Kültür Mantarı Sanat Hareketi

Kültür Mantarı Sanat Hareketi Toplumsal olarak sanat tarihi ve sanat dallarını öğretmeyi ve sevdirmeyi amaçlayan bir sosyal sorumluk projesi

(8 dakika okuma süresi)  Birliğin hikayesi: Evrenin hakikati ile insanın hakikati birbirinden ayrılalı ikilik sarmalının...
15/03/2026

(8 dakika okuma süresi) Birliğin hikayesi: Evrenin hakikati ile insanın hakikati birbirinden ayrılalı ikilik sarmalının içinde debelenip duruyoruz.
Doğanın vahşi ve dingin ruhunu aynı anda içe çekmek varken her şeyi bir sebep bir sonuç bir bağlam içinde tanımlamaya ve sınıflandırmaya çalışıyoruz. Çünkü öyle olmalı dediler.
Milyarlarca tanımı, kavramı ve kelimeyi birbirini besleyecek şekilde öğren, dev bilgi zincirlerin olsun, konuştuğunda denizler aksın ağzından ama kelimelerinin ardında hissettirdiğin sığ bir bataklık ise ne anlamı var ki yaşamının?

Vazgeçmeden dünyevi ve ruhaninin tam ortasında durma önerim bundandır. İç içe geçmiş, birbiriyle neredeyse ayırması imkansız bir düğüm olmuş ve
birbirini çok seven iyilik ve kötülüğün içinde yürürken çamura imzan gibi ayak izini değil, yeşerecek iyi tohumlar bıraktığın kadar iyisin bence.

İşte tam da bu noktada bizden binlerce yıl önce yaşamış insanların dünyaya ve varoluşa dair aradığı cevaplar, kendilerince kurdukları anlatılar, eline kalemi alıp tarihi yazan insanların bizi birbirimizden ayırdığı, etiketlediği, birçok olay sonucunda biraz da işlerine geldiği gibi doğruyu yanlışı belirlediği inançlar yaşanmış, birbirine eklemlenmiş, kimi yok olmuş kimi dönüşerek bugüne gelmiş.
Mitolojik ve dini metinlerin ortak hikayesini incelediğimizde, dünyanın çok farklı kültürlerinde ortaya çıkan anlatıların aslında şaşırtıcı derecede benzer bir yapı izlediğini görebiliriz.
Çoğu gelenekte evren başlangıçta bir birlik veya bütünlük durumundadır. Mezopotamya mitolojisinde bu durum kozmik sularla temsil edilir; her şey henüz ayrışmamış, biçim kazanmamış bir su kaosu içindedir. Bugün bilimin “ilkel çorba” olarak adlandırdığı karışım gibi. (Devamı yorumlarda uzuun uzuun)

Saraçhane’den Silivri’ye selam olsun. Ülkemiz bu kadar adaletsizliği, sınırsız liyakatsizliği ve bu büyüklükteki kötülüğ...
09/03/2026

Saraçhane’den Silivri’ye selam olsun. Ülkemiz bu kadar adaletsizliği, sınırsız liyakatsizliği ve bu büyüklükteki kötülüğü hak etmiyor. Vatan toprağını parsel parsel satanların da yargılandığını görmek nasip olsun inşallah.

Nil’in üstünde seyrederken güneşe karşı Antik Mısır’ın en ilginç karakterinden bahsetmiştim. Bugün kadim medeniyetlerin ...
07/03/2026

Nil’in üstünde seyrederken güneşe karşı Antik Mısır’ın en ilginç karakterinden bahsetmiştim. Bugün kadim medeniyetlerin bilgilerini bu zamanın yoldan çıkmış inançlarına sığdırmaya çalışmanın çok manasız olduğunu düşünüyorum. Zira o zaman insanları dünyaya doğayı kozmos’u bizden çok daha büyük bir derinlikle düşünüp toprağa havaya suya hak ettiği değeri veriyorlardı. Güneşin aydınlatıcı ve ısıtıcı ışığı dozunda ve keyifle üstümüzden eksik olmasın.

28/01/2026

Antik Mısırlıların hayata, ölüme ve ruha bakışlarına değinmek istiyorum. Varlığımız farklı enerji, ruh ve tekamülden oluşuyor.
Öncelik isimde. Kim olduğumuz çok önemli ona Ren diyorlar.  Ren: Varoluşun anahtarı çünkü ismin söylendiği sürece var olmaya devam edersin eğer ismin silinirse ikinci kez ölmüş sayılırsın bu yüzden isimler mezarlara, heykellere, kartuşlara kazınır Ren sensin.
Ka : Yaşam Gücü, doğumda tanrılar tarafından verilir, hayati enerji, yaşama gücü demek ve Ka ölümden sonra bedene veya heykeline bağlı kalır. Sunular Ka’yı yani seni hayatta tutan enerjiyi  beslemek içindir
 Ba: Kişilik, Benlik, karakter, duygular, bireysellik demek, insan başlı kuş olarak tasvir edilir ve ölümden sonra serbestçe dolaşabilir. Gündüz dünyada, gece mezarda geziyor.
İb: Kalp Mısırlılar için beyin önemsiz her şey kalpte çözülüyor. Düşüncenin, vicdanın ve hafızanın merkezi olan kalp mumyalanmaz çünkü öte dünyada kalp tartısında ölçülür. Vicdan bir kuş tüyü kadar hafif olacak ki sonraki hayata geçebilesin…Kalp konuşur, tanıklık eder beyin bilgiyi ama kalp ahlakı kaydeder…
Sheut: Gölge Kişinin ayrılmaz parçası çünkü Sheut fiziksel varlık ve ruh arasında köprüdür.her zaman seninle, ama sessiz bir koruyucu gibi senden kopmayan biz izdir.
Akh : Aydınlanmış Ruh bizdeki tekamül gibi Ka ve Ba doğru ritüellerle birleşirse Akh oluşur. Tanrılarla birlikte var olabilen ruh etkin, güçlü, ışıklı olarak varlığını sürdürür.
 
Mumyalamayı düşünürsek Amaç bedeni çürümekten kurtarmak değil sadece aynı zamanda
Ka’nın tutunabileceği bir adres yaratmak.
Mumya bedenin zamanda dondurulması demektir.
Yüz maskeleri ise Ba’nın bedeni tanıyabilmesi için. Sahte kapıdan gelip sahibinin bedenine tekrar yerleşebilsin diye.
Bir de tekne var… Ra yani güneş tanrısının kozmik teknesi gündüz ve gece Ra’ya hizmet ediyor. İki dünya arasındaki yolcuğun aracı gibi. Ölen kişi de gündüzden geceye yani yeraltına yolcuğunu tekne ile yapıyor. Her mezarda hem sembol hem heykelcik olarak tekne olmasının sebebi budur. Çünkü Mısırlılar için “Ölüm bir son değil, yolculuktur.”

Göğü içeri nasıl alırız? ( Okuma süresi 6-7 dakika). Herkese merhaba, uzun yıllardır kadim medeniyetlerin yaşamı ve kosm...
08/12/2025

Göğü içeri nasıl alırız? ( Okuma süresi 6-7 dakika). Herkese merhaba, uzun yıllardır kadim medeniyetlerin yaşamı ve kosmosu nasıl algıladıklarına dair araştırmalar yapıyorum. Yaptığım eserler, hazırladığım sergiler ve aldığım tüm eğitimler bu konunun etrafında şekilleniyor doluyor ve anlamlanıyor. Arkeolojiye bu yıl antropolojiyi de ekleyince insanın yürüdüğü yolları anlamak daha kolaylaştı diyebilirim.

Dünyayı görme biçimleri, sadece fikirleri ve inancı değil belki de ilk günlerden beri görebildiğimiz tüm somut kanıtları, mimariyi, üretimi, sanatı ve kültürü birebir etkilemiştir.

Bugün tüm zamanını başkalarının zihnindekini tüketmek olarak algılayan kendi zihnini neredeyse yeni bir fikir için çalıştırmamaya programlanmış bu çağ insanı belki de insanlık tarihinin en düşük zihinsel üretim seviyesini yaşıyor diye düşünüyorum.

Tüm medeniyetler hiçlikten tek güçten ve birlikten geldiğimizi ve bire döneceğimizi söylese de dünya ve insan algısı ikilikle çalışıyor. Birbirini tamamlayan ama aslında çok farklı olan yine de biri olmazsa ötekinin anlamsızlaştığı ikiliklerle algılıyoruz yaşamı.

Bu gerek somut gerek soyut olarak en temel ikilik olan dişi ve erkek arketiplerinin yansıması diyebiliriz. (cinsel kimlik değil enerji formları olarak bahsediyorum)

Dişil ve eril formların tarihteki en net ayrımı; dişilin bir bütünlüğü temsil eden yuvarlak çizgilerle erilin ise tüm formlarda sert çizgilerle keskin uçlarla temsil ediliyor olmasıdır.

Bugün bile bu basit sembolizme hatta iki ayrı bedene ve üreme sistemlerine baktığımızda bu formsal farkı net olarak görebiliriz.

Animist veya şamanist kültürlerde yuvarlak formun korunma, sivri üçgen formun ise içine çekme yüklenme enerjisini temsil ettiği söylenir.

Bunun mimari karşılığı olarak kubbe ve piramitleri düşünebiliriz. Tabi burada kültürün anaerkillikten doğa ile bir bütün halinde yaşamaktan, ataerkilliğe medeniyetlere, güç ve tahakküm sistemine geçişiyle belki binlerce yıldır her daim değiştiğini unutmamalı.

Devamı 👇🏻

Cumhuriyetin değeri kelimelerde değil hayatın her anında daha anlamlı geliyor bu günlerde. Ne mutlu vatanını gönülden se...
29/10/2025

Cumhuriyetin değeri kelimelerde değil hayatın her anında daha anlamlı geliyor bu günlerde. Ne mutlu vatanını gönülden severek yaşayanlara… 102. yaşın kutlu olsun Türkiye Cumhuriyeti 🎈

Bugün böyle başladı .Uzun uzun karşımda pusun arasında tatlı tatlı salınan ağaçları izledim. Bugünlerdeki felaketleri gö...
28/07/2025

Bugün böyle başladı .

Uzun uzun karşımda pusun arasında tatlı tatlı salınan ağaçları izledim. Bugünlerdeki felaketleri gördükçe durup durup insanın insanla, doğayla, dünyayla ve sosyal çevresi ile olan ilişkisinin ne hallere geldiğini düşünüyorum.

Olumlu fikirlerden, pozitif empati, sevgi veya aşk duygularından sanki ölümcül birer virüsmüş gibi kaçıldığı, hayata dair hiçbir konuda derinleşilmediği, “içim birine azıcık açılır da canım yanar” korkusuyla demirden kabuklara sarılmış ve sonunda içindeki yumuşak özü unutmuş insanlar görüyorum.
Oysa ki bir bahar dalı, gerçekten insanlığını bir bütün halinde yaşayan bir canlı için gerçek bir mutluluk kaynağı değil midir?

Hayatın her türlü zorluklarını gani gani yaşamış Van Gogh bile yeğeninin doğuşunu hayatında yaşadığı en mutlu an olarak tanımlayıp, onu da badem çiçekleri ile resmetmemiş midir?

Şu anda üçüncü sınıfta olduğum Ön Asya Arkeolojisi bölümünde gördüğüm kadarıyla insan binlerce yıl geçse de benzer heyecanlarla yaşamaya devam ediyor.
Kılıflar değişiyor, mekanlar gelişiyor ama duygular birbirine çok benziyor.

Ta ki bugüne kadar… Tarihin karanlık sayfalarından tanıdığımız, kendinden başka hiçbir şeye önem vermeyen ve dünyaya dair hiçbir olumlu gelişmeyle mutlu olmayan güç manyağı yaratıklar silsilesi maalesef çoğaldı artık.
Filmlerde gördüğümüz kötüler günlük hayatta sokakta kolaylıkla yanımıza gelebiliyor. Bahar dallarına düşman yaratıklarla birlikte yaşıyoruz.
Asla olmaz” dediğimiz hikayeler beynimizin duya duya alıştığı haberler zincirine dönüşebiliyor.
Oysaki hâlâ bir tomurcuğa bir yavru kediye bakarak mutlu olan biz insanlar bu dünyanın gerçek sahipleriyiz. Çünkü sevgi ve aşk fiziksel varlığa değil metafiziğe bağlı duygulardır.

Hiçbir kazancınız olmadan belki hiç dokunmadan koşulsuzca sevebileceğiniz milyonlarca varlık var bu dünyada.

Ve metafizik, periler cinler hayaletler ya da uzaylılar değil gözümüzle görmesek elimizle dokunmasak da var olduğunu bildiğimiz bu güçlü varlık bilincidir aslında. O yüzden bugün bu puslu sabahta karşımdaki ağaçlara ve doğan güneşe bakarken benim gibi olan, benim gibi hisseden ve benim gibi sevebilen; korkusuz ve gerçek insanlarla aramdaki bağımı düşündüm.

Alman lirik şiirinin ustalarından Rilke’nnin dizeleri geldi aklıma.“Der Baum brennt,doch es ist kein Feuer zu sehn.Sein ...
04/07/2025

Alman lirik şiirinin ustalarından Rilke’nnin dizeleri geldi aklıma.

“Der Baum brennt,
doch es ist kein Feuer zu sehn.
Sein Inneres nur ist entflammt.”

“Ağaç yanıyor,
ama ortada ateş yok.
Sadece içi tutuşmuş.”

Bu vatanı tüm kalbiyle sevenler olarak hayata devam etsek de için için yanıyoruz böyle.
Hepimize ferah günler gelsin.

03/06/2025

Herkese merhaba. Epeydir tadımız yok. 19 Mart gününden beri cebimizdeki umut tohumlarını da birer birer çalıyorlar. Açıkçası sosyalleşmek, çoğunlukla dertleşmek halini aldığı için yaşadığı ülkeyi umursayan insanların yüreklerinde çok derin bir yalnızlık hissi kamp kurdu desek yeridir.
Böyle ruh hallerine ilaç gibi geliyor iyi bir konser binlerce insan bir arada hele bir de gerçekten kaliteli bir müzik dinliyorsan türü ne olursa olsun o büyük enerji balonun bir parçası olmak gerçekten iyi geliyor bana .

90’larda genç olan biri olarak müzik dinlemek hayatımdaki en önemli aktivitelerden biriydi. Rock müziğin geniş yelpazesi birçok grubun şarkılarını üstünden uzun bir süre geçmesine rağmen halen ezbere bilirim.
Guns N’ Roses elbetteki bu yelpazenin en köklü gruplarından biriydi. Özellikle 1987 ve 1993 yılları arasındaki albümleri eminim benim gibi kırklı yaşlardaki insanların hayatındaki önemli anlarda, melankolik duygularda ve çılgınlık hallerinde muhakkak kulaklarında çınlamıştır.
Kendini hala dünkü genç zanneden bendeniz şimdi yorgunluktan bitap halde dizlerime buz koyuyor olsam da dün gençlere taş çıkartacak bir performans sergilediğimi de gururla söylemek isterim.
çünkü gerçekten insanın güzel yürekli insanların ürettikleri ile zaman geçirmesi kendi için yapabileceği en iyi hediyelerden biri bence .
Sweet child o’mine, november rain, don’t cry, paradise city, civil war, patience, welcome to the jungle, live and let die, you could be mine dünden aklımda kalanlar…
Ve belki de bu kültüre ve o insanlara hiç aşina olmayan biri ekranda gösterilen kuru kafalara yılanlara garip imajlara içerleyip kendince negatif bir önyargı oluşturabilecekken gözlerimizden yaşlar akıtacak kadar büyük yürekli olduklarını onbinlerce ses ile birlikte Ahmet için cennetin kapılarını tıklatırken gösterdiler.
Knockin’ on Heaven’s Door Ahmet Minguzzi’yi hep beraber onurlandıran bir ilahi gibi yayıldı Beşiktaş semalarına.
Gençliğimi ne güzel yaşamışım dedirten beni 30 yıllık zaman tünelinde bir ileri bir geri götüren onca dalgalı hayata rağmen 60lı yaşlarında saatlerce sahneden inmeden hepimizi mest eden Gun’s N Roses’a kalpten bir teşekkür.
İhtiyacımız vardı, iyi geldi.

Herkese merhaba. Bin kere yazsam yine vazgeçmem.Ülke öyle bir hale gelmiş ki youtube kanalları eğitim merkezi, tv dizile...
20/03/2024

Herkese merhaba.

Bin kere yazsam yine vazgeçmem.

Ülke öyle bir hale gelmiş ki youtube kanalları eğitim merkezi, tv dizileri de hayat okulu yerine konuluyor.

Geçen gün bir post gördüm, pek bilmiş biri “üniversite eğitimi yerine geçecek YouTube videoları bunlar” demiş. Video izleyerek, hiçbir bilgiyi araştırmadan, yazmadan, okumadan evde yatıp pijamasıyla video izleyerek gerçekten sağlıklı bir şekilde bir şeyleri akademik seviyede öğrenmek çok az bir yüzdeye nasip olur bence.
Gerisi çöp. Tıklansın ki para getirsin…

Gelelim tv dizilerine.

Şimdi değerli oyunculara iki lafım var aralarında dostlarım da var.

Sosyal haklarımız, kadınlar, adalet, şiddet karşıtı vs her konuda aktif olarak tepkilerini gösterirken sanatsal değeri sıfıra yakın tv dizilerinde millete ruh sağlığı bozuk, ahlaki değerleri çökmüş, hayal ettikleri Türkiye’den çoookkk uzakta karakterleri canlandırarak ne yaptıklarını sanıyorlar bilmiyorum.

Eğer biz 1990lardaki gibi bir Türkiye’de yaşıyor olsaydık bu basit konu önemli bile sayılmayacaktı, zira o zaman eğitim seviyemiz belirli bir seviyede laikliğimiz de dimdik ayaktaydı.

Bugün Türkiye’de içtiğiniz suyun bile sosyal medyada izini bırakıyorsanız siz sayın ünlüler “bana ne bu bir dizi sadece, benim de ekmek param” diyerek işin içinden sıyrılamazsınız.

Biz nasıl omurgamızı dik tutarak kazancımızdan feragat etme pahasına ülkeye sahip çıkmak için direniyorsak top biraz da size değse mi artık?

Zira dimdik duran bir Demet Evgar tüm kadınlara ne güzel örnek oldu değil mi?

Her şey para değil, güzellik hiç değil. Bıraktığınız izin farkına varıp bu iğrenç yapımlara dur demek adına örgütlenmeniz dileğiyle.

Bizimkiler, İkinci Bahar, Süper Baba, Leyla ile Mecnun izleyen bizler inanın sanatı da edebiyatı da oldukça iyi bilen bir nesiliz.
Demek ki yaşamak istediğimiz sakin hayatları izleyince toplumsal olarak normalleşmek mümkün. Nörobilimciler öyle söylüyor. “Beyin neyi izler neye maruz kalırsa onu gerçek hayat sanıyor”
Eğitimi tvden alan insanların ülkenin yarısından çoğu olduğunu unutmayınız…
Devamı👇🏻👇🏻👇🏻

Her 18 Mart daha büyük bir utanç duyar oldum. Tarikatlara, şiddete ve sapıklığa terk edilmiş bugünkü Türkiye’nin resmind...
18/03/2024

Her 18 Mart daha büyük bir utanç duyar oldum. Tarikatlara, şiddete ve sapıklığa terk edilmiş bugünkü Türkiye’nin resminde şu gencecik canların büyük ahı vardır bence. Her gittiğimde damarlara dolan vatan sevgisi var ya bunu bilmeyen anlayamaz, ah akılsız yaratıklar ah bu arsız aç gözlü karanlık... Bugünkü halimize sebep olanlar için söylenecek çok söz var ama kötü söz kötülüğü besler sadece. Dilerim ancak kalplerindeki iyilik kadar refah ve huzur görürler. “Vicdanı temiz yaşamak” en büyük ödüldür insana…

Herkese günaydın ☀️ Bu fotoğraf benim hayatıma dair en sevdiğim fotoğraftır.İşyerinde mobbing, özel hayatımda psikolojik...
08/03/2024

Herkese günaydın ☀️

Bu fotoğraf benim hayatıma dair en sevdiğim fotoğraftır.

İşyerinde mobbing, özel hayatımda psikolojik şiddet gördüğüm bir zamanda “ben gidiyorum” diyip kendime bir haftada Barcelona’da yeni bir hayat inşa etmeye cesaret ettiğim o günler.
İki aylık kira, dil okulumun ilk taksidi cebimde 350 euro ile çıkmıştım yola.
16 yaşında başladığım iş hayatım sayesinde hep “bulurum bir yolunu” diye diye okudum ve çalıştım hiç durmadan.
Arkadaşlarım gezip tozarken küçücük halimle tur otobüslerinde ordan oraya dolanır dururdum.
Cesaret, bol çalışma, vazgeçemediğim öğrenme arzusu ve başka insanların hayatlarından çok kendi hayatıma odaklanmak yol boyunca hiç vazgeçmediğim yoldaşlarım oldu.

Bu kelimeleri okuyan birkaç gence ilham olabilirsem ne mutlu bana.

Bugün her işini kendi halledebilen güçlü, dirençli sapasağlam bir kadınsam yaşadığım tüm refahı o 16 yaşındaki çalışkan hevesli halime borçluyum.

Maalesef şiddet o veya bu şekilde bitmiyor, artıyor ancak etkilerinden korunmak dimdik tekrar ayağa kalkmak için korkulardan kurtulmak lazım.
Kimseye değil kendinize tutunun hemcinslerim, maalesef en yakınınız bile günü gelir bir tekme vurabilir sırtınıza; sizi ancak siz kurtarırsınız, yatırımınızı bugüne değil hayatınızın tümüne yapın.

45 yaşında bir üniversite öğrencisi, kendini karanlıklara sarmayı seçmemiş ışığa tüm kalbiyle inanan, yaptığı doğru yanlış her şeyle gurur duyan, tek korkusu anlamsız bir hayat yaşamak olan bir kadın olarak hepinizin Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutlarım.

Address

Esna

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kültür Mantarı Sanat Hareketi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Establishment

Send a message to Kültür Mantarı Sanat Hareketi:

Share

Category