27/10/2024
1853-1856 DOĞU SORUNU/ MARX&ENGELS
“Yeni Rus tahvilleri çıkarılması, Avrupa’daki tahvilcilik düzenini gözler önüne sermek için çok güzel bir örnek oldu. Bu düzene, daha önce okurlarımızın dikkatini çekmiştik.” (“Doğu Sorunu-Türkiye-“ Marx- Engels. ‘Rus Tahvilleri’. Sol yay. Mart 1977. S.689-695.)
Marx, “New-York Daily Tribune” için 1853-1856 arasında kaleme aldığı (bir kısmı Engels’e ait) makalelerinde; Rus Çarının Rus-Türk (İngiltere-Fransa) savaşı nedeni ile Amsterdam’daki Hope and Co.’dan 7,4 milyon İngiliz lirası ödünç aldığı yazıyor. Daha sonra sondan bir önceki makalesinde piyasaya sürülen yeni Rus Tahvilleri”nden bahsederken daha önce ayrıntıları verilmemiş olan bilginin ayrıntılarına girdiğini görüyoruz. “Bu tahvil, St.Petersburg’daki Stieglitz sülalesinin koruyuculuğu altında çıkarıldı.” Diyor (Marx/Engels. A.g.e.s.689). “Francis Joseph için Rothschild ve Louis Napoleon için Fould ne ise, Alexander için de Stieglitz odur.” Rothschild Avusturya baronu, Fould hükümete atanması, ailenin kadınlarının Saray’a alınması, keza Stieglitz’inde baron yapılmıştı. “Böylece her papanın bir Cizvit tarafından desteklenmesi gibi her müstebitin de bir Yahudi tarafından desteklendiğini görüyoruz. Gerçekte, düşünceyi boğmak için bir Cizvitler ordusu ve cepleri yağmalamak için de bir avuç Yahudi olmasaydı, zalimlerin yalvarışı boşa çıkardı.”
“Tahviller elli milyon ruble tutarında, %5 faizli, temettü hem Amsterdam’da, hem Berlin’de, hem Hamburg’da ödenebilecek. Tahviller, aşırı derecede kelepir bir fiyatla, 86 ruble fiyatla çıkarılıyor…”
“Baron Stieglitz, bu elli milyonluk tahvilin bir kopeğini dahi Rusya’nın, Yunanlı, Sicilyalı, Amerikalı, Polonyalı, Litvanyalı, Tatar, Sibiryalı ya da Kırımlı yandaşları için ayırmayı düşünmüyor, onyedi milyonluk tahvili Amsterdam’daki Hope ve Ortakları adlı şirkete, aynı miktarda tahvili Berlin’deki Mendelssohn ve Ortakları adlı şirkete, onaltı milyonluk tahvili de Hamburg’daki Paul Mendelssohn-Bartholdy Şirketine dağıtıyor. İngiliz ve Fransız şişrketleri, herkesin bildiği nedenlerle, gerçi bu tahvil işine doğrudan doğruya katılmıyorlar, ama düşmana savaş için gerekli olan parayı sağlamaya dolaylı yoldan nasıl büyük katkıda bulunduklarını şimdi göstereceğiz.”
Marx-Engels, Avrupa’da adının büyük saygınlığı olan Amsterdam’daki Hope ve Ortakları ile St.Petersburg’daki “Alman Yahudisi” Stieglitz’in Hollanda, İsviçre, Prusya ve İngiltere’deki dindaş çemberini tamamladığını yazarak, devam ediyor. “…her çağda var olmuş bulunan Yahudi masonlardan biri olan Strieglitz en yüksek tacirlerle en alt düzeydeki borsa simsarlarını etkilemek üzere birbirine eklenen bu iki kudret, Rusya tarafından karlı bir hesaba dönüştürülmüştür…Rusya, Borsanın değerlendirmelerinde bütün öteki Kıta Avrupası devletlerinden daha üstte bulunuyor.”
“Ama Hope ve Ortakları firması sadece adının saygınlığını kiralıyor, asıl işi yapanlar Yahudilerdir. Zaten bu işi Yahudilerden başkası da yapamaz. Çünkü bütün güçlerini devlet tahvillerini takas etmek, para değiştirmek ve büyük ölçüde bunun bunun sonucu olarak emre yazılı çek ciro etmek gibi işlere vermek suretiyle, para ticareti sırrının tüm girdisini-çıktısını kendi tekellerine almışlardır. Örnek olarak Amsterdam’ı alalım. Yahudilerin en berbatlarından çoğu bu kentte oturur… Amsterdam’daki Yahudilerin sayısı 35.000’i bulur. Çoğu, tahvil simsarlığı ve tahvil kumarı işindedir. Rotterdam’da, La Haye’de, Leyden, Brüksel ve Hollanda’daki öteki kentlerde, çevredeki Alman ve Fransız kentlerinde temsilcilikleri vardır…”
“Bu küçük Yahudi acentalar kendi kaynaklarını, Hollander ve Lehren gbi büyük Yahudi şirketlerinden, Amsterdam’daki Königswarter, Raphael, Stern, Sichel, Bischoffsheim’den ya da Rotterdam’lı Ezekiel’lerden sağlarlar….”
Bunların İspanya’dan Portekiz’e, oradan Hollanda ve Almanya’ya gelişleri hatta kız vermeye kadar ayrıntılar verilmektedir. “Halk için bir lanet, elde bulunduranlar için bir yıkım ve hükümetler için bir tehlike olan bu tahviller, böylece Yahuda’nın çocukları tarafından işletilen şirketler için bir nimet haline gelmektedir. Senet ticareti yapan bu Yahudi ağı, halk için, toprak sahiplerinin aristokrat örgütü kadar tehlikelidir. Bu örgüt, Rothschild’ın Avusturya’da baron yapılmasından ve Almanya’nın Hessen eyaleti halkının Amerikan Devriminde çarpışarak kazandıkları paralarla zengin olmasından sonra, daha çok, Avrupa’da gelişmiştir. Bu senet tacirlerinin yaptıkları servet, müthiş geniştir, ancak bunun sonucu olarak halka verdikleri zarar ve acı ve onlara zulmedenleri böylece teşvik edişleri henüz ortaya dökülmemiştir.”
“…Rothschild’lerin Berlin’deki özel acentası Simon Bleichröder ve zaman zaman acentalıklarını yapan Veit’ler, çok olasıdır ki, tahvillerin bir bölüğünü alıp spekülasyon yapacaklar, belli bir karla, Berlin’in, Hanover’in, Magdeburg, Brunswick ve Cassel’in Yahudi sürüsüne satacaklardır. Frankfurt Yahudileri de aynı işi…” diye devam etmektedir.
“Akılda tutulması gereken bir nokta daha var, yerel ve bölgesel spekülasyonun yanısıra, senet ticareti konfederasyonunun, şimdi birbirine, bu işleri geniş ölçüde kolaylaştıran bir telgraf haberleşmesiyle bağlanmış olan birçok Avrupa merkezinde geniş bir borsa simsarlığı mekanizması vardır. Bundan başka Avrupa’da senet alış-verişiyle uğraşan bütün Yahudiler, birbirlerine aile bağlarıyla bağlanmışlardır. Örneğin Köln’de Paris’in Fould’un bellibaşlı kolunu görürüz. Bunlardan biri Oppenheim’ın kızlarından biriyle evlidir. Kızın erkek kardeşleri Ren Prusyası’nın başlıca demiryolu hisse senedi spekülatörüdürler, ayrıca Heistedt ve Stein’den sonra Köln’ün başlıca bankerleridirler….”
“Bu Doğu savaşı, ister istemez, başka düzenleri olduğu kadar, bu senet ticareti düzenini de günışığına çıkaracaktır. İngiliz gazeteleri ne derlerse desinler, çar bu arada elli milyonu alacaktır, eğer beş tane elli milyona daha gerek duyarsa Yahudiler kendisine o parayı da sağlayacaklardır. Bu Yahudi simsar takımı hakkında çok sert düşüncelere kapılmayalım. 1855 yıl önce İsa’nın, Yahudi sarrafları tapınağın dışına çıkarması ve çağımızda müstebitin yanında yer alan sarrafların da Yahudi olması, belki de salt tarihsel bir rastlantıdan başka bir şey değildir. Avrupa’nın Yahudi simsarları, birçoklarının daha küçük ve önemsiz düzeyde yaptığını daha büyük ve daha çirkin yapıyor, o kadar. Yahudilerin örgütünü ortaya koyup dağlamanın vaktinin gelmiş olması, onların çok güçlü olmasından ileriye geliyor.”
İyi ki devrimci bilim insanları Marx-Engels bizle yaşıt değil. Yoksa liberaller ve solcu yandaşları tarafından bir CIA Psikolojik Savaş icadı olan literatür ile “komplo teorisi”ci ilan edilirlerdi. Birde sık-sık “kahraman Türk askeri” diye yazan Marx-Engels 1980 öncesi “TC ajanı” olarak damgalanırlardı, kesinlikle… Ben bunları 35 yıldır tarihsel materyalist polyalektik yöntemi içinde yazıyorum. Ustaların kitabı ülkemizde 1977’de yazılmış ama bugüne kadar gündeme getiren “Marxist” bilmiyorum. (Maalesef bende yeni okudum. Ama doğru yolda olduğum kanıtlandı.) NaZionizm diye boş yere kitabıma ad koymadım. Kesinlikle Marx-Engels’e dönüp kendimizi eleştirmek için teori-pratik-praxis siyasal kültürü içinde olmak zorundayız… nota bene.