Dünya Sanat Platformu

Dünya Sanat Platformu Edebiyat ve Sanat Alaninda İnsan Topluluğu

BİR KÖKTE UZAMIŞ SARMAŞIK GİBİBu Şiir Kimin?Aşık Garip (Neşet Ertaş'ın mı) ?Aşık Daimi'nin mi?Âşık Veysel'in mi?Kırşehir...
22/12/2023

BİR KÖKTE UZAMIŞ SARMAŞIK GİBİ

Bu Şiir Kimin?

Aşık Garip (Neşet Ertaş'ın mı) ?
Aşık Daimi'nin mi?
Âşık Veysel'in mi?
Kırşehirli Âşık Sülük Hüseyin'in mi?

Şiir dörtlüklü şiirin en çok kullanılan 11 heceli ses ayrımına göre yazılmış. 6+5 duraklarından oluşmaktadır.

Şiir bu dört ozan tarafından sahiplenilmektedir. Yaşadıkları dönemleri sırasıyla yazarsak öncelik sırasına göre Sülüklü Âşık Hüseyin gelmektedir. Çünkü "Kırşehir Mucur ilçesi Küçük Kavak köyünden olan Aşık Hüseyin 19. yüzyıl şairlerindendir. Tam adı Sülük Aşık Hüseyin olan şair 1815 yıllarında doğmuş 1900 yıllarında ölmüştür. Yazma bir defterde bulunan bazı şiirleri Baki Yaşar Altınok tarafından kitap halinde yayınlanmıştır.

Yaşadığı ve hakka yürüdüğü dönem göz önüne alındığında kendi ölümünden çok, çok sonraları şiirler yazan diğer ozanlardan bu şiiri almış olamaz ve ya etkilenmiş olamaz bu mümkün değil. Âşık Hüseyin Adına kayıtlı hali ile okuyalım şiiri:

SARMAŞIK GİBİ

Bir kökte uzamış sarmaşık gibi
Dolanmış boynuna saçların güzel
Şafakta şavkıyan bir ışık gibi
Doğan aylar gibi döşlerin güzel

Boyunu benzetim selvi fidana
Yürür iken kurban olam edana
Bir bakışın verir beni idama
Söyle bilem kaçtır suçların güzel

Koynunda beslersin turunç nar mıdır?
Adın melek midir bahtiyar mıdır?
Benden başka nazlı yârin var mıdır?
Yoksa bir tane mi eşlerin güzel

Hüseyin sevdana düşeli hasta
Zilifler yanağa dökülür deste
Ok gibi çağmelli kirpikten üste
Kudretten karadır kaşların güzel

Bu şiir, Yazar Baki Yaşar Altıok'un yayına hazırladığı Bir Türkmen Ozan Âşık Hüseyin Ocak Yayınevi. 2000 Ankara sayfa:75 de kayıtlıdır.

Bir de Aşık Veysel mahlası ile şiiri okuyalım.

Aşık Veysel'i tanıtmama gerek var mı bilmiyorum. TV, Radyo ve yazılı basında belki de adından en çok söz edilen ozandır. Adına her yıl Şarkışla da şenlikler düzenlenir. Devlet Opera Balesinde şiirlerinden seçkiler yapılıp sahneye konulmuştur. Karslı ve sağcı ozanlar dışında belki de tek maaşlı ozandır. 25 Ekim 1894 yılında Şarkışla da doğdu 21 Mart 1973 yılında Sivrialanda akciğer kanserinden öldü. Dili ustalıkla kullanır. Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içedir. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de vardır. Şiirleri, Deyişler(1944), Sazımdan Sesler (1950), Dostlar Beni Hatırlasın (1970) isimli kitaplarında toplandı. Ölümünden sonra Bütün Şiirleri (1984) adıyla eserleri tekrar yayınlandı. 1970'li yıllarda Selda Bağcan, Gülden Karaböcek, Hümeyra, Fikret Kızılok, Esin Afşar gibi bazı hafif müzik ve arabesk sanatçıları Âşık Veysel'in deyişlerini düzenleyerek okudular böylece yaygınlaşmasını sağladılar.

Veysel ile ilgili kimi görüşler; "Aşık Şiirinin son halkasıdır" kimisine göre "Şişirilmiş bir balondur" kimi görüşlere göre de "Aşık geleneğinin sıra dağlılığı içinde sıradan bir ozandı" Öyle ya da böyle şimdi Veysel'in okuyup kendi kitaplarında da kendi şiiri olarak yayınladığı hali ile okuyalım.

BİR KÖKTE UZAMIŞ SARMAŞIK GİBİ

Bir kökte uzamış sarmaşık gibi
Dökülmüş gerdana saçların güzel
Gözlerin ufukta bir ışık gibi
Kara bulut gibi kaşların güzel

Koynundaki turunç mudur nar mıdır?
Adın huri midir Gülizar mıdır?
Gözlerin akan yağmurlar mıdır?
On beş on altı mı yaşların güzel

Afet-i devran mı bilmem ki nesin
Bülbülün avazın andırır sesin
Seher yeli gibi gelir nefesin
Aşıka bahardır kışların güzel

Her güzel de eda ile salınmaz
Huri misin melek misin bilinmez
Emsalin dünyada azdır bulunmaz
Firdevs-i alada eşlerin güzel

Görünce derdimi arttırdım kat kat
Can alıcı gözün sanki bin cellât
Veysel’i kapından eyleme azat
Bana yastık olsun döşlerin güzel

Âşık Hüseyin mahlası ile yayınlan şiir 4 kıtadan oluşurken Âşık Veysel mahlası ile okunup yayımlanan hali ile 5 dörtlükten oluşmaktadır. Burada aklımızda tutmamız gereken soru eser ya Âşık Hüseyin tarafından bir dörtlüğü çıkartılmıştır ya da Âşık Veysel tarafından bir dörtlük eklenmiştir. Âşık Hüseyin Âşık Veysel'den daha önce yaşadığına göre bu mümkün mü? O zaman şöyle bir olasılık oluşmaktadır. Âşık Veysel doğar doğamaz şiir yazmadığına göre ki hem kendisi ile yapılan söyleşilerde hem de hakkın da kitap yazan bütün yazarların ortak görüşü onun 40 yaşından sonra şiirler yazdığıdır. Âşık Veysel şiirler yazmadan önce Şarkışla Emlek yöresi usta ozanların eserlerini okuduğu hatta derlemeler yaptığı görüşü yine onunla ilgili eserler yayına hazırlayanların odak sağladığı bir gerçektir. Böylece Âşık Veysel'in şiirler yazması ile Aşık Hüseyin'in dünyadan ayrılış süresi 34 yılına çıkmaktadır. Âşık Hüseyin ölümünden 34 yıl sonra şiirler yazan bir ozanın şiirini okuyup ondan da bir dörtlüğü çıkarıp kendi adına mal etmesi mümkün mü? Bu mümkün olmadığına göre o Zaman Âşık Veysel şiire bir dörtlük eklemiştir.

Aşağıda şiirin analizinde benzerlik ve farklılıklara döneceğiz. Şiiri sahiplenen iki başka ozan daha var Aşık Daimi ve Neşet Ertaş. Aşık Daimi Aşık Veysel Mahlaslı beş dörtlükten oluşan şiiri 3 dörtlük halinde okumakta ve şiire ayrıca iki bağlantı (Nakarat ) eklemektedir. Aşık Veysel'in mahlasını kullandığı son dörtlük,

"Görünce derdimi arttırdım kat kat
Can alıcı gözün sanki bin cellât
Veysel’i kapından eyleme azat
Bana yastık olsun döşlerin güzel"

Aşık Daimi bu dörtlüğü ikinci kıta olarak okumakta ve Veysel adı yerine "Aşığın" olarak söylemektedir. Şimdi Aşık Daimi'nin söylediği şekli ile şiiri okuyalım.

BİR KÖKTE UZAMIŞ SARMAŞIK GİBİ

Bir dalda uzamış sarmaşık gibi
Kara bulut gibi kaşların güzel
Gözlerin ufukta bir ışık gibi
Tel tel olmuş senin saçların güzel

Oy gül güzel
Salınır gezer
Bağrımı ezer
Ne yaman güzel

Ah gül güzel
Salınır gezer
Bağrımı ezer
Ne yaman güzel

Görünce derdimi arttırdım kat kat
Can alıcı gözler sanki bir cellât
Aşığı kapından eyleme azat
Bana yastık olsun taşların güzel

Oy gül güzel
Salınır gezer
Bağrımı ezer
Ne yaman güzel

Ah gül güzel
Salınır gezer
Bağrımı ezer
Ne yaman güzel

Afet-i devran mı bilmem ki nesin
Bülbül avazını andırır sesin
Seher yeli ile gelir nefesin
Aşığa bahardır kışların güzel

Oy gül güzel
Salınır gezer
Bağrımı ezer
Ne yaman güzel

Ah gül güzel
Salınır gezer
Bağrımı ezer
Ne yaman güzel

Görüldüğü gibi Aşık Veysel mahlaslı şiirle aynıdır. Bir iki dizede çoğullar tekile tekiller çoğula dönüşmüş. Ayrıca iki bağlantı eklenmiştir. Kıtalar yer değiştirmiş onun dışında aynıdır. Aşık Veysel mahlaslı son dörtlüğün son dizesi olan " Bana yastık olsun döşlerin güzel" yerine "Bana yastık olsun taşların güzel" döş ve taş'a dönüşmüş.

Aşık Daimi Sülüklü Aşık Hüseyin'den 117 yaş küçük Aşık Veysel'den 38 yaş küçüktür. Neşet Ertaştan da 6 yaş büyüktür. Aşık Daimi 1932 yılında İstanbul'da doğdu. Asıl adı İsmail Aydın'dır. Kökleri Erzincan'ın Tercan ilçesinden gelmektedir. Her iki dedesinin de saz şairi olmasının etkisiyle küçük yaşta bağlama çalmayı ve aşıklık geleneğini öğrenmiştir. Ancak ilk ustası Aşık Davut Sulari'dir. Yaklaşık 10 yaşında Davut Sulari'nin yanında çıraklığa başlayan Daimi, 2,5 yıl kadar birlikte dolaşarak geleneğe, şiire ve türküye ilişkin bilgisini pekiştirmiştir.

Aşık Daimi, 1950 yılında İstanbul'dan ayrılarak Tercan'a yerleşmiştir. Özellikle bu yıllar, yörede duyulduğu ve sevildiği dönemdir. Aynı zamanda kendisinin de aşıklık geleneğini pekiştirmesini sağlamıştır. 1962’den sonra yeniden İstanbul'a dönen Daimi ölümüne dek orada yaşamıştır. Geçmişi dolayısıyla Daimi Baba, Tercanlı Daimi gibi adlarla anıldı.

Önceleri usta malı türküler söyleyen Aşık Daimi daha sonra kendi deyişlerine ağırlık verdi. 1948 yılında "Bir seher vaktinde indim bağlara" ( Bu şiir kimi araştırmacılarca Pir Sultana mal edildi.) dizesiyle başlayan ilk şiirini yazıp müziklendiren, yaşamı boyunca arşivlere yüzlerce türkü kazandıran Aşık Daimi, TRT tarafından açılan sınavı kazanarak kaşeli sanatçı olmuştur.

Özellikle yaşamının son 20 yılında birçok genç ozanı etkilemiştir. Uzun yıllar birçok sanatçı ve ozana bağlama dersleri vermiştir. Türkiye ve Avrupa'nın çeşitli kentlerinde konserler vermiş, onlarca kaset ve plak doldurmuştur. Şiirlerinde sevgi, doğa ve her türden ayrımcılığı eleştiren, insan öğesini öne çıkaran konuları işlemiştir. Kızı Yadigar Aydın Orhan tarafından hazırlanan Daimi'nin tüm şiirleri ve deyişlerinin toplandığı kitap "Aşık Daimi, Hayatı ve Eserleri" (1999) adıyla yayınlanmıştır. Ayrıca Araştırmacı Yazar Süleyman Zaman tarafından da Derinliklerin Ozanı Aşık Daimi 2008 yılında Can yayınları arasında başka bir kitap daha yayınlandı. Sezen Aksu, Ahmet Kaya, gibi sanatçılar Aşık Daimi'nin eserlerini albümlerinde seslendirmişlerdir. Sezen Aksu; "Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım", Ahmet Kaya "Gitme turnam, gitme" adlı eserlerini başarıyla yorumlamıştır.

Şimdi Neşet Ertaş versiyonuna bakalım.

Neşet Ertaş söz konusu şiiri önce plak sonra kasetinde okuduğu şekli ile inceleyelim. Şiirin son varisi olan Neşet Ertaş eseri 3 kıtaya indirmiş. 1957 yılında 'Neden Garip Garip Ötersin Bülbül' adlı ilk plağı, Şen çalar Plak tarafından piyasaya çıkarıldı. Bu eseri ilk plağında okudu. Yıllar sonra çıkan kasetinde yine bu türküyü seslendirdi.

BİR KÖKTE UZAMIŞ SARMAŞIK GİBİ

Bir kökte uzamış sarmaşık gibi
Dökülmüş gerdana saçların güzel
Gözlerin ufukta bir ışık gibi
Kara bulut gibi kaşların güzel

Koynundaki turunç mudur nar mıdır?
Adın huri midir Gülizar mıdır?
Gözlerin akan yağmurlar mıdır?
Onbeş onaltı mı yaşların güzel

Her güzel de eda ile salınmaz
Huri misin melek misin bilinmez
Emsalin dünyada azdır bulunmaz
Firdevs-i alada eşlerin güzel

Neşet Ertaş kendisinden 44 yaş büyük olan Âşık Veysel’in aynı sözlerden oluşan eseri farklı müzikle okumuş. Âşık Veysel'in okuduğu söz konusu eserden 1,2 ve 4 kıtaları okumuş. Âşık Veysel versiyonu ile okunan şiirin Beş kıtadan oluştuğunu yukarıda yazdık. Neşet Ertaş bu beş dörtlükten oluşan şiirin 3'üncü ve ozanın adının geçtiği aynı zaman da şiirin kime ait olduğunu belirten beşinci dörtlüğü okumamıştır. Neden acaba?

Estetik olarak, duygu yoğunluğu olarak son dörtlük ile 3'cü dörtlük diğer dörtlüklerden daha mı geri yoksa uyumsuzluk mu var? Bu beş dörtlüğü okuyanlar böyle bir şey olmadığını göreceklerdir. O zaman kaygı nedir? Biraz da Neşet Ertaş'ı tanıyalım.

1938 yılında Kırşehir'in Çiçekdağı ilçesine bağlı Tırtıllar köyünde doğdu. 5-6 yaşlarında bağlama ve keman çalmaya başladı. Babası Muharrem Ertaş ile birlikte gittikleri düğünlerde babasına kemanla eşlik etti. Geçimlerini bu şekilde kazandılar.

Kendisine sunulan 'devlet sanatçılığı' unvanını; "Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından Devlet sanatçılığı teklif edildi. 'hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor' diyerek teklifi kabul etmedi.

Neşet Ertaş Kırşehirli Sülüklü Âşık Hüseyin'den 123 yaş küçüktür. Aşık Veysel'den 44 Aşık Daimi'den de 6 yaş küçüktür.

Âşık Hüseyin ile Âşık Veysel adına kayıtlı olan şiir'in arasında ki aynılık ve farklılıklara gelince.

Dize olarak aynılıklar.

"Bir kökte uzamış sarmaşık gibi
Dolanmış boynuna saçların güzel" Aşık Hüseyin. İlk dörtlük ilk iki dize

"Bir kökte uzamış sarmaşık gibi
Dolanmış boynuna saçların güzel" Aşık Veysel.ilk dörtlük ilk iki dize

"Koynunda beslersin turunç nar mıdır?" Aşık Hüseyin 3'cü dörtlük ilk dize.
"Koynundaki turunç mudur nar mıdır?" Aşık Veysel. 2'ci dörtlük ilk dize.

" Adın melek midir bahtiyar mıdır?" Aşık Hüseyin. 3'cü dörtlük ikinci dize
" Adın huri midir Gülizar mıdır?" Aşık Veysel 2'ci dörtlük ikinci dize. Huri ve Melek aynı şey. Sadece "Bahtiyar" kelimesi yerine Aşık Veysel ikinci eşi olan "Gülizar" adını kullanmış.

"Şafakta şavkıyan bir ışık gibi" Âşık Hüseyin
"Gözlerin ufukta bir ışık gibi" Âşık Veysel "Gözlerin" kelimesi eklenmiş

Dörtlük sonlarına gelen dizelerde ki benzerliklere gelince;

"Dolanmış boynuna saçların güzel" Âşık Hüseyin
"Dökülmüş gerdana saçların güzel" Âşık Veysel

"Kudretten karadır kaşların güzel" Âşık Hüseyin
"Kara bulut gibi kaşların güzel" Âşık Veysel

"Yoksa bir tane mi eşlerin güzel" Âşık Hüseyin
"Firdevs-i alada eşlerin güzel" Âşık Veysel

"Doğan aylar gibi döşlerin güzel" Âşık Hüseyin
"Bana yastık olsun döşlerin güzel" Âşık Veysel.

Dize Olarak Farklılıklar:

Aşık Hüseyin Mahlaslı şiirde 4 kıta var ve bu kıtalardan 2 ve 4'cü kıta Aşık Veysel mahlası şiirde yoktur.

Aşık Veysel mahlaslı şiirde ise "Bir Kökte Uzamış Sarmaşık Gibi" şiiri 5 kıtadır. Aşık Hüseyin'in şiirinden farklı olarak 3.4 ve 5'ci kıtalardır. yani son üç kıta.

Dörtlüklü şiirde buna "Nazariye" ya da "Benzek" denir. Aşık Veysel şiiri kitapların da yayınladığı zamanlar eğer şiirin başına Aşık Hüseyin'e Benzek ya da Nazire dedeydi sorun olmazdı bizde bu yazıyı yazmış olmazdık. Ancak öyle değil de direk şiir kendisininmiş gibi keyfi davranınca konuya eğilmek zorunda kaldık.

1. Şiirde etkilenmez demiyoruz tabi ki etkilenilir ancak bu etki doğal bir etkilenmenin boyutlarını aşmamalı. O zaman emek hırsızlığına girer.

2. Fikri alıntı da yapılmaz demiyorum mutlaka şiirin kurgusu imgesi konusu diğer şairleri etkilemiş olabilir. Ancak o zaman da direk olduğu gibi dizeler kullanılmaz.

3. Aynı Kafiyeler, Redifler, Ses bölümleri başka ozanlar tarafından da kullanılır ancak neredeyse şiirin adına kadar kopyalanmaz.

Burada Aşık Daimi'yi yazımın dışında bırakıyorum çünkü o birebir Aşık Veysel mahlaslı şiiri 5 dörtlükten üç dörtlüğe indirerek iki bağlantı ekleyerek ve mahlas kısmını da söylemeyerek dolaylı olarak şiiri sahiplenmiştir.

Neşet Ertaş'ı da yazımın dışında bırakıyorum çünkü o da aynı yöntemi kullanmış. Mahlas kullanmadan şiiri sahiplenmiştir.

NE DİYELİM HAK EDENİN HAK ETTİĞİNİ BULMASI DİLEĞİ İLE.

Kaynakça.

1. Baki Yaşar Altıok. Bir Türkmen Ozan Aşık Hüseyin Ocak Yayınevi. Ankara. 2000
2. Baki Yaşar Altıok. Pehlivanlı Türkmen Aşireti Cönleri. Çetin Medya Grup. Ankara. 2008
3. Prof. Dr. Doğan Kaya. Aşık Veysel. Doğan Gazetecilik ve Ma. Sivas 2004
4. Battal Pehlivan. Aşık Veysel Yaşamı Sanatı Şiirleri Üzerine Bir İnceleme. Deniz Kitapları Yayınevi. İstanbul. 1984
5. Metin Turan. Aşık Veysel Yaşamı Sanatı Şiirleri. Prospero Yayınları Ankara 1994
6. Gülağ Öz. Bütün Yönleri İle Aşık Veysel Yaşamı Sanatı Şiirleri. Ayyıldız Yayınları. 1994 Ankara.

"BİR KÖKTE UZAMIŞ SARMAŞIK GİBİ" BU ŞİİR KİMİN?Neşat Ertaş'ın Şiiri mi?Aşık Veysel'in Şiiri mi?Kırşehirli Aşık Sülük Hüs...
21/12/2023

"BİR KÖKTE UZAMIŞ SARMAŞIK GİBİ"

BU ŞİİR KİMİN?

Neşat Ertaş'ın Şiiri mi?
Aşık Veysel'in Şiiri mi?
Kırşehirli Aşık Sülük Hüseyin'e mi ait?

Beni takip edenler bilirler çok kısa bir süre önce Sarisa yayınları arasında 3 kitabımız yayınlandı. Bu kitapların üçü de kendi alanlarında önemli bir boşluğu dolduracak yetkinliktedir. Satışlar da çok iyi gidiyor. Sanıyorum bir iki ay içinde ikinci basımları yapılacak.

Ancak bu kitaplar içinde SAHİBİNİ ARAYAN ŞİİRLER adıyla yayınlanan kitabım ayrıcalıklı bir çalışma. Sahibini Arayan Şiirler kitap olarak yayınlanmadan önce yazı dizisi olarak burada ve Newroz Gazetesinde yayınlandı. Çok yankı uyandırdı. Yazının başlığından etkilenen kimi insanlar Sahibini Arayan Sözler, Sahibini Arayan Mektuplar vs. gibi isimlerle İnternet siteleri kurdular. Başta TV 10 olmak üzere Barış TV ve Yol TV de konu ile ilgili programlar hazırlandı. Facebook da ki sayfamda ise 2 bine yakın insan yorum yaparak bu yazı dizisi süresince fikrini dillendirdi.

Mehmet Koç, ve İpek Bayrak gibi sanatçılar bu çalışmamdan dolayı beni mahkemeye vermekle tehdit ettiler. İdeaları ise onların şiirlerini başkasının adına yayınladığım-dır. Sanıyorum sonra dan mahkemeyi kayıp edeceklerini düşünmüş olacaklar ki bu iddialarından vazgeçtiler.

Şimdi bu kitabın ikinci cildi olan ÇALINAN ŞİİRLERİN ANTOLOJİSİ adıyla yayına hazırlıyorum. Yine bir çok insanın ezberi bozulacak. Bu yazımızda BİR KÖKTE UZAMIŞ SARMAŞIK GİBİ adlı şiirin sahibini bulmaya çalışacağız.

Şiiri okuyalım.

BİR KÖKTE UZAMIŞ SARMAŞIK GİBİ

Bir kökte uzamış sarmaşık gibi
Dökülmüş gerdana saçların güzel
Gözlerin ufukta bir ışık gibi
Kara bulut gibi kaşların güzel

Koynundaki turunç mudur nar mıdır?
Adın huri midir gülizar mıdır?
Gözlerin akan yağmurlar mıdır?
Onbeş onaltı mı yaşların güzel

Her güzel de eda ile salınmaz
Huri misin melek misin bilinmez
Emsalin dünyada azdır bulunmaz
Firdevs-i alada eşlerin güzel

Bu şiir kimin?

Önce konuyla ilgilenen canların ve özellikle halk ozanlarının ve toplum bilimcilerin folklorcuların yorum ve görüşlerini alayım sonra şiirin kime ait olduğunu analiz ederek sahibine teslim edelim.

AŞKIN ŞARABIÇirkinin elinden aşkın şarabıBir ömür sunulsa içilmiyor kiGeniş günde herkes ayak turabıDost olana değer biç...
19/12/2023

AŞKIN ŞARABI

Çirkinin elinden aşkın şarabı
Bir ömür sunulsa içilmiyor ki
Geniş günde herkes ayak turabı
Dost olana değer biçilmiyor ki

Bir ikrara varıp tutmadan dostum
Cahilin sözünü yutmadan dostum
Kara günler gelip çatmadan dostum
Iyi günde dostlar seçilmiyor ki

Ne hak verir kula ne de paşaya
Tufanlar koparır vurur neşeye
Gizlensen saklansan dört bir köşeye
Ölüm denen sondan kaçılmıyor ki

Ezeli gözüm yok taht-u tacında
Ne olur ha erken ha da gecinde
Ölüm dahi olsa bunun ucunda
O dost hatırından geçilmiyor ki

Ezeli Doğanay / Ayhan Aydin/ Prof. Dr. Armağan Coşkun.

ÂŞIK CAN ALİ ve Yeni kitabı BURKULAN YÜREK5 Mayıs 1955'de Aksaray'ın Sarılarca (Cerran) Kürt köyünde doğdu. Baba adı Neş...
08/12/2023

ÂŞIK CAN ALİ ve Yeni kitabı BURKULAN YÜREK

5 Mayıs 1955'de Aksaray'ın Sarılarca (Cerran) Kürt köyünde doğdu. Baba adı Neşet, Anne adı Saniye. Fakir bir Aileden geliyor Asıl adı Ali Dede. Köyüne gelip giden aşıklardan etkilenerek 16 yaşlarında bağlama çalmaya başladı. Ayrıca köyünde ilk bağlaması olan o oldu.

1973 yılından itibaren şiir yazmaya da başlayan Aşık Can Ali, daha sonra Âşık Mahsuni ve dinlediği diğer başka birçok aşıklardan etkilendi. Aynı yıl ekonomik nedenlerden dolayı yurt dışına çıkar. Hollanda Amsterdam şehrine yerleşir, evli ve 6 çocuk babasıdır.

Şiirlerinde toplumsal sorunlardan sevgiye hemen hemen her türlü konuyu işler. Bugüne dek yaklaşık 450 şiir yazdı. Bunların 60 kadarını besteleyen Âşık Can Ali eserlerini çeşitli sosyal medya sitelerinde (Facebook - yutup’ da ) okumakta, paylaşmaktadır.

Şiirlerinde İşlediği Konular

Ozan Can Ali gurbet olgusunun yarattığı bir ozan değil. Belki en güzel eserlerini şiirlerini türkülerini yaban elde yazdı ama onun asıl şiir kaynağı ülkedir. Yaşam öyküsünden de anlaşılacağı gibi çocukluk yaşlarında âşıklık geleneğine ilgi duydu. İşin ilginç yanı köyünde ozanlık geleneğini sürdürme anlamında onun bir öncesi yok. Yani içinde doğup büyüdüğü toplumsal doku sanatla çok ilişkili değil. Üstelik Sünni kökenli bir aileden gelmektedir. Ve ailesi içinde saz çalan şiirler yazan kimse yoktur. Bu anlam da Aksaray'ın Güzelyurt kazasına bağlı Bozcayurt köyünde 1947 yılında doğan Asıl adı İbrahim Koyuncu (Çelik) olan Aşık Merdani’den sonra Can Ali Aksaray'ın önemi bir aşığı ve ozanıdır.

Araştırmacılara göre Yaklaşık 300 yıl önce İç Anadolu’ya sürgün edilen veya iskân edilen Kürt aşiretleri, kendi dillerini, kültürlerini ve örf-adetlerini bugüne kadar taşıya bilmiş. Bu sürgünlerin amacı ise “1691’da başlayan ve göçebe aşiretleri yerleşik hale getirmeyi hedefleyen iskân uygulamasında “zor yöntemi” “Yani iskân, bir sürgün ve cezalandırma eylemi olarak uygulamaya sokulmuştur. Aşiretleri bölüp parçalamak, birini diğerine kırdırtmak da yöntemler arasındadır. İskân politikasını hayata geçirmek için bu dönemde fermanlar buyrulur, emir ve talimatlar verilir, yönetmelikler çıkarılır. Bu iş için bir iskân Dairesi kurulur, iskân valileri, iskan katipleri ve iskânca başları tayin edilir” Can Ali’nin ataları da bu sürgüne tabii tutulmuşlar ve Amed (Diyarbakır’dan ) sürgün edilip Aksaray’a mecburi iskan edilenlerdendir.

Üç ezilen kimlik taşımaktadır. 1. Etnik kimliği ile Kürt’tür, 2 İnançsal kimliği ile Şafidir. Türkiye de Diyanet İşleri Başkanlığı Hanefilik dışında hiç bir mezhebi esas alıp hizmet vermemektedir. 3. Sınıfsal kimliği ile de Emekçidir. Bu üç kimlikten dolayı ezildiği için bu ezgi onun iç dünyasında çok büyük kırılmalara neden olmuştur. Etnik kimliği onun doğduğu dönemden on beş sene kadar önce (Dersim) büyük bir katliam yapılmış Kürt olmak artık bir etnik kimlikten çok suç unsuru olarak görülmüştür.

Bunun bilincinde olan ozan bu ezikliği bu burukluğu şiirlerinde işlemektedir. Ayrıca gurbet sıla ikilemi de onun şiirlerine sık sık konu olmaktadır. Bir gönül insanı olduğu için onun yüreğinde ki coşku onu hep yeni aşkların peşinden koşmasına neden olmaktadır. Şiirlerinde ki Karacaoğlan kıvamı bundan dolayıdır. Can Ali’nin şiirlerinde Karacaoğlan, Pir sultan ve Köroğlu birleşir bütünleşir. Bazen Karacaoğlan kıvamın da bir sevda türküsü tutturur dalgaların sahile vurduğu gibi insanın yüreğine sınırsız vurur.

"Aklım kaldı senin fidan boyunda
Yok, böyle bir güzel cerran köyünde
Yağan yağmurlarda Nisan ayında
Gönlümde şimşekler çakarsın güzel" (Güzel adlı Şiiri).........
"Dost bağına bülbül oldum
Gül elinde perişanım
Bir Leyla' ya Mecnun kuldum
Çöl elinde perişanım," (Perişanım adlı şiiri)

Bazen Pir Sultanca sazını omuzlar Alevi canların yanın da hatta ön saflara geçerek onların sömürülmesine ezilmesine karşı durur bezen de Köroğlu gibi sözünü sakınmaz hiç kimseden. Dizeleri birer mızrak ucu gibi keskinleşir. Öfkesi tutsak edilmiş bir aslan gibi yırtar göğsünün kafesini.

Bu kadar sert oluşunun altın da aslında çok naif bir yüreği var. Karıncayı incitmekten korkan bir derviş hali. Onu tanımadan onun kavga şiirlerini okuyanlar türkülerini dinleyenler ondan ürke-bilirler. Ama onu tanıyınca da bu şiirlerin o naif yürekten süzülünce yatağından fırlayan mermi gibi nasıl öldürücü olduğuna şaşarlar. Sanatçı budur aslında eylem adamı. Sanat eğer yaşamı iyiye güzele doğru evirme eylemi ise doğal olarak bu eylemi gerçekleştirecek eylemci de sanatçının kendisidir.

Can Ali Şafi kökenli Kürt ve Emekçi olabilir. Ama onun şiirlerine sadece bu üç tema konu olmaz. O hiç bilmediği tanımadığı dünyanın öte tarafında yüzünü bile görmediği bir canlıya yapılan hakareti kendine yapılmış olarak kabul eder ve tepki gösterir. Sanıyorum onun bu tavrı bütün usta ozan ve yazın emekçilerinin soy şeceresinden kaynaklanmaktadır. Kendisi de o soy izleğinin bir izcisi bir sıra dağlılığıdır.

Ancak işin doğrusu Aşıkların dini imanı sevgidir memleketleri dünyadır halkları insanlıktır. Ezilen üç kimliğin özünden süzüldüğü halde Can Ali’de yaşama öyle bakıyor ve bütün insanlığın sorunlarını sıkıntılarını sevdalarını acılarını coşkularını dile getirmeye çalışıyor. Sanat yolunda izlediği bu aracın hangi duraklardan geçeceğini öğrenmiş nerede duracağının da bilincindedir.

Tek derdi var sömürüsüz sınırsız ve sınıfsız bir dünya özlemi. Her eylemde her başkaldırı da onun sol yumruğu mutlaka gökyüzünün mavisini dövmektedir. Sazını sesini ve kalemini kendine bir binek atı olarak kullanmıyor. Bir yerlere ulaşmak için onun sırtına binmiyor. Tam tersine usta büyük ozanlar gibi kendini şiirinin içinde eriterek asıl olan şiir asıl olan ürün olduğunu bize anlatıyor.

Sanatı ve Dünya Görüşü

Can aynı zaman da bir Sinema oyuncusudur. Üstelik önemli Hollanda filmlerinde rol almış bir sanatçıdır. Halk ozanlığı geleneğini sürdüren kişiler için ülkede oluşan genel yargı bunların köylü kökenli olduğudur. Coğrafik olarak köylü kökenli olabilirler ama zaman ve mekan kavramını bilmeme anlamında değil. İşte o geleneğin izcilerinden biri olan Can hem sinema oyuncusu hem Müzisyen hem de şair. Bu entelektüel sanatçıyı, dörtlüklü şiire yukarıdan bakan kent soylu popüler sanat ve kültür tutkunları nereye koyacaklar hangi ölçüler içinde değerlendirecekler merak konusu.

Anadolu ve Mezopotamya da binlerce yıllık geçmişi olan Sazın tınısı neredeyse bütün insanlarımızın kulağında vardır. Ruhi Su’nun değimi ile “Ben Türkü sevmeyen insanları eksik bulurum” diyor. İşte olgun ve kâmil insanın temel beğenisini oluşturan Türkülerin yaratıcısıdır bu halk ozanları. Can da bunlardan bir tanesidir. Gurbette yaşamasına rağmen köklerinden kopmamış yenilik adı altın da bir sürü zırvalığa gönül vermemiştir. "Geleneksel olan her şey de eskidir " ya da "geçersizdir" diyen anlayışa yüz verip bu soylu geleneği elinin tersi ile itmemiştir. Şarabın eskisinin neden makbul olduğu şimdi daha iyi bilinmektedir sanıyorum. Günlük konuşma dilini ret ederek onun yerine bir şiir dili kurmak ve onunla topluma hitap etmek sanatçılara yaratan tarafından verilmiş en büyük yetenektir herhalde. Acaba bundan dolayı mı ozanlara “söz mülkünün sultanları” denmektedir?

Can Ali’nin dünya görüşü gülü gülle tartarak yaşama barışı sevgiyi kardeşliği egemen kılmaktır. Her şiirinde bu istemini ya açık ya da gizli vurgulamaktadır. Çağdaş toplumcu ve gerçekçi bir ozandır Can. Kavgacıdır ancak kavgası sokak kabadayıları gibi bireysel değildir. Kavgası insanca bir yaşam hakça adil ve eşitlikçi bir dünya özlemi için toplumsal bir kavgadır.

Turist Ali imgesiyle hem kendi başından geçenleri olduğu gibi dizelere aktarmış hem de toplumsal ve sosyal bir soruna parmak basmıştır. Gurbet olgusunun bir yazgı olmadığını ancak ekonomik nedenlerden dolayı doğduğu yerde doymayan insanların acısını da beraberinde işlemektedir. Kara yolu ile ülke dışına çıkan insanların yol boyunca yaşadıkları sıkıntıları rüşvetı gurbete savrulan insanların ruh halini geriye olan özlemini anlatmaktadır Can.

“Sirkeci garından hayli dolaştı
Bir simit almaya düşündü şaştı
Yolculuk göründü yollar karıştı
Çantayı boynuna taktı yürüdü” (Turist Ali -I-)

1970-80 arası Can sadece 8 şiir yazmış. Ancak şairin ustalığı az yazmak ve ya çok yazmakla ölçülmez. Aşık Veysel’in bütün yaşamı boyunca 138 şiir yazmasını dikkate alırsak demek ki çok yazmak az yazmak ustalığın ölçüsü değildir. Önemli olan yazılan şiirlerin estetik düzeyidir. Konuyu ele alış biçimi ve sözcükleri kullanma becerisidir.

Sözcükleri ellerinizle tutabilirsiniz avuçlarınızı yakmazsa eğer.

“Varını yoğunu zaten satmıştı
Yedi gece nezaretten yatmıştı
Turist Ali bataklığa batmıştı
Kahretti hayata bıktı yürüdü” (Turist Ali -II-)

Yokluk yoksulluk elbette yazgı değil. Ancak kötü sistemler milli gelirin adaletsizce paylaşımı azınlığın çıkarlarını korurken büyük çoğunluğun sofrasında ki ekmek her geçen gün daha da azalmakta. Yoksullaşan insanların umut kapısı olmakta Avrupa ülkeleri.

Herkese de nasip olmuyor bu göç. Bin bir türlü zorluğu var bunun. Hele birde illegal yollardan yaban ele çıkılmışsa inenin deliğinden geçirilen deve gibi imkânsızlıklarla doludur yol. Ölümler yaşanır, kaçakçı kimselerin eline düşünce yarı yollarda bırakılıp kaçmalar, yol yordam bilmeyen insanlar denizin ortasında yılana sarılmak zorunda kalmaları vs. Bu da yetmez o güçlükler aşılıp ulaşılması gereken yere ulaşılınca bu seferde kravatlı eşkıyaların eline düşülür. İşte Can Turist Ali imgesiyle bunları anlatmaktadır.

“Ölüm Günü” şiiri ise ayrı bir iç burukluğunun ürünü. 1980 darbesi ABD tarafından Amerika'nın Ortadoğu’da bir ön karakolu gibi çalışan Türkiye'nin başına ördüğü bir kirli çoraptı. Binlerce halk çocuğu katledildi sakat bırakıldı işkencelerde beyinlerine süngerler çekildi. Tek amaç itaatkar bir toplum ve kültür yaratıp halkı yaşama isteğinden uzak tutarak sadece köle olarak kalmasını sağlamaktı. Can Ali çağdaş bir ozan olarak bu soruna yabancı kalamaz sırt çeviremezdi. Ölüm Günü bu duygular içinde yazılmış bir eserdir. Aynı zaman da faşizmle hesaplaşmaktır da.

“Yattığım hücreler şahidim benim
Bugün, de ben yine ölümden döndüm
Sorguya çektiler kan akar tenim
Bugün, de ben yine ölümden döndüm

Ölümden döndüm ölümden döndüm
Sanmasın dostlarım yolumdan döndüm” ( Ölüm Günü )

1970-80 arası yazdığı şiirler daha çok toplumsal iniş çıkışlara denk düşen şiirlerdir. Bir anlam da o dönemin nabzını tutmaktadır. Halkın güncesi günlüğü gibidir. Bir taraftan Kürt illerinde ki feodalizmin göreceli olarak çözülüşünü anlatırken bir taraftan da yaban ele satılan iş gücünün sorunlarını anlatmaktadır. Anlatımı kuru ve yavan değil. İnsanın yüreğini sarıp sarmalıyor.

“Biz ekin ekerdik sende biçerdin
Bizim sırtımızdan yeyip içerdin
Derdimize bakıp gülüp geçerdin
Nice palavralar yalan sendeydi” ( Ağam )

“Küskünüm Sana” şiiri bir yarenlik şiiridir. Tanrıdan korkmadan ürkmeden bir dost sevecenliği ile onunla sohbet etmek istiyor sorunlarını anlatmak istiyor. Kızılbaş Edebiyatının önemli sözcülerinden Kaygusuz Abdal, Edip Harabi, İbreti Baba, Hüdai Baba ardılı gibidir.

“Güldürmedin Tanrım, küskünüm sana
Sevdiğimi bana yar etmedin ki
Gel de konuşalım iki can cana
Bir gün bir derdime sen yetmedin ki” ( Küskünüm Sana)

Not: Ön sözden kısa bir kesit
BURKULAN YÜREK
Aşık Can Ali Yaşamı-Sanatı-Kişiliği-Dünya Görüşü- Şiirleri.
507 sayfa. Büyük Boy
Yayına hazırlayan Ezeli Doğanay.

Ozan Kul Kemal'e bu güzel AKROSTİŞ şiirinden dolayı gönül borçlandım. EZELİ DOĞANAYEmek verip bütün gizemi bozanZemheri ...
05/12/2023

Ozan Kul Kemal'e bu güzel AKROSTİŞ şiirinden dolayı gönül borçlandım.

EZELİ DOĞANAY

Emek verip bütün gizemi bozan
Zemheri ayında güneş gibisin
Ezberi bozarak tarihler yazan
Liyakat şehrinde bir. baş gibisin

İpekten dokunmuş libasın şalın
Didara örtüdür yeşilin alın
O güzel sözlerin o masum halın
Gayipten mey içen ser.hoş gibisin

Akşam karanlığı ışıtan güneş
Narı yüreğini yakan kor ateş
A benim yoldaşım gönüllere baş
Yârsin KUL KEMAL kardeş gibisin

KEMAL IŞIK
(KUL KEMAL)

1953 Yılında Sivas ili Şarkışla ilçesinin Saraç köyünde doğdu.1967 yılında ilkokulu köyünde bitirdi aynı yıl Ankara’ya göç etti, Ortaokul ve liseyi burada dışarıdan bitirdi.

1976 yılında serbest meslek hayatı başladı askerden önceki sanatı olan Terzilik yaptı. 1977 yılında Sakine Işık “OZAN SAKİNİ” ile evlendi. 1980 yılından itibaren memurluk hayatı başladı ve 2005 yılında emekliye ayrıldı.

Şiir yazmaya 1969 yılında başladı Şiir yazdığı sürece hiçbir usta Ozandan ders almadı, mahlasını zamanımızın ünlü ozanı Maraşlı “KUL AHMET ”den etkilendiği için “KUL KEMAL” olarak kullandı bu mahlas adı atında 1994 yılında “GÖNLÜMÜN DİLİ” adlı kitabını 2002 yılında “YÜRÜYORUM ÖMRÜN YALNIZLIĞINA” isimli 2 inci kitabını yayınladı.

Birçok antoloji kitap ve dergilerde Şiirleri yayınlandı katılmış olduğu şiir yarışmalarında birincilik dâhil çeşitli ödüller aldı.

1998 yılında Halk Ozanları Kültür Vakfına üye oldu 2001 yılında Halk Ozanları Kültür Vakfı yönetim kuruluna seçildi 2004 Yılında ozanlar birliği kurucu üyesi oldu 2005 yılında ilk genel kurulda Yönetim Kuruluna Seçildi ve Örgütlenme Sekreteri olarak görev yaptı.

Ankara da yaşayan ozan Özgür adında bir oğlu ve Aydan, Burcu adın da iki de kız çocuk babasıdır.

Adresse

Banhof Str 12 Freiburg Breisgau
Freiburg Im Breisgau
79114

Telefon

+491736210467

Webseite

Benachrichtigungen

Lassen Sie sich von uns eine E-Mail senden und seien Sie der erste der Neuigkeiten und Aktionen von Dünya Sanat Platformu erfährt. Ihre E-Mail-Adresse wird nicht für andere Zwecke verwendet und Sie können sich jederzeit abmelden.

Service Kontaktieren

Nachricht an Dünya Sanat Platformu senden:

Videos

Teilen


Andere Kunst & Unterhaltung in Freiburg im Breisgau

Alles Anzeigen

Sie können auch mögen