16/07/2026
Sivas ilinden bir kervancı Halep’ten mal getirir. Tam üç yıldır kervancılar yurtlarından, baba ocaklarından ayrı düşmüşlerdir. Kiminin yolunu anası, babası, kimininkini sevgilisi gözlüyor. İçlerinden en genci kara yağız, uzun bir delikanlı… Adı Veysel.
Halep’ten aylarca yol aldıktan sonra, karlı fırtınalı bir kış günü Sivas’la Kayseri arasında bir hana kendilerini zor atarlar. Sivas’a çok yaklaşmışlardır. Akşam olur yatarlar. Ama hiçbirini uyku tutmaz. Bir an önce sevdiklerine kavuşmak isterler. Veysel’in nişanlısı gözünün önünde… İkide bir yatağından kalkıp, gün ışıdı mı diye bakar. Gece geçit vermez. Kar, fırtına…
Gün ışımadan önce, doğuda, tam günün doğacağı yerde bir yıldız görünüyor. O yıldız görününce yola çıkılır. Sabah yıldızıdır o. Ama sabah yıldızı bir gözükse…
Veysel, doğuda kocaman, yalp yalp ışıyan bir yıldız görüyor. Delicesine bağırıyor:
‘Sarı yıldız… Mavi yıldız…’
Telaşla kervan yükleniyor. Kar bir taraftan savuruyor. Kervancılar sevinçle yola düşerler. Veysel, kervanlardan belki beş yüz metre ileride…
Bir hayli yol alırlar. Sarı yıldız çoktan kaybolmalı, gün doğmalıydı. Ama sarı yıldız bir türlü kaybolmuyor. Hiçbirinin aklına bu yıldızın tan yıldızı olacağı gelmiyor. Eski kervancılar olayı seziyor.
‘Dönelim’ diyorlar. Kervancıbaşı da genç. Veysel’in yüreğinde aşk…
Yola devam ediyorlar, bugün ‘Kervankıran’ denilen yere geldiklerinde bir tipidir bastırıyor. Kervan kara gömülüyor.
Sonrasında bahar geliyor, oradan geçen ilk yolcu, kara toprağın üstünde bütün kervanı üst üste yığılmış buluyor. Veysel, onlardan beş yüz metre ileride…
Hepsini bulundukları yere gömüyorlar. Bundan sonra o yere Kervankıran, o yıldıza da ‘Kervankıran Yıldızı’ diyorlar.
Veysel’in topluluktan ayrılmış mezarı, daha ileri doğru uçar gibidir.
Alemi yaktı nar ile
Küsülüyem ben yar ile
Niye doğdun sarı yıldız, mavi yıldız
Evler yıkan, beller büken
Kanım döken kervan kıran
Dön, dön yare doğru dön
Erdal Erzincan, 1997 yılında yayımlanan Türküler Sevdamız albümünde seslendirdiği “Yıldız” türküsünün hikayesini, aynı yıl Cumhuriyet Dergisi’nde yayımlanan söyleşisinde kendi anlatımıyla aktarıyor.
Fotoğraf: Aysel Bozan