Kırım Kültür Araştırmaları Derneği

Kırım Kültür Araştırmaları Derneği Başkan Rıdvan Aras:

Siyaset bilimci Rıdvan Aras, aslen Mihalıççıklıdır. Siyasal Bilgiler Fakültesi-Mülkiye Kamu Yönetimi Bölümü’nden 1989 yılında mezun oldu.

Mihalıççık ilçesi Yunusemre Köyü’nde İlkokulu, son sınıfa kadar Yunusemre Köyü Ortaokulu’na devam ettikten sonra, Mihalıççık Ortaokulu ve Mihalıççık Lisesi’ni bitirdi.

1985 yılında girdiği A.Ü. A.Ü. İşletme Fakültesi, A.Ü. AÖF Yerel Yönetimler Yüksek Okulu’ndan diploma aldı. TODAİE’nde yüksek tezli lisansını bitirerek Kamu Yönetimi Uzmanı, aynı Enstitünün Yerel Yönetimler Eğitici Eğitimini bitire

rek Yerel Yönetimler Uzmanı oldu.

1991 yılında Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde, Müfettiş olarak başladığı memuriyet hayatına Çankaya Belediye Başkanlığı İç Denetçisi olarak devam etmektedir. Ayrıca, İç Anadolu Belediyeler Birliği Müdürlüğü yanında, Ankara Eskişehirliler Derneği 2. Başkanlığı, Mülkiyeliler Birliği Yönetim Kurulu üyeliği, Yerel Yönetimler Araştırma ve Eğitim Derneği Yönetim ve Yayın Kurulu üyeliği, Kamu Yönetimi Uzmanları Derneği Denetim Kurulu üyeliği, Çankaya Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği kurucu Genel Sekreterliği, ABİDOSD (Ankara Bisiklet ve Doğa Sporları Derneği) Denetim Kurulu üyeliği görevlerinde bulundu. Birlik Dergisi Yazı İşleri Müdürü olarak çalıştı. Halen Kırım Kalkınma Vakfı ile Uluslararası Kırım Dostları Derneği Denetim Kurulu üyesidir. Yayımlanmamış bir yüksek lisans tezi ile “Geçmişten Günümüze Çalçıköy” araştırma-inceleme kitabı, yine araştırma-inceleme olan ikinci kitabı “Mihalıççık ve Köyleri”, Çağhan Sarı ile birlikte hazırladığı Eskişehir Sanat Derneği tarafından 2022 yılı Yunus Emre Ödülüne layık görülen “Gel Dosta Gidelim Gönül”, Vedat Ulubağ ile birlikte hazırladığı “Mihalıççık Kültürü” kitapları yayımlanmıştır.

Çok sayıda organizasyonda eğitimci olarak görev aldı ve spor yazarlığı yaptı. Rıdvan Aras’ın, makalelerden oluşan Eskişehir Araştırmaları: 1 Ertuğrul Sarı Armağanı kitabında “Sarıköy İstasyonu”, Eskişehir Araştırmaları: 2 Rafet Aras Armağanı kitabında “Osmanlı’dan Cumhuriyete Eğitimin Gelişimi ve Mihalıççık’taki Eğitimin Durumu”, Eskişehir Araştırmaları III Yusuf Kartal Armağanı kitabında Ethem Nejat Eskişehir ve Kırım olmak üzere Kamu Yönetimi, Yerel Yönetimler ve Tarih alanında çok sayıda yazı ve makalesi yayınlanmıştır.

Acı haberi sosyal medya üzerinden bir yakını şu sözlerle duyurdu,"Eniştem Ferit Erden Boray hakkın rahmetine kavuşmuştur...
01/08/2025

Acı haberi sosyal medya üzerinden bir yakını şu sözlerle duyurdu,

"Eniştem Ferit Erden Boray hakkın rahmetine kavuşmuştur .Kırım Türkü, Eskişehirli, Eski Asker Tarihçi, Yazar Ferit Erden Boray'ın cenazesi bugün 01/08/2025 tarihinde ikindi namazına müteakip Üsküdar Zeynep Kamil Şakir Caminden kaldırılacak olup. Karaca Ahmet Mezarlığına defin olacaktır."

FERİT ERDEN BORAY KİMDİR?

1941 yılında Eskişehir’de dünyaya gelen Ferit Erden Boray, Türk tarih yazımında kendine özgü üslubu ve araştırmacı kimliğiyle öne çıkan önemli isimlerden biridir. Askeri kariyerinin ardından kendini tamamen tarihe ve yazın dünyasına adayan Boray, özellikle Türk tarihi, isyanlar, inkılaplar ve biyografik eserleriyle dikkat çekmiştir.

Eskisehir.net

AYI-DAĞ EFSANESİ (Şiir)Yazan: Remzi BurnaşKırım-Tatarca'dan çeviren: Deniz Karakurt Ayuv-DağZaman-zaman olanda (ekende),...
31/07/2025

AYI-DAĞ EFSANESİ (Şiir)

Yazan: Remzi Burnaş
Kırım-Tatarca'dan çeviren: Deniz Karakurt

Ayuv-Dağ

Zaman-zaman olanda (ekende), Ayuv-Dağ ayı olanda,
Ay-Petrinin dağları mavi suları öpende,
Büyük yayla üstünde bir yaşlı (qart / kart) ayı vardı yaşayan,
Geyik eti bulamazsa, insan eti yutan (aşağan).
Yıllar gelip geçtiler, çoğaldı ayı sürüsü,
Aksakallı sayıldı (sayılğan – seçildi) yaşlılardan birisi.
O yaşlı ayı ne dese kanun olurdu gençlere,
Uymazsa (boysunmasa) birisi, vurur imiş taşlara.
Kış gelende ayılar yaşardılar kıyıda (yalıda),
Yaşlı deniz durmazmış kendi sakin (tınç) halinde.
Sürü ulumaya başlarsa, o köpürüp kudururmuş,
Gemileri su yutar, sağ kurtulan olmazmış.
Zamanın birinde azgın akbaşlı (epkin çalbaş) dalgalar,
Bir ticaret (bazirgân – bezirgan) gemisini sakin kıyıya vurmuşlar.
Sürünün aksakalı emir vermiş gençlere (yaşlarğa):
Darma-dağın ediniz, vurup sert-taşlara (qan-taşlarğa)!
Çatır-Dağda gemiyi parça-purça etmişler,
Ondan bir sandık bulup, yaşlı ayıya vermişler.
Sırlı sandık açıla – kundak içinde bala [çocuk],
Sonra aksakal balayı kendi kucağına almış da.
Emir etmiş sürüye, genç (yaş) balaya bakmaya,
Yer dibinden olsa da, ana sütü bulmaya.
İşte (mına) böyle ay geçmiş, hafta geçmiş, yıl geçmiş.
Ayılarla mağarada (qoba’da) kız et aşamış (aşay – yemiş), su içmiş.
Kız, dersen bir gül – bahar, dağ ve kırlara örtü,
Dilberlerin dilberi, sanki ayın on dördü.
Bahar gelse kıyıda açar lâle, zambak, gül,
Güzelin nazik sesi olur bağlarda bülbül.
O kendi sesiyle kıyıları yankılatır (yañratqan),
Kış geçince, sürüyü uykusundan uyandırır.
Kızın şerbet sözüne sevdalanmış bu sürü,
Dersin, gündüz-güneş o, gece ise – ay nuru.
Bahar gelip, ayılar ava çıkıp gittiler,
Kıza: “Kıyıya çıkma!” – deyip, çok tembih ettiler.
Yaz geçip, güz gelince, deniz taşıp – kudurmuş.
Geçen bir kayığı boş kıyılara vurmuş.
O kayığın içinde bilinçsiz (essiz) yatan bir oğlan,
Güç-kuvvetten kesilip, susuz sararıp solan.
Bunu gören güzel kız yanmış, terden pişmiş.
Onun insanlık borcu kendi aklına düşmüş.
Ona aş-su getirmiş, aşatmış [yedirmiş] ve içirmiş,
Yiğit kendine gelince onunla vakit geçirmiş.
İkisi de yetişkin – güzellerin güzeli,
Bir-birini sevmişler, olacak bu iş, bu belli…
Yiğit övüp kendi yurdunu, öyküsünü anlatmış kıza,
Kayığımda sana da yer var, deyip ard-arda (qayta-qayta).
Sonra ikisi-bir yürek, düşmeyelim deyip, tuzağa,
Vedalasıp (sağlıqlaşıp) kıyıyla, yol tutmuşlar uzağa.
Kök gürleyip, bulutlar kaplamışlar havayı,
Bilememişler aşıklar, görür müyüz, – diye sabahı,
Sürü denize varıp, meseleyi duymuşlar sonra,
Ulumuşlar dehşetli zelzeleye benzer gibi sonra,
Öfkelenip yaşlı deniz dalgalanmış, köpürmüş,
Oğlan kıza sezdirmemiş küreklere zor etmiş.
Yırtıcılar sürüsü başlamış suyu çekmeye (tartmağa),
Suyu öyle içmeye… Kayık başlamış geri gitmeye (qaytmağa).
Yiğit der güzeline: söyle (yırla) sevgilim, şarkını,
Ayılara bildirme yürekteki sırrını.
İşittikten sonra o sürü, kızın tatlı sesini,
Sudan kıyıya çıkıp, kulak salmış her biri.
Tek yaşlı ayı böğürüp (ökürip), sürdürmüş işini,
Öfkesinden (açuvından) taşlarda bilemiş azı dişini.
Dalgalara koşulup [katılıp], uzaklaşmış yır [şarkı] sesi,
Sonra yaşlı ayı güçsüzleşip (qansıray), başından gitmiş aklı (esi).
Sakin (tınç) kıyıya çıkmamış o, kalmış deniz içinde,
Karadenizin suları çalkalanmış etrafında.
Yaşlı ayının cesedi olmuş kaya – Ayuv-Dağ,
Ona, geçmiş bin yıllar, lâkin dersin, o hep sağ.
Bu, elbette efsane, Karadenizin sırrı,
İnsan da taş kesilir, eğer yiterse şarkı

* Ayı Dağı (Rusça ve Ukraynaca: Аю-Даг; Kırım Tatarcası: Ayuv Dağ), Kırım'da bulunan bir dağdır. Dağ, Yalta'nın 16 km kuzeydoğusundaki Gurzuf ve Partenit arasında yer almaktadır.

IŞIKSPOR VE SÜREYYA ÖZKEFE Kökleri 1938’e dayanan, resmi kuruluşu ise 1953 olan Işık Spor, başta futbol olmak üzere spor...
30/07/2025

IŞIKSPOR VE SÜREYYA ÖZKEFE

Kökleri 1938’e dayanan, resmi kuruluşu ise 1953 olan Işık Spor, başta futbol olmak üzere sporun birden fazla branşında hizmet vererek gerek Eskişehir, gerekse ülke sporuna katkı sağlayan bir kulüp.

Yazımıza konu olmasını sağlayan bir diğer dikkat çekici özelliği ise Kırım Tatarları tarafından kurulmuş olması. Zaten bu, kulübün ismini tatarların yoğun olarak yaşadığı Işıklar Mahallesinden, mavi-sarı olan renklerini ise Kırım Tatar bayrağından almasında kendini gösteriyor.

Kuşak güreşinde Dünya ikinciliği bulunan Işıkspor, Judoda Türkiye 2. ligi şampiyonluğu sahibi. Ancak, göz önünde bulunmasını sağlayan esas alan elbette futbol. Nihat Atacan, Rasim Kara, Halit Kök, Yücel Yüce’nin yetiştiği, Muzaffer Atacan, Güven Sabaz gibi isimlerin teknik adamlık yaptığı kulüp, üyelik aidatlarıyla, Kırım Tatarlarının desteğiyle Eskişehir Işıkspor'un lokaliyle ayakta duruyor. Işıkspor en son 2024-2025 sezonunun 1. Amatör Küme Play-Off finalinde, rakibi Tepebaşı Batıkent’i 2-0 yenerek Süper Amatör Lige yükseldi.

Kulübün yetiştirdiği en önemli futbolculardan biri dün (29.07.2025) kaybettiğimiz Süreyya Özkefe idi. Demirspor çıraklık okulu mezunu olan Özkefe, futbola mahallesinin takımı Işıkspor’da başlar. 1958 yılında Genç Milli olur, bunun üzerine dikkat çeker ve üç senesini geçireceği Ankara Demirspor’a geçer. Bu, aynı zamanda işçi statüsünden memurluğa geçiştir onun için. Askerliği sırasında Ordu Milli Takımı’nda da yer alan Özkefe’nin sonrasında BJK yılları başlar. En nihayetinde Aydın Begiter’in girişimiyle memleketinin takımı Eskişehirspor’a gelir, İsmail Arca ile iyi bir ikili olurlar. Büyük başarılara imza atan Es Es’in kıymetli bir parçası olur. Eskişehirspor’la 1 Türkiye Kupası, 1 Süper kupa (Cumhurbaşkanlığı Kupası)kaldıran Süreyya, İspanyol devi Sevilla’yı UEFA Kupası’ndan saf dışı bırakan takımın en önemli oyuncuları arasında yer alır. Beşiktaş’ın, Eskişehirspor’un ve Milli Takımın büyük yıldızı 1971-1972 sezonun sonunda geride başarılarla dolu, görkemli bir mazi bırakarak futbola veda eder ve Eskişehir’e yerleşir. Özkefe, 11 kez Genç Milli, 9 kez Ordu Milli, 5 kez Ümit Milli ve 13 kez de A Milli olmak üzere toplam 38 defa milli formayı giymişti.

Esasen Kırım Tatarlarının uluslar arası düzeyde, Özbekistan sürgünlerinden iki kez Asya’da yılın Futbolcusu seçilen Server Cebarov, yine Özbekistan’dan Marat Kabaev, tatar kökenli olup bir ara Kayserispor forması giyen Denis Alibec yanında, BJK’den bildiğimiz Finlandiya tatarı Atik İsmail; ulusal düzeyde yukarıda zikrettiğimiz isimlerin yanında, Abdurrahman Temel, İlhan Mansız gibi çok sayıda tanınmış futbolcu yetiştirdiğini belirtelim.

Süreyya Özkefe aramızdan ayrıldı ama ayak izleri Altın Ayaklar projesiyle Eskişehir’de yaşamaya devam edecek.

Kırım Tatar takımı olarak bilinen Işıkspor’da yetişen Süreyya Özkefe’ye rahmet, Işıkspor’a başarılar dileriz.

29/07/2025

Değerli takipçiler, sayfadaki paylaşımları elbette kullanabilirsiniz. Ancak, bunu kaynak göstererek yaparsanız daha bir memnun oluruz.

Kırım Tatarları her açıdan zulümle dolu olan günlerini, feryatlarını edebî eserlerinde dile getirmeye çalışmışlardır. Bu...
29/07/2025

Kırım Tatarları her açıdan zulümle dolu olan günlerini, feryatlarını edebî eserlerinde dile getirmeye çalışmışlardır. Bu eserlerin bazılarında şair ve yazarlar, Kırım Tatar halkının çektiği eziyetlere çare olabilmek, geçmişin güzel ve bahtlı günlerine olan özlemlerini ifade etmek, öz halkının hürriyete kavuşması uğruna neler yapacaklarını anlatmak için sözler vermişler, ant içmişlerdir. Bu şairlerden biri Kırım Tatar Hükümeti’nin başkanı olmuş ve 1918 yılında Bolşevikler tarafından yakalanarak idam edilmiş olan Numan Çelebi Cihan’dır.

Kırım Tatar Edebiyatı’nda onun eşsiz bir yerde bulunmasını sağlayan 1917 de yazdığı Ant Etkenmen “Ant Etmişim” şiiridir. Bu şiir daha onun sağlığında halk tarafından bestelenmiş, 9 Aralık 1917’de toplanan Kırım Tatar Millî Kurultayı’nda Millî marş olarak okunmuştur.

Sadri Maksudi Arsal (23 Temmuz 1878- 20 Şubat 1957), Türk-Tatar devlet adamı, hukukçu, akademisyen, düşünür ve siyasetçi...
23/07/2025

Sadri Maksudi Arsal (23 Temmuz 1878- 20 Şubat 1957),

Türk-Tatar devlet adamı, hukukçu, akademisyen, düşünür ve siyasetçi.

Günümüz Rusya Federasyonu içindeki özerk Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan dışındaki Taşsu köyünde dünyaya geldi. Babası köyün imamı Nizamettin Molla, annesi Meftuna Hanım’dır. Rusya’da ismi, “Sadrettin Nizamettinoviç Maksudov” idi.

İlköğrenimini köy okulunda gördükten sonra 1888’de Kazan’daki ünlü Allamiye Medresesi’ne gitti. Aynı medresede öğretmenlik yapan ağabeyi Ahmet Hadi Maksudi’nin yanında öğrenimine devam etti. İleride tanınmış bir pedagog ve Kazan’ın önde gelen Ceditçilerinden (yenilikçi) olan ağabeyi, onun yetişmesinde büyük rol oynadı. Kazan yıllarında, İstanbul’dan gelen çocuk romanlarını okuyarak Osmanlıca öğrendi ve bu romanlardan Robinson Crusoe’nun Osmanlıca çevirisini Kazan Türkçesine çevirdi.

1895’te Bahçesaray’daki Zincirli Medrese’de ders vermeye davet edilen ağabeyi ile birlikte Bahçesaray’a gitti. Aynı kurumda öğretmenlik yapan ve ileride “manevi babam” diye anacağı İsmail Gaspıralı’yla tanıştı. Bahçesaray’da geçirdiği 1895-1896 öğrenim yılında Zincirli Medrese’deki dersleri takip etti ve Rusça öğrendi.

1897’de Rus Öğretmen Mektebi’ne girdi. Bu okula kaydı, Ruslaşma tehlikesi olarak görüldüğü için Türk cemaatince tenkit edildi. İlk hikâye denemeleri 1899-1900’de yayımlandı. 1900 yılında “Maişet” adlı romanını Kazan’da yayımladı. Romanı yazmaktaki amacını, “Tatarca’nın bir milli edebiyat haline gelmesine katkı sağlamak” olarak açıklamıştır.

1901 yılında Öğretmen Mektebi’ni bitirdikten sonra ağabeyinin önerisi üzerine eğitimine İstanbul’da devam etmek istedi. Ancak önce öğretmen okulu yıllarında kitaplarını okuyup hayranı olduğu Lev Tolstoy ile tanışmadan Rusya’dan ayrılmak istemedi. 1901 yazında Yasnaya Polyana’ya giderek o sırada 73 yaşında olan yazarı evinde ziyaret etti. Saatler süren sohbetleri sırasında Sadri Maksudi’yi çok beğenen ünlü yazar, çeşitli defalar “akıllı Tatar çocuğu” diye sırtını sıvazlamıştır.

Sadri Maksudi, İstanbul’a giderken yolunun üzerinde bulunan Kırım’a geldiğinde İsmail Gaspıralı ile görüştü. İsmail Gaspıralı kendisini modern anlamda daha iyi eğitim alabileceği Paris’e gitmeye ikna etti. Genç Sadri Maksudi, yine Gaspıralı’nın tavsiyesi ile Paris’e gitmeden önce İstanbul’a da uğradı. Bu İstanbul gezisi sırasında Ahmet Mithat Efendi ile tanıştı ve o da kendisine Paris’te öğrenim görmesini tavsiye etti.

Sadi Maksudi, Türk Ocakları’nın daveti üzerine 1924 yılında yeni Türk Cumhuriyeti’nde bir dizi konferans verdi. 24 Kasım 1924’te Çankaya’da Mustafa Kemal Paşa ile tanıştı. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde görev alma teklifini kabul etti. 1925’te Türkiye’ye gelip yerleşti; Ankara’da Maarif Vekaleti’ne bağlı Telif ve Tercüme Heyeti üyeliğine atandı. Bu heyetin dağılmasından sonra Ankara Hukuk Mektebi kurucu hocaları arasında yer aldı; uzun yıllar bu kurumda ders verdi.

Türkiye’de Türkçülüğün temelini atanlar arasında bulunur. Cumhuriyetin ilk hukuk fakültesi olan Ankara Hukuk Fakültesi’nin kurucu hocalarındandır. Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’nun kurulmasında önemli katkıları olmuştur.

TBMM’de IV. dönem Şebinkarahisar, V. dönem Giresun ve IX. dönem Ankara milletvekili olarak görev yapmıştır. Türk Dışişleri’ne girmiş ilk kadın diplomat (1932) olan Adile Ayda’nın babasıdır.

Özdemir İnce

KIRIMLI PORTRELERDENFEVZİ AKKAYAFeyzi Akkaya kimdir?.. “O, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en yetenekli mühendislerinden birid...
22/07/2025

KIRIMLI PORTRELERDEN

FEVZİ AKKAYA

Feyzi Akkaya kimdir?.. “O, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en yetenekli mühendislerinden biridir” dersek, abartmış sayılmayız… Yeteneğinin hakkını henüz üniversite yıllarındayken, arkadaşları, ona taktıkları lakapla vermişti: “Reis Feyzi”. Bu lakap, meslek hayatı boyunca onu takip etti. Kariyerini noktaladığında ise, ona yapılan yakıştırmalardan biri, “Modern Mimar Sinan”dı!

Ancak, bir meslektaşının yapmış olduğu isabetli tanımlamayla, o bir aysberg gibiydi; yani sadece üstün nitelikli bir mühendis değildi. Aynı zamanda tulumunu giyip eline kaynak makinesini almaktan çekinmeyen bir işçi, literatüre geçmiş icatlarıyla bir mucit, dünyaya kafa yoran bir entelektüel, bir ömür boyu lüksten kaçmış sade bir kişilik, bir doğa aşığı, mizahi bakışı keskin bir yazar, varını yoğunu kurduğu vakfa bırakan bir hayırseverdi.

23 Aralık 1907’de Tatar Osman Paşa’nın torunu olarak İstanbul Üsküdar’da doğan Feyzi Akkaya, 1932’de İTÜ’yü birincilikle bitirdi. 1938’de sınıf arkadaşı Sezai Türkeş ile birlikte çalışmaya başladı. 1943’de isimlerinin ilk harflerini bir araya getirdiler ve ‘’STFA İnşaat Mühendislik’’ ortaya çıktı. 1976’da STFA bir holdinge dönüştüğünde, bu çatının altında 43 şirket yer alıyordu. 1943-73 arasında yurtiçinde köprü, iskele, liman, baraj, tünel ve yüksek gerilim hatları inşa ettiler. 1970’li yıllarda STFA yurtdışına açılan “ilk’’ mühendislik firması oldu. Libya’da birçok önemli projeyi gerçekleştirdiler. 1973’te Türkiye müteahhitliğinin ilk yurtdışı sözleşmesini imzaladılar, bu işin öncüsü oldular. STFA’yı izleyerek, onlarca Türk şirketi yurtdışına açıldı. Libya başarısı onlara Suudi Arabistan, İran ve Tunus’ta önemli projelerin kapısını açtı.

Feyzi Akkaya, kendisine has inşaat teknikleri uygulamaları ile sektöre adını yazdırdı. Erzincan demiryolu inşaatında çelik elemanlarının gerilmesini ölçtü. Kalıp çakılmasında “Zorluk Emsali” uygulamasını sağlayan yöntemi hayata geçirdi. Bunu sualtında da gerçekleştirdi. Akkaya’nın bizzat suya dalış yapması ve kazık çakmasıyla ünlüdür. Türkiye mühendisliği bu örnekle haklı olarak övünür. Akkaya, mühendislik sektörüne 500’ün üzerinde yenilikçi uygulamasıyla katkıda bulundu. Akkaya, 1983’te İstanbul dışında, Kocaeli’nde bir çiftliğe çekildi. Esasen STFA artık o günlerde profesyonel bir yapıya kavuşmuştu. Ama haftada 2 gün STFA’ya geldi, bilgi, deney, görgüsünü paylaştı. Şirketteki odası “Senato” olarak anılır. Yaşamında hiç evlenmeyen Feyzi Akkaya, 1978’de Temel Eğitim Vakfı’nı kurarak servetinin tamamını bu vakfa bağışladı.

1983'den itibaren kendi isteğiyle yarı emekli olan Feyzi Akkaya, ofise önceleri haftada iki gün, sonraları sadece Perşembe günleri gelirdi. İ.T.Ü., Akkaya'nın mühendislik bilimlerine yaptığı büyük katkıları, modern teknolojinin ülkemize getirilmesi, Türk Teknolojisi'nin yurt dışına tanıtılması böylece teknik ve ekonomik gücümüzün uluslararası sahaya açılmasındaki üstün hizmetleri nedeni ile 25 Mart 1976 tarihinde kendisine “Doktor” ünvanını verdi. 17 Haziran 1989 tarihinde ise Akkaya'ya, Boğaziçi Üniversitesi tarafından “Fahri Doktor” ünvanı tevcih edildi.

Türkiye'de ilk defa “Devlet Üstün Hizmet Madalyası, 18 Nisan 1990'da Sezai Türkeş ve Feyzi Akkaya'ya verildi. Feyzi Akkaya, Paris Eiffel Kulesi'nin 100.yıl Kutlama Töreni'ne, Türk Mühendisliğini temsilen katıldı.

09.12.2004 tarihinde vefat etti.

14/07/2025
Gazi Bora Giray Han'ın gravürü. Askerî alanda gösterdiği başarı ve kahramanlıklardan dolayı “Bora” lakabıyla nam salan, ...
09/07/2025

Gazi Bora Giray Han'ın gravürü.

Askerî alanda gösterdiği başarı ve kahramanlıklardan dolayı “Bora” lakabıyla nam salan, yazdığı şiirlerde ise “Gazâyî”, “Han Gazi” mahlaslarıyla tanınan Kırım hanlarından Devlet Giray Han’ın (1512-1577) oğlu Gazi Giray Han, başarılı ve güçlü bir devlet adamı ve asker olmasının yanı sıra iyi bir şair, hattat, sâzende ve bestekâr olarak çok yönlü yetişen Türk hükümdarları arasında yer almaktadır.

Address

Ankara
06010

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kırım Kültür Araştırmaları Derneği posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share