Buradaki alacakaranlıkta varlıklarımız birçok nedenle netliklerini yitirir, silikleşir. Araf, “ülkesinde bir anlamı olan” herkesi “sen artık hiçbir şeysin” fısıltılarıyla kuşatır; vasatlaştırır, sıradanlaştırır.
“Seni, arabası, evi olan hiçbir şeye dönüştüreceğim.”
Oysa, varoluş, netlik, berraklık ve özgüvenle beslenir. Bunun için en güçlü edimlerden biri hikayelerimizi anlatmaktır. Biz kimiz, hi
kâyelerimizde saklı. Hikayelerimizi görünür kılmak, tek tek görünür olmaktan daha kalıcı, daha dönüştürücü, daha güçlü bir edimdir. Onları anlatarak aralanan kapıdan giren ışık, geleceğimizi daha berrak görmemizi sağlayacak. Böylelikle biz göçmenler birbirimizi daha iyi anlayacak, “ev sahiplerinin” bizi anlamalarını kolaylaştıracak, ortak üretim zeminleri oluşturacağız. Atölyemiz, Bern (İsviçre)’de disiplinler arası hikâye anlatıcılarının buluşma ve ortak üretim alanı olarak göç yolculuğumuza katıldı. Ben Ötekilerden Yapıldım
Masal, söylence, mit, tiyatro, edebiyat, sinema derken, artık tarih yazımının bile hikâye anlatıcılığının bir parçası olduğunu fark ettiğimiz, disiplinler arası bir çağda yaşıyoruz.
Çünkü belgelere dayalı “en nesnel” gerçek bile anlatılmaya kalkıldığında, “nakledicinin” prizmasından, bir “kurgudan” geçiyor. Her hikâye biricik; oysa anlatılan her hikâye senin hikayen. Hikayelerimizde ötekini içerdiğimiz kadar, gündelik hayatta içeremiyoruz. Biricik olanların bütün ötekileri kucaklayabilmesi şimdilik hikayelerde mümkün. Bizler her biricikliğin ötekilerden oluştuğunu fark eden bir çokluğu arzuluyoruz. Bu bir güç ve gücümüzü görünür kılacak olan da hikayelerimizi görünür kılmak. Anlatılan Senin Hikayendir
Her türden yaratıcılık gibi, hikâye anlatıcılığı da yetenekle zanaatın buluştuğu bir varoluş biçimi. Yetenek öğretilemez, ama zanaat öğrenilebilir. Araf hikâye anlatıcıları atölyesi yeteneklerimizi birlikte geliştirebileceğimiz; zanaatı birbirimizden öğrenebileceğimiz, bir alan olmayı hedefliyor. Seminerler ve ürün odaklı atölyelerde buluşmak üzere…