ECE Musıki Derneği

ECE Musıki Derneği ECEM, yüksek kalitede eğitimi, aile ortamı sıcaklığında alabileceğiniz, gencecik bir kültür sanat derneğidir.

02/11/2025

Hocalarin hocasi Sn. Süheyla Altmışdört'ün vefatını derin bir üzüntü ile öğrenmiş bulunuyoruz. Kendisine Allah'tan rahmet, sevenlerine ve öğrencilerine başsağlığı dileriz.

CUMHURİYET’LE YAŞIT ve HOCALARIN HOCASI SÜHEYLÂ ALTMIŞDÖRT

Muallim İsmail Hakkı Bey, Muallim Kâzım Uz, Şefik Gürmeriç ve Emin Ongan gibi İstanbul’un musiki hayatına mâl olmuş efsanevi “Hoca”lardan biri olan Süheylâ Altmışdört, rekor sürelerde devam ettirdiği Üniversite Korosu şefliği ve konservatuvar öğretmenliğinde, binlerce öğrencisine Klasik Türk Müziği kültürünü ve zevkini kazandırdı.

İstanbul musikisinin tarihine, yetiştirdiği öğrencilerle geçen ve “Hocaların Hocası” diye anılan Türk musikisi öğretmeni; Türk musikisi eğitim ve öğretim tarihinde özel bir yeri olan Üniversite Korosu’nun efsanevi şefi. Trabzon’da dünyaya geldiğinde, Cumhuriyet ilân edileli çok uzun bir zaman geçmemişti. İlkokulu, babasının mesleki seyahatlerinden dolayı Erzurum, Trabzon ve Ağrı’da; ortaokulu ve liseyi Trabzon’da tamamladı. İlkokul çağları, bugün bildiğimiz İstiklâl Marşı’nın değil, hocası Münir Nureddin Selçuk’un hocası olan Ali Rıfat Çağatay’ın bestelediği Acemaşiran makamındaki İstiklâl Marşı’nın okullarda okutulduğu dönemlere rastlıyordu.

İlk musiki derslerini aldığı Fulya Akaydın
1948’de ailece yerleştikleri İstanbul’da Fulya Akaydın’dan özel piyano dersleri alarak musikiye başladı. Hocasının tavsiyesiyle 1951’de İstanbul Belediye Konservatuvarı Türk Musikisi Bölümüne girdi ve sınıf atlamak suretiyle 1954’de normal eğitim süresinden daha erken mezun oldu. Konservatuvar öğrenimi müddetince Münir Nureddin Selçuk, Şefik Gürmeriç, Mesud Cemil, Nevzad Atlığ ve Şive Ölmez gibi Türk musikisinin en önde gelen hocalarıyla çalıştı. Hocası Şefik Gürmeriç’in teşvikiyle, 1957 yılında mezun olduğu okulda kadrosuz olarak öğretmenliğe başladı. Bir süre sonra Halk Müziği İcra Heyeti’nde açılan kadroya tayin olunarak koro yöneticiliği ve öğretmenlik yaptı. 1960’ta aynı topluluğa vekaleten şef olarak atandı ve bir yıl boyunca Türk halk musikisi konserleri hazırladı ve idare etti. Ardından, okulun Türk Musikisi bölümünde açılan öğretmenlik kadrosuna geçti.

Fulya Akaydın'dan öğrendiği piyanosunun başında Süheyla Hocahanım.
1990’lı yıllarda İstanbul Üniversitesine bağlanan ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı adını alan okulda tam 47 yıl aralıksız şekilde Batı Müziği Solfeji, Türk Musikisi Nazariyatı, Türk Musikisi Solfeji ve Usul dersleri verdi. Çeşitli tarihlerde okulun öğrenci korolarının çalıştırılmasını üstlendi ve çok sayıda konser hazırlayıp yönetti. Yarım yüzyıla yaklaşan bu görevi sırasında Türk musikisi alanında yetişen sayısız sanatçının hocası oldu. Konservatuvar hocalığından 2005 yılı itibarıyla emekliye ayrıldı. Kuruluşundan itibaren Müjdat Gezen Sanat Merkezinde Türk Müziği Bölümü başkanı olarak görev yaptı, öğrenciler yetiştirdi. Çeşitli dönemlerde Kadıköy Halk Eğitimi Merkezinde, Eyüp Musiki Derneğinde ve Beşiktaş Musiki Derneğinde korolar çalıştırdı. Bir süre Florence Nightingale Yüksek Hemşirelik Okulunda Türk Müziği Kültürü dersleri verdi. Klasik Türk Müziği ile ilgili çeşitli radyo ve tv programlarına uzman olarak katıldı. Türk müziği piyanisti olarak da öğrenciler yetiştirdi. 1963 yılından itibaren 42 yıl aralıksız olarak, Dr. Şemseddin Kodal’dan devraldığı Üniversite Korosu’nu yönetti. Konservatuvar öğretmenliğiyle beraber Üniversite Korosu şefliği, hayatının merkezindeki faaliyetler oldu. Üniversite Korosu ile geçirdiği 42 sene boyunca, kesin sayısını bilinemeyen yüzlerce gence klasik musiki zevkini verdi. Her biri Anadolu’nun, Trakya’nın ve İstanbul’un çeşitli köşelerinden gelen ve tek bir ortak payda etrafında, yani klasik Türk musikisi çevresinde birleşen üniversiteli gençliğin kendi musiki kültürlerini edinmelerine kılavuzluk etti.

Süheyla Altmışdört, öğrencisi olduğu ünlü hocalarla kısa süre sonra meslektaş olma başarısını göstermişti.

1980'lerdeki bir Üniversite Korosu konserinde, eserlerini seslendirdiği ünlü bestekâr Cevdet Çağla ile birlikte.
Üniversite Korosu’nun sıralarından geçen, hekimlikten eczacılığa, hukukçuluktan iktisatçılığa, siyasi ilimlerden kimyacılığa kadar çok çeşitli dallarda yükseköğrenim gören sayısız öğrencisi arasında, musikiyi meslek edinenler çok sayıdadır. Ayrıca birçok öğrencisi de, yine Üniversite Korosu çatısı altında değerlendirdikleri vakitlerin bir sonucu olarak, musikiyi doğrudan meslek olarak seçmeyip, öğrenimini gördükleri dallarla ilgili meslekleri seçtiler; ancak bunların arasından musikiyle ilgilerini kesmeyen birçoğu, dağıldıkları ülke sathında musikiyle ilgili müesseselerin kurucuları arasında yer aldılar. Anadolu’nun birçok şehrinde kurulan musiki derneklerinin, topluluklarının ve konservatuvarların kurucuları arasında, Süheylâ Altmışdört’ün öğrencileri ön sıralarda bulundu. 42 yıl boyunca ellerinden geçen en az 10 yükseköğrenim kuşağına aktardığı kültürel birikimle, bugün ülkemizde var olan klasik Türk musikisi altyapısına çok büyük bir katkıda bulundu. 2021 itibarıyla 79’uncu yıl dönümünü yaşayan Üniversite Korosu, tarihinin 42 yılındaki varlığıyla ulusal kültürümüze ve sanatımıza sağladığı katkı, bütün kültür-sanat çevreleri tarafından kabul ve teslim edildi. Hayatı ve sanatı hakkında çok sayıda yazılar kaleme alındı, bilimsel tezlere konu oldu. “Hocaların Hocası” diye anılan ve öğrencilerini hoca olmanın ötesinde anne şefkatiyle sarmasından dolayı “Hocaanne” diye de anılan Süheylâ Altmışdört, bugün dünyamıza veda etmiştir.

Yazar: Mehmet Güntekin

Cumhuriyet Bayramı  etkinliğimiz, "Doğumunun 120. Yılında Hayatı Ve Eserleriyle Osman Nihat Akın "
01/11/2025

Cumhuriyet Bayramı etkinliğimiz, "Doğumunun 120. Yılında Hayatı Ve Eserleriyle Osman Nihat Akın "

09/10/2025

Niyazi Sayın'ı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Tüm sevenlerine başsağlığı dileriz.

Niyazi Sayın (12 Şubat 1927 Üsküdar, İstanbul - 8 Ekim 2025 İstanbul), Türk neyzen, ebru sanatçısı ve fotoğrafçıdır. Sanat Musıkisinin ney üstatlarından Tanburi Cemil Bey ve İstanbul ekolünün temsilcisidir.

Babası Resneli, annesi Manastırlı olan Niyazi Sayın, Üsküdar'ın Doğancılar (Türbe) semtinde ahşap bir evde doğar. Üç kardeşin en ufağıdır. İlk ve orta mektebi Üsküdar Paşakapı'da, liseyi Haydarpaşa ve Beyoğlu'nda okur. İkinci Cihan Harbi sebebiyle tahsilini yarıda kesmesiyle birlikte, askerliğini eğitim alayında yaparken İstanbul Belediyesi Konservatuvarı'na yazılacaktır.

Müzikle ise çok daha erken bir dönemden beri, aileden gelme musıki birikimi sayesinde aşinadır, babası çocuklarına borulu gramofonun başında hayran olduğu Tamburi Cemil Beyin taksimleri dinletir. Sanat Musıkisinin yanında tutkuyla Klasik Batı Müziği eserleri dinler, Bach onun için önem kazanır. Haydarpaşa Lisesi'nde öğrenciliği sırasında çok iyi ağız armonikası çalmaktadır. Aynı dönemde Fenerbahçe genç takım seçmelerini ön sırada kazanmış ve bir süre bu takımda futbol oynamıştır.

1947 yılında, semtlerinin camiinde okunan bir ikindi ezanını, kimin okuduğunu öğrenmek için cami kapısına giden Niyazi Sayın, burada müstakbel hocası Mustafa Düzgünman ile tanışır, daveti üzerine Düzgünman'ın evindeki dinî eser meşklerine iştirak etmeye başlar ve tasavvufla tanışır.

4 Mart 1948'de, ney sazına olan ve kendince dahi kaynağı bilinmez tutkusu, onu Üsküdar Musıki Cemiyeti neyzenlerinden Emin Beyle birlikte Bayezit Çadırcılar'da ney yapımcısı Osman Dede'ye götürür, on lira mukabilinde bir sipürde ney alırlar.

İlk iki derslerini Yenikapı Mevlevîhânesi Şeyhi Abdülbaki Dede'nin oğlu Neyzen Gavsi Baykara'dan alır. Bu günlerde karşılaştığı Hezarfen Hattat Necmeddin Okyay, Neyzen Niyazi Sayın'ı alır, Resim Heykel Müzesi Müdürü ve Güzel Sanatlar Akademisi resim hocası Neyzen Halil Dikmen'e götürür, Niyazi Sayın'ı teslim eder. Kendileri Neyzen Emin Dede'nin talebesidir.

Böylece İstanbul Güzel Sanatlar Akademesi'nin büyük hocalarından birisinin talebesi olur. İlk dersini 21 Ocak 1949'da alır, her Perşembe günü on beş yıl boyunca hocasıyla ney ve ahlâk derslerine devam eder.

Diğer hocası Mustafa Düzgünman'dan ilâhîlerin yanı sıra; ebru, cilt yapımı ve fotoğrafçılık öğrenir; tespih yapımına ilgisi başlar. Bilâhare tespihe olan merakı münasebetiyle altı ay kadar bir müddet Edirnekapı'ya, Galip Ustanın yanına tespih yapmasını öğrenmeye gider.

Hocası Neyzen Halil Dikmen'den neyin yanında resim dersleri almaya başlar. Bu günler içerisinde hocasının teşvikiyle İstanbul Belediyesi Konservatuvarı'nda da derslere devam eder. 1950 senelerine gelindiğinde, Üsküdar Musıki Cemiyeti ve Neyzen Süleyman Erguner (Dede) ile İstanbul Radyosu'nda saz eserleri icra etmektedirler.

Yapmış olduğu sololar neticesinde, Dr. Nevzat Atlığ Beyin arzularıyle 1954 yılında İstanbul Radyosu Müzik Yayınları'nda vazife alır, başlı başına bir ekol hükmündeki TRT Radyosu muhitinde feyz ve tecrübe kazanır. Bu görevini 1956'ya kadar sürdürür. TRT Radyosunun müzik neşriyatına da iştirak eder.

1956-69 yılları arasında Münir Nurettin Selçuk’un arzusuyle İstanbul Belediyesi Konservatuvarı icra heyetinde vazife alır. Bu görevin ardından o devirde yeni kurulan İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musıkisi Devlet Konservatuvarı’nda Öğretim Görevlisi ve Nefesli Sazlar Ana Bilim Dalı Başkanı sıfatıyle çalışır, 2005'te hâlen bu görevdedir. 1980'de ABD’nin Seatle Üniversitesinde bir yıl boyunca dostu Tamburi Necdet Yaşar ile birlikte Türk Musıkisi dersleri verirler, bu dönemde Seattle Public’te iki de ebru sergisi açar. Aynı ikili, başta İngiltere, Almanya ve Fransa olmak üzere birçok yabancı ülkede Türk Musıkisi konserleri verirler.

Çok yönlü bir sanatçı ve zanaatçı olan Neyzen Niyazi Sayın, ebrudan fotoğrafa, tespihçilikten sedef kakmacılığına, elektronikten tornacılığa, balıkçılıktan gülcülüğe, ağaç işlerinden kuşçuluğa kadar yoğun bir ilgi yelpazesi içinde yoğrulmuştur. Bütün bu sanatların mütemmim olduğu görüşünden yola çıkar. Mesut Cemil Bey gibi o da sanatı iyi ahlâkın bir uzantısı olarak görür.

Ney icra sanatında hocaları Mustafa Düzgünman ve Halil Dikmen'in yanı sıra; Şeyh Hayrullah Efendi, Mızıkalı Muhiddin Efendi, Zekâî Dedenin talebesi Kadırgalı Hüseyin Fahrettin Efendi, Hafız Ali Efendi, Kadıköylü Vahit Bey, Emin Ongan, Şefik Gürmeriç ve özellikle de Mesut Cemil Beyden feyz aldığını belirtir.

Halil Dikmen'nden edindiği bir tür İstanbullu ney tavrının son temsilcisidir. Ney icrasına yaptığı büyük katkı, Halil Dikmen üslubuyla Tamburi Cemil Beyin yolunu ve sanat anlaşını birleştirmektir. Kendisi bunu "Elli üç yıllık sanat hayatım içinde her ikisinin tevhidi ile ortaya bir şeyler koymuş isem, kendimi bahtiyar addederim" biçiminde ifade etmiştir.

Ney icrasında yeni kalıplar ve pozisyonlarla bir dönüm noktası teşkil ettiği, bu manâda geleneği kendi içinde yenilediğinde hemfikir olmayan neredeyse yoktur. Neyde, bir "Neyzen Niyazi Sayın öncesi" ve "Neyzen Niyazi Sayın sonrası"ndan söz etmek gerekir. Bazı pozisyonların ve baskı şekillerinin eksikliği dolayısıyla eskiden Kürdîli Hicazkâr, Şeddi Araban, Nihavend gibi makamlarla taksim bile yapılamazken, bugün çoğu Niyazi Beyin talebesi olan neyzenler doğaçlama repertuvarlarına bu makamlara özgü tınıyı yansıtabilen bir üslûbu da ithal etmişlerdir.

Perdeleri kullanmadaki titizliği, nefes hakimiyeti ve benzersiz legatosuyla bilinen Neyzen Niyazi Bey, Ney açarken yirmi altılı birim sistemine ilaveten kullandığı kaydırma sistemiyle de yenilikçidir. Niyazi Bey bu sistem ile neylerin tam ve akortlu ses vermesine imkân tanımıştır.

Çankırı Egitim Kültür Ve Yardımlaşma Vakfı ile birlikte organize ettiğimiz, "100. Doğum Yılında Selahattin İnal’a Vefa" ...
21/05/2025

Çankırı Egitim Kültür Ve Yardımlaşma Vakfı ile birlikte organize ettiğimiz, "100. Doğum Yılında Selahattin İnal’a Vefa" Konserimizi Başarıyla gerçekleştirdik.
Konserimize katılan, sonuna kadar ilgiyle izleyip ayakta alkışlayarak taltif eden, Çankırı Valimiz Sn. M. Fırat Taşolar'a, Çankırı Belediye Başkanımız Sn. İsmail Hakkı Esen'e, Orta Belediye Başkanımız Sn. Ömer Bezci'ye, İl Milli Eğitim Müdürümüz Sn. Muammer Öztürk'e, CHP İl Başkanımız Sn. Ahmet Şükrü Kanat'a, Çankırı Vakfı Başkanımız Sn. Selçuk Baydar'a, Çankırı Konfederasyonu Başkanımız Sn. Kaptan Mustafa Can'a; Sn. Ayver İnal, Sn. Yasemin Inal, Prof. Dr. Gürdal İnal ve İstanbul Ün. Hukuk Fak. Dekan Yrd. Sn. Emrehan İnal başta olmak üzere, üstadın tüm ailesine, Selahattin İnal Güzel Sanatlar Lisesi Müdürü Sn. İbrahim Gökmen ve dünya güzeli öğrencilerine, çicekleriyle onurlandıran, Korgun Belediye Başkanımız Sn. Hasan Hüseyin Kozan'a, bizlere ev sıcaklığı sunan İpeksoy Termal Hotel'e, hepimizi güleryüzle ve samimiyetle ağırlayan Sn. Fazilet Mutlu ve Belediye Başkanımızın değerli eşi Sn. Betül Esen'e sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz.

Üstad Selahattin İnal'ı 100. Doğum yılında, memleketi olan Çankırı'da, kendi adını taşıyan Güzel Sanatlar Lisesinin kons...
04/05/2025

Üstad Selahattin İnal'ı 100. Doğum yılında, memleketi olan Çankırı'da, kendi adını taşıyan Güzel Sanatlar Lisesinin konser salonunda, ailesi ve tüm sevenleriyle birlikte, kapsamlı bir etkinlikle anıyoruz. İstanbul Çankırı Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Vakfı ile ortaklaşa organize edilen gecede, Üstadın torunu, Prof. Emrehan İnal'ın hazırladığı belgesel gösteriminin ardından, Ece Musiki Derneği TSM Koromuz, Selahattin İnal'ın besteleri ve türkü derlemelerinden oluşan bir konser sunacak.

Address

On Temmuz Caddesi Tayyareci Sadık Sk. No:52A Yenimahalle/Bakırköy
Bakırköy

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when ECE Musıki Derneği posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Category