19/06/2026
HER ŞEY SENİN ELİNDE...
İyilik ve kötülük üzerine çok düşünüyorum. Dünyanın neden bu halde olduğunu, insanların birbirlerine neden daha fazla saygı göstermediğini ve daha iyi bir dünyanın mümkün olup olmadığını sık sık kendime soruyorum. Tam da böyle bir dönemde karşıma Voltaire’in Candide adlı romanı çıktı.
Yüzyıllar önce yazılmış olmasına rağmen Candide, insanın yarattığı kötülüğü, savaşları, fanatizmi ve iktidarların yol açtığı yıkımları büyük bir açıklıkla gösteriyor. Kitabın merkezindeki “Bu dünya, mümkün dünyaların en iyisidir.” düşüncesi de sürekli sınanıyor. Bana kalırsa Voltaire, iyimserliği tamamen reddetmiyor; sadece gerçekleri görmezden gelen bir iyimserliği sorguluyor.
Kitap beni bu yüzden çok etkiledi. Çünkü bütün o karanlığın içinde, insanın tamamen umudunu kaybetmesi gerektiğini de söylemiyor.
Ben kendi adıma bireysel gelişime inanıyorum. İnsanların ise birbirinin değerini anladıkça değişebileceklerine inanıyorum. Başkalarını değiştiremeyiz belki, ama kendimiz üzerinde çalışabiliriz. Ve bir insan bunu yapmaya başladığında, en azından kendi çevresinde bir değişimin başladığını fark ediyor. Ben, bu değişimin dalga dalga yayılacağını görebiliyorum.
Elbette yaşadığımız dünya mümkün dünyaların en iyisi değil. Ama daha iyi bir dünyanın mümkün olduğunu biliyorum. Eğer böyle bir dünya olacaksa, bunun büyük fikirlerden ya da başkalarını düzeltme çabasından çok, tek tek insanların kendi sorumluluklarını almalarıyla gerçekleşeceğini düşünüyorum.
Bütün kötülüklere rağmen iyi kalabilmek bana göre insanın en zor ama en değerli uğraşlarından biri. Ve bunu başarabilen insanlara çok saygı duyuyorum.
Bu yüzden Candide’i yalnızca karamsar bir kitap olarak görmüyorum. Aksine, bana insanın yarattığı kötülüğü bütün çıplaklığıyla gösterirken, aynı zamanda daha iyi bir dünyanın hazır olarak verilmediğini; onu küçük küçük, adım adım, önce kendi bahçemizden başlayarak inşa etmemiz gerektiğini hatırlatan bir kitap gibi geliyor.
Şiddetle tavsiye ederim...
İnsanın, insanın değerini daha iyi anlaması dileğiyle...