08/10/2024
BÜYÜKLÜĞÜN ÖLÇÜSÜ NE OLA Kİ?
EZELİ DOĞANAY
‘Hele Ulaşa Ulaşa’ şiirinin sahibini araştırıyordum. Ortalık sanat hırsızlarıyla dolu. Edebiyat alanında doğru dürüst bir eleştirmen olmadığı için sağlıklı sanat ürünleri ortaya çıkmıyor, belirli bir estetik düzeyi olan eserleri de birçok insan birden sahipleniyordu.
‘Hele Ulaşa Ulaşa’ şiiri de bunlardan biriydi. Şiir 1972 yılında Rasih Ulaş Bardakçı anısına Yaşar Kemal tarafından yazılmış, Zülfü Livaneli de bestelemiştir.
‘Sahibini Arayan Şiirler’ adlı yazı dizim kimi TV, gazete, dergi ve sosyal medya ortamında okuyucu ve izleyicisiyle buluşunca birçok kişi “Hele Ulaşa Ulaşa” şiirinin kendisine ait olduğunu söylemişti. Bunlar içinde en çok öne çıkan Mehmet Koç’tu. Koç, ağıtın kendisine ait olduğunu iddia ediyor ve beni mahkemeye vermekle tehdit ediyordu. İşte bu şiirin gerçek sahibini ararken 2013’de yollarımız yeniden Yaşar Kemal ile kesişti. Yeniden diyorum çünkü Yaşar Kemal ile daha önceden 1997 yılından beri tanışıyordum. Aynı sofrada içkide içtim, o günün anısına çekilen fotoğraf evimin duvarını süslemeye devam ediyor.
Yaşar Kemal’i aradım telefona eşi Prof. Dr. Ayşe Semiha Baban çıktı. Konuyu anlattım gün, saat tespiti yaptık ve tespiti yapılan günde kendilerine gittim.
Boğaz manzaralı yamaçta kurulmuş yaşlı ve kilolu konukları için uzun merdivenlerden yürünmesin diye asansörle çıkılan bir ev. Kapıda eşi ile birlikte karşıladı çalışma odasına geçtik.
Konuyu kendilerine anlattım. Şiirin öyküsünü kendisinden dinledim, yazılış tarihini anlattı. Şiir 1972 yılında yazılmıştı. Oysa Mehmet Koç şiiri “1975 yılında yazdığını” söylüyor ve iddia ediyordu. “İlk kendisinin kasete okuduğunu” söylüyordu ancak şiir daha önce Zülfü Livaneli tarafından kasete okunmuştu.
Yaşar Kemal 2011 yılında Yapı Kredi yayınları arasından çıkan “Bugünlere Bahar İndi” adlı kitabının 76/77/78 sayfalarında söz konusu şiire yer vermiş yayınlamıştı.
Mehmet Koç beni telefonla arayarak “Avukatı üzerinden beni mahkemeye vereceğini” söyledi. Şiir’in Yaşar Kemal tarafından “Bugünlere Bahar İndi” adlı kitabında yayınlandığını söyledim. Eğer şiir size aitse hukuksal anlamda hakkınızı arayabilirsiniz Yaşar Bey’i mahkemeye verebilirsiniz, dedim. Telefonda Mehmet Koç’un sesi titrek bir hal almış “Avukatım Yaşar Kemal’den uzak dur” deyince, olay anlaşılmış bu anekdotumu Yaşar Kemal’e anlatınca da çok gülmüştü.
1988 yılında Belge yayınları arasından çıkan “Gurbet Denen Alıcı Kuş” kitabımı ve yanımda bulunan diğer kitaplarımdan birer tane kendisine hediye ettim. O da son çalışması olan “Tek Kanatlı Kuş” adlı kitabını bana imzalayıp verdi ve ekledi, “Şimdi sen şiirlerin gerçek sahiplerini arıyorsun, senin kitabın 1988’de benimki ise, 2013 yılında yayınlandı. Senin kitabından 25 yıl sonra. Kitap ismini senden yürütmedim ona göre” dedi ve güldük. Sonra ‘’hayır hocam sizin kitabınız roman, benim kitabım şiir o konuda sıkıntınız olmasın kimsenin kafasında bu konuda kuşku oluşmaz’’ dedim.
Eşi ve kendisi ile konuşurken bir başka kadın çalışma odasına geldi Yaşar Kemal beni tanıştırırken “Ezeli akrabamdır” dedi. Kadın “öyle mi?” anlamında yüzüme baktı. Düzelttim ben Vanlı değilim Dersim kökenliyim Yaşar Bey Vanlı. İkimizde halk kültürü ve destanlarıyla ilgili olduğumuz için akrabalığımız o anlamda.
Ülkeye her gittiğimde Üniversitelerin Edebiyat bölümlerindeki Profesörlerle görüşür, Halk Şiir’inin sıkıntıları ve modern anlamda halk ozanlarının ortaya çıkması için neler yapılması gerektiği konusunda uzun uzun konuşurduk. Bu konuda uzun yıllar emek vermiş, kafa yormuş Yaşar Kemal ile de konu üzerinde konuştuk. Sonra ona BABEK ve Huremma hareketini destanlaştırdığım 20 sayfadan uzun serbest dizeli şiirimi okudum, çok büyük bir sabırla dinledi ve sevecen bir şekilde başımı okşadı. “Bu şiirinle ilgili bir şeyler yazmalıyım” dedikten sonra koltuğundan kalkıp çalışma masasına geçtik orada şiiri tekrar bana okuttu. Sonra şiir ile ilgili kısa bir yazı yazıp verdi elime.
Kendisine uğradığımda saat 10.30’du. Akşam 19.00’a kadar konuğu olarak kaldım. Akşam beni uğurlarken de, kendisi taksiye telefon açtı ben hatır isteyip ayrılırken yüreğimi bir hüzün kapladı. Aşağıda Yaşar Beyin çağırdığı taksiye binip Beşiktaş’ta inerken taksimetrenin açık olmadığını gördüm. Ne kadar tuttu diye sordum. Şoför “Hayır Yaşar Bey sizden para almamamı söyledi” diyerek yanımdan uzaklaştı.
Bu biri yitik iki ülkenin en büyük yazarının ruh halini düşündüm.
Büyüklüğün ölçüsü ne ola ki?
Yaşar Kemal’in Yazısı
"Ezeli Doğanay yazın dünyasında daha çok yazar kimliği ile bilinmektedir, ancak o aynı zaman da çok önemli bir toplumbilimci ve ozandır. Dörtlüklü şiirin geniş kitlelerce kabul görmesi için uğraşan Ezeli’nin Mazda hareketini destanlaştıran “Hurammenin Beş Savaşçısı” adlı uzun soluklu destanı, Ezeli’nin kültür köklerinin uzandığı derinliği anlamak açısından önemli bir eserdir. Yeni ve çağdaş içeriği ile halk şiirimiz, Ezeli ve onun gibi usta ozanlar üzerinden ölümsüzlük suyu ile beslenecektir. Bu genç ve yetenekli ozan dostumu kutluyorum."
Yaşar Kemal.
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA GAZETESİ
04 Mart 2015 Çarşamba | Kültür-Sanat
Ölüm yıl dönümünde saygıyla anıyorum.