Clicky

Dünya Sanat Platformu

Dünya Sanat Platformu Edebiyat ve Sanat Alaninda İnsan Topluluğu

Wie gewohnt öffnen

EZELİ DOĞANAY'IN OZANLIK YÖNÜSüleyman Zaman(*) Ezeli Doğanay, kendi isminin mahlasıyla şiirler yazmış ve çok derin ve an...
30/11/2022

EZELİ DOĞANAY'IN OZANLIK YÖNÜ

Süleyman Zaman(*)

Ezeli Doğanay, kendi isminin mahlasıyla şiirler yazmış ve çok derin ve anlamlı söz dizimlerini oluşturmuş çağdaş bir ozandır. Onun şiirlerinde ki felsefi derinliği okuyan herkes görebilir.

Ezeli Doğanay, şiirlerinde, doğa, felsefe, aşk, sevgi, tasavvuf, ahlak ve toplumsal sorunlara dek hemen her konuyu işleyen dizelerin sahibidir.

Ezeli, şiirlerinde duru bir dil kullanmış ve imgesel yoğunluklu şiirler yazmıştır. Onun şiirleri, kaynağına akan bir nehir gibidir. Dizelerin başlangıcıyla, sonucu arasında tam bir uyumluluk görülür. O, ele aldığı bir konuyu bütünlüğü içinde, nakış nakış işleyen ve ahenkli yapısıyla insanın dimağında duygusal bir tat bırakan dizeler ortaya koymuştur.

Ezeli Doğanay, şiirlerini, matematiksel bir dille oluşturmuştur.

Matematik doğanın dilidir. Doğanın niceliksel yönden anlaşılması ancak matematikle uygundur. Zaten matematik niceliksel değerler sunar. Bu anlamda her şiiri de şiir yapan, niceliksel bir yapı vardır. Özellikle uyaklı şiirler, nitelik yanında, niceliksel uyum da gerektirir.

Ezeli Doğanay’ın şiirlerine bakıldığında, şiirin derin niteliklerinin yanında, insanın belleğinde haz bırakan, bir ahenk ve bir estetik hemen göze çarpar.

Ezeli Doğanay, Yunus Emre gibi, sözcüklerle dans eder, adeta. O, bir heceli şiirden tutun, 22 heceli şiirlere kadar, dörtlükler üretmiştir.

Düşün insanı ve bilgin Ömer Hayyam’a nazire yaparak, Rubailer (Dörtlükler) de yazan Ezeli Doğanay, bu konuda çok başarılı örnekler sunmuştur. Rubailerin her biri didaktik değerdedir.

Alevi-Bektaşi bir ozan olan Ezeli Doğanay, şiirlerinde, bu konuda da çok önemli nefesler üretmiştir.

Özellikle Alevi-Bektaşi ozanlarının ortaya koydukları Şathiye’yi, Ezeli Doğanay’ın şiirlerinde de görmekteyiz. ,

Şathiyeler, tanrıyla konuşur gibi, yazılan şiirlerdir. Bu şiirlerde, tanrıya yönelik eleştirel bir bakış ve ironik bir anlayış söz konusudur.

Ezeli Doğanay’ın en belirgin yönü, onun toplumsal yönüdür. Sosyalist bir ozan olan Ezeli, dizelerinin büyük bir yoğunluğunu, toplumsal olaylara ve olgulara ayırmıştır.

Doğanay, devrimci bir duruş ve ilerici görüşleriyle hemen her dizelerinde, önemli iletiler sunmuştur. Sömürenlere ve zalimlere karşı, toplumu uyarmaya çalışmış olan Ezeli’nin, zengin bir algı ve derin bir sezgi gücü bulunmaktadır.

Ozanla birebir görüştüğümde, ondaki ışığı hemen fark ettim. Ezeli’nin, olanla yetinmeyecek kadar üretici, kabına sığmayacak kadar özünden taşan bir ozan olduğunu gördüm.

Felsefi, bilimsel ve sanatsal yönü yüksek aşamada olan ozanın, üretmiş olduğu şiirlere baktığımızda da, bu savın hiç de abartı olmadığı ortaya çıkar.

Yaşamın pratiği içinde ezenlerle-ezilenler; sömürenlerle-sömürülenler; tüketenlerle-üretenler karanlıktan yana olanlarla-aydınlıktan yana olanlar..v.s. gibi karşıtlıkları çözümleyen Ezeli, dünyada, bu değerlerden birisinden yana olunması gerektiğini fark etmiş ve bu farkındalık sonucunda ozan, kendi tarafını ezilenlerden, sömürülenler den, üretenlerden ve aydınlıktan yana belirlemiştir. Zaten, başka bir şey de olmazdı. Çünkü kendisi de direk ve endirekt olarak, ezilen insanların yaşadıkları, koşullar içinde yaşamıştır.

İnsanlığın vermiş olduğu daha iyi, daha güzel, daha mutlu, daha adil ve daha yaşanılabilir bir dünyanın kurulmasına dönük istemleri dile getiren eserlere imza atan Ezeli, şiirlerinde yoğun bir şekilde toplumsal olaylara değinen, açlığa-yoksulluğa karşı çıkan, özgürlüğü ve demokratik istemleri dile getiren dizelere yer vermiştir.

EZELİ’yim, ozan denir adına
Çal sazını, namert kul inadına
Onurluca bu duygunun tadına
Eren bilir ermeyenler ne bilsin

(Doğanay Ezeli, Gurbet Denen Alıcı Kuş; S. 75)

Ezeli, ozan olmanın temel değerlerini ortaya koymuş ve bir ozanın işlevselliğini belirtmiştir.

Ozan Ezeli’nin dizelerinden şu sonuçlara varmak olasıdır:

Ozan, özü kurgular, olayları ve olguları sorgular, olay ve olgulardaki nedensellikleri ortaya koyar ve ulaştığı gerçekleri halka yansıtır.

Ozan, halkının tarafındadır ve halkın yararını düşünür.

Ozan taraftır, bu taraftarlık mazlumun, ezilenin, üretenin, sömürülenin, horlananın taraftarlığıdır.

Ozan, yaşamında onurludur, görüş ve düşüncelerini hiçbir çıkar için değiştirmez ve bu anlamda da ödünsüzdür.

Ozan, sazını, sözünü, söylemini, özünü korkusuzca dile getirir.

Ozan, gerçeklere varan kişidir ve gerçekleri yansıtmaktan çekinmez….

Almanya'da yaşayan Ezeli Doğanay, çok yönlü bir kişiliğe de sahiptir. Aynı zamanda araştırmacı bir ruhu da olan Doğanay, Alevilik-Bektaşilik; halk edebiyatı ve ozanlar üzerine de araştırmaları bulunmaktadır.

Ozanımıza daha nice güzel eserler vermesini diler, sağlıklar sunarım....

(*) Araştırmacı Yazar.

BATI CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY YOK.Yıllar önce Erich Maria Remarque'ın aynı adlı romanını okumuştum. Şimdi Netflix'ten 202...
28/11/2022

BATI CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY YOK.

Yıllar önce Erich Maria Remarque'ın aynı adlı romanını okumuştum. Şimdi Netflix'ten 2022 yapımı filmi izledim. Oldukça etkileyici.

1. Dünya Savaşı yılları. Bir Alman lisesinde okul müdürünün çocuk yaştaki gençleri vatan savunması, erkek olma, şan şeref kavramlarıyla ajite etmesiyle başlıyor film. Ve çocuklar marşlarla şarkılarla adeta uçarak savaşa katılıyorlar.

Ve sonra... Ölüm...Çamur... Kan, yağmur, beden parçalarıyla yoğrulmuş çamur...

Kafalarındaki 'zafer' hayali çamura karışıp eriyip gitmiş. Artık gün yoğun top ateşinin altında hayatta kalabilme mücadelesidir Fransız cephesinde...
Şaşırıyor muyum bu sahneleri izlerken?

Hayır. Sadece, filmde ölen her cocuk benim çocuğum muş gibi acı hissediyorum. Çünkü gerçek şu ki, batı cephesinde de doğu cephesinde de, kuzey-guney cephesinde de yeni bir şey yok.

Eğer ders çıkarabilseydi insanlar bu vahşetten 2. Dünya Savaşı yaşanmazdı. Yaklaşık 80 milyon insan daha ölmezdi.

Hiç bir zorbalık çıplak şiddetle yürütülemez. Bu yüzden yönetenler halkı savaşın haklılığına, şiddetin gerekliliğine ikna ederler. Yok edilmesi gereken 'düşman'a kilitlerler.

Hi**er Alman halkını başta Yahudi düşmanlığına ikna etmeseydi 6 milyon Yahudi'yi toplama kamplarında gaz odalarında katledebilir miydi?

Ve Almanlar inanıp biat ettikleri Hi**er'e evlatlarını aşkla coşkuyla teslim ederler miydi?

Şimdi 21. yüzyılın ilk çeyreği tamamlanırken yeni bir şey var mı?

'Vatan millet onur zafer' hâlâ gencecik çocuklar ölmeye öldürmeye cephelere gönderiliyor.
Kurda kuşa yem edilen, heder olan çocuklar... Hepsi bir annenin evladı, umudu, kalbi...

Yeni değil ki hiç bir şey.

Hayatın bir tarafında ezenler var. Silahların teknolojinin ilaçların gıdanın efendileri, onların dizayn ettiği siyaset ve hırslı savaş kurmayları var. Diğer tarafta milyonlarca günahıyla sevabıyla sade insanlar, her çağda manipuleye açık ezilen çoğunluk... Ezenleri besleyenler.

Bu bir yüzleşme filmi. İnsanı savaş gerçeği ile, kendi gerçeği ile yüzleşmeye ikna eden sert bir hikaye.
Kısaca diyor ki bu hikaye, ' savaşa katılan herkes ölür bedenen ya da ruhen'...

Bedenen ve ruhen ölenlerin geride kalan yakınları da sakatlanır ruhen. Savaştan hiç kimse sağlıklı çıkamaz.
İm Western Nicht Neues- Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, 1929'da yayınlanmış bir eser.
Ama işte sanki bugün yazılmış gibi...öyle taze öyle tanıdık...

Nuray Şen

28/11/2022
15/11/2022
Görüşmek dileğiyle...
13/11/2022

Görüşmek dileğiyle...

A CANIMBırak dolanayım yüzünde seninZülfüne tel oldum kesme a canımHiç mi değerim yok gözünde seninKaşın yıkıp yüzün asm...
08/11/2022

A CANIM

Bırak dolanayım yüzünde senin
Zülfüne tel oldum kesme a canım
Hiç mi değerim yok gözünde senin
Kaşın yıkıp yüzün asma a canım

Karıştım didenden akan seline
Hasbi halim vardır her bir haline
Müptelayım gülen gül cemaline
Deli Rüzgâr gibi esme a canım

Ezeli gönlümü verdim hediye
El gibi gezersin bilmem ki niye
Yollarına ömrüm yatırdım diye
Hoyratça çiğneyip basma a canım

07/11/2022
MEHMED UZUNMehmed Uzun, 1953 Siverek Şanlıurfa doğumludur. 1977 yılından beri İsveç'te yaşayan Uzun'un, Kurmanci, Türkçe...
03/11/2022

MEHMED UZUN

Mehmed Uzun, 1953 Siverek Şanlıurfa doğumludur. 1977 yılından beri İsveç'te yaşayan Uzun'un, Kurmanci, Türkçe ve İsveççe yazdığı kitapları yirmiye yakın dilde yayınlandı.

1985 yılından bu yana romanlarını kaleme alan Mehmed Uzun hakkında Türkiye'de çok sayıda dava açılmıştır. 1981 yılında Türk vatandaşlığından atılmış ve 1992 yılında kadar Türkiye'ye gelmemiştir.

Uzun yıllar İsveç Yazarlar Birliği yönetim kurulu üyeliği yapmıştır. Ayrıca İsveç Pen Kulübü ve Uluslararası Pen Kulüp'te aktif olarak çalıştı. İsveç ve Dünya Gazeteciler Birliği'nin de üyesi olan Uzun'un bugüne kadar çok sayıda Kürtçe romanı bulunmaktadır.

Yakalandığı mide kanseri nedeni ile uzun süre tedavi gören ünlü edebiyatçı, 11 Ekim 2007 yılında Diyarbakır'da yaşamını yitirmiştir.

Mehmed Uzun, 13 Ekim günü Diyarbakır Ulucami'de kılınan cenaze namazı ardından, cami önündeki kalabalığa sırasıyla Yaşar Kemal, Şerafettin Elçi, Ahmet Türk ve Osman Baydemir'in yaptığı konuşmaların ardından Mardinkapı Mezarlığına defnedilmiştir.

Ezeli Doğanay ve Mehmed Uzun 93 Berlin. Almanya

Rıfat Ilgaz 1955 yılında Hababam Sınıfı romanını, Dolmuş mizah dergisinde yedek lastik anlamına gelen "STEPNE" takma adı...
03/11/2022

Rıfat Ilgaz 1955 yılında Hababam Sınıfı romanını, Dolmuş mizah dergisinde yedek lastik anlamına gelen "STEPNE" takma adı kullanarak yazdı.Haftalık bu yazıları kitap olarak yayınladığında da Stepne takma adını kullandı.

Günümüz de bile bazı kişiler "Hababam Sınıfı' nı ben yarattım" der..Hatta bir kez de kitabı daktilo ile yazan biri"Ben yazdım" diye hak bile iddia etti..

Rifat Ilgaz üç tane de tiyatro eseri yazdı.
Tiyatro eserleri de kapalı gişe oynadı.
Sonra filmciler tiyatro ve kitabının çok sevilmesinden dolayı bir çok film yaptılar.

Hiç birinin senaryosunu Rıfat Ilgaz yazmadı,bilgisi dışında yazılmıştır. Bu yüzden Rıfat Ilgaz hiç birini özellikle seyretmemiştir.

DOLMUŞ MİZAH DERGİSİ'nde haftalık olarak yayınlandı.Resimlerini değerli karikatüristimiz Turhan Selçuk çizdi. Mizah dergisinin Genel Yayın Müdür'lüğünü İlhan Selçuk yapmıştır.

01/11/2022

Ethem Hoca ile Anılar. I

Ethem Hoca sadece bir hukukçu değil aynı zaman da çok değerli bir bilim insanıydı. Yaşam biçimi ile de tam bir dervişti. Guler yüzlü sıcak kanli ve içtendi. Çeyrek asır boyunca dostluğum oldu. Hiç sinirlendiğine tanık olmadım.

Ortalıkta Alevi-Araştırmacısı olarak dolaşan bir buçuk kitabı olan birçok kişi konuşurken farklı bir görüşle karşılaşınca hemen yelelerini kabartıp önünde ki masayı yumruklamaya başlarken, Onlarca kitaba imza atmış bu bilge insan ise kendisine yönelik en sert eleştirilere bile gülümseyerek sakin insana huzur veren konuşmasıyla yanıt vermeye çalışıyordu.

Bonn Alevi derneğinde bir dönem yöneticilik yaptım. Haftada iki etkinlik düzenliyordum. Nutku Nefes ve Demi Muhabbet adıyla. Alevilik sanat ile barışık olan bir Felsefe olduğu için Alevi şiirini müziğini semahını bu bölümde tanıtıyorduk. Her hafta bir Şair ve Bir Halk Ozanını çağırarak onlara programlar yaptırıyorduk. Demi Muhabbete de Alevilik konusun da yetkin araştırmacı yazar pir ve dervişleri konuk ederek Aleviliğin Felsefi dayanakları, öğretisi ve tapınım biçimini anlattırıyorduk. Böylece ezberci fikirlerden üyelerimizi kurtararak onları kökleri ile birleşmelerini sağlıyorduk. . Amaç mümkün olduğu kadar Aleviliği doğru mecrası ile buluşturmak ve bütünleştirmekti. Bu yüzden ilk olarak Alevi Halk Hareketleri ve öncülerinin felsefi dayanakları ile başladık. Konunun uzmanlarını çağırarak sunumlar yaptırdık.

İlhami Yazgan, Firaz Baran, vs. şu anda aklıma gelmeyen onlarca yazar araştırmacı çağırdık. Bunlar içinde en renkli olan ve sunumu en verimli geçen Araştırmacı Yazar Ethem Xemgin’in sunumu oldu. Ethem Hoca Alevilik İnancının Kökeninde Mezda ve Zerdüşt öğretisi konusunda toplumu aydınlatmaya çalışıyordu. Derneğin her iki salonu dolu dikkatlice hocayı dinliyorlardı.

Bugüne kadar İslam asimilasyonu altında kirlenen manipüle olan Aleviler Ali noktasında çok hassastırlar. Tarihsel bir kişilik olan ve İslamiyet’in önemli figürlerinden biri olan Ali ile Alevilik öğretisi içinde kurgulayıp ete kemiğe büründürülmüş Ali konusunda bir ayrım yapma becerisi olmayan Aleviler şaşkın durumda hocayı dinliyorlardı.

Ethem Hoca İslamın dördüncü halifesi olan İmam Ali İle Aleviliğin köklerinde ki Zerdüşt’ü kıyaslayarak açıklayınca masanın ortasına düşen bir taş gibi herkeste bir ölüm sessizliği oluştu. Hoca her iki olguyu karşılaştırırken dedi ki;

Zerdüşt. Saz Çalıyordu. ( Alevilikte temel ve kutsanan ibadet enstrümanı)
Ali. Saz Çalmıyordu.

Zerdüşt. Ocağı vardı. ( Alevilikte temeldir Ocak sistemi )
Ali’nin ocağı yoktu. ( Bu konuda kafasında soru işaretleri olanlar Nehcü’l Belağa bakabilirler)

Zerdüşt. Semah Dönüyordu ( Alevilikte ki kutsal dans )
Ali Semah dönmüyordu ( Yaşamı ve inancı buna müsait değildir)

Zerdüşt. Ziyaretlere gidiyordu. ( Panteist öğeler Alevilikte temeldir )
Ali. Ziyaretlere gitmiyordu. ( Onun İnancına göre bu şirktir. Ankebut ve Zümer süreleri)

Zerdüşt 12 yaşında iken kemerbest bağladı. ( Alevilikte yola girmektir)
Ali. Kemer bağlamadı. ( 17 Kemerbest adı altında söylenen sadece Zerdüşt’ün Alevilikte ki yerini ve etkisini kaybetmek için uydurulan söylencelerdir. İsimleri de çelişkilidir)

Zerdüşt. Nefes Okudu Zakirlik yaptı (Alevi Pirlerini düşünün ve zakirleri)
Ali. Ne nefes okudu ne de zakirlik yaptı.

Zerdüşt. Çaranasırı kutsadı ( Ateş Hava Su ve Toprak )
Ali. Çar anasırı kutsamadı.

Zerdüşt. Tanrı için kan akıtmadı.
Ali. Tanrı için Cihada girdi. Savaştı kan akıttı.

Zerdüşt. Güneşe aydınlığa ışığa ve sevgiye inandı. ( Aleviler “sevgi bizim dinimizdir/ Başka dine inanmayız” derken Zerdüşt’ün bu ulu süreğini dile getiriyorlar.
Ali. Semavi kökenli dinlerin Allah'ına inanıyordu.

Zerdüşt. Kitabı Avesta’dır.
Ali'nin kitabı (Alevilerin Osman'ın Kuranı dediği Kurandır)(*)

Ethem hoca iki saat boyunca derli toplu bir şekilde Aleviliğin tarihsel köklerini felsefesini inanç dokusunu ibadet şeklini ve Zerdüşt ile Ali kıyaslamasını yapıp konuşmasını bitirince. Müthiş bir cam kırılması oldu. Kafalarda ki siyahi perdelerle kapalı olan camlar kırılıyor içeriye ışık sızmaya başlamıştı.

Toplantı bitiminde hocaya lokmasını verip uğurladıktan sonra dikkat ettim Kürt kökenli Alevilerin tümü yanıma gelerek teşekkür ettiler. Türkçülük ve İslamcılıkla zehirlenen Türk kökenli Alevi canlarımızsa kafaları karıştıkları için şaşkınlık içindeydiler. Kafalarında ki kirli bilgiler aydınlıktan kaçan böcekler gibi yerini aydınlığa bırakmıştı. Onlarda dernekten ayrılırken “ İlk kez farklı bir açıdan Aleviliği öğrendik bu tür toplantıların daha da yoğunlaşmasını istiyoruz dediler” Kasım 2014.

Bu konuda daha geniş bilgi için Alevilerin Sesi Dergisinin 189 sayısına bakıla bilinir.

ÇAĞDAŞ ZERDÜŞT

Mazda inancının gürlü ateşi
Işıklar içinde yürüdü gitti
Zerdüşt’ün magisi yolun dervişi
Çar anasır bire bürüdü gitti

Tutunduğun Zerdüşt sana dal olsun
Ahuri Mazda’ya bu ahval olsun
Ulu didarında halin hal olsun
Ol ulu ışığa bürüdü gitti

Ne yola sırt döndü ne yoldan düştü
Avesta ilmiyle yoğruldu pişti
O çağdaş dervişti ulu Zerdüştti
Onu bilmeyenler ürüdü gitti

Ezeli dostundan koptu üzüldü
Halaç oldu teni tenden yüzüldü
Her kelamı ateşgahtan süzüldü
Hak yaşadı haksız çürüdü gitti

(*) Kıyaslamalar konusunda Sevgili Firaz Baran'ın Ethem Hoca ile yaptığı nehir söyleşi olan NEDEN ALİ DEĞİL DE ZERDEŞT adlı kitaba bakabilirler.

24/10/2022
SEVDİĞİMBir yol var ki taştan topraktan değilGönülden gönüle izdir sevdiğimCan olan o yola verince mehilArtık ben değil ...
18/10/2022

SEVDİĞİM

Bir yol var ki taştan topraktan değil
Gönülden gönüle izdir sevdiğim
Can olan o yola verince mehil
Artık ben değil o bizdir sevdiğim

O gönül ki yüz bin saraya değer
Paşayı beyleri önünde eğer
Her can fehm etmezmiş bu yeri meğer
Bir sırrı esrardır gizdir sevdiğim

Kapının kilidi ol tatlı dildir
Has bahçesi olan bir şirin ildir
Var bunu dost olan dostuna bildir
Sesi hoş sedadır tizdir sevdiğim

Ezeli gönüller tartmaktır karım
Bu hesapta yoktur hiç bir zararım
Dost yoluna pay-mal utancım arım
Al dost dükkanına dizdir sevdiğim

Kureyşanlı Sanatçılar. 2Berfin Jele. (Şair-Yazar)Şair, yazar ve çevirmen olan Berfin Jêle Dersim`in merkez köyü şimdi is...
11/10/2022

Kureyşanlı Sanatçılar. 2

Berfin Jele. (Şair-Yazar)

Şair, yazar ve çevirmen olan Berfin Jêle Dersim`in merkez köyü şimdi ise mahlesi olan Türüşmek`de 1962 yılında dünyaya gelir. Soğuk savaşın ilk sıcak çatısması olan kuzey Kore ve güney Kore savaşıda Jêle`nin babası bava Süleyman 1960-61 arasında askerliği uzatılarak Kore savaşına gönderilir. Babası Kore savaşındayken Jêle dünyaya gelir. Ana Selvi ve bava Süleyman`ın 8 çocuklarının büyüğü olan Jêle`nin iki çocuğu var.

Berfin Jêle, ilk, orta ve Lise öğrenimini Dersim de tamamlar. 1980 darbesinde önce babası, sonra kendisi bir süre hapis kalır ve yargılanırlar. Bava Süleyman, kendisi teknisiyen ve sendikacı`dır. DİSK`e bağlı GENEL İŞ sendikası`nın yönetim kurulu üyesi ve Dersim`de ilk sendikacıdır. 1967-68 lerden 80 yıllara kadar sendikacılık yapar, ayrıca DİSK`in "Doğu Anadolu" sorumlusudur.

Jêle, bir dönem sonra İstanbul’da Moda Tasarım (Stilist ve dizayn) okuluna devam eder. 1991 yılında Türkiye’den ayrılıp Almanya’ya yerleşir. Jêle`nin Zazaca serüveni, geride bıraktığı çok küçük yaşta iki çocğunu ana dilinde arama özlemiyle başlar. Sonradan çocuklarına kavuşsa da, ana diline kavuşmamanın hasretini şiirlerinde sürdürür.

Jêle`nin şiirle tanışması ilkokul çağlarına rastlar. İlkokul`dayken Türkiye çapında, öğrenciler arasında şiir yarışması düzenlenir. İlk şiiri Dersim`li öğretmeni İbrahim Okutucu`nun tevşikiyle yazar. Şiirini öğretmeni çok beğenir, o dönem Ankara`da çıkmakta olan çocuk dergisine gönderir ve şiiri birincilik ödülü alır. Jêle, sonraki yıllarda da şiirler yazar ve şiirden hiç kopmaz.

Birgün gazetesinin 2015 de Berfin Jêle`yle yaptığı röportajda, Jêlê şunu der: "anadilim Zazaca`da ilk şiirimi kaleme aldığımda, Zazaca`nın derinliğini, şiirsel güzel ahengini, en güzel edebiyatın bu dilde olabileceğini fark ettim ve anadilimden tarifi imkansız keyif aldım. Birde dedemin kardeşi olan "Sılemanê Memedê Bori" kendisi 1938 öncesi şair`lerindendir. Bunun rolü olmakla beraber, esas olarak anneannem Yemos Hatun`un yaşamım üzerinde ve Zazaca yazmamda büyük rolü oldu. Tek kelime Türkçe bilmiyen bu tanrıçam, sözlü tarih hazinem, bize Zazaca masallar, hikayeler, eski zaman kültürü ve onun değimi ile İtikatını aktardı. Bende Yemos Hatun`un dilini, yeni nesile aktarmayı bir boyun borcu olarak bildim ve böylece kalemim hepten ana dilime yöneldi".

Jêle, Avrupada daha çok kadın sorunu ve ana dili Zazaca üzerinde yoğunlaşır. Kadınlar, çeşitli idolojik ve politik gurupların yan kolları olmaktan çıkıp, bağımsız kadın hareketiyle sorunların çözülmesinin mümkün olabileceğini savunanlardandır. Bir kaç kadın arkadaşıyla 1993`de "Kadının Sesi" dergisi çıkarır. Feminist`lerin ağırlıklı olduğu akademisiyen, gazeteci ve miletvekili kadınlardan oluşan -Bağımsız Kadınlar Platformu- için adımlar atılır, toplantılar yaparlar.

Berfin Jêle, 1994 de ve sonraki yıllarda da Frankfurt`da yapılan Zazaca alfabe çalışmasında yer alır. Amerikalı dil bilimci C.M. Jacobson ve eşi, Dr. Zülfü Selcan, Mesut Keskin ve daha bir çok akademisyeninde katıldığı bu çalışmada, dilin gelişimi, gramer, dildeki lehçe farlılıkları, dil terminolojisi, standardlaşma vbg .

1995`de tamamen Zazaca olan edebiyat ve sanat dergisi "Tijia Sodıri" bir kaç arkadaşıyla birlikte çıkarırlar. Yine sanat ve kültür dergisi "Ware" de ve "Jiyana Nû" gazetesinde makaleleri, şiirleri yayınlanır.

Daha önce Türkçe makale ve şiir yazan Jêle, 1991 yılından sonra ağırlıklı olarak ana dili Zazaca`da yazmaya başlar. Sonraki dönemde de tanınmış dünya şairlerinden şiirler ana dili olan Zazaca`ya çevirir. „ANTOLOJİYÊ SAİRUNÊ DİNA“ (Dünya Şairleri Antolojisi) kitabı ile alanında bir ilk olan ve aynı zamanda Jêle’nin en uzun kapsayıcı çalışması özeliğinide taşıyor. Türkçe, Zazaca, Almanca bilen Berfin Jêle, uzun yıllardır Zazaca`da düzenli yazan ilk kadındırda.

Berfin Jêle’nin şu an iki kitabı var.

"ÇIMÊ ESQİ TO DERO" Pêri Yayınları İstanbul - 2013 "ANTOLOJİYÊ SAİRUNÊ DİNA" "Dünya Şiirleri Antolojisi" Belge Yayınevi İstanbul - 2014
Jêle`nin, yayınlamaya hazır henüz birçok dosyası var. Yakın tarih Dersim, Dersim kadınları, yeni şiirleri ve çıkması beklenen yeni iki kitabı var.

Jêlê`nin baba tarafı Khurêşan`lıların Khali hezbetinden, anne tarafı ise yine Khurêşan`lıların Şıxan ezbetindedir. Dedesi pir Dursunê Uşênê Cebeli, Nazimiye`in Ballıca köyünden (çê Cebeliyu) Cebeli ailesi, Cebrail gillerdendir. Hewsê Khurêş ve lopıkê Khurêş Cebeli ailesinin elindedir. Cemlerin bağlandığı, niyaz ve dileklerin tutulduğu, kurbanların kesildiği Hewsê Khurêş, rivayete göre Khurêş`in eldiveni (lopıkê Khurêş) sürüldükten sonra kör, kötrüm, topalların sağlam olarak döndüğünü bir türbedir.

Dedesi pir Dursunê Uşenê Cebeli 38`den bir kaç sene önce talıblarının yanına Çiğek`e yerleşir. Daha sonra Türüşmek`de arazi alır ve orda kalırlar. Ballıca`daki arazilerini satmak istemezler çünkü Khurêş`in evlatları, Khurêşin toprağını satmaz inancına sahiptirler. ( evladê Khurêş, hardê Khurêş nêrosenê)

Jêle`nin anne tarafı ise Pir Şah Hüseyin`in oğlu, Khekil Ali`nin 3 oğulu, Derwresê Aliyê Rane, Dılê Aliyê Rane, Borê Aliyê Rane`nin oğlu pir Hêsenê Memedê Bori, Jêle`nin dedesidir. Bu aileye çê Bori, çê Ranu`da denilir. Bor ailesi, Şıxan`lılar arasında ağırlığı olan, sözü geçen ağler ailelerden biridir. Pir Hêsenê Memedê Bori, talıplara gitmez fakat talıpları her yıl prini ziyarete gelirlermiş. Pir Hasan adaletli bir kişiymış, sazı ile cem bağlar ve talıplarının ihtiyaçlarını temin eder öyle gönderirmiş. Galvasu, Gındor, Kortamuriye, Pirgıç, Taxtê Bori, Şixe (bu köyü daha sonra talıpları Yusuvan`lılara satmışlar) köyleridir. Pir Hasan öldükten sonra, Komê Khurêş`de gömülür. Komê Khurêş aynı zamanda ziyarettirde.

Jêle`nin iki dedeside, birinci dünya savaşı sırasında Rusların Erzinca`nı 1916-18 yıllarında işgali sırasında Pülümür (Tosniye) gelen Rus askerine karşı ( QOL) sivil güçleri oluşturarak onları püskürtür ve savaşırlar.

Jêle` nin ninelerininde dedeleri kadar saygındır ve rolleri vardır. Anne tarafı bir zat büyük ninelerinin ana Rana`ın ismiyle ezbet anılır. Anneanesi ana Yemose talıplara gitmesede, babaannesi ana Şerife ( Nazimiye`nin Xolık köyünden Khurêşan`lı pir Soşên, Şah Hüseyin`in kızıdır) kendisi bir zat yakın tarihe kadar talıplarını ziyaret edermiş. Erzincan, Erzurum`un Hınıs kazası, Vato ve Sivas`da talıpları var. Dersim aşiretlerinden de Alan, Haydaran, Yusvan, Demenan, Balaban, Suran, Lolan Çığekan aşiretleri talıplarıdır, Mazgirt`de Dilan, Şorda daha birçok köy talıplarıdır.

Jêle`nin çocukken çok etkilendiği bir olayı şöyle anlatır; Cumhuriyet ilkokulu birinci sınıfındayken, evleri yakın olan çocuklar tenefüste suları bitince eve gider su alırlarmış. Dönemin ilkokul müdürü yine Dersim`li Alan aşiretindendir. Eve gidipde geciken çocuklar okula döndüklerinde, kapıda bekliyen müdür elinde kalın cetvele çocukların ellerini yapıştırırmış. Tabi bu zalim müdürün hışımına Jêlê`de uğramış ve canı acıyınca çantasını okulda bırakark eve gitmiş. Ninesi ana Şerife gelinini tornuna kızmaması için ikna etmiş. Jêle`yede sen korkma kızım o bizim talıptır, seni tanımamışdır demiş ve sabahleyin ninesi Jêle`nin elini tutarak okula götürmüş. Ninesi ana Şerife kapıda, uzun boylu iri yapılı şiret müdürü görünce;

- tolıv, tolıv, to ça cetvel ra dovê destunê torna mıro ( talıp sen neden cetvele tornumun eline vurmuşsun?) demesiyle adam ninesinin ellerine kapanıp
- vıyyy ana ez qirvanê bıne lıngunê to bine ke xo teng meke, zotu mede. Ezo kor, o wayırê to Khurêş bo ke mı, ana qıze nasnêkerda, der. (Uy ana, ayaklarının altına kurban olayım, kendini dar edip bedua etmiyesin. Körolasıca ben, senin sahibin Khurêş olsunki ben küçük anayı tanımıyordum, der.

O olaydan sonra Jêle, şiret müdürün küçük prensesi olur eve ihtiyaçlarını almaya gider, gelirken geciksede bir fiske yemez, diğer çocuklar şiret müdür tarafından hala nasibini alırlarmış.

Kitapları.

“ÇIMÊ ESQİ TO DERO“ Peri Yayınları İstanbul 2013
“ANTOLOJİYÊ SAİRUNÊ DİNA” “Dünya Şiirleri Antolojisi” Belge Yayınevi İstanbul 2015

XERİBİYE

Onderê ĝeribiye de…
Lêlê san ki kot de
Ĝeyalê khani ke bi têra
Dina xo de tek u teyna
Jê kemera huske bêĝem mebe!
Çêverê zerria xo rake ke
Jê mirçıka usari zerre kune
Tı pakaê asmêni be
Ez ki tijia homete…..
Na zerria fêleṣiayie sa dine.

GURBET

Kahrolası gurbetde
Akṣam karanılĝı çökünce
Eski hayeller uyanınca
Kendi dünyanda yapa -yanlız
Sert bir taṣ gibi umursamaz olama
Gönlünün kapısını açık tut ki
Bahar kuṣu gibi içeriye gireyim
Sen bulutsuz gökyüzü ol
Ben de alemin güneṣi
Bu yıpranmıṣ yüreĝi sevindireyim.

– 2011

MESO

Tı ke ṣêre…
Zerria mı de çikê hesrete vaydinê
Çekuyê mı vıleçewt manenê
Meso…

Tı ke ṣêre…
Zobina iklimu de fetelün
Boa to cı ra nêna
Meso…

Tı ke ṣêre…
Ray mı rê rut u rupali
Roji mı rê thıp-tholiyê
Meso…

Tı ke ṣêre…
Hir u bereket oncino we, sono
Thomê welati ki nêmaneno
Meso…

Tı ke ṣêre…
Haskerdene bêwayır manena
Dızdi mı ra tırenê
Meso…

Tı ke meṣêre…
Jê puxurê sodıri
To oncon zerrê xo
Tiji, asme, astaru
Pêroinê dan are, kon lopa to
Teke meso!

GİTME

Sen gidersen…
Yüreĝimde hasret kıvılcımları uçuṣur
Kelimelerim boynu bükük kalır
Gitme….

Sen gidersen…
Baṣka iklimlerde gezerim
Kokun gelmez oralardan
Gitme….

Sen gidersen…
Yollar bana çırıl – çıplak
Günlerim bom-boṣ olur
Gitme….

Sen gidersen…
Ürün olmaz, bereket çekilir gider
Ülkenin tadı da kalmaz
Gitme….

Sen gidersen…
Sevgi kimsesiz kalır
Hırsızlar benden çalar
Gitme….

Eĝer gitmezsen…
Sabah soluĝu gibi
Seni içime çeker
Güneṣi, ayı, yıldızları
Hepisini toplar, avucuna korum
Yeter ki gitme!

Adresse

Banhof Str 12 Freiburg Breisgau
Freiburg Im Breisgau
79114

Telefon

+491736210467

Webseite

facebook.com

Benachrichtigungen

Lassen Sie sich von uns eine E-Mail senden und seien Sie der erste der Neuigkeiten und Aktionen von Dünya Sanat Platformu erfährt. Ihre E-Mail-Adresse wird nicht für andere Zwecke verwendet und Sie können sich jederzeit abmelden.

Service Kontaktieren

Nachricht an Dünya Sanat Platformu senden:

Kunst & Unterhaltung in der Nähe


Andere Kunst in Freiburg im Breisgau

Alles Anzeigen

Bemerkungen

Yurtdışındaki arkadaşları bekliyoruz....
Destekleyen bütün canlara teşekürler
Bütün dost yüreklere şimdiden teşekürler
Bütün güzellikleri var etmeyedir her daim çabamız
x

Andere Kunst in Freiburg im Breisgau (alles anzeigen)

Martin Döhring Ghana News TV Tom Klöpzig - Fotografie mit Herz DAS 1718 Sinneswandel von Lisei Caspers MotionDesign Süßi Kreativität, Handgemacht as usual MDMAmb3r's Creative HodgePodge Sweet-Beads  Susi Kopietz Dominik Scherl Art EDITION 52 THNnails in Brühl Ferik Festival sinsig_gmbh