06/09/2026
Kürtler kaç milyondur?” diye sordu. “Otuz milyon” dedim. Baskan, “Kürtler otuz milyon değil, otuz milyon parçadır. Sen bu otuz milyon parçayi birbirine bağlayabilir misin?” dedi. O konuşma benim için bir milattı.
Frankfurt’ta bir miting vardı. Atmışlarında bir adam geldi. Boynuma sarıldı, ağladı. Ne olduğunu anlamaya çalıştım. Anlattı: ‘Senin albümünü evimde buldular, sekiz yıl hapis yattim’ dedi. Sekiz yıl, sadece bir albüm için, benim sesim için.
“Cegerxwin’in üç divanını ezbere biliyordum. Her dizesi içimde yankı buluyor, sözlerin gücünü iliklerimde hissediyordum” diyor.
Bir gün Halep’te, Cegerxwîn’in misafir olduğu bir eve gider. Orada Seyda’nın bir şiirini okur. Cegerxwîn şaşırır: “Oğlum, sen bu gidişle uçacaksın. Ben bu şiirimi senin gibi ezbere bilmiyorum. Ama sen nasıl bu kadar içten okudun?” der.
Xelil Xemgin 1978 yılı yalnızca Xelil’in kendi sazını aldığı yıl değildir, aynı zamanda ilk bestelerini yaptığı, belleğinde biriken sesleri ezgiye dönüştürdüğü bir yıldır. O yıl üç yeni şarkı besteler: Rewşa mala, sebrê dila, Wa diçim xurbetê...
—