80'LERİN ŞARKILARI

80'LERİN ŞARKILARI Ağırlıklı 80'lerin şarkıları olmak üzere, biraz 60'lar, biraz 70'ler ve biraz da 90'lar.. 80'LERİN ŞARKILARI VE DİĞER NOSTALJİK PAYLAŞIMLAR

A-ha’nın efsane hit parçası “Take On Me”, ilk kez 19 Ekim 1984’te yayımlandı, ardından 1985’te yeniden kaydedilip dünya ...
15/03/2026

A-ha’nın efsane hit parçası “Take On Me”, ilk kez 19 Ekim 1984’te yayımlandı, ardından 1985’te yeniden kaydedilip dünya çapında büyük çıkış yapan bir pop klasiği oldu. Şarkının patlaması, güçlü melodisi kadar Morten Harket’in sesi ve grubun o kendine özgü zarif enerjisiyle geldi. 19 Ekim 1985 tarihli Billboard Hot 100’de 1 numaraya yükselmesi, Birleşik Krallık’ta 2 numaraya kadar çıkması ve Avrupa’nın birçok ülkesinde zirveye yerleşmesi, “Take On Me”yi 80’lerin en büyük hi**erinden biri haline getirdi. Yıllar sonra bile etkisini koruyan bu kayıt, 2024’te 1980’lerden çıkıp YouTube’da 2 milyar izlenmeye ulaşan ilk müzik videosu olarak da ayrı bir başarıya imza attı.

Şarkıyı ölümsüzleştiren en büyük unsur ise hiç kuşkusuz o efsanevi video klipti. Steve Barron yönetimindeki klipte, bir kafede çizgi roman okuyan genç bir kız, sayfalardaki dünyaya doğru çekiliyor; motosikletli kahramanla birlikte hem romantik hem de heyecanlı bir kaçış hikayesinin içine giriyor. Klip, gerçek çekimle kurşun kalem çizimini bir araya getiren rotoskop tekniğiyle hazırlandı. Canlı görüntülerin kare kare üzerinden geçilerek çizime dönüştürülmesi sayesinde ortaya hem rüya gibi hem de son derece yenilikçi bir atmosfer çıktı. Yaklaşık 3.000 karelik bu çalışma 16 haftada tamamlandı ve video, sadece bir klip değil, 80’ler görsel kültürünün en güçlü simgelerinden biri oldu.

“Take On Me”, başarıyı sadece listelerde değil ödüllerde de yakaladı. Klip, 1986 MTV Video Music Awards’da Video Klibinde En İyi Yeni Sanatçı (Best New Artist in a Video), En İyi Konsept Video (Best Concept Video), En Deneysel Video (Most Experimental Video), Video Klipte En İyi Yönetmenlik (Best Direction in a Video), Video Klipte En İyi Özel Efektler (Best Special Effects in a Video) ve İzleyici Ödülü (Viewer's Choice) olmak üzere 6 ödül kazandı; ayrıca Yılın Videosu (Video of the Year) ve En İyi Grup Videosu (Best Group Video) kategorilerinde de adaylık aldı. Şarkının yükselişi, A-ha’yı bir anda dünya çapında tanınan bir gruba dönüştürdü ve “Take On Me”yi yalnızca dönemin hi**erinden biri değil, pop müzik tarihinin en kalıcı eserlerinden biri yaptı. Bugün bu şarkıyı dinlerken hissedilen şey sadece 80’lerin ritmi değil; aynı zamanda müziğin, televizyonun ve hayal gücünün kusursuz biçimde birleştiği özel bir anın hâlâ canlı kalabilmesi.

Keyifli seyirler! 🎤🎶🎹🥁🎸🇳🇴

“Take On Me” has been remastered in stunning 4K resolution - watch it now! 📺 Watch all the official a-ha videos here http://bit.ly/ahaOfficialVideosONE BILL...

15/03/2026

MORTEN HARKET VE 80'LERİN EKRAN BÜYÜSÜ
1986'nın pop dünyası hızla akıyordu ama bazı isimler o kalabalığın içinden tek bakışta ayrılıyordu. Morten Harket de onlardan biriydi. Bu karede görünen şey yalnızca bir röportaj anı değil; 80'lerin gençlik enerjisini, televizyon estetiğini ve A-ha'nın zirve dönemindeki etkisini aynı anda taşıyan çok güçlü bir görüntü. Stüdyodaki kalabalık, ışıklar, masanın etrafındaki hareketlilik ve herkesin dikkatini ona vermiş olması boşuna değil. Morten Harket o yıllarda sadece hit şarkıların solisti değildi, ekrana çıktığı anda ortamın havasını aniden değiştiren çok özel bir figürdü.

İngiltere merkezli The Tube da zaten sıradan bir müzik programı değildi. Channel 4 için hazırlanmış, 1982 ile 1987 arasında yayınlanan, canlı yapısı ve dönemin yeni müzik akımlarına açtığı alanla 80'ler televizyon tarihinin en önemli müzik programlarından biri oldu. Newcastle upon Tyne'da çekiliyor, dönemin yükselen ve büyük isimlerini aynı çatı altında buluşturuyordu. Programın sunucuları arasında Jools Holland ve Paula Yates gibi dikkat çeken isimler vardı.

Morten'in yanındaki sarışın isim de Paula Yates. The Tube ile özdeşleşen en dikkat çekici ekran yüzlerinden biriydi. Müzik dünyasına uzak duran bir sunucu değil, dönemin ruhunu gerçekten taşıyan, röportajlara enerji ve flörtöz bir canlılık katan bir televizyon figürüydü. The Tube'un hafızada kalmasında onun payı büyüktü.

Ama bu fotoğrafın asıl merkezi yine Morten Harket. Yüz hatları, saç stili, oturuşu, el hareketleri, konuşurken kurduğu ifade... Hepsi tam anlamıyla 80'lerin yıldız karizmasını veriyor. A-ha'nın başarısında elbette grubun müzikal gücü belirleyiciydi ama Morten'in katkısı başka bir yerde duruyordu. O sesin berraklığı, o soğukkanlı duruş ve kamerayla kurduğu doğal bağ, onu sadece iyi bir solist değil, unutulmaz bir frontman yaptı. “Take On Me” ile gelen büyük çıkışın ardından milyonlarca kişinin gözünde A-ha'nın yüzü haline gelmesi tesadüf değildi. Sahnedeki romantik ama güçlü duruşu, kuzeyli serinliğiyle birleşen zarafeti ve abartıya kaçmadan kurduğu yıldız etkisi bugün bile özel görünüyor.

Bu kareye bakınca 80'lerin neden hâlâ bu kadar sevildiği de anlaşılıyor. O yıllarda televizyon programları daha canlıydı, yıldızlar daha ulaşılmaz ama daha etkileyiciydi, müzik ise gerçekten bir kuşağın kimliğini belirliyordu. Morten Harket burada sadece röportaj vermiyor; bir dönemin estetiğini, tavrını ve heyecanını temsil ediyor.

Bugüne geldiğimizde ise bu güçlü görüntünün arkasında daha hüzünlü bir gerçek var. Morten Harket, 2025 yılında Parkinson hastalığı teşhisi aldığını açıkladı. Sesini de etkileyen sorunlar yaşadığını söyledi. 2024'te Mayo Clinic'te beynine elektrot yerleştirilmesini içeren ameliyatlar geçirdi ve belirtilerinde ciddi iyileşme sağlandığı aktarıldı; buna rağmen ses üzerindeki kontrolü konusunda belirsizlik yaşadığını da paylaştı. 📺💙🎶🎤🎹🥁🎸🇳🇴

14/03/2026

BEYAZ CEKETLİ BİR DÖNEM: HEY'İN TRAVOLTA KAPAĞI
1 Şubat 1986 tarihli Hey dergisinin 5. sayısı, tek bir kapakta 80’lerin gençlik kültürünü çok net biçimde topluyor. Merkezde elbette John Travolta var. Beyaz ceket, parlak kırmızı tişört, geniş gülümseme ve sıcak tonlara yaslanan kapak tasarımı, onu yalnızca bir sinema yıldızı olarak değil, genç okurun duvarına asmak isteyeceği bir pop ikon olarak sunuyor. Kapaktaki “‘Grease’ ile ekrandan önce Hey’de...” cümlesi de boşuna seçilmemiş değil. Travolta, 70’lerin sonundan 80’lere uzanan yıldız etkisini hâlâ koruyan, dansı, karizması ve gençlik enerjisiyle dünya çapında karşılık bulan bir isimdi. Türkiye’de de özellikle genç okur için adı sadece bir oyuncuyu değil, aynı zamanda bir dönem havasını temsil ediyordu.

Bu kapağın güçlü tarafı, Travolta’yı tek başına bırakmaması. Sağ tarafta sıralanan isimler, dönemin uluslararası popüler kültür haritasını resmen özetliyor. Simon Le Bon ve Nick Rhodes, Duran Duran’ın iki parlayan yüzü olarak 80’lerin gençlik dergilerinde en çok aranan poster yıldızları arasındaydı. Biri grubun karizmatik sesi, diğeri görsel kimliğini ve modern havasını taşıyan klavye ustasıydı. Duran Duran o yıllarda sadece müzik yapmıyor, giyimden saç stiline kadar gençler üzerinde doğrudan etki bırakıyordu. Tina Turner, 80’lerin ortasında yeniden yükselen kariyeriyle artık yalnızca bir şarkıcı değil, güçlü duruşun ve sahne enerjisinin simgesiydi. Mel Gibson, genç ve sert ekran imajıyla özellikle aksiyon ve macera seven kuşağın dikkatini çeken bir yıldızdı. David Bowie ise bu isimler arasında en ayrıksı duran figürdü; çünkü o sadece popüler değil, aynı zamanda yön veren, dönüştüren, modayı ve müzik dilini etkileyen bir sanatçıydı.

Kapakta ayrıca küçük gibi görünen ama dönemin dergi kültürü açısından çok şey anlatan başka ayrıntılar da var. Boris Becker için hazırlanan “Hey-Kart”, spor yıldızlarının da artık gençlik dergilerinde pop yıldızları kadar yer bulduğunu gösteriyor. Becker, 1985’te Wimbledon’ı kazanarak bir anda bütün dünyanın dikkatini çeken çok genç bir tenis yıldızına dönüşmüştü. Bu yüzden onun adı dergide sadece spor haberi değil, gençlik heyecanının bir parçası olarak yer alıyor. Sol alttaki “Şubat Ayı Takvim-Posteri: Pia Zadora” ibaresi de çok önemli. Çünkü o yıllarda dergi almak, sadece okumak anlamına gelmiyordu. Aynı zamanda odanın duvarına yeni bir yüz, yeni bir renk, yeni bir yıldız taşımak demekti. Pia Zadora gibi isimler de tam bu görsel popülerlik alanında kendine yer buluyordu. Alt bölümde yer verilen Bruce Springsteen vurgusu ise dönemin rock damarını besleyen büyük yıldızların da Hey’in dünyasında yer bulduğunu açıkça gösteriyor.

Bu kapak, 80’lerin poster kültürünü anlatmak için de çok güçlü bir örnek. O yıllarda poster, bugünkü dijital görseller gibi geçici bir şey değildi. Dergiden dikkatle çıkarılır, buruşturulmadan açılır, duvara iğneyle ya da bantla asılırdı. Genç odalarının kimliği büyük ölçüde bu posterlerle kurulurdu. Kimin duvarda yer aldığı, hangi müziğin sevildiğini, hangi yıldızın takip edildiğini, hatta nasıl bir tarza özenildiğini bile gösterirdi. Hey gibi dergiler de bu yüzden yalnızca bir yayın değil, gençliğin görsel arşiviydi. Kapakta birden fazla büyük ismin anılması da tam olarak bunun içindi: dergi, okura tek bir kapakla bir dünya sunuyordu.

Kısacası bu sayı, sadece John Travolta kapaklı bir Hey dergisi değil. 1986 gençliğinin yıldız haritasını veren, müzikle sinemayı, sporla poster heyecanını aynı sayfada buluşturan çok güçlü bir popüler kültür belgesi. Bugün bakınca da en çarpıcı tarafı şu: Kapaktaki her isim ayrı bir alanın yıldızı olsa da, hepsi aynı duvarın, aynı kasetçaların, aynı gençlik hayalinin parçasıydı.

THOMAS ANDERS İSTANBUL'A GELİYOR!Thomas Anders, solisti olduğu Modern Talking döneminin hit şarkılarını seslendirmek üze...
12/03/2026

THOMAS ANDERS İSTANBUL'A GELİYOR!
Thomas Anders, solisti olduğu Modern Talking döneminin hit şarkılarını seslendirmek üzere 15 Ağustos’ta Ora Arena’da sahneye çıkacak.

Alman şarkıcı Thomas Anders, 80’li yılların pop ikilisi Modern Talking’in unutulmaz sesi olarak, 15 Ağustos’ta İstanbul’da Ora Arena sahnesine çıkmaya hazırlanıyor. Anders, konserde Modern Talking döneminin efsaneleşmiş şarkılarının yanı sıra solo kariyerinden sevilen parçalarını da seslendirecek.

“You’re My Heart, You're My Soul”, "Cheri Cheri Lady", "Brother Louie" ve "Atlantis Is Calling (S.O.S. for Love)" gibi hi**er, 15 Ağustos gecesi Ora Arena’da seslendirilecek.

1980’lerde Avrupa’dan Asya’ya kadar uzanan dev bir hayran kitlesine ulaşan Modern Talking'in ilk büyük hiti You're My Heart, You're My Soul, 30'dan fazla ülkede listelerin zirvesine yerleşerek dönemin en büyük pop fenomenlerinden biri olmuştu.

Kaynak: Oda TV (11 Mart 2026)

12/03/2026

🇹🇷 Bağımsızlık mücadelemizin önemli sembollerinden biri olan İstiklâl Marşımızın kabulünün 105. yılını gururla kutluyoruz. Başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, milli şairimiz Mehmet Âkif Ersoy’u minnetle anıyor; İstiklâl Marşımızın her dizesini büyük bir sorumlulukla idrak ediyoruz.

İrlanda’nın kırılgan ve güçlü sesi Sinéad O’Connor, 1990’da “Nothing Compares 2 U” ile dünyayı bir anda sessizleştirdi. ...
12/03/2026

İrlanda’nın kırılgan ve güçlü sesi Sinéad O’Connor, 1990’da “Nothing Compares 2 U” ile dünyayı bir anda sessizleştirdi. Prince’in yazdığı bir şarkıydı ama yorumuyla ona yeni bir kalp armağan etti. John Maybury’nin yönettiği video, neredeyse yalnızca bir yüzün yakın planına emanet. Siyah bir fonun içinde, saçsız başının gururu ve bakışındaki çıplak doğrulukla konuşuyor. Paris’te yürüdüğü kısa geçişler, şehrin kalabalığını bile uzak bir uğultuya çeviriyor. Kamera yaklaşırken görülen o tek damla gözyaşı, bir şarkının sözlerden daha fazlası olabileceğini ispatlıyor.

Sesi fısıltıyla başlıyor, sonra usul usul büyüyor. Davul makinesinin nabız gibi atan ritmi, ince bir klavye, boşlukları dolduran sessizlik. Aranjmanın sadeliği, acının bütün ayrıntılarını ortaya çıkarıyor. “Seni hiçbir şeyin yerini tutamayacağını” söylerken, kaybın ve özlemin soylu bir dili var. Saçlarını kazıması, dönemin güzellik kalıplarına dik duran bir duruş. Şarkı yalnızca aşkın yasını tutmuyor, dayatılmış tüm kabukları da sessizce üstümüzden soyuyor.

Bu akşam bu videoyu yeniden izlerken duyulan şey yalnızca geçmişe özlem değil. Aynı zamanda, sade bir kadrajın insanı nasıl tam kalbinden yakalayabildiğinin hatırlanması. Sinéad O’Connor’un sesi, kaybolanların ardından söylenen en dürüst cümlelerden biri gibi. Hepimizin hayatında bir defa da olsa o cümleyi fısıldadığı anlar oldu. İşte tam da bu yüzden “Nothing Compares 2 U” hâlâ ilk günkü kadar yakıcı, hâlâ ilk günkü kadar gerçek. 🖤🎶🎤🎹🥁🎸🇮🇪

HD Remaster of the music video by Sinéad O'Connor performing Nothing Compares 2 U. Taken from the album 'I Do Not Want What I Haven't Got'Follow Sinéad O'Con...

12/03/2026

Efsane gençlik dergisi "Blue Jean"in ismi, Hürriyet Gazetesi’nce düzenlenen ödüllü ve uzun soluklu bir yarışmanın ardından belirlenmişti. Yarışmanın duyurusu, gazetenin arka sayfasının iç kısmında yer alıyordu.

"Gamzeli Güzel" olarak anılan, Alman şarkıcı Sandra'nın 13 Ekim 1986'da yayınlanan, 'Altın Plak' sahibi 2'nci stüdyo alb...
04/03/2026

"Gamzeli Güzel" olarak anılan, Alman şarkıcı Sandra'nın 13 Ekim 1986'da yayınlanan, 'Altın Plak' sahibi 2'nci stüdyo albümü Mirrors'dan çıkan, 1 Haziran 1986 tarihli ilk teklisi "Innocent Love" sizlerle. Keyifli dinlemeler. 🎤🎶🎹🎸🇩🇪

Sandra Innocent Love Official Music Video 1986 FHD 60FPSArtist: Sandra Ann Lauer (Cretu)Song: Innocent LoveRelease Date: June 1986 (West Germany)Country: Wes...

04/03/2026
Madonna’nın 3 Mart 1989 tarihli ilk teklisi “Like a Prayer”, aynı adını taşıyan 4. stüdyo albümünün en güçlü çıkışlarınd...
02/03/2026

Madonna’nın 3 Mart 1989 tarihli ilk teklisi “Like a Prayer”, aynı adını taşıyan 4. stüdyo albümünün en güçlü çıkışlarından biri oldu. 20 Mart 1989’da yayımlanan Like a Prayer albümü, Madonna kariyerinde sadece ticari değil, sanatsal anlamda da yeni bir dönemin kapısını açtı. Pop rock, dance-pop ve gospel unsurlarını bir araya getiren şarkı; kilise korosu etkisi, güçlü vokali ve çarpıcı atmosferiyle kısa sürede 80’lerin en unutulmaz eserlerinden biri haline geldi.

“Like a Prayer”, bugün hâlâ Madonna’nın en iyi şarkılarından biri olarak görülüyor. Şarkının asıl büyük yankısı ise klibiyle geldi. Dini semboller, yanan haçlar, stigmata göndermeleri ve siyahi bir aziz figürüyle yakınlaşma sahneleri nedeniyle klip, özellikle Katolik çevrelerde çok sert tepkiler aldı. Vatikan tarafından kınanan bu video, dönemin en büyük pop kültür olaylarından birine dönüştü. Yaşanan tartışmaların ardından Madonna’nın Pepsi ile yaptığı sponsorluk anlaşması da sona erdi.

Ama bütün bu sansasyonun ötesinde “Like a Prayer”, Madonna’nın pop müzikte sınırları zorladığı en önemli anlardan biri olarak kaldı. Hem müzikal gücü hem de yarattığı kültürel etkiyle, aradan geçen yıllara rağmen hâlâ aynı etkiyi bırakıyor. Keyifli dinlemeler. 🎤🎶🎹🥁🎸🇺🇸

You're watching the official music video for "Like A Prayer" from Madonna's album 'Like A Prayer' released on Sire Records in 1989. Buy/Stream the 'Like A Pr...

02/03/2026

Mart 2013 tarihli Blue Jean’ın 3. sayısındaki “Tarihte Bu Ay” köşesi, müzik basınının geçmişe bugünün heyecanıyla bakma tarzını çok iyi yansıtıyor. Bu sayfada seçilen albümün Madonna’nın 1989 tarihli Like a Prayer’ı olması da tesadüf değil. Çünkü burada sadece bir albüm hatırlatılmıyor; pop müziğin yön değiştirdiği, yıldız imajının daha cesur bir dile dönüştüğü bir kırılma anı yeniden gündeme getiriliyor.

Köşenin en dikkat çekici yanı, Like a Prayer’ı yalnızca “başarılı bir Madonna albümü” olarak sunmaması. Metin, onun ilk üç albümle yakaladığı büyük çıkıştan sonra bile yerinde saymadığını, tersine müzikal arayışını sürdürdüğünü özellikle vurguluyor. Stephen Bray, Patrick Leonard ve Prince gibi isimlerin anılması da boşuna değil. Böylece okura, bu albümün sıradan bir pop devamı değil, daha iddialı ve daha katmanlı bir üretim olduğu hissettiriliyor. Pop, funk, soul ve gospel karışımı ses dünyasının altının çizilmesi de Blue Jean’ın albümü “dönüştürücü” bir iş olarak konumlandırdığını gösteriyor.

Sayfadaki anlatımın bir başka güçlü tarafı, albümün sadece müzikal değil, duygusal ve kültürel etkisini de birlikte vermesi. Annesine ithaf edilen yönüyle kişisel bir derinlik kurulurken, “Like a Prayer” klibi üzerinden çıkan tartışmalarla da Madonna’nın neden yalnızca bir pop yıldızı değil, aynı zamanda bir dönemin en çok konuşulan figürlerinden biri olduğu hatırlatılıyor. Vatikan tepkisi, Pepsi sponsorluğunun kaybı, dini semboller etrafında oluşan sansasyon... Bütün bunlar, albümün sadece kulakta değil, toplumun hafızasında da yer ettiğini anlatıyor.

Aynı metinde “Express Yourself”, “Cherish” ve “Keep It Together” gibi şarkıların anılması da önemli. Çünkü köşe, albümü sadece tartışmalı başlıklarla değil, hit gücüyle de tamamlıyor. Yani burada hem sanatçı kimliği, hem popülerlik, hem de kalıcılık aynı çerçevede veriliyor. “İçinden 6 single çıkan” ve “15 milyonu aşkın tiraja ulaşan” bir albümden söz edilmesi, Blue Jean’ın bu çalışmayı açık biçimde Madonna kariyerinin zirvelerinden biri olarak gördüğünü ortaya koyuyor.

Address

Istanbul

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when 80'LERİN ŞARKILARI posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Establishment

Send a message to 80'LERİN ŞARKILARI:

Share