ESE

ESE Buz Gölü'nde 'kıvılcım' arayan külden seyyâh 🤍
Teacher,writer,poet,translator,tarot reader & astrolog

Hera’s Mummy

Sea&Tea Lover

Hazreti Ali radıyallahü anh, sabah namazını kılıyordu... Hiç beklenmedik bir anda, İbn-i Mülcem isminde bir namerd taraf...
05/09/2025

Hazreti Ali radıyallahü anh, sabah namazını kılıyordu... Hiç beklenmedik bir anda, İbn-i Mülcem isminde bir namerd tarafından, sırtından zehirli hançerle vurularak yaralandı. İbn-i Mülcem, o anda kaçmayı başardı, ancak kısa sürede yakalandı. Halife’nin huzuruna getirdiler. Hazreti İmam, kendisini vuranı tanıyordu. Çünkü daha evvel İbni Mülcem denen hain, kendisine hizmet etmiş, ekmeğini yemiş ve Hazreti Ali’den çok yardım görmüştü. Daha o zamanlar Hazreti Ali;
- Ya İbni Mülcem! Benim ecelim senin elinden olacak, buyurarak büyük bir keramet izhar etmişti. Hazreti Ali böyle söylediği zaman, İbni Mülcem;
- Ya İmam! Böyle bir şey yapacak olursam ellerim kurusun, madem öyle şimdi sen beni öldür, deyince, Hazreti Ali kendisine;
- Bu suçu işlemeden seni nasıl öldürtür veya hapse attırabilirim. O takdirde ben zalim olurum, buyurmuştu... Hazreti Ali, İbni Mülcem’e yaralı haliyle şöyle sordu:
- Ya İbni Mülcem! Sana ne yaptım; ırzına mı, malına mı, canına mı iliştim? Beni niçin öldürmek istedin? İbni Mülcem, korkudan tir tir titriyordu;
- Hüküm Allah’ındır diyebildi...
İbni Mülcem’i hapse attılar...
Hazreti Ali, oğlu hazreti Hasan’a dönüp;
- Eğer ben bu yaradan ölürsem, bir kılıç darbesi ile kısas yapın ki, kanun-u ilâhî yerini bulsun. Sakın ona beni öldürdüğünden dolayı eza ve cefa etmeyin, buyurmuştu...
***
Hazreti Ali’yi mescitten eve aldılar, bir miktar süt getirdiler ve içmesi için kendisine verdiler. Hazreti Ali, sütün yarısını içtikten sonra, yarısını da iade ederek;
- Bu sütü alın zindandaki garibe götürün, o açtır, buyurdu. Yanındakiler zindandaki garibin kim olduğunu sordular. Hazreti Ali:
- Zindandaki garip beni yaralayandır. Şu anda o açtır, bir şey yememiştir, buyurdu.
Sütü alıp zindana gittiler. İbni Mülcem sütü içmedi ve;
- Bunun içine siz zehir kattınız, beni öldürmek istiyorsunuz, dedi.
Hazreti Ali, onun sütü içmediğini öğrenince çok üzüldü.
- İbni Mülcem neden hakkımızda su-i zan etti. Eğer benim gönderdiğim sütü kabul edip de içse idi, yarın mahşer günü Cennetin kapısına ayağımı dayar, İbni Mülcem’i Cennet’e koymayınca ben de girmezdim, buyurdu.
Aradan çok zaman geçmeden, Allah’ın Arslanı Hazreti Ali, ahirete irtihâl etti. Onun vefatının ardından İbn-i Mülcem’e hemen kısas uyguladılar...

10/07/2023
05/08/2021

Dünyanın varlığının başlangıcından hatta dünyanın başlangıç sebebinden beri iki büyük enerji var. Buna bazısı duygu, bazısı nesne, bazısı enerji demiş. Duygu bazında sevgi ve kin, soyut nesne bazında iyilik ve kötülük olarak adlandırılan bu iki büyük enerji günümüzde siyah ve beyaz olarak soy sürmekte. Evet! Soy sürmekte! Başlangıçtan beri bizimle olan bu iki büyük enerji sona kadar da bizimle olacak. Bu yüzden beyaz enerjiye sahip çıkalım, siyah enerjiye teslim olmayalım. Dünyaya siyah enerji (kötülük, kin) hakim olana ve tek bir beyaz enerji (iyilik, sevgi) son bulana kadar dünya yok olmayacak. Hala içimizde bir parçası kalan, biz istedikçe katlanan ve dünyayı kurtaracak olan Yaradan’dan gelen ışığa teslim olalım... Hala vaktimiz varken...

Eda Sultan ERKARAMAN

20/02/2021

Yalan dört nala gider, gerçek adım adım yürür, fakat gene de vaktinde yetişir.
Norveç Atasözü

14/02/2021

Vaktiyle bir derviş berbere gidip: - Vur usturayı berber efendi, der. Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar. Tam bir tarafı bitirip usturayı diğer yana vuracakken, mahallenin kabadayısı içeri girer. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış tarafına sert bir tokat atarak:

- Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye bağırır.

'Dövene elsiz, sövene dilsiz' olan, halktan gelen her şeyin Hak'tan geldiğine inanan derviş, sabreder. Fakat kabadayının tıraş esnasında da dili durmaz, sürekli alay eder dervişle. Kabak aşağı, kabak yukarı!

Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkandan çıkar. Henüz bir kaç metre gitmiştir ki, kontrolden çıkan bir at arabası yokuştan aşağı hızla gelerek kabadayıyı altına alıp sürükler. Kabadayı, başı taşlara vura vura can verir. Berber dervişe bakar, sorar:

- Bu ceza biraz ağır olmadı mı derviş efendi?

Derviş düşünceli bir şekilde cevap verir:

- Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki, bu kabağın da bir sahibi var.

18/03/2020

Beni bu güzel havalar değil;
Kahve fincanlarında güzel bir gelecek aramak,
Tütünlü şarkılar dinlemek,
Şarap kırmızısı şiirler yazmak,
Papatyalı aşklara heveslenirken sevdaların karasında yüzmek,
Ve aynı yaradan ikinci kez kanamak mahvetti.
Ama artık kahve fincanlarında güzel bir gelecek aramıyor,
Dinlediğim şarkılara dikkat ediyorum.
Şarabı ağzıma vurmamaya söz verip
Kanayan yaralarıma merhem sürüyorum.
Papatyalı aşklara hala hevesli olsam da
Kara sevdaları geride bırakıyorum.
Zaman geçtikçe göreceğiz zamanın azizliğini.

21/07/2019

Murat İNCE/Yalnızlığım
Seslendiren: Eda Sultan ERKARAMAN

24/03/2019

Address

Ankara

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when ESE posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Establishment

Send a message to ESE:

Share