15/06/2026
Haftada birkaç kez aklıma geliyor. Anneannem olsa şöyle derdi, şu vurguyla söylerdi, muhakkak bu duruma kahkaha atardı, diye. Onun kullandığı bazı kelime kalıplarına dilimin alıştığını farkediyorum, “Allah Allah”, ya da “yazık” gibi. Biri şaşırma, diğeri büyük bir merhamet ifadesi. Onu tanımlayacak iki kelime bunlar olsa gerek, şaşırma ve merhamet. Çağının ötesinde bir merak sahibiydi, liseye devam etmiş olsaydı, Cumhuriyet’in ilk dönemine katkı veren akademisyenler, değerli siyasetçiler arasında bile olabilirdi gibi geliyor bana. Merhamet dolu cümleleri ise çocuk Yalın’a çok önemli vicdan ve ahlak tanıklığı sağladı.
İki yıl önce vefat ettiğinde demansından dolayı duygusal olarak çoktan vedalaşmış olduğumuzu düşünüyordum. Şimdiyse sanki İzmir’de değil de başka, daha uzak bir yere taşınmış da göremiyor, konuşamıyormuşuz gibi.
Bu fotoğraf çekildiği gün İzmir’deki bir sahaf turundan anneannemin amcası, genç yaşta vefat eden milletvekili Ümran Nazif Yiğiter’in kitabını alarak dönmüştüm. Ümran amcasının kitabını masada görünce, nesilden nesile aktarılan edebiyat sevgimizi konuşmuştuk.
Öldü gibi gelmiyor bana - benim içimde yaşıyor hâlâ. Bugün, çocuklarımıza ve dostlarımıza bırakacağımız en büyük mirasın bu olduğuna karar verdim: Öyle bir sevgi ve değer aktarımı sağlamalı ki, toprak olduktan sonra bile çok güzel hatırlanmalı, hafızalarına düştükçe içlerini ısıtmalı.
Bana bıraktığın miras için minnettarım.
Seni çok seviyorum.
1931 - 19 Haziran 2024