Tavanarası Sanat

Tavanarası Sanat Tavanarası Sanat bir kültür sanat oluşumudur. Bu oluşumda yurttaşlarımıza hem Anadolu'nun he

Trabzon Merkezi'nde bulunan müze Kostaki Konağı olarakta bilinmektedir Zeytinlik Caddesinde yer almaktadır. Konak, 1900'...
18/04/2020

Trabzon Merkezi'nde bulunan müze Kostaki Konağı olarakta bilinmektedir Zeytinlik Caddesinde yer almaktadır. Konak, 1900'lü (1898-1913) yılları başlarında Banker Kostaki Teophylaktos tarafından konut olarak yaptırılmıştır. Konağın mimarlarının İtalyan olduğu belirlenen yapıda kullanılan bir çok malzemenin İtalya'dan getirildiği bilinmektedir. Kostaki Teophylaktos 1917 yılında iflas edince, bu yapıyla birlikte bütün mal varlığına haciz konulmuş ve konak Nemlioğlu Ailesi tarafından satın alınmıştır. 15-17 Eylül 1924 tarihinde Trabzon’u ilk ziyaretinde ulu önder Atatürk eşi Latife Hanım ve beraberindeki heyetle birlikte bu konakta misafir edilmişlerdir.

Trabzon Valisi Ali Galip Bey zamanında 1927-1932 yıllarında 25.000 TL bedelle kamulaştırılarak, 1927-1931 yılları arasında Hükümet Konağı, 1931-1937 yılları arasında müfettişlik binası olarak kullanılmıştır. Ülkemizin sayılı sivil mimarlık örnekleri arasında yer alan konağın bodrum kat hariç tüm kat duvarları tamamen kalem işi süslüdür. 1988-2001 yılları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca restorasyonu tamamlanan konak, 22 Nisan 2001 tarihinde Trabzon Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.

Konak, bodrum üzerine üç katlı olarak inşa edilmiştir. Ana yapı malzemesi taş olan binanın dış duvarlarına, pembemsi dikdörtgen taşların eklenmesi ile zengin bir görünüm kazandırılmıştır. Mimari dış cephe uygulamasında simetriden kaçınılmış, bu nedenle de farklı çatı yükseltileri ortaya çıkmıştır. Yapının dış cephesi çini panolar, sütunlar, sütunçeler; pencere silmelerindeki sitilize bitkisel kabartmalarla bezenmiştir. iç kısımlarda da ahşap kabartma bezeme ile kalem işi desenlere yer verilmiştir. Konağın bazı odalarında alçı kabartma çerçeveler içerisine manzara resimleri yapılmıştır.

Müzenin bodrum katı arkeolojik eserlere ayrılmıştır. Zemin katta ise XX. yüzyılın başında yapılan bu konağın mimari yapısı, burada geçen tarihi olaylar ziyaretçilere kronolojik olarak tanıtılmıştır. Birinci katta Trabzon’un yöresel etnoğrafyasını tanıtan objeler sergilenmiştir.

Fotoğraflar : Tolga EREZER

Not : 7 Fotoğraf internetten alınmıştır.

Samsun'un Çarşamba ilçesinde yer alan Canlı Mahallesi sınırları içerisinde yer alan camii Göğceli Mezarlığı içerisindedi...
16/04/2020

Samsun'un Çarşamba ilçesinde yer alan Canlı Mahallesi sınırları içerisinde yer alan camii Göğceli Mezarlığı içerisindedir. Dendrokronoloji uzmanı Peter Ian Kuniholm'ün analizleri neticesinde camiinin 1206 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde inşa edildiği tespit edilmiştir. Camii tamamen ahşap malzemeden yığma tekniği ile inşa edilmiştir. Ayrıca caminin son cemaat yeri ve revakının 1338 yılında eklendiği ya da tamir edildiği yine aynı analize göre ortaya çıkarılmıştır. Kapladığı 392 m2'lik alanla Türkiye'deki en büyük yığma ahşap camilerden biri olan yapı aynı zamanda Türkiye'deki en eski ahşap camidir.

Dikdörtgen olarak temelsiz olarak inşa edilen cami, tabana yerleştirilen büyük taşlar yardımı ile yerden 60-70 santimetre yükseltilmiştir. Duvarlarında yalnızca kestane ağacı, diğer kısımlarındaysa dişbudak ve karaağaç kullanılan camiide 50-60-70 santimetre eninde ve 10-15 metre uzunluğundaki kalaslar kullanılmış, bunun yanı sıra çivi dahil olmak üzere hiçbir ek madde kullanılmamıştır. Kalaslar giydirme tekniği ile birbirlerine monte edilmiş, dilme ahşap perdeler ile yığma olarak inşa edilmiş, köşeler kurtboğazı geçme tekniği ile birbirlerine bağlanmış çatısı ise üç omuz kırma tekniğiyle kaplanmıştır. Tek katlı olan caminin çatısı alaturka kiremit ile kaplı olup daha öncesinde ahşap kiremit ya da hartama ile kaplı olduğu düşünülmektedir.

Harim bölümü 12.60×13.70 metre ebatlarında olup kuzey cephenin ortasındaki tek kanatlı bir kapı ile girilmektedir. Doğu ve batı cephelerinde yer alan ikişer pencere ile aydınlatılan harimdeki bu pencerelerin mihrap duvarına yakın olanları diğerlerine nazaran daha küçüktür. Ayrıca mihrap duvarında altlı üstlü iki sıra halinde toplam altı havalandırma deliği bulunmakta olup yere yakın olanları demir kafesler ile kapatılmışlardır. Bu pencere ve açıklıklar yapının büyüklüğüne oranla yetersiz kalmakta, mihrap loş bir ışıkla aydınlanmaktadır.

Harimin kuzeyinde yer alan cemaat yeri 6.60 metre genişliğinde olup çatısı mekânın ortasına üçgen oluşturacak şekilde yerleştirilmiş üç sütun tarafından taşınmaktadır.Harimde olduğu gibi son cemaat yeri de üç cepheden, diğerlerine göre daha ince ahşap perdelerle yığma tarzında örülmüş duvarlar ile kuşatılmıştır.

Kök boyaları kullanılarak kalem işi ve renkli boyama şeklinde bitkisel formlar kullanılarak oluşturulan cami içerisindeki süslemeler hemen hemen her tahtada farklı motif ve kompozisyonlar ile oluşturulmuş, tekrar eden süslemelerden kaçınılmıştır.Rumiler, stilize parmetler, C ve S kıvrımlı dallar ve çiçekler dikkat çeken süslemelerden olmakla birlikte mertekler üzerindeki aşı boyası ile yapılmış yılanvari kıvrımlı dallar ve baklava dilimine benzeyen şekiller diğer süslemelere göre daha kalitesizdir.

Süslemeler camiye göre daha yeni tarihli olup Osmanlı klasik döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir.

Fotoğraflar : Tolga EREZER

Vazelon Manastırı Trabzon ilinin Maçka ilçesi sınırlarında bulunmaktadır. Trabzon şehir merkezinin 40 km güneyinde konum...
15/04/2020

Vazelon Manastırı Trabzon ilinin Maçka ilçesi sınırlarında bulunmaktadır. Trabzon şehir merkezinin 40 km güneyinde konumlanan bu manastır birden fazla kez yapılmıştır. Manastıra Maçka ilçesinde bulunan Zigana dağı yönünde 14 kilometre geçtikten sonra sağa açılan 7 kilometrelik bir stabilize yol ile ulaşılır. Vazelon Manastırı yakınına kadar ulaşım sağlayan yolun iyileştirilmesi gerekmektedir. Araç ile ulaşımdan sonra 200 metrelik bir patika yolun geçilmesi ile manastıra görkemli bir doğa arasında varılabiliyor.

MS. 270 yılında inşa edilen manastır, Hz. Yahya'ya adanmıştır. İlk bilinen onarımı İmparator I. Justinianus döneminde 565 yılında gerçekleşmiştir. Maçka bölgesinde dini, kültürel ve ekonomik hayata olan etkisi açısından hayati bir öneme sahip olan Vazelon manastırından elde edilen gelirlerle Sümela Manastırı'nın inşa edildiği rivayet edilmektedir. Cennet, cehennem ve mahşer sahnelerinin yanısıra İncil'den birçok tasvirin bulunduğu bu güzide manastır maalesef kaderine terk edilmiş ve her geçen gün daha fazla tahrip edilmektedir. Freksler maalesef kendini bilmez kimseler tarafından yokedilme raddesine getirilmiştir.Umuyorum ki Sümela Manastırı gibi restorasyon çalışması yapılır ve turizme kazandırılır.

Manastırın arşivinden geriye kalan tek parça Leningrad Müzesi'nde bulunmaktadır.

Vazelon Manastırının kaderini değiştirmek için beğeni ve paylaşımlarınızı bekliyor yorumlarda önerilerinizi görmek istiyoruz.

Fotoğraf : TOLGA EREZER

13/04/2020
Mülkiyeti Mustafaoğlu İskender Paşa Vakfında olan camii Trabzon ilimizin Merkezi'nde Meydan Camii Sokak'ta yer almaktadı...
13/04/2020

Mülkiyeti Mustafaoğlu İskender Paşa Vakfında olan camii Trabzon ilimizin Merkezi'nde Meydan Camii Sokak'ta yer almaktadır.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Trabzon Valisi Mustafa Bey oğlu İskender Paşa tarafından H. 936 / M.S. 1529 yılında yaptırılmıştır.

Kentin en önemli camiilerinden biri olan eser, birbirlerine dik bir şekilde konumlanarak ters T planını oluşturan dikdörtgen planlı harim ve yine dikdörtgen planlı son cemaat yerinden oluşmaktadır. Harim ana mekanı üzeri sekizgen kasnaklı bir kubbe, ana mekanın kuzeyinde kalan bölümün üzeri ortada küçük bir kubbe ve yanlarda tonozlarla, son cemaat mekanı üzeri ise kırma çatı ile örtülmüştür. Eserin batı duvarına bitişik minaresi almaşık düzende, taş ve tuğla malzeme ile inşa edilmiştir.

2010 tarihinde Trabzon Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.

İskender Paşa Camii'nin H. 936, M.1529 tarihli inşa kitabesi cephedeki giriş kapısı üzerindedir. Ayrıca burada yapının bugünkü haline kavuştuğu 1882 yılı onarımına ait kitabe de bulunmaktadır. Avlusunda yer alan medresesi yıkılmış, batı tarafındaki mezarlık kaldırılmıştır. Burada sadece İskender Paşa'nın mezarı bırakılmıştır. Camiye değişik zamanlarda ilaveler yapılmış ve onarımlarla orijinalliği bozulmuştur.

Yapının esas planı İznik'teki Yeşil Camiye benzemektedir. Mihrab ve mimber mermerden yapılmıştır. 19. Yüzyıl barok süslemelerine sahiptir. Üzerlerinde iri yapraklı kıvrım dallı bordürler, kartuşlar bulunmaktadır. Caminin içerisinde kalem işi süslemeler de bulunmaktadır.

FOTOĞRAF : TOLGA EREZER

Kars il merkezi eski ve yeni olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Eski Kars kuzeyde, tepeye kurulu kalenin içinde ve e...
12/04/2020

Kars il merkezi eski ve yeni olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Eski Kars kuzeyde, tepeye kurulu kalenin içinde ve eteklerinde yer almaktadır. Kaleiçi Mahallesi bu bölümün çekirdeğidir. Burası dar ve eğri yollar boyunca düzensiz dizilmiş bakımsız evleriyle, sıkışık yapılar topluluğu görünümdedir. Evler çoğunlukla yığma taş ve kerpiçtir. 93 Harbi ya da 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Rus hakimiyetine giren Kars büyük bir değişim göstermiştir.40 yıl süren Rus hakimiyetinde bu kesim olduğu gibi bırakılarak, Eski Kars'ın güneydoğusunda, Taht Düzü denilen ovaya yeni bir garnizon kent oluşturulmuştur. Kent, buraya yerleştirilen çoğu soylu sınıftan subay ailelerinin tüm gereksinimleri karşılayabilecek şekilde yapılmıştır. Geniş, düzgün taş kaldırımlı caddeleri, büyük parkları, düzenli ızgara planıyla zengin ve çağdaş bir kent görünümüne kavuşturulmuştur. 19. yüzyıl Baltık mimarisi tarzında inşa edilen bu evlerde düzgün kesme taş kullanılmıştır. Duvarlar çamur harçla örülmüştür. Dorik sütüncelerle cepheler birçok yapıda hareketlendirilmiştir. Bir ve iki katlı bu evlerde pencereler iklime bağlı olarak küçük ve çift camlıdır. Çatı kar tutmayacak biçimde dik, kiremit veya saç örtülüdür. Evlerin içi de yalındır. Odalar geniş ve yüksek tavanlıdır. Tavan ve taban tahtadır.

Kışlar uzun ve soğuk geçtiğinden değişik bir ısınma yöntemi geliştirilmiştir. Odaları ayıran duvarın köşesinde bu odalara yarım daire biçiminde çıkıntılı "galanka" denilen büyük bir soba yerleştirilmiştir. Sobanın altı demir döküm, üstü tavana dek uzanan ve yukarıya doğru daralan geniş saç boru biçimindedir. Böylece bir odada yanan sobayla iki yada dört oda ısına bilmektedir. Mutfaklarda da "peç" denilen fırın ve büyük kuzineler vardır. Fırının üstü, iki kişinin yatabileceği genişlikte çıkıntılıdır. Çok soğuk kış gecelerinde burada yatılabilmektedir. Mutfakların altında ise kiler bulunmaktadır.

Bu güzel evlerimiz ise her geçen gün terk edilmeye, yok olmaya yüz tutmuş sayıları yıllar içerisinde oldukça azalmıştır.

Beylerbeyi Sarayı, İstanbul’un kalbi sayılan boğazın hemen yanında bulunur. Diğer boğaz sarayları gibi oldukça ihtişamlı...
13/02/2018

Beylerbeyi Sarayı, İstanbul’un kalbi sayılan boğazın hemen yanında bulunur. Diğer boğaz sarayları gibi oldukça ihtişamlı olan bu saray İstanbul’un Üsküdar ilçesinde Beylerbeyi Mahallesi, Abdullah Ağa caddesi üzerinde bulunur. Sarayın çevresinde birçok sivil yapının yanı sıra içerisinde yer alan kafeteryada vardır. Pazartesi ve perşembe günleri hariç haftanın beş günü ziyaretçilerine kapıları açıktır.

Günümüz Beylerbeyi Sarayı ikinci kez yaptırılmış olan saraydır. İlk saray ahşap malzemenin daha ağırlıklı kullanıldığı sarı renkli ve iki katlı bir yapıdır. II. Mahmud’un yaptırdığı bu saray 1851 yılında geçirdiği bir yangın sebebiyle terk edilmiş sonraki yıllarda ise Sultan Abdülaziz döneminde 1863 yılında eski yapı yıktırılarak yeniden yaptırılmıştır. Bu yapının yanına daha sonraki dönemlerde kayıtlarda olan ama günümüze ulaşamayan bölümler eklenmiştir. Günümüze ulaşamayan bölümler ise Paşa Dairesi, Muzıka Dairesi, Geyiklik, Tavukluk ve Aslanhane gibi bölümlerdir. Ayrıca mevcut sarayın hala bazı kısımları eski saraydan kalan bölümlerden oluşmaktadır ve detaylı bir inceleme yapılmamıştır. Yazlık saray olarak ilk başlarda kullanılan saraya daha sonra ısınma için çeşitli döküm sobalar ekletilmiştir. Elektriğin de dahil edildiği sarayda çeşitli dönemlerde tadilatlar yapılmıştır. Sarayın arazisinin bir kısmı Boğaziçi Köprüsü için alınmış ve köprü ayağı araziye yapılmıştır. Günümüzde sarayın arazisi orjinalinden daha küçüktür. Sultan Abdülhamit döneminde banyo ve hamamlarında bir düzenleme gerçekleştirilmiştir. Cumhuriyet döneminde Beylerbeyi Sarayı’nın oda ve salonlarında bulunan süslemelerin onarımları yapılmıştır. Tavanlardaki kitabelerin ve resimlerinde onarıldığını biliyoruz. 2013 tarihinde güvenlik kamera sisteminin kurulduğu sarayda çeşitli bakım ve onarımlar devam etmektedir. Günümüzde de ana binanın dış cephesinin temizlik çalışmaları devam etmektedir.

İstanbul’un en güzel saraylarından biri olan Beylerbeyi Sarayı Osmanlı Sultanı II. Mahmud tarafından 1826 - 1832 yılları arasında yazlık saray olarak Balyan ailesinden Mimar Kirkor Amira Balyan’a inşa ettirilmiştir. İki katlı ahşap ve sarı boyalı yapılan sarayın çevresinde ise Mabeyn-i Hümayun, Zülvecheyn, Harem-i Hümayun, Serdap Köşkü, Bendeğan Daireleri, hamamlar, mutfaklar ve Has Ahırlar bulunuyordu. Sultan Abdülmecit ( 1839 – 1861 ) Dönemi’nde 1851 tarihinde padişahın sarayda bulunduğu sırada bir yangın çıkmış, yangın kısa sürede söndürülmüşse de bu olayı uğursuzluk olarak gören padişah sarayı terk ederek Çırağan Sarayı’na geçmiştir. Saray bir süre kaderine terk edilmişse de Sultan Abdülmecit’ten sonra tahta çıkan Sultan Abdülaziz ( 1861 – 1876 ) tahta çıktıktan kısa bir süre sonra sarayı yıktırmıştır. Yine Balyan ailesinden Mimar Serkis Balyan ile kardeşi Hassa mimarı Agop Balyan’a bugün karşımızda duran sarayı yaptırmıştır. Yeniden yapılan Beylerbeyi Sarayı’nın inşası 1865 tarihinde bitmiş ve eski saraya göre daha küçük ölçüde Avrupai bir üslupta yapılmıştır.

Saray geniş bir rıhtımın arkasında yer almaktadır. Deniz köşkleri, selamlık, haremlik ve bahçeleriyle bölümlendirilen saray bodrum katıyla birlikte üç katlıdır. Sarayda 24 oda, 1 hamam, 1 banyo ve 6 salon bulunmaktadır. Birinci katı tamamen mermer üst katı ise mermer taklidi taştan yapılan sarayın içi ahşaptır. Simetrik bir düzene sahip olan sarayın iç mekanlarıyla birlikte dış cepheleri de son derece süslü ve zariftir. Taban döşemeleri Mısır’dan getirilen hasırlarla kaplıdır bunun sebebi ise saraydaki rutubeti engellemektir. Türk yapımı Hereke halıları, Fransız Baccarat kristal avizeleri, İngiliz, Fransız ve İstanbul’da Haliç Tersanesi’nde yapılmış saatler ile Çin, Japon, Alman porselenleri sarayın oda ve salon dekorasyonları arasında yer almaktadır. Günümüzde Havuzlu Salon’da bulunan Sultan Abdülaziz’in at üstündeki heykeli ise Osmanlı heykel sanatında önemli bir yere sahiptir. Yine oda ve salonların tavanlarında bulunan çeşitli natürmortlar ve rokoko üslupta yapılan bezemeler bunun yanı sıra tavan ve duvarlarda bulunan tablolar, sedef kakmalarla işlenmiş ceviz mobilyalarda ziyaretçileri büyülemektedir.
Yapılar topluluğunun ana yapısı olan Beylerbeyi Sarayı, yüksek bir bodrum üzerine iki katlı kargir bir yapıdır. Yaklaşık 2.500 metrekarelik bir alan üzerine inşa edilen yapı dikdörtgen bir zemin alanı üzerine oturmaktadır. Saray’ın güney kesimi Mabeyn-i Hümayun, kuzey kesimi ise Valide Sultan Dairesi olarak düzenlenmiştir.

Yapının çatısı üstten bütün cephe kenarlarını gizleyen bir korkulukla gizlenmiştir. Sarayın planı eyvanlı merkezi sofa ( hol ) dayanan bir plan kompozisyonuna sahiptir. Beylerbeyi Sarayı’ndaki şema, üç bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler; Mabeyn-i Hümayun, Yatak Dairesi ( Hünkar Dairesi ) ve Valide Sultan Dairesi’dir. Valide Sultan Dairesi’nden hemen sonra gelen ve denize paralel olarak inşa edilen kadınefendiler ve ikballere ait esas Harem bölümü ise, ana yapıdan ayrı olarak inşa edilmiştir; bu yapı ne yazık ki günümüze ulaşamamıştır. Mabeyn-i Hümayun’un giriş cephesi, Neo-barok vurgunun daha belirgin olduğu bir düzenleme göstermektedir. Saray’ın kitle ve cepheleri gibi iç mekan düzenlemeleri de özenle seçilmiştir. Sultan Abdülaziz’in denize olan tutkusu sarayın birçok tavanında gördüğümüz tabloların ve bezemelerin oluşmasına katkı sağlamıştır. Tuval üzerine yapılmış bu gemi ve deniz sahnelerinin olduğu çalışmalar daha sonra duvarlara aktarılmıştır. Sultan Abdülaziz’in de eskizleri vardır.

Beylerbeyi Sarayı tüm ihtişamıyla şehrin üzerinde boğaza bakmakta onu görenleri kendine hayran bırakmaktadır. İstanbul’un en güzel saraylarındandır.

Hazırlayan ve Fotoğraflar : Tolga Erezer

Arap Camii, Türkiye'nin İstanbul iline bağlı Beyoğlu ilçesinin Galata semtinde yer alan cami. Önceleri San Paolo Kilises...
07/08/2017

Arap Camii, Türkiye'nin İstanbul iline bağlı Beyoğlu ilçesinin Galata semtinde yer alan cami. Önceleri San Paolo Kilisesi olarak bilinen ibadethane. Galata kentsel dokusunda beton bloklar arasında, sivri külahlı hayli yüksek kare biçimli kulesiyle hala fark edilebilen Arap Camii; fetih öncesinden kalan İstanbul'un tek Gotik kilisesidir. İstanbul’da ilk ezan sesinin yükseldiği yer 717 yılında yapılmış olan İstanbul’un ilk camii hüviyetini taşıyan Arap Camiidir. İstanbul’un Fethi için M.S. 717 yılında gelmiş olan Müslüman Arap kumandanlarından ve sahabe neslinden meydana gelen bir ordu başında Mesleme Bin Abdülmelik adındaki komutan; Galata’da Bizans semalarına ilk Ezan-ı Muhammedi sesinin yükseldiği bir camii yaptırmış ve adına da Arap Camii denilmiştir.

Hicri 95 Senesinin Zilhicce ayında yani 15 Ağustos 717 tarihinde Mesleme Bin Abdülmelik; orduları ve denizden kuvvetli bir donanmayla Bizans’ı kuşatmıştır. Savaş bir yıl kadar devam etmiş ancak Konstantiniyye alınamamıştır. Ama Galata zaptedilmiş ve fethedilmişti. Mesleme Bin Abdülmelik ve İmparator Leon arasında varılan bir anlaşma sonucu Arap mescidi inşaa edilmiş ve ibadete açılmıştır. 7 yıl kadar İstanbul’da kalmış olan Arap Müslüman Ordusu ibadetini burada yapmıştır. Daha sonra Şamda çıkan bir isyan üzerine Arap ordusunun Şam’a gitmesi üzerine Dominiken Papaz ve Rahipleri burasını kilise haline sokmuş, şimdi minare olarak kullanılan çan kulesini bu esnada de ilave etmişlerdir. 1453 İstanbul’un fethinden sonra kilise camiye çevrilerek öndeki mihrap ve minber ilave edilmiş ve Osmanlı kayıtlarında yine Arap Mescidi ismini almıştır. Caminin Araplara mal edilmesinin bir nedeni de, minareye çevrilen eski çan kulesinin 714'te Şam'da yaptırılan ünlü Emeviye Camii'nin özgün minaresini çağrıştırmasıdır.

1913-1919 yılları arasındaki kapsamlı onarım sonucu yapı yeniden büyük bir değişime uğrar: Avlu duvarı yıkılır, Cami genişletilerek yeniden yaptırılır. "Arabesk" bir son cemaat mahalli ekletilir. Döşeme altında kalan yüzü aşkın Latin soylusunun mezar taşları müzeye taşıtılırken, mihrabın yanındaki "Mesleme'nin Çilehanesi", "Arap Baba Merkadi" ve çevrede sahabelere ait oldukları ileri sürülen birkaç kabir de Arap kimliğini daha güçlendirerek vurgular. Yapı her ne kadar büyük ölçüde İslamlaşmış (Osmanlılaşmış) ise de, dikkatli bir göz, çok az da olsa Gotik geçmişini belgeleyen birtakım mimarî ögeleri fark edebilir.

Fotoğraf : Tolga Erezer

04/08/2017

Çok eski zamanlarda aşıklar bu kadar kolay iletişim kurabiliyor muydu? Elbette hayır! Yan yana gezmenin bile ayıp sayıldığı, okuma yazmanın yok denecek kadar az olduğu dönemlerde peki ne yapıyordu bu aşıklar? İyi seyirler efendim. :)

04/08/2017

Merhabalar sayfamız ilk kurulduğu günden itibaren sizin beğenilerinizle daha çok güçleniyor ve birbirinden keyifli paylaşımlara devam ediyoruz. Tüm takipçilerimize çok ama çok teşekkür ederiz!

Hirami Ahmet Paşa Camii, İstanbul'un Balat semtinde Doğu Roma'dan kalma dini biryapıdır. Yapım tarihi tam olarak bilinme...
04/08/2017

Hirami Ahmet Paşa Camii, İstanbul'un Balat semtinde Doğu Roma'dan kalma dini biryapıdır. Yapım tarihi tam olarak bilinmemektedir. Yapılış tarihinin 11. ya da 12. yüzyıl olduğu tahmin edilmektedir.

Bu küçük yapı, Yunan haçı planı ile üç apsisli bir kilise olarak yapılmıştır. Mimari özellikleri yönünden 11. ve 12. yüzyılda inşa edildiği tahmin edilmektedir. İsminin, Hagios lonnes olduğu iddia edilmişse de, bunun yanlış olduğu da söylenmiştir. Ayrıca, 1456 yılında, burasının bir kızlar manastırının merkezi olduğu ortaya çıkmıştır.

Yapı, fetihten sonra yaklaşık 150 yıl Ortodoksların elinde kalmıştır. Yakınındaki Pammakaristos Manastırı “Fethiye” ismi ile camiye çevrilince, 1590 yılında bu kilise de Hirami Ahmed Paşa tarafından mescide dönüştürülmüştür.

Hirami Ahmet Paşa Camii, Kilise Camii ve Ahmed Paşa Camii olarak da anılır.

Hirami kelimesi Ahmed Paşa'nın lakabıdır. Hirami, tavırları hoş olan anlamına gelmektedir.

İstanbul’un maruz kaldığı deprem ve yangınlardan, bu mescid fazla etkilenmemiştir. Fakat 1930’larda kadro dışı bırakılınca, hızla harap olmaya başlamıştır. 1946 yılında, son cemaat yeri kısmen yıkılmıştır. Binanın güney batı köşesinde gövde üzerine yapılmış ahşap minare ile avlu duvarları tamamen ortadan kalkmıştır. Mescid, Vakıflar İdaresi’nce, 1966-1968 yılları arasında tamir ettirilerek ibadete açılmıştır.

Dıştan boydan boya uzunluğu 15 metreyi geçmeyen bu yapı, Bizans mimarisinde “kapalı haç planlı” tipindedir. Kubbenin yüksek kasnağı pencereli, kubbe üstü kiremitle örtülüdür. Bina mescide dönüştürüldüğünde, güney duvarı köşesine yapılan mihraba daha fazla görüntü sağlamak için bazı sütunlar kaldırılmıştır. Çöküntüye meydan vermemek için kubbe ve örtü sistemi önce ağaç kalaslarla dengelenmiş, onarımlar sırasında da kalaslar yerine dört mermer sütun yerleştirilmiştir. Kubbenin iç yüzeyini kabartma dilimler halinde süsleyen nakışlar, 16. yüzyılın güzel örneklerindendir.

Günümüzde örneği pek az görülen bu süslemeler, Bizans eserine Türk Sanatı bakımından bir değer kazandırmıştır.

Binanın doğu tarafındaki yarım yuvarlak çıkıntı halinde dışarı taşan kısımda, ortada büyük, iki yanında birer küçük olmak üzere üç apsisi vardır Ortadaki büyük kısımda, kıble için ayarlanmış mihrap bulunur. Giriş kapısının önündeki kilisenin narteksi de son cemaat yeri olarak kullanılmaktadır. Mihrap, minber ve kürsü ahşap olarak yapılmışken, zaman içinde bunlar çini kaplamalı hale gelmiştir. İç duvarlar yenden bir metre yükseğe kadar lambri ile kaplanmıştır. Kubbede kuşaklar arasında sekiz pencere vardır. Kiliselerin genelde az ışıklı olmasına nazaran burası aydınlık bir mekandır.

Address

Ankara

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Tavanarası Sanat posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Category