Yalın Edebiyat

Yalın Edebiyat Sanat, Edebiyat ve Felsefe Notlarım

“Faust, bugün yaşasaydı, belki de Mefisto kulağına fısıldayarak onu günaha çağırmak yerine eline Instagram uygulaması yü...
04/09/2026

“Faust, bugün yaşasaydı, belki de Mefisto kulağına fısıldayarak onu günaha çağırmak yerine eline Instagram uygulaması yüklü bir akıllı telefon tutuştururdu. Ardından da koltuğuna kurulup yedi ölümcül günaha teslim oluşunu izlerdi keyifle.”







28 Ağustos 1749 - 1832

30 Ağustos kutlamamızda bizi yalnız bırakmayan değerli Frankfurt Başkonsolosumuz İlknur Hanım ve değerli ailesine çok te...
30/08/2026

30 Ağustos kutlamamızda bizi yalnız bırakmayan değerli Frankfurt Başkonsolosumuz İlknur Hanım ve değerli ailesine çok teşekkür ediyoruz. Fotoğrafta arkamızda yer alan yazıda da vurgulandığı gibi, Türkiye Cumhuriyeti tek bir dahinin hayalinde canlanıp tüm bir halkı bu hayale inandırmış olmasının eseri. Bu önemli günü 1923’te temelleri atılan “new reality”nin ürünü ODTÜ mezunlarıyla kutlamak, paha biçilemez.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun ✨🇹🇷


“Bölgemizdeki ODTÜ Mezunları tarafından 30 Ağustos Zafer Bayramının 104. yıldönümü vesilesiyle düzenlenen etkinliğe katıldık. Bu anlamlı etkinlik ve davet için ODTÜ’lülere teşekkür ediyoruz.”



ODTÜ Mezunlar Derneği Almanya

✨Sabah sohbet ederken Damdaki Kemancı eserinde kızlarını evlendirmek isteyen sütçü Tevye’den konu açıldı; hani şu “Ah Bi...
19/08/2026


Sabah sohbet ederken Damdaki Kemancı eserinde kızlarını evlendirmek isteyen sütçü Tevye’den konu açıldı; hani şu “Ah Bir Zengin Olsam” şarkısını söyleyen.

Tevye, kızı için birini seçmiştir fakat kızı onunla evlenmek istemez. Tevye’nin tasvip etmediği başka bir adama, üstelik bir komüniste, âşık olduğunu söyler. Tevye şaşırır, çünkü onun zamanında bütün evlilikler görücü usulüdür. “Aşk ne ola ki?” diye kendi kendine konuşa konuşa, akşam yattıklarında 25 yıllık eşi Golde’ye sorar:

“Golde, do you love me?”

Karısı şaşırır:
“Do I what??
25 yıldır aşktan bahsetmedin, onca sene sonra neden şimdi?” der.

Tevye bu cevaptan memnun olmaz. “Golde, sana bir soru sordum; beni seviyor musun, evet mi hayır mı?” diye yineler.

“Yirmi beş yıldır senin çamaşırlarını yıkadım, yemeklerini pişirdim, evini temizledim, sana çocuklar doğurdum, ineği sağıp sütünü sağdım.
Yirmi beş yıldır seninle yaşadım, kavga ettim, seninle açlık çektim.
Yirmi beş yıldır yatağım senin.
Eğer bu aşk değilse, daha ne olabilir?” diye yanıtlar.

Damdaki Kemancı’dan yıllar sonra çekilen Selvi Boylum Al Yazmalım’ın son sahnesinde ise Türkan Şoray, çocuğuna babalık eden Ahmet Mekin’e doğru yürürken o unutulmaz sözleri söyler:

“Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti.”

Evlilik yıldönümünüz kutlu olsun;
Sağlıkla, mutlulukla daha nice beraber yıllarınız olsun, Ufuk ve Güngör Gündüz ✨🧿🫶🏼

“Zamanında, “Fırsat Maliyetleri ve Yaşamımız” başlıklı bir Pazar gazetesi yazısı yazmış, üniversitede öğrendiğim bir ikt...
16/08/2026

“Zamanında, “Fırsat Maliyetleri ve Yaşamımız” başlıklı bir Pazar gazetesi yazısı yazmış, üniversitede öğrendiğim bir iktisat kavramının zamanla nasıl bir yaşam felsefesine dönüştüğünü anlatmıştım. Fırsat maliyeti, en yalın hâliyle, yaptığımız bir seçim nedeniyle vazgeçtiğimiz en iyi alternatifin değeridir. Bir yerde yaşamayı seçtiğimizde başka bir yerde yaşayabileceklerimiz, bir işe ayırdığımız saatte okuyamadığımız kitap, birlikte olduğumuz insan uğruna vazgeçtiğimiz bütün diğer ihtimaller… O yazıda, yaşadığımız hayattan duyduğumuz memnuniyeti, vazgeçtiğimiz alternatif hayatların değeriyle birlikte düşünmek gerektiğinden söz etmiştim.
Doğum günümde fark ettiğim şu oldu: İnsan gençken fırsat maliyetlerini geleceğe bakarak hesaplıyor, yaş aldıkça ise geçmişe bakarak.”





✨Hayatımı yıllarla veya olaylarla değil, insanların tuttuğu yerleriyle hatırlıyorum.Zaman, her yaprağına o güne ait yüzl...
11/08/2026


Hayatımı yıllarla veya olaylarla değil,
insanların tuttuğu yerleriyle hatırlıyorum.
Zaman, her yaprağına o güne ait yüzlerin,
seslerin ve hislerin sindiği sessiz bir takvim.

Bir zamanlar yan yana yürüdüklerim.
Sonra yolları başka yönlere kıvrılanlar.
Hâlâ elimi bırakmayanlar
ve artık yalnızca içimde, usulca yaşayanlar.

Her birinin bende bir izi kaldı:
Unutamadığım bir cümle, bir bakış,
bazen de hiç geçmeyen bir kırgınlık.
Bunca yıllık Yalın Gündüz Maarif Takvimi’nin
her yaprağında bir ya da birkaç isim,
yanlarında da bende bıraktıkları küçük notlar var.

Beni tanıyanlar bilir; biriktirmeyi seven biriyim.
Kitaplar, çizgi romanlar, efemeralar…
Zamanla anladım ki en kıymetli koleksiyon,
hayatımıza dokunanların içimizde bıraktığı
parmak izlerinden oluşuyor.
Yıllar içinde çoğalan,
derinleştikçe anlam kazanan bir iç arşiv.

Doğum günü mesajlarını açtığımda masama
geçmişten takvim yaprakları düşüyor,
her birinin taşıdığı o anlık sıcaklığı yeniden hissediyorum.
Geçmişimin, bugünün omzuna usulca dokunması
hoşuma gidiyor.

Bu yaşımda yanımda olanlara,
uzaktan da olsa sesini bana ulaştıranlara,
bir zamanlar aynı gökyüzüne bakıp aynı hayallere inananlara… Teşekkür ederim.
Bugünün Yalın’ına kattığınız her şey için, iyi ki varsınız.
Kiminizden kalan bir söz,
kiminizden bir cesaret,
kiminizden bir yara;
hepsi bugünkü Yalın’da yaşamaya devam ediyor.
İyi ki hayatımdan geçtiniz.
İyi ki kimileri kaldı.

Kalbini kırdığım, eksik bıraktığım,
sustuğum ya da susmam gerekirken
fazla konuştuğum biri olduysa.
Beni affetsin.
Hayatına iyi bir yerden dokunamadığım
herkesin bıraktığı iz beni büyüttü.

Yazılmamış hikâyelerimiz kaldı mı?
“Şimdiki zaman bütün geçmişiyle yanımda,
yöremde, benimle duruyor ve birlikte geleceğe bakıyoruz,” diyor Murathan Mungan.

Takvimde hâlâ boş yapraklar var.
Yeni yaşım, hoş geldin.


Zaman tek yönlü mü? Yoksa daire şeklinde de, başladığımız yere geri mi dönüyoruz?Hayal Sigortacısı’nda yer alan öykülerd...
11/08/2026

Zaman tek yönlü mü? Yoksa daire şeklinde de, başladığımız yere geri mi dönüyoruz?
Hayal Sigortacısı’nda yer alan öykülerden “İşte, Zaman”dan yola çıkan Ayşegül Turan, Substack’teki yazısında bu sorunun cevabını aramış.
Erken doğum günü hediyesini keyifle okudum, teşekkür ediyorum ✨



✨Ağlamak bir Ağustos ayıdır başka dillerdeUmutsa her sevdanın asli yarası
03/08/2026



Ağlamak bir Ağustos ayıdır başka dillerde
Umutsa her sevdanın asli yarası


“Geçenlerde, tutuklu komedyen Deniz Göktaş’ın cezaevinde Moby Dick okuyacağını söylemesi hem bir edebiyatsever hem de Gö...
01/08/2026

“Geçenlerde, tutuklu komedyen Deniz Göktaş’ın cezaevinde Moby Dick okuyacağını söylemesi hem bir edebiyatsever hem de Göktaş’la ODTÜ değerlerini paylaşan bir yol arkadaşı olarak içimi ısıttı. Kimi zaman insan kendisini çağıran kitaba içsel bir farkındalıkla yönelir, kimi zaman da memleketin şartları o kitabı insanın önüne getirip koyar. Göktaş’ın Ahab’ı okurken günümüz siyasetinden tanıdık yüzler hayal edip etmeyeceğini bilemem, fakat Melville, romanının bu kadar yıl sonra hâlâ böylesine güncel kalacağını herhâlde kendisi de öngöremezdi.”

Devamı bugün Cumhuriyet’te...


“Geçenlerde, tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın cezaevinde Moby Dick okuyacağını söylemesi hem bir edebiyatsever hem de Gö...
01/08/2026

“Geçenlerde, tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın cezaevinde Moby Dick okuyacağını söylemesi hem bir edebiyatsever hem de Göktaş'la ODTÜ değerlerini paylaşan bir yol arkadaşı olarak içimi ısıttı. Kimi zaman insan kendisini çağıran kitaba içsel bir farkındalıkla yönelir, kimi zaman da memleketin şartları o kitabı insanın önüne getirip koyar. Göktaş’ın Ahab’ı okurken günümüz siyasetinden tanıdık yüzler hayal edip etmeyeceğini bilemem, fakat Melville, romanının bu kadar yıl sonra hâlâ böylesine güncel kalacağını herhâlde kendisi de öngöremezdi.”

Devamı bugün Cumhuriyet’te..

Cumhuriyet Gazetesi

1 Ağustos 1819 ’da yani tam 207 yıl önce bugün, Herman Melville dünyaya geldi. Doğrusu, edebiyat dünyasının ona yaşarken sunduğu armağan pek görkemli sayılmazdı. Bugün Amerikan edebiyatının başyapıtlarından kabul edilen, Moby Dick ’in hikayesi, 1851’de yayımlandığında ...

23/07/2026

“Adınla çağrılmayınca büyüyebilir miydi insan, hatta kendi varlığından bile şüphe etmeli miydi?”

Yalın Gündüz; dergimizin bu samimi ve sıcak yazısında, TRT’nin tek kanallı yıllarına, dantel örtülü televizyonların ve Uykudan Önce’nin masalsı dünyasına götürüyor bizi.

Adile Naşit’in o şefkatli sesiyle “Ankara’dan Ayşe, İzmir’den Murat…” derken okuyacağı isimler arasında kendi adını hevesle bekleyen bir çocuğun iç dünyasına ortak oluyoruz. Yazar, o ekranlarda hiç telaffuz edilmeyen ismini hayata ve ansiklopedilere kazıma çabasını, lise yıllarında kaleme aldığı komik ve dokunaklı “Mühendis, Şair, Tiyatrocu” hayali üzerinden anlatıyor. Çocukluğun masumiyetini, yarım kalmışlıklarını ve büyüdükçe kendi yolunu çizen bir insanın tatlı muhasebesini izliyoruz.

Geçmişin gürültüsüz estetiğine ve içimizde asılı kalan çocukluk hayallerine Yalın Gündüz’ün samimi ve nostaljik kaleminden uzanmak isteyenler için…

Kelime sayısı: 510

Okuma süresi: 3.5 dk

Deniz Özen Başaran ve Özgür Özbakır'ın seslendirmesiyle hayat bulan bu yazıyı ve daha fazlasını Spotify üzerinden ücretsiz olarak dinleyebilir, karanfildergi.com.tr adresinden okuyabilirsiniz.

Adresse

Zeil
Frankfurt
60311

Benachrichtigungen

Lassen Sie sich von uns eine E-Mail senden und seien Sie der erste der Neuigkeiten und Aktionen von Yalın Edebiyat erfährt. Ihre E-Mail-Adresse wird nicht für andere Zwecke verwendet und Sie können sich jederzeit abmelden.

Verknüpfungen

Teilen

Kategorie