canlı olmayan varlıklarla ayrılmaz biçimde eklemleniriz. Pradon, dili ve tekniği gerçekliği temsil eden araçlar olarak değil, algıyı genişleten protezler olarak ele alır. “İzlenim”, bir manzarayı değil, fotoğrafı mümkün kılan koşulları — renk, ışık ve bunların maddi izlerini — görünür kılar. İzleyici görüntüye yaklaştıkça figür çözülür ve fotoğraf yüzeyinin grenleri içinde kaybolur.

İMALAT-HANE’nin üst katında yer alan “Ayna” serisi ise sünger avcılarının denizin dibini görmek için kullandıkları bir aparatın kendisine, bir soyutlama yöntemi olarak odaklanır, öyle ki görüntü sualtını, gökyüzünü, kozmik bir ölçeği ve mikroskopik bir imgeyi bir arada tutar. Süngerin yaşamsal ritimleriyle ilişki kuran “Anapnoï (Nefes)”, su altındaki nefese adanmış bir ağıt niteliğinde. Hem endüstri öncesi dalış kasklarından hem de sünger formlarından esinlenen asılı seramik heykel belirli aralıklarla mekâna bir ses kompozisyonu yayar. -Aslı Seven

1&2 İzlenim, 2024, Fine art kâğıt üzerine pigment baskı, 132 × 90 cm
3 Aşındırma (Emery), 2021, aşındırıcı taş, Akdeniz süngeri, deniz suyu, 9 × 9 × 7 × 16 cm
4&5 Sergi görünümü, Alaka Dairedeki Ayrı Noktalardır, 2026
6 Ayna, 2023, Fine art kağıt üzerine pigment baskı, 50x40 cm
7 Anapnoï (Nefes), 2023, sırlı stoneware seramik, ses düzeneği

📸 1,2,7: Cem Akça
📸 3,4,5,6: Barış Özçetin

Address

Işıktepe BOSB Mahallesi Kırmızı Caddesi No: 1/3C Nilüfer/Bursa
Bursa

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when İMALAT-HANE posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Establishment

Send a message to İMALAT-HANE:

Shortcuts

Share

Category