12/07/2026
Artık Çok Düşünerek Yaşamıyorum...
Eskiden her şeyi kafama takardım.
Kırılanı onarmaya, bozulanı düzeltmeye, anlamayanlara defalarca anlatmaya çalışır; hem zamanımı hem de ruhumu tüketirdim.
Şimdi ise hayat bana bambaşka bir şey öğretti.
İp mi dolaştı?
Çözmek için saatler harcamıyorum.
Dolaştığı yerden koparıp geçiyorum.
Vazom mu kırıldı?
Parçalarını bir araya getirip eskisi gibi olsun diye uğraşmıyorum.
Kalanını da kaldırıyor, çöpe atıyorum.
Çünkü bazı şeyler kırıldı mı, ne kadar yapıştırırsan yapıştır, eski hâline dönmüyor.
Yemeğim mi yandı?
"Aman..." diyorum.
Yansın.
Yeter ki yanan benim canım olmasın.
Bir tabak yemek yeniden yapılır.
Ama kırılan bir yüreğin telafisi her zaman kolay olmuyor.
Birine söyleyeceğimi artık yalnızca bir kez söylüyorum.
Anladıysa ne mutlu...
Anlamadıysa da, anladığı kadarını kabul ediyorum.
Kimsenin beni anlaması için ömrümü tüketmeye niyetim yok.
İster doğru anlasın, ister yanlış...
Artık bunu dert etmiyorum.
Hayatımda da, yaşam alanımda da fazlalıklara yer bırakmadım.
Takımı bozulmuş tabaklar...
Yıllardır dolapta bekleyen ama hiç giyilmeyen kıyafetler...
Kullanılmayan eşyalar...
Ya çöpe gidiyor ya da ihtiyacı olana.
Eşya da bekledikçe yük oluyor insana.
İnsan da...
Değerini yitirmiş, huzurumu kaçıran insanların hayatımda yeri yoksa telefon rehberimde de isimleri olmasın.
Silip geçiyorum.
Kırmadan, dökmeden...
Sadece yoluma devam ediyorum.
Çünkü insan bazen en büyük temizliği evini süpürerek değil, ruhunu hafifleterek yapıyor.
Ben de önce içimi temizledim.
Sonra evimi...
İnanın, dünya varmış.
Evimde yeni eşyalara...
Gönlümde ise güzel insanlara yer açtım.
Belki bunu yapmak için geç kaldım.
Ama hiçbir zaman "çok geç" değildir.
Atalarımız ne güzel söylemiş:
"Zararın neresinden dönersen kârdır."
Bugün dönüp baktığımda görüyorum ki belki büyük kazançlar elde etmedim.
Ama artık zarar etmiyorum.
İnsan bazen en büyük zenginliği, yüklerinden kurtulduğu gün fark ediyor.
İşte ben de bunu öğrendim.
Ve öğrendiğim en kıymetli şey şu oldu:
Hayatı zorlaştıran fazlalıkları değil, huzur veren güzellikleri biriktirmek gerekiyormuş...
Nermin Aydın
SİNOP Dergisi