Purgatory Storytellers Workshop

Purgatory Storytellers Workshop Filmography
1. Çökertme (1997- Sinema Filmi / Özgün Senaryo)
2. Kaçıklık Diploması (1998 – Sinema Fil Araf
Biz göçmenler, arafta yaşıyoruz.

Buradaki alacakaranlıkta varlıklarımız birçok nedenle netliklerini yitirir, silikleşir. Araf, “ülkesinde bir anlamı olan” herkesi “sen artık hiçbir şeysin” fısıltılarıyla kuşatır; vasatlaştırır, sıradanlaştırır.
“Seni, arabası, evi olan hiçbir şeye dönüştüreceğim.”
Oysa, varoluş, netlik, berraklık ve özgüvenle beslenir. Bunun için en güçlü edimlerden biri hikayelerimizi anlatmaktır. Biz kimiz, hi

kâyelerimizde saklı. Hikayelerimizi görünür kılmak, tek tek görünür olmaktan daha kalıcı, daha dönüştürücü, daha güçlü bir edimdir. Onları anlatarak aralanan kapıdan giren ışık, geleceğimizi daha berrak görmemizi sağlayacak. Böylelikle biz göçmenler birbirimizi daha iyi anlayacak, “ev sahiplerinin” bizi anlamalarını kolaylaştıracak, ortak üretim zeminleri oluşturacağız. Atölyemiz, Bern (İsviçre)’de disiplinler arası hikâye anlatıcılarının buluşma ve ortak üretim alanı olarak göç yolculuğumuza katıldı. Ben Ötekilerden Yapıldım
Masal, söylence, mit, tiyatro, edebiyat, sinema derken, artık tarih yazımının bile hikâye anlatıcılığının bir parçası olduğunu fark ettiğimiz, disiplinler arası bir çağda yaşıyoruz.
Çünkü belgelere dayalı “en nesnel” gerçek bile anlatılmaya kalkıldığında, “nakledicinin” prizmasından, bir “kurgudan” geçiyor. Her hikâye biricik; oysa anlatılan her hikâye senin hikayen. Hikayelerimizde ötekini içerdiğimiz kadar, gündelik hayatta içeremiyoruz. Biricik olanların bütün ötekileri kucaklayabilmesi şimdilik hikayelerde mümkün. Bizler her biricikliğin ötekilerden oluştuğunu fark eden bir çokluğu arzuluyoruz. Bu bir güç ve gücümüzü görünür kılacak olan da hikayelerimizi görünür kılmak. Anlatılan Senin Hikayendir
Her türden yaratıcılık gibi, hikâye anlatıcılığı da yetenekle zanaatın buluştuğu bir varoluş biçimi. Yetenek öğretilemez, ama zanaat öğrenilebilir. Araf hikâye anlatıcıları atölyesi yeteneklerimizi birlikte geliştirebileceğimiz; zanaatı birbirimizden öğrenebileceğimiz, bir alan olmayı hedefliyor. Seminerler ve ürün odaklı atölyelerde buluşmak üzere…

Göçmenin Sonsuz Yolculuğu 3. Bölüm AS 17.00 ilk gösterim.Şahap Eraslan ve A. Haluk Ünal Göç ve göçmen mücadelesi üzerine...
12/09/2024

Göçmenin Sonsuz Yolculuğu 3. Bölüm AS 17.00 ilk gösterim.
Şahap Eraslan ve A. Haluk Ünal Göç ve göçmen mücadelesi üzerine sorgulamayı sürdürüyor.
✅Göç kavramının tarihsel, mitolojik kökleri...
✅Göçmenlerin geliştirdiği bireysel savunma ve uyum mekanizmaları...
✅Avrupa'da Irkçılığın görünümleri, gündelik hayatta tezahürleri...
✅Göçmen mücadelesinin önündeki engeller...
https://youtu.be/eaSi-p0qLc8?si=r-kh2VTdLXVE5bvP

aracılığıyla
çıkar

Şahap Eraslan ve A. Haluk Ünal Göç ve göçmen mücadelesi üzerine sorgulamayı sürdürüyor.Göç kavramının tarihsel, mitolojik kökleri...Göçmenlerin geliştirdiği ...

Atölyemin You Tube kanalının (https://youtube.com/-bv4te) açılışı için yaptığımız pilot iki bölümlü video bence birçok ö...
19/08/2024

Atölyemin You Tube kanalının (https://youtube.com/-bv4te) açılışı için yaptığımız pilot iki bölümlü video bence birçok önemli “ilkleri” içeriyordu. Ama kişisel olarak en önemli kısmı, “göç/göçmen” temalı gözlemsel yazılarımda ortaya koyduğum bazı “hipotezleri” bir psikanalistin süzgecinden geçirebilmek, kamusallaştırmak ve kollektifleştirmekti.
Ne güzel tesadüftür ki, “Madımak Katliamı Hafıza merkezi” projesinin proje tasarımcılığını ve yaratıcı yönetmenliğini yaptığım süreçte İnci Hekimoğlu öncülüğünde projenin politik istinat duvarını (hala öyle) oluşturabilmek için bir dizi röportaj tasarlamıştık ve Şahap’la da böylece tanışmış olduk.
Sonuçta, sevgili İnci’nin moderatörlüğünde, içimize sinen bir atölye sohbetini kaydetmeyi başardık.
“Göçmenin Sonsuz Yolculuğu” başlığı ile kaydettiğimiz bu pilot çalışmada sevgili Şahap’ın bana son derece zihin açıcı gelen tespitlerinden biri de mealen şuydu: [Evet göçmen hiçleştirilir, ama şu an küresel sistem de herkesi bulunduğu yerde “göçmenleştiriyor” ve hiçleştiriyor.]
Sosyal medya bu etkinin önemli zeminlerinden birine dönüştü sanırım.
Bütün bu “hiçleştirilme çağında” hala kariyerizmleriyle yaşayan, 19 ve 20. Yüzyılın “kariyer inşası” “gerçekliğinin” anlamı kaldığını düşünenler, bu beklentilerini sosyal medyada karşılayabileceklerini düşünmeyi sürdürüyor.
Hiçleştirilmenin bir başka getirisi ise bence ahlakımızdan yüzleşmenin eksilmiş olması.
Yanıtını vermeye kalkışmayacağım. Bunun en verimli yanıtını ancak psiko-politik üzerine çalışanlar verebilir sanıyorum. Ama bütün yaşantım ve tarih bilgim, yüzleşme yoksa inandırıcılık da yok, diyor bana.
En bilinen örneklerden biri bizim mahallenin, Ermenilerle başlayan soykırımlar için toplumdan ve T.C. den yüzleşme talebi değil mi?
Peki, ilk bakışta bununla kıyaslanacak suçumuz yok gibi görünüyor ama bugün bütün diğer mahallelerin emekçileri bizden dün SSCB, (bugün hala) Çin ile yüzleşmemizi beklemiyor mu?
Son 50 yıllık mahalle tarihimizde hiç mi yüzleşmeye ihtiyacımız yok? Yalnızca kadınları bile dinlediğimizde suçlarımızın boyutu çok açık değil mi?
Böyle zamanlarda 80 öncesinden bir klişe geliyor hep aklıma: “birçok hatamız var ama esas olarak doğruyduk.”
Kim söylüyor bunu “bilimsel sosyalizm” hatta “bilim olarak sosyalizm” takipçileri?
Bu, bana dinlerden farklı gelmiyor nedense?
Bunu önce dinler binlerce yıl vaaz etti, son üç yüzyıldır da – soluyla sağıyla- siyaset vaaz ediyor.
Peki, “başka bir dünyayı” kendi pratiklerinde kanıtlama derdi olmayanların ruhbanlardan ne farkı kalır? “Ele verir talkını kendi yutar salkımı” değil mi bu?
Din, yalnızca bir fikriyat mıydı? Yoksa toplumun çimentosunu oluşturan bir habitat ve sosyo politik bir formasyon mu?
İkincisi doğruysa, gerçek bir kopuş olmadan nasıl alternatif olunur ki?
“Aaa ama Haluk şu an savaştayız, şehitlerimizin sayısı şu kadar, esirlerimizin sayısı bu kadar, bu fikirler ordu bozar.”
İyi de naçizane 60-80 sürecinde tam da bu cümleden hareketle kulağını bütün sorulara kapatıp, emirlere dikmiş bir neslin parçasıyım. Ki aynı suda da iki kez yıkanılmıyor.
60-90 süreci “devrimci romantizmimizin” kendi efsanelerini yarattığı bir dönemdi. Şimdi ise bütün efsanelerin yerini kültür endüstrisinin ürettiği “efsanelerin” aldığı bir dönem.
Madem sesli düşüncelerime sabrettiniz, şunu da iliştirmeden bitirmeyeyim. Yalnızca Türkiye’ye bile bakınca -ki bu genel bir trend bence- son iki yüz yıldır kullandığımız sözlüğü egemen sınıf çaldı.
Devrimci romantizm döneminde halkların vicdanı olanların sözlüğü kısmen eskidi (tıpkı Newton’un sözlüğünün eskimesi, yetersiz kalması gibi) kısmen de çalındı. Bunun da kekemeliğini yaşıyor gibiyiz sanki. Bu sesli düşüncelerle dolu metni kışkırtan, dostum Yavuz Ekinci ile sabah kahve sohbetimdir 
(kurum kimliğimizi de sevgili ömer Menteş tasarladı.)
https://www.youtube.com/-bv4te

Biz göçmenler, arafta yaşıyoruz. Buradaki alacakaranlıkta varlıklarımız birçok nedenle netliklerini yitirir, silikleşir. Araf, “ülkesinde bir anlamı olan” herkesi “sen artık hiçbir şeysin” fısıltılarıyla kuşatır; vasatlaştırır, sıradanlaştırır. “Seni, arabası, ...

Çok güzel bir metin. Sevgili Cüneyt'in siyah mecmuasında emsallerini bulabilirsiniz.
22/07/2024

Çok güzel bir metin. Sevgili Cüneyt'in siyah mecmuasında emsallerini bulabilirsiniz.

ustalar çok iyi resim çiziyor, dans ediyor, oynuyor, şarkı söylüyor, akıl yürütüyor, yorumluyor. çırak, ustası gibi olmak için çabalıyor. usta, usta işte! varlığı yeter. işini yapsın yeter. çırak u…

Sudan'lı sanatçı M.Hossein'in eseri "Gurbette yok olup gitmek"
05/07/2024

Sudan'lı sanatçı M.Hossein'in eseri
"Gurbette yok olup gitmek"

Nidacım, dün SM'ya ilk duyumlar düştüğünde emin olamadım. Ama bu gün basın da teyit edince acı haberden emin oldum. Sehe...
28/06/2024

Nidacım, dün SM'ya ilk duyumlar düştüğünde emin olamadım. Ama bu gün basın da teyit edince acı haberden emin oldum. Seher ablanın üzerimdeki emeğini, sinema yolculuğumda verdiği cesareti, senin gibi bir meslektaşımla tanışmamdaki rolünü hiç unutmayacağım. Acını paylaşıyor, seni özlemle kucaklıyorum. Devri daim, mekanı gönüllerimiz olacak. Nida Karabol

sanat ve sanat eğitimi üstüne cüneyt uzunlar  işlik, oyun atlası  28 Haziran 2024 beceri (zanaat, teknik) geliştirebilir...
28/06/2024

sanat ve sanat eğitimi üstüne

cüneyt uzunlar
işlik, oyun atlası 28 Haziran 2024

beceri (zanaat, teknik) geliştirebilir bişiy olduğu halde çoğunlukla maalesef sanata dönüşmüyor. dünya, becerisi çok gelişmiş yaratıcılığı körelmiş dolayısıyla kendisini izleyen kitlenin de yaratıcılığını körelten çok parlak zanaatkârlarla dolu.

günün piyasaya angaje sanat eğitimi ve anlayışı ile beceri geliştirilirken bizde zaten hazır bulunan yaratcılık yani sanatın tözü diyebileceğimiz o nitelik geriliyor mecuren. marifeti kim sevme! marifet, günümüzde sanat olarak pazarlanıyor.

ressam değil çok iyi bir pazarlamacı olarak algıladığım salvador dali, sanata hiçbir katkısının olmadığını kendi ağzıyla itiraf ediyordu. gene de becerisinin övüncünü duymaktani kibirli davranmaktan geri kalamıyordu. çünkü marifet de zordur.

köreltilen yaratıcılığı bilemek, ustra gibi keskinleştirmek daha da zordur. salvador daliler her zaman bulunur ama bir hokusai dünyaya zor gelir. bana kalırsa sanat eğitiminin amacı hokusailerin önünü açmak, onlara yolculuklarında eşlik etmektir.

sanatın tözü olan yaratıcılık zaten herkeste hazırdır, vardır. yaratıcılığın koşulu özgürlük, çıktısı bakış açısıdır. özgürlük sanatçıya çok ve çeşitli karşılaşma olanağı verir. leibniz’in felsefesinden bakınca, özgürlük kişiye sayısız bakış açısı verir.

çünkü ona göre bir şehir sayısız bakış açısıyla doludur. dolayısıyla kainat sayısız bakış açısıyla doludur. piyasaya angaje güncel sanat eğitimi ve sanat entelijansiyası sanatçılardan sonsuz bakış açısını yani yaratıcılığı sessice çalar.

o yüzden ben marifeti övmem, dali gibi zekâları övmem ve beğenmem. sokakta sıradan kabul edilen ama bence müstesna bir insanın jestini, yürüyüşünü, yüz ifadesini beğenirim hatta muhteşem bulurum. ıslık sesinden çok etkilenirim.

çok iyi çalgılardır dudaklarımız… ustalar, öğretmenler metodlara, modellere saplanmamalı; sanatçının kendi başına yaratıcılığını geliştireceği ilkeler üretmeli; öğrencisi kendisine ihtiyaç duyduğu ölçüde eğitim sürmeli; mümkünse çok az.

resim: hokusai’nin “fuji dağı’nın otuz altı manzarası”ndan biri…

not: hokusai, japon resim geleneğini bozan bakış açısı yüzünden ait olduğu okuldan kovulmuştur.

Müjde gibi bir derginin ilk sayısı ⛅️ "İnsanlık tarihi, insanlığın yürüdüğü yolun anlatısıyken bu anlatıyı tek şerit yol...
04/06/2024

Müjde gibi bir derginin ilk sayısı ⛅️
"İnsanlık tarihi, insanlığın yürüdüğü yolun anlatısıyken bu anlatıyı tek şerit yolda şekillendiren, insanlık muhayyilesini tutsak eden düşünceler sistematiği ve kapitalist modernite bu dergide deşifre olacak."

Belirgin bir toplumsal projesi olan tek liberter düşünür Murray Bookchin'dir diyebiliriz. Bookchin gerçek anlamda özgür bir toplumun ne menem bir şey olabileceğine ilişkin bir vizyon, bizi o ideale götürebilecek bir y...

John Atkinson'un 1882 tarihli resmi bence çok güçlü özelliklere sahip. Işık kullanımı konusunu geçiyorum, bu sayfanın as...
31/05/2024

John Atkinson'un 1882 tarihli resmi bence çok güçlü özelliklere sahip. Işık kullanımı konusunu geçiyorum, bu sayfanın asıl meselesi olan hikaye anlatımı açısından bakacağım.
Resim birden çok hikaye hayal etmemize zemin sunmuş.
1. Gölgelerde gizlenmiş genç adam, evde yaşayan genç kadının evinin önünde.
2. Gölgelerde gizlenmiş genç adam, öldürmeyi planladığı kişinin evinin civarında gözlem yapıyor.
3. Gölgelerde gizlenmiş genç adam, yıllar önce bir gece habersizce terkettiği baba evinin önünde, kapıyı çalmak için cesaretini topluyor.
Sıra sizde :) akışa yazın lütfen.

Adresse

Bern

Webseite

Benachrichtigungen

Lassen Sie sich von uns eine E-Mail senden und seien Sie der erste der Neuigkeiten und Aktionen von Purgatory Storytellers Workshop erfährt. Ihre E-Mail-Adresse wird nicht für andere Zwecke verwendet und Sie können sich jederzeit abmelden.

Service Kontaktieren

Nachricht an Purgatory Storytellers Workshop senden:

Teilen

Kategorie