18/04/2026
Bir toplumun geleceği, çocuk daha doğmadan başlar.
Kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın;
bu sorun çocuk daha doğmadan başlar.
Bir annenin anne olmaya, bir babanın baba olmaya gerçekten hazır olup olmadığını anlayabilmek, çözümün ilk adımıdır.
Devlet, bu topraklarda doğan her çocuğu kendi çocuğu gibi görmelidir.
Gelir düzeyi ne olursa olsun, her çocuğa eşit şekilde destek sağlanmalı; çocuk daha anne karnındayken güvence altına alınmalıdır.
Gebelik süreci, ebeler tarafından dikkatle ve etik sınırlar içinde takip edilmeli; çocuk doğduktan sonra ise kreş ve anaokulu gibi kurumlarda gelişimi gözlem altında tutulmalıdır.
En ufak bir olumsuzlukta, çocuğun geleceğini etkileyebilecek bir durum tespit edildiğinde, ilgili kurumlar derhal devreye girmeli ve çocuğun yüksek yararı gözetilerek gerekli koruyucu önlemler alınmalıdır.
Hiçbir öğretmenin ya da ebeveynin çocuğu korkutmaya, üzmeye hakkı yoktur. Eğitim korkuyla değil, güvenle olur.
Evde değer görmeyen, hatta şiddet gören bir çocuk; okulda baskı değil, güven ve şefkat bulmalıdır.
Eğitim sistemi, çocuğu hayattan koparan değil; hayata bağlayan bir yapı olmalıdır.
Bu sistem içinde yetişen her birey; devletine ve milletine bağlı, değerlerine sahip çıkan, satın alınamayan bir karaktere sahip olur.
Terörle ve suçla mücadeleye ayrılan bütçenin çok az bir kısmı bile bu alana yönlendirilse, kazanan hem devletimiz hem milletimiz olur.